Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Çuşha Wumar
Çerkes Sorunları Üzerine
30 Nisan 2014 Çarşamba Saat 21:22
Rusya’nın, Sürgün Yaşayan Diaspora Çerkeslerini Etkisizleştirme Politikaları

Dünyanın her yerinde Çerkeslerin kendilerini yönetme hakkı yoktur ya, bu yapımız bizi yönetmeye çalışanların iştahını kabartmış olacak Çerkeslere yönelik devlet güdümlü toplum mühendisliği aldı başını gidiyor. Çarlık Rusyası-Osmanlı ve Batı üçgeni arasında anavatanından soykırım ve sürgün ile atılan Çerkes halkı, kendini yönetme iradesini kaybettikten sonra yaşadıkları ülke ve devletler tarafından hoyratça etinden, suyundan, kanından, kemiğinden iliğine kadar lime lime faydalanmaya çalıştıkları bir halk haline geldi. Başkaldırmayan, uyum ve itaat içinde yaşadıkları devletler içinde varlıklarını sürdüren Çerkesler, doğal ve devletlerin asimilasyon politikalarıyla her ne kadar çok fazla kan kaybetmişlerse de, soykırım ve sürgüne rağmen 150 yıldır ulusal kimlik ve kültürlerini hala ayakta tutmayı başarmışlardır.

Çerkes Sürgün ve Soykırımının 150. Yılı, artık geri dönülmez yeni bir başlangıcın ilk yılı olarak tarihe geçecektir. Dünyadaki tüm Çerkeslerin uyanışa geçtiği, kendilerini yok oluşun eşiğine getiren yapay süreçlere artık “dur” dedikleri bir başlangıç tarih olacaktır. Bütün Dünya bundan sonra Çerkes Halkının yüksek sesle dirilişine şahit olacaktır.

Var olan dünya düzeni içinde geleceğimizi büyük güçlerin tekelinde gören güdümlü siyasi tezgahların çöktüğüne şahitlik edeceğiz yakında.

Şimdi bu satırları okuyup “gaipten haberler mi aldın, nereden uyduruyorsun bunları, yoksa rüya mı gördün?” diyenler çıkacaktır. Öyle ya, vatanımızı kaybettiğimizden beri hiçbir Thamademiz kalkıp, “Ey Çerkesler, siz doğuştan özgür ruhlu bir halkın çocuklarısınız. Dünyanın en güzel ve zengin medeniyetini yarattınız ve yaşattınız. Size özgürlük yakışır. Tıpkı kendi kaderini kendi belirleyen diğer kardeş halklar gibi siz de kendi haklarınızın peşine düşüp söke söke alacaksınız.” demedi, diyemedi. Ya Rusya’ya itaat etmeyi ya da Osmanlıya/ TC ‘ye itaati dayattılar ve öğrettiler. Başı okşanıp sırtı sıvazlanan bu itaatkar akil adamlar, her daim halkımızın önünde, üstünde, içinde yer alıp kitlelere en doğru yolu gösterdiklerini iddia edip durdular. Fakat bugüne gelinen nokta itibariyle hiç birinin Çerkes halkını doğru yola götürmediği, itaat ettikleri devletler tarafından kullanılıp bir kenara atıldıkları kanıtlandı. Çerkes halkına hizmet etmemiş, başka devletlerin maşası olup halkını felakete götüren kimi Çerkeslerin mezarı dahi bilinmiyor artık.

Çerkes Halk iradesinin ortaya çıkarılıp temsil edildiği Çerkes Xase Meclisi 1864’den itibaren ortadan kalktıktan sonra Çerkes Halkı kendi kaderini tayin etme hakkından yosun kaldı bugüne kadar. Rusya Federasyonu içinde gerek SSCB, gerekse dağıldıktan sonra Çerkes Cumhuriyetleri adeta “kağıttan cumhuriyet” olmaktan ileri haklara sahip olamadılar, bütün kaderi Rusya Devlet başkanının

iki dudağı arasında kalan, sanal bir statüye mahkum edildiler. Diasporada yaşayan Çerkes varlığı da hiçbir ülkede siyasi ve yasal temsil hakkına sahip olmadı ve olamadı.

