Karakter boyutu :
KAYBOLMAKTA OLAN DEĞERLERE YENİDEN KAVUŞMAK - FERZ SAVAŞI

04 Mart 2014 Salı Saat 22:14

KAYBOLMAKTA OLAN DEĞERLERE YENİDEN KAVUŞMAK
150 yıl önce uğradığımız sürgün ve soykırım sonucunda vatandakilerin azınlık, diasporadakilerin dağınık yaşamak zorunda kalmaları nedeniyle ulusal kültürel yaşamımızda birçok değerimizi yitirmiş olduğumuz bilinen bir gerçektir. “Şıçepşıne” olarak adlandırdığımız müzik aleti ve bu aletle birlikte söylenen şarkılarda yokolma tehlikesi ile karşı karşıya kalmış kültürel değerlerimizden biri idi.
Çerkesler 19 ncu yüzyıla kadar “Haçeş” olarak adlandırdıkları konuk evlerinde toplandıklarında Kamıl ve Şıçepşıne eşliğinde halk şarkılarını söylüyorlardı. Ondokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru akordiyonun Kafkasya'ya girmesi ile Şıçepşıne ve Kamılın yaşamdaki yeri git gide azalmaya ve hatta yokolmaya başlamıştır. Akordiyonun sesinin daha gür ve ses çeşitliliğinin daha fazla olması nedeniyle diğer enstrümanların yaşam alanlarını giderek daralttığı bir gerçektir. Şıçepşıne ve Kamılın yaşamdaki yerlerinin azalmasını tek başına akordiyona bağlamak ta gerçekçi olmayabilir. Haçeşlerin ortadan kalkması, Sovyet döneminde konuları büyük ölçüde Çerkes Rus savaşlarına bağlı olan eski şarkıların devlet ideolojisince hoş görülmemesi, moda müzik akımlarına olan ilgilerin artması da Şıçepşıne ve Kamılın unutulmasına neden olan etmenlerden olduklarını söyleyebiliriz. Bu gelişmeler ile birlikte Şıçepşıneyle söylenen şarkılar da unutulmaya başlanmış, bundan sözlü müzik kültürümüz ciddi yaralar almıştır. Oysa ki sözlü müziğin dilin gelişiminde ve ulusal bilincin oluşumunda ne kadar önemli olduğunu hepimiz Türk halk türküleri nedeniyle biliriz.
Durum böyle iken son yıllarda Çerkesya'da Şıçepşıneye ve Kamıle ilgi yeniden başladı. Bu aletleri yapan ve çalan ustalar ile bunların yetiştirdiği gençler ve çocuklar çoğaldı. Bu alanda Adığey'de Şıçepşıne ustası Ğuçe Zamudin'in yaptığı çalışmalar her türlü takdirin üzerindedir.
Ğuçe Zamudin'in girişimi ile 24 Şubat akşamı Mıyekuape'de flarmoni binasında ünlü Şıçepşıne ustası Çıç Aslanbeç'in 100 ncü yaş günü nedeniyle bir anma etkinliği düzenlendi. Aslanbeç'ten bahsetmeden önce onun mensup olduğu Çıç ailesine bir göz atmak gerekiyor. Neşukuay köyünden olan bu aileden Çıç His (Kompozitör, müzik bilimci), Çıç Yura (Adığe tiyatrosunun en kıdemli artisti), Çıç Zulhace (Şarkıcı) yetişmiş. Bir aileden bu kadar sanatçının yetişmiş olması ne kadarda onur verici değil mi?
Bu sanatçı ailenin bir ferdi olan Çıç Aslanbeç, Şıçepşıne ustası,sözlü halk edebiyatının taşıyıcısı ve icracısı olarak tanınmış bir sanatçımız. Yaşamı boyunca Şıçepşıneyi bir an olsun yanından ayırmamış. İkinci dünya savaşı yıllarını da kapsayan on yıllık askerliği süresince Şıçepşınesini bavulunda taşımış, Rus askerlerine Adığe makamlarını dinletmiş.
