

Kendisini dönüşçü olarak tanımlayanların çoğu milli bilinçten ve millet olmanın anlamından habersizdirler.
Bir milleti millet yapan şeylere karşı ne saygıları ne de inançları vardır.
Var ise de bunu dile getirmezler.
Bizler ise onların kalbini açıp içine bakacak değiliz. Bu yüzden de MİLLİ BİRLİĞİMİZİ amaç olarak gördüklerini söyleyene kadar onların sadece günümüzdeki söylemlerini irdeleyebiliriz.
Milleti millet yapan ülkesi, vatanı, birliği hakkında hiç bir fikre sahip değillerdir.
Hatta aralarından bazıları tamamen bunların karşısında olduğunu bile dile getirebilecek derecede söylemler dahi ortaya koyabilir, 'Vatanımızın birliği amacım değildir, amacı bu olanları kınıyorum' dahi diyebilir...
Bunun olası yegane sebebi ise bunları dile getirdikleri an DÖNÜŞ ismini verdikleri eylemin sadece ARAÇ olduğunun açığa çıkmasıdır.
Kısaca ÇERKESLERİN BİRLİĞİ amacımızdır demezler.
Kısaca ÇERKESLERİN ÜLKESİ amacımızdır demezler.
Kısaca ÇERKESLERİN VATANI amacımızdır demezler.
Böylece AMAÇLARINI (var ise) ORTAYA KOYMADIKLARI için aslında herhangi bir amaca hizmet edebilecek araç olmaktan öteye geçmeyen DÖNÜŞ’ü baltalarlar.
Halka bir amaç sunmayarak dönmelerini istemeleri ise anlamsızlaşır.
Amaçlarını (var ise bile) dile getirmemeleri aracı adeta kutsamaları, (var ise bile) amaçlarının önüne çıkartmaları anlamsızlaşır.
DÖNÜŞÇÜLERİN ÇOĞU milli birliğimizi ekonomik, siyasi, sosyal vb. olarak istediklerini, bunun amaçları olduğunu dile getirmezler.
Bu yüzden de hiç kimse DÖNÜŞÇÜLER in AMACI MİLLİ BİRLİĞİMİZDİR diyemez.
Bunu kendileri dahi söyleyemezler; çünkü milli birlik demek bir vatan ve ülkenin birliği de demektir.
Bu birliği amaç olarak dile getirdikleri an DÖNÜŞ, yatma, yuvarlanma dedikleri şey anında amaç olmaktan çıkar araçlaşır ve DÖNÜŞ ideali denilen şeyin ideal değil MİLLİ BİRLİK idealine hizmet eden ARAÇ olduğu açığa çıkar.
Bu ise DÖNÜŞÇÜ’yüz demelerindeki mantığı ortadan kaldırır. Bu söylemin bir ideal olmadığı açığa çıkar.
Kısaca Dönüşçüler AMAÇLARININ MİLLİ BİRLİĞİMİZ OLDUĞUNU SÖYLEYENE KADAR bu amaca sahip sayılmazlar. BU MİLLİ BİRLİĞİN SAĞLANACAĞI VATANI amaç olarak gördüklerini söyleyene kadar onlar hakkında başka bir şey düşünmemiz imkansızdır.
****
DÖNÜŞÇÜLERİN ÇOĞU İNANÇSIZDIR
Dünya üzerindeki en önemli şeylerden birisi SÖZ’dür, LAF'tır.
Dünya üzerinde SÖZE, LAFA tüm dinler birincil olarak önem verirler. Dünya üzerinde insanoğlunun SÖZÜ, LAFI tüm felsefelerin temelini oluşturur.
Tüm inanç sistemleri, dinlerde dahil olmak üzere SÖZ, LAF üzerine kuruludur.
Örneğin müslümanmı olacaksınız, SÖZ'ünüz çok önemlidir. ŞEHADET getirmelisiniz. Sözle ne olduğunuzu ifade etmelisiniz.
Örneğin evlendiniz değil mi, bu da aleni olmalıdır. Tüm dinler, dünya üzerindeki yazılı tüm kanunlar sizin ağzınızdan çıkan söze değer verirler. SÖZ’ünüzün çok önemi vardır.
İnancın birincil şartı SÖZ ile inancınızı dile getirmektir.
Dile getirmediğiniz müddetçe inancınız yok sayılır. Tüm inanç sistemleri, tüm felsefe akımları, tüm ideolojiler bunun üzerine kuruludur.