1991 yılında Merkezi Nalçık’da bulunan Dünya Çerkes Birliği kurulup, nispeten tüm dünyadaki Çerkeslerin sorunlarına çözüm bulma iddiasıyla yola çıkıldıysa da, bu kurum Rusya Yönetimi tarafından ele geçirilerek tamamen Çerkes halkını yöneterek etkisizleştirmiştir. Öyle ki bu kurumda genel kurul iradesi hiçe sayılarak Moskova tarafından verilen kadrolar zorla ve tehditle seçtirilmektedir. Bu durumun son örneği KB Devlet Başkanı Arsen Kanoko’nun son dakika adayı olarak ortaya sürülüp seçtirilen Sahroko Havti’dir. Havti’nin bu şekilde seçtirilmesi, 2014 Soçi Olimpiyat Oyunlarına yönelik diaspora Çerkesleri arasında yükselen, Çerkes soykırımının simge başkentinde Olimpiyat Oyunları düzenlenmesine karşı “No Sochi” eylemleri, “Çerkes Soykırım ve Sürgünü” konusunda siyasi söylemlerinin DÇB eliyle bastırılması ve bertaraf edilmesi planını açıkça ortaya koyuyordu ve zaten Havti’nin bütün icraatları da bu yönde olmuştur.

Rusya’nın raptı-zapt altında tuttuğu Çerkes Çumhuriyetleri aracılığıyla, onların mağduriyeti üzerinden diaspora Çerkeslerini yönetme sevdasına kapılmış olduğu açıkça görünüyor. Rusya, son yıllarda diaspora Çerkesleri içinde yükselen ulusal uyanış, 21 Mayıs 1864 ile sembolleşen Çarlık Rusya'sının “Çerkes Soykırım ve Sürgünü” ile, tarih boyunca uğradıkları haksızlıkların peşine düşmesine engel olmak için, soykırım ve sürgünle suçlanan her devlet gibi tarihi çarpıtmaya, dünyaya yalan söylemeye, Çerkesleri her platformda provoke etmeye başlamış görünüyor.

Rusya, geçtiğimiz Ekim ayında Kabardey-Balkar Devlet üniversitesinden 1975 yılından beri mezun ettiği, diaspora eski öğrencilerine dernek kurmak suretiyle, onlara Nalçık, Krasnodar ve Soçi gibi kentlerde yaptığı organizasyonlarla Dünya’ya “ Çerkes Diasporası Soçi Olimpiyat Oyunlarını Destekliyor” sahte imajı yaratarak, diasporanın direncini kırmaya kalkışmıştı. Yine geçtiğimiz günlerde aynı dernek Nalçık’da “Çerkes dünyasının genç temsilcilerini halkın sorunlarını çözmeye çekmek “ olduğunu iddia eden bir formda, KBDÜ Doçenti ve tartışma moderatörü Timur Tenov “ ''ÇERKES HAREKETİNİN MERKEZİNİN TÜRKİYE'YE TAŞINMASINI BEKLEMENİN BİR TEMELİ YOKTUR.'' diyerek, bu derneğin foyasını ele vermiş buluyor.

Bu derneği kurduranlar Çerkes Halkının sorunlarını bilmiyorlar mı ki acaba? Çerkes Halkının sorunlarını çözmeye meraklı bu dernek kurucuları Suriye’de iç savaş içinde sıkışıp kalan, köyleri yerle bir edilen 150-200.000 kadar Çerkesin, Rusya ve Kafkasya’daki Cumhuriyetler tarafından yeterince insani yardım ve destek görmediğini, önlerine sayısal kotalar konup yasal engellerle canlarından bezdirildiğini bilmiyorlar mı acaba? Orada yabancı öğrenci statüsüyle öğrenim gören Suriye kökenli öğrencilerin burslarının kesilip, vizeleri bitti bahanesiyle sınır dışı edildiğini bilmiyorlar mı acaba? Türkiye’deki Çerkesleri yönetmeye kalkışacağınıza kucağınızdaki insani sorunları çözmeye yönelmeniz gerekmiyor mu sizin?

Sözde “Çerkes Halkının sorunlarını çözmek” için, pasifize ettiğiniz DÇB örneği dururken, Kabardey- Balkar Devlet Üniversitesi Mezunlar Derneği” kanalıyla mı çözeceksiniz Çerkes sorunlarını?

Evet, Rusya 21 Mayıs 1864 tarihinde nasıl bıraktıysak aynı yerde, aynı politikalarla üstelik daha güçlü vasıtalarla karşımızda duruyor. Çerkesler üzerine 1700’lü yıllardan beri uyguladığı ve yürüttüğü “Çerkesleri yer yüzünden silme” politikasını sabırla ve kararlılıkla çalıştırıyor. Rusya, DÇB’nin bir projesi olan “tek bir Adığe dili alfabesi” oluşturulmasına bile müsaade etmemiş, Cumhuriyetlerin Adığe Dili olan “resmi” dilini, devlet kurumları içinde yasal ve uygulamalı olarak “devlet dili” olmasına