Anma etkinliği kapsamında Adığey'in çeşitli bölgelerinden, Kabardey Balkar'dan, Karaçay Çerkes'ten ve Şapsugya'dan gelen sanatçılar ile Ğuçe Zamudin'in öğrencileri bizlere Şıçepşine ve Kamıl ile çaldıkları parçaları ve eski halk şarkılarımızı zaman zaman gözlerimizi de yaşartarak başarı ile dinlettiler. Bu gençlerin arasında repatriyant çocuklarının da azımsanmayacak sayıda bulunması bizleri ayrıca gururlandırdı. Yüzyıllık ayrılıktan sonra kavuştuğun vatanında halkının kaybolmaya yüztutmuş değerlerinin yeniden kazanılmasına katkı sağlamaktan daha değerli ne olabilir ki?
Bu arada son zamanlarda bu alanda yetişen üç gençten özellikle sözetmek istiyorum.
Neğoy Zavur: Şıçepşıne ustası, eski halk şarkılarını söylüyor. Onun söylediği Nart Şebatnıko şarkısını mutlaka dinlemelisiniz.
Baba oğul Abıde His ve Abide Artur: Şıçepşıne çalıp halk şarkılarını söylüyorlar.
Staşu Madin: Konservetuar mezunu, Şıçepşıne ve Kamıl ustası.
Çerkesya'ya yolu düşenlere bu sanatçılarımızla karşılaşmalarını öneririm.
Bu vesileyle kaybolmya yüz tutmuş bir başka müzik aletimizden daha burada sözetmeden geçemeyeceğim. Bu da tıpkı Şıçepşıne gibi Akaordionun baskınına uğramış olan ve dünyada sadece Türkiye'deki Çerkesler tarafından kullanılan mızıka olarak adlandırdığımız 11 tuşlu müzik aleti. Ses çeşitliliği olarak mızıkadan daha zengin olan akordiyonun yaygınlaşması ile mızıkanın günden güne yok olmaya yüz tuttuğunu hepimiz biliyoruz. Oysa mızıka ile çalınan parçaların akordeon ile bazılarının hiç çalınamadığını, çalınabilenlerin ise mızıkanın tadını vermediğini de biliyoruz. Ulusal kültürel yaşamımızın çok değerli bir parçası olan mızıkanın yaşatılması da
Türkiye Çerkeslerinin sorumluluğu. Mızıkamızı yaşatmak için neler yapmamız gerektiğini her birimiz hızla düşünelim.
Şıçepşınenin yeniden kazanılması için yapılan çalışmalar bize azmin elinden hiçbir şeyin kurtulamayacağını da göstermiştir. Dilimiz dahil kaybolmaya yüz tutmuş tüm değerlerimizi azimli olursak yeniden kazanabiliriz.

FERZ SAVAŞI - ФЭРЗЭПЭ ЗАУ
Atalarımızın 19 ncu yüzyılda Rus işgal güçlerine karşı yürüttükleri vatanı savunma mücadelelerinde
Ferz savaşı önemli bir yere sahiptir. Ferz nehri ile Labe nehrinin birleştikleri yere iki kilometre mesafede 20 Mart 1841 tarihinde yapılan savaş toplam altı saat sürmüştür.
Bu savaş için Abzah, Ubıh, Şasığ, Bjeduğ ve Çemguylar anlaşarak aylar öncesinden savaşa hazırlanmışlardır. Her boy kendi bayrağı ile atlı ve yaya birlikler halinde savaşa katılmıştır. General Zass komutasındaki Rus ordu birlikleri ile Adığe ordusu arasında meydana gelen savaşın kazananı olmamış, her iki tarafta savaşta ağır kayıplara uğramış, savaş meydanını ağır kan kokusu kaplamıştır.
Bu savaşa 1840 yılında Karadeniz kıyı şeridinde bulunan rus askeri kalelerinin ele geçirilmesi harekatına katılmış olan komutanların tamamı katılmış ve büyük kısmı savaş meydanında canlarını yitirmişlerdir.
Bu savaşla ilgili bilgiler Rus askeri kaynaklarında yer aldığı gibi, 1924 yılında çıkan Psatle (Псалъ)adlı derginin 1 nci sayısında yer alan Farz savaşı şarkısı (Фэрзэпэ заом иорэд) ve 1941 yılında Şam'da Bateko Harun tarafından çıkarılan “Adığe şiiri”(Адыгэ усэныр)adlı kitapta yer alan“Yiğitlerin şarkısı” (Л1ыбэ пщыналъ) adlı şarkılarda yer verilmektedir.
Bu kaynaklarda yer alan bilgilere göre savaşta yer alan 18 kahraman komutanın adları şöyledir:
1.Şaban Hatuğ
2.Hatuğ Selımçerıy
3.Mıhamçerıyeko Cendar
4.Cendarıko Hacıkasey
5.Keseyko Mıhamet
6.Davur Hapaçe
7.Degujıyeko Hacal
8.Boletıko Şeretlıku
9.Şevucen Tahir
10.Alkesıko Zaubeç
11.Mamğetıko
12.Alkesıko Osman
13.Kanoko Ayteç
14.Kanoko Şhağum
15.Davur Karemız
16.Yelbızdeko İndar
17.Yerıkımıku
18.Boletıko Karbeç
Halk türkülerinde suçlanan komutanlar ise:
1.Dahoko Bırakıy
2.Thauşauko Hacı
3.Tlehetuğ Hacı
4.Yezıgu
Bu savaşta vatanlarını savunmuş olan atalarımız için 20 Mart günü her birimiz bulunduğumuz yerde bir dakikalık saygı duruşunda bulunalım.
(Bu bilgiler için Şhalaho Abu'nun “Sönmeyen yıldızlar” (МыкIосэрэ жъуагъохэр) adlı kitabından yararlanılmıştır.
150 yıl önce uğradığımız sürgün ve soykırım sonucunda vatandakilerin azınlık, diasporadakilerin dağınık yaşamak zorunda kalmaları nedeniyle ulusal kültürel yaşamımızda birçok değerimizi yitirmiş olduğumuz bilinen bir gerçektir. “Şıçepşıne” olarak adlandırdığımız müzik aleti ve bu aletle birlikte söylenen şarkılarda yokolma tehlikesi ile karşı karşıya kalmış kültürel değerlerimizden biri idi.
Çerkesler 19 ncu yüzyıla kadar “Haçeş” olarak adlandırdıkları konuk evlerinde toplandıklarında Kamıl ve Şıçepşıne eşliğinde halk şarkılarını söylüyorlardı. Ondokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru akordiyonun Kafkasya'ya girmesi ile Şıçepşıne ve Kamılın yaşamdaki yeri git gide azalmaya ve hatta yokolmaya başlamıştır. Akordiyonun sesinin daha gür ve ses çeşitliliğinin daha fazla olması nedeniyle diğer enstrümanların yaşam alanlarını giderek daralttığı bir gerçektir. Şıçepşıne ve Kamılın yaşamdaki yerlerinin azalmasını tek başına akordiyona bağlamak ta gerçekçi olmayabilir. Haçeşlerin ortadan kalkması, Sovyet döneminde konuları büyük ölçüde Çerkes Rus savaşlarına bağlı olan eski şarkıların devlet ideolojisince hoş görülmemesi, moda müzik akımlarına olan ilgilerin artması da Şıçepşıne ve Kamılın unutulmasına neden olan etmenlerden olduklarını söyleyebiliriz. Bu gelişmeler ile birlikte Şıçepşıneyle söylenen şarkılar da unutulmaya başlanmış, bundan sözlü müzik kültürümüz ciddi yaralar almıştır. Oysa ki sözlü müziğin dilin gelişiminde ve ulusal bilincin oluşumunda ne kadar önemli olduğunu hepimiz Türk halk türküleri nedeniyle biliriz.
Durum böyle iken son yıllarda Çerkesya'da Şıçepşıneye ve Kamıle ilgi yeniden başladı. Bu aletleri yapan ve çalan ustalar ile bunların yetiştirdiği gençler ve çocuklar çoğaldı. Bu alanda Adığey'de Şıçepşıne ustası Ğuçe Zamudin'in yaptığı çalışmalar her türlü takdirin üzerindedir.
Ğuçe Zamudin'in girişimi ile 24 Şubat akşamı Mıyekuape'de flarmoni binasında ünlü Şıçepşıne ustası Çıç Aslanbeç'in 100 ncü yaş günü nedeniyle bir anma etkinliği düzenlendi. Aslanbeç'ten bahsetmeden önce onun mensup olduğu Çıç ailesine bir göz atmak gerekiyor. Neşukuay köyünden olan bu aileden Çıç His (Kompozitör, müzik bilimci), Çıç Yura (Adığe tiyatrosunun en kıdemli artisti), Çıç Zulhace (Şarkıcı) yetişmiş. Bir aileden bu kadar sanatçının yetişmiş olması ne kadarda onur verici değil mi?
Bu sanatçı ailenin bir ferdi olan Çıç Aslanbeç, Şıçepşıne ustası,sözlü halk edebiyatının taşıyıcısı ve icracısı olarak tanınmış bir sanatçımız. Yaşamı boyunca Şıçepşıneyi bir an olsun yanından ayırmamış. İkinci dünya savaşı yıllarını da kapsayan on yıllık askerliği süresince Şıçepşınesini bavulunda taşımış, Rus askerlerine Adığe makamlarını dinletmiş.
Anma etkinliği kapsamında Adığey'in çeşitli bölgelerinden, Kabardey Balkar'dan, Karaçay Çerkes'ten ve Şapsugya'dan gelen sanatçılar ile Ğuçe Zamudin'in öğrencileri bizlere Şıçepşine ve Kamıl ile çaldıkları parçaları ve eski halk şarkılarımızı zaman zaman gözlerimizi de yaşartarak başarı ile dinlettiler. Bu gençlerin arasında repatriyant çocuklarının da azımsanmayacak sayıda bulunması bizleri ayrıca gururlandırdı. Yüzyıllık ayrılıktan sonra kavuştuğun vatanında halkının kaybolmaya yüztutmuş değerlerinin yeniden kazanılmasına katkı sağlamaktan daha değerli ne olabilir ki?
Bu arada son zamanlarda bu alanda yetişen üç gençten özellikle sözetmek istiyorum.
Neğoy Zavur: Şıçepşıne ustası, eski halk şarkılarını söylüyor. Onun söylediği Nart Şebatnıko şarkısını mutlaka dinlemelisiniz.
Baba oğul Abıde His ve Abide Artur: Şıçepşıne çalıp halk şarkılarını söylüyorlar.
Staşu Madin: Konservetuar mezunu, Şıçepşıne ve Kamıl ustası.
Çerkesya'ya yolu düşenlere bu sanatçılarımızla karşılaşmalarını öneririm.
Bu vesileyle kaybolmya yüz tutmuş bir başka müzik aletimizden daha burada sözetmeden geçemeyeceğim. Bu da tıpkı Şıçepşıne gibi Akaordionun baskınına uğramış olan ve dünyada sadece Türkiye'deki Çerkesler tarafından kullanılan mızıka olarak adlandırdığımız 11 tuşlu müzik aleti. Ses çeşitliliği olarak mızıkadan daha zengin olan akordiyonun yaygınlaşması ile mızıkanın günden güne yok olmaya yüz tuttuğunu hepimiz biliyoruz. Oysa mızıka ile çalınan parçaların akordeon ile bazılarının hiç çalınamadığını, çalınabilenlerin ise mızıkanın tadını vermediğini de biliyoruz. Ulusal kültürel yaşamımızın çok değerli bir parçası olan mızıkanın yaşatılması da
Türkiye Çerkeslerinin sorumluluğu. Mızıkamızı yaşatmak için neler yapmamız gerektiğini her birimiz hızla düşünelim.
Şıçepşınenin yeniden kazanılması için yapılan çalışmalar bize azmin elinden hiçbir şeyin kurtulamayacağını da göstermiştir. Dilimiz dahil kaybolmaya yüz tutmuş tüm değerlerimizi azimli olursak yeniden kazanabiliriz.










***
FERZ SAVAŞI - ФЭРЗЭПЭ ЗАУ
Atalarımızın 19 ncu yüzyılda Rus işgal güçlerine karşı yürüttükleri vatanı savunma mücadelelerinde
Ferz savaşı önemli bir yere sahiptir. Ferz nehri ile Labe nehrinin birleştikleri yere iki kilometre mesafede 20 Mart 1841 tarihinde yapılan savaş toplam altı saat sürmüştür.
Bu savaş için Abzah, Ubıh, Şasığ, Bjeduğ ve Çemguylar anlaşarak aylar öncesinden savaşa hazırlanmışlardır. Her boy kendi bayrağı ile atlı ve yaya birlikler halinde savaşa katılmıştır. General Zass komutasındaki Rus ordu birlikleri ile Adığe ordusu arasında meydana gelen savaşın kazananı olmamış, her iki tarafta savaşta ağır kayıplara uğramış, savaş meydanını ağır kan kokusu kaplamıştır.
Bu savaşa 1840 yılında Karadeniz kıyı şeridinde bulunan rus askeri kalelerinin ele geçirilmesi harekatına katılmış olan komutanların tamamı katılmış ve büyük kısmı savaş meydanında canlarını yitirmişlerdir.
Bu savaşla ilgili bilgiler Rus askeri kaynaklarında yer aldığı gibi, 1924 yılında çıkan Psatle (Псалъ)adlı derginin 1 nci sayısında yer alan Farz savaşı şarkısı (Фэрзэпэ заом иорэд) ve 1941 yılında Şam'da Bateko Harun tarafından çıkarılan “Adığe şiiri”(Адыгэ усэныр)adlı kitapta yer alan“Yiğitlerin şarkısı” (Л1ыбэ пщыналъ) adlı şarkılarda yer verilmektedir.
Bu kaynaklarda yer alan bilgilere göre savaşta yer alan 18 kahraman komutanın adları şöyledir:
1.Şaban Hatuğ
2.Hatuğ Selımçerıy
3.Mıhamçerıyeko Cendar
4.Cendarıko Hacıkasey
5.Keseyko Mıhamet
6.Davur Hapaçe
7.Degujıyeko Hacal
8.Boletıko Şeretlıku
9.Şevucen Tahir
10.Alkesıko Zaubeç
11.Mamğetıko
12.Alkesıko Osman
13.Kanoko Ayteç
14.Kanoko Şhağum
15.Davur Karemız
16.Yelbızdeko İndar
17.Yerıkımıku
18.Boletıko Karbeç
Halk türkülerinde suçlanan komutanlar ise:
1.Dahoko Bırakıy
2.Thauşauko Hacı
3.Tlehetuğ Hacı
4.Yezıgu
Bu savaşta vatanlarını savunmuş olan atalarımız için 20 Mart günü her birimiz bulunduğumuz yerde bir dakikalık saygı duruşunda bulunalım.
(Bu bilgiler için Şhalaho Abu'nun “Sönmeyen yıldızlar” (МыкIосэрэ жъуагъохэр) adlı kitabından yararlanılmıştır.
Bu yazı toplam 6877 defa okundu.
Kadir Erkaya
Çok güzel bilgilendirici yazı. Kalemine sağlık Çetao İbrahim.
05 Mart 2014 Çarşamba Saat 21:12
Çetin Doğan
İbrahim bey elinize saglik biz Türkiyede bu bilgilere ulaşamıyoruz .Yazılarınızın devamını bekliyoruz.
05 Mart 2014 Çarşamba Saat 14:42