Dinimiz bile önce SÖZ'e önem verir.
Bu bağlamda DÖNÜŞÇÜ’yüm diyenlerin büyük çoğunluğu İNANÇSIZDIR demek durumunda kalırız.
Çünkü; dönüşleri-yatmaları, yuvarlanmaları, o kutsadıkları eylemleri ne ise, NE GİBİ AMACA SAHİPTİR, BU EYLEMLERİ YAPIŞ SEBEPLERİ NELERDİR söylemezler.
Kendisini dönüşçü olarak tanımlayanların çoğu amaçlarının ADIGE XEKU- ÇERKESYA olduğunu, bu amaca ulaşmak için bu eylemleri yaptıklarını dile getirmezler .
Kalplerini açıp içine bakmak hiç birimiz için mümkün değil. Sadece SÖZ'leri ile onları değerlendirebiliriz.
Onlar SÖZLERİ ile İNANÇLI olduklarını sergilemezler.
***
ÇERKESYA- ADIGE XEKU amacımızdır demezler. VATANIMIZ amacımızdır dahi demezler.
Bunu dedikleri an, VATANINIZIN SINIRI VAR MI, VATANINIZ NERESİ gibi sorular duymak istemezler.
Ayrıca eğer vatanlarının amaçları olduğunu dile getirirlerse o yaptıkları eylem (dönmek, göç etmek, yuvarlanmak, hoplamak, zıplamak) amaç olmaktan çıkar, araçlığı ortaya konulmuş olur DÖNÜŞÇÜ’yüm demek anlamsızlaşır.
Eğer bir inanca, amaca, ideale sahiplerse dahi bu inancın birincil gereği olan; SÖYLEMEK, LAFINI ETMEK, SÖZLE DİLE GETİRMEK kısmını, bile bile, aleni olarak yerine getirmedikleri müddetçe İNANÇSIZ olduklarını sergilemiş olurlar.
Eğer amacınızı, inancınızı dile getirmiyorsanız, halkın bu inanç etrafında toplanmasını beklemeniz hayal olur.
İşte zaten bu yüzden DÖNÜŞÇÜLERİN ÇOĞU HAYAL ALEMİNDE YAŞAYAN İNSANLARDIR.
Hele hele bazıları, bırakın böylesi bir inancı dile getirmeyi tam tersine bu inancın karşısına dikilerek tamamen o yaptıkları dönme, yuvarlanma, hoplama zıplama eylemini dahi aşağılamaktan adeta zevk alırlar. Bunun da tek sebebi ortaya koyabilecekleri inanca sahip olmamalarıdır.
İNANCINI DİLE GETİRMEYENLER İNANÇSIZ SAYILIRLAR, ya da…
****
DÖNÜŞÇÜLERİN ÇOĞU İNKARCIDIR
Sanki böylesi bir ideal veya fikir varmışcasına kendisini DÖNÜŞÇÜ olarak tanımlayanların büyük çoğunluğunun ortak özelliği İNKARCI olmalarıdır.
Şayet onların bu inkarcılığını kabul etmeyecek olursak, aksini iddia edecek olursak onlara hiç ilgilerinin olmadığı başka şeyler söylemek durumunda kalırız. Ki, bu da kesinlikle doğru değil.
Bu inkarcılıkları o kadar ileri derecededirki, kendi öz akıllarını dahi inkar eder konumdadırlar.
Dönüşçüler yaptıkları bu eylemi neden yaptıkları sorusu ile karşılaştıklarında VATANAMIZ İÇİN YAPTIK diyemezler. Bunu dedikleri an VATANINIZ NERESİ sorusu ile karşılaşır ve bu soruya yanıt vermekten çekinirler.
Çünkü bu soruya yanıt verdiklerinde yaptıkları şey ideal, fikir vs. kisvesinden sıyrılır VATAN İÇİN olan bir vasıtaya dönüşür.
Halbuki aklın kabul edebileceği, akla uygun tek açıklamaları VATANIMIZ İÇİN DÖNDÜK olabilir. Bunu alenen söylemedikleri müdddetçe, bunu inkar ettikleri süre boyunca onlar için kullanılabilecek en yakışık alır ifadelerden birisi İNKARCI olmalarıdır.
Bile bile (kendileri için dahi doğru olan şeyleri) inkar etmeleri ise aynı zamanda YALANCILIKTIR. Bununla da sınırlı kalmadan kendi öz akıllarını(n ortaya koyabileceği yegane yalın gerçeği) İNKAR EDERLER.