şimdiye kadar izin vermemiş (SSCB dönemi dahil), devlet başkanı seçme yetkisini bütün cumhuriyetlerin elinden zorla almış, Çerkes dilini okullarda zorunlu olmaktan çıkarıp “gönüllülük” esasına göre okutulan ders olarak, ama Rusça’yı tek ve zorunlu eğitim dili olarak yasalaştırmıştır. Enerji gelirleriyle Rusya zenginleşirken Kafkasya’daki Cumhuriyetler tarıma bağlı, fakat bürokrasi, askeri, diplomatik, siyasi alanlardan uzaklaştırılıp direk tepeden Rusya tarafından yönetilen, bütçesi Rusya tarafından oligarşi düzeni içinde dağıtılan, demokrasi ve insan haklarından uzak, korkunun hakim kılındığı bir düzen yaratılmıştır.

Diaspora Çerkeslerinin “soykırım ve sürgün” söylemine karşı Putin, bu sorunu Batı’nın “atavizmi”, yani Rusya’yı parçalamak için uydurduğu bir sorun olarak niteleyerek provoke etmektedir.

Rusya Federasyonu, Çarlık döneminde başlayan, Çerkes halkına anavatan ve diasporada yürüttüğü “yok etme” politikasını terk etmediği sürece, sadece Çerkes halkı değil, tüm Kafkas Halklarına karşı tarih boyu işlediği soykırım ve sürgünleri kabul edip, tüm halklarla barışıp, uğradıkları haksızlıkları telafi etmediği sürece hep rüyasında parçalanma kabusları görmeye devem edecektir. Hiç Batıyı, Amerika’yı veya başka güçleri araya koymaya kalkmasın. Bu sorunun asıl kaynağı bizzat Rusya’dır, başkası değildir. Çerkesler ne Rusya’nın provokasyonu yutacak kadar saf, ne de Amerika’nın oyununa gelecek kadar aptaldır.

Kısaca yanlış yoldasın Rusya. Çerkes halkını düşman olarak görmekten vaz geç artık. Çerkesler Rusya’dan intikam almak peşinde değil, sadece uğradıkları tarihi haksızlıkların telafi edilmesi istiyorlar sizden.

“Kafkas Halklarıyla barışmış, sorunlarını kendi isteğiyle ve iradesiyle çözmüş bir Rusya Federasyonu, bugünden çok daha güçlü olacaktır ve geleceğe daha güvenle bakabilecektir.”

Anavatana Dönüş Politikası Mevcut Haliyle Çökmüştür

Çerkes Halkı, Çarlık Rusyasının tarihte eşine az rastlanır gaddarlıkla çoluk çocuk demeden Kafkasya’yı tümden soykırımdan geçirerek tüm yaşam şartlarını ortadan kaldırıp zorunlu sürgüne tabii tutuğundan beri, anayurdunu bırakmak zorunda olan her bir Çerkesin kafasında bir gün mutlaka anavatana geri dönme düşüncesi doğal olarak oluşmuştur. Dönüş politikasının temelini oluşturan bu ana düşünce günümüze kadar kimi zaman güçlenerek, kimi zaman derneklerin temel politikası haline gelerek günümüze kadar gelmiştir. “Dönüş” politikasını hayatının eksenine koyan 1960-80 döneminde 68 Kuşağın, neredeyse Çerkeslerin kurtuluşuna tek çare olarak geliştirdiği dönüş politikası uygulanma şansı bulamadan SSCB’nin dağılmasıyla fırsata dönüştüğünü zanneden bu kuşak, onca çaba ve çalışmaya, propagandaya rağmen “ben dönüşçüyüm” diyerek anavatana yerleşen sayısı 50 kişiyi geçmemiştir. (Bu rakam, kimi dönüşçülerin verdiği rakamdır, daha resmi rakamları yayınlama hakları her zaman vardır.) Üstelik bu 50 kişi içinden 15-20 kadarı, 15-20 yıldır yerel ve Rusya kanunlarına harfiyen uyarak yaşıyor olmalarına, ayrıca her 4 yılda “vatandaşlık” başvurusu yapmalarına rağmen hala talepleri olumlu karşılanmamıştır. Bu gerçekler, “dönüş” politikasına zarar verir düşüncesiyle her zaman Çerkes Halkından saklanma ihtiyacı duyulmuştur.

“Dönüş politikasının ikon Thamadeleri, Çerkes Halkının ulusal varlığını korumasının tek yolunun anavatana dönmek olduğunu geniş kitlelere yaygınlaştırdıktan sonra bazıları halkın önünde rehber olarak gidip anavatana yerleştiyse de arkalarında kendi yoldaşlarını dahi göremeyince, yine topluma kötü görüntü vermemek adına uzun bir süre derin bir sessizliği büründüler. Şimdilerde olabildiğince

Çerkes nezaketi içinde Anavatana dönenlerle, anavatana dönmeyen (dönekler) arasında DÇB üzerinden gizli bir çatışma yaşamaktadırlar.

Dönüş politikasının mevcut haliyle çöktüğünü biz söyleyelim, onlar asla söylemeyeceklerdir. Herhalde dönüşün önündeki engellerin neler olduğunu, varsa engelleri aşmak için çözüm yolları üretmek yerine saklamayı ve hiçbir şey olmamış gibi “dönüşü” pompalamayı tercih ediyorlar.

Suriye’de vahşet içinde kalan, can havliyle savaş ortamından kaçarak sığınacak bir yuva arayan Çerkes soydaşlarımıza karşı Rusya’nın yürüttüğü bütün olumsuz politikalara rağmen “dönüşe” inanan bir tek Çerkes varsa Allah ona akıl fikir versin. Suriye’dekinden daha vahim Çerkeslerin başına daha büyük felaket ne olabilir ki, Rusya Çerkesler için merhamete gelsin??? Beklenen insani merhamet Ruslarda olsaydı Kafkasya’da soykırıma uğrar mıydık?

Dönüşün önündeki engellerin temel kaynağını biz söyleyelim: Rusya Federasyonu Çerkes Diasporasının anavatanına dönmesine 1864’den beri engel olmaya devam ediyor ve izin vermeye de asla niyeti yoktur.

Rusya, Kafkasyada Çerkes varlılığının etkin hale gelmesini tehlike olarak algılıyor ve ona göre önlemler alıyor. 1991 yılında SSCB’nin dağılmasıyla dünyaya daha demokratik hava estirmek adına çıkarılan “vatana dönüş” yasası, tamamen uygulanmamak üzere göstermelik olarak çıkarılmış bir yasaydı. Bu yasadan faydalanarak anavatana yerleşenlerin sayısal azlığına rağmen hala başlarına ne çoraplar örüldüğünü sık sık görüyoruz. Üstelik Rusya, “dönüş” önündeki engelleri Kafkasyadaki Cumhuriyetlere bağlı, İç İşleri Bakanlığı ve Mahkemeleri eliyle yaptırmaktadır. Yani Rusya, Çerkeslere karşı Çerkes makamlarını kullanmaktadır.

Dönüşün başarısızlığını ve tıkanmışlığını aşmak için hiçbir politika önerisi geliştiremeyen bu ikon dönüşçüler, diaspora Çerkeslerinin önündeki sorunları aşmak için yol-yordam önereceklerine, anavatanda kalmış bir Avuç Adığe Halkının, Çerkes Halkını temsilen ayakta kalma başarısına sığınıp, onların başarısı üzerinden diasporaya “siz ulusal varlığınız adına bugüne kadar ne gibi siyasi taleplerde bulundunuz, yaratabildiğiniz bir edebiyat ve sanat var mıdır? ” şeklinde çarpık, temelsiz, ne üdüğü belirsiz bir söylem geliştirmişlerdir. Çerkes Halkının kurtuluşuna “dönüş”ten başka doğru çare yoktur, politikasını sürekli pompalayacaksın, sonra çıktığın ülkeyi ve şartları unutup dönemeyenleri aşağılayacaksın. Anavatan insanının başarısı üzerinden paye alacaksın…Bu ne perhiz!

Bir yandan anavatana dönüşün önündeki engelleri Rusya ile çözmeye yönelik çaba harcamayacaksın, halkını bu yönde örgütlemeyeceksin ama bireysel istek ve çabalarla milyonlarca diaspora Çerkesin mucizevi bir şekilde peşine takılıp anavatana dönmesini bekleyeceksin. Bu mudur dönüş politikası?

Peki onca enerjiye ve mesaiye rağmen son 25 yılda anavatana döndürebildiğimiz 50 kişi için miydi bu kadar gürültü? Vallahi hiç zaman “dönüş” politikası diye bir şey telaffuz etmesiydik daha çok insanımız Kafkasya’ya dönerdi.

Ya tek çözümün “dönüş” olduğuna inandırılarak, yaşadığı ülkede kendi ulusal varlığını ve kültürel kimliğini korumak adına hiçbir politika üretilmesine sıcak bakılmadığı diasporada, asimilasyona yenik düşen, dilini, kültürünü yitiren on binlerce Çerkesin varlığını nasıl açıklayacağız??? Dönüş derken yaşadığımız ülkelerde yok olup mu gideceğiz. Diaspora Çerkeslerine yönelik siyasi çözüm üretmeyecek