Bu inkarcılıkları geçmişimize kadar uzanır.
Örneğin, ‘VATANIMIZ İÇİN’ açıklaması dışında sunabilecekleri her türlü izahat sadece günümüzü değil geçmişi de inkar ettiklerinin belirtecidir.
Burada okullar var, o yüzden geldik dediklerinde 1900’lü yıllarda vatanımızda bir tane bile okul yokken Çerkeslere ait okula sahip olan Osmanlı’dan vatana gelmiş olan buradaki okulların temelini atan büyük insanlarımızın çalışmalarını inkar eder duruma düşerler. Xabze, dil vs. konusunda da o dönemin insanlarının vatana dönmelerinin gereksiz olduğu gibi yanlış bir sonuca gitmemizi sağlayan zemin oluştururlar
Bütün bu ve benzeri durumlarını tesbit eden ortaya koyan çıkarsamalar karşısında herhangi bir açıklama dahi yapamazlar.
Bunun yerine; ‘Sende şimdi durup dururken nereden çıktın. Ama bizim amacımız varki, Biz dönme cesaretini göstermiş cesur insanlarız, Sen bir sussana, Bu adam da kim, neyin nesi, Dönüşü anlamıyorsan beyin yoksunusun vs.’ gibi şeyler dile getirirler. Kısaca ‘DÖNÜŞÇÜYÜM BEN ANADIN MI?’ derler.
‘AMAÇLARINI, VATANLARINI, VATANLARININ NERESİ OLDUĞUNU, MİLLETİMİZİN BİRLİĞİNDEN NE ANLADIKLARINI’ dile getirerek, kendileri ile alakalı tüm bu çıkarsamaları yerle bir etmek yerine bambaşka ama özünde konu ile alakasız şeyler dile getirirler.
Defalarca yinelediğim gibi, AMAÇLARINI, VATANLARINI, VATANLARININ NERESİ OLDUĞUNU ifade ettikleri andaysa DÖNÜŞ dedikleri şey AMAÇ OLMAKTAN ÇIKAR esas olduğu şeye ‘ARAÇLIĞA’ dönüşür. İDEAL olmadığı, ideal için kullanılacak bir vasıta olduğu alenileşir.
Onların ortaya koyduğu düşün şeklini tanımlayabilecek tek şey İNKARCILIKTIR. Bakmayın inkarcılık diye yazdığıma, anlaşılır olsun diye böyle yazdım yoksa inkarcılık literatürde başka bir kelime ile anlatılır.
Bundan farklı söylenebilecek tek şey ise; Bir AMAÇ, bir VATAN dile getirmemelerinin ardında, gerçekten bir amaca ve vatana hizmet etmiyor olmaları yatıyor sonucudur. Gerçekte bunun böyle olmadığını kendileri de bilirken, bunu İNKAR ETMEYİ yol olarak seçmişlerdir.
Bunların dışında başka sunulacak, sunabilecekleri her şey ise ne yazık ki onları daha kötü konumda gösterir.
3 yıl evvel 'dönüşçülerin çoğunluğu dönek' çıktı. kandılar düşmanın ivgasına ev araba magazin ,sınıf atlamak için yerli çerkesleri bi güzel kazıkladılar, jikleti , tekstili 100 misli fiyatla sattılar v.s. o yazımı yayınlamamıştı çerkesya yurtseverleri, yaşadıkları coğrafyanın tılsımını hala anlayamadılar, kafkasyada birlik dostluk dayanışma gereklidir,selamlar
13 Ocak 2014 Pazartesi Saat 10:28Putları yıkıyorsunuz tek tek Hilmi bey. Elinize sağlık.
11 Ocak 2014 Cumartesi Saat 13:23Bu kadar net, bu kadar berrak...
Ellerine, gözlerine, yüreğine sağlık...
İnsan içinde olduğu bir toplum ya da topluluk için ancak bu kadar öz-eleştiri yapabilir.
Ne eksik, ne fazla...
Yazanın yazdıkları, sevincinden dolayı değil, kıvanç duyabileceği bir gelecek için, halkı ve ülkesi için sadece umudu olduğundandır.
Umarım Açumıh Hilmi'nin açtığı çığır, yüreğinden kopan sessiz çığlık, her tarafta doğru yankı bulur ve sesi kör kuyularda kurumaz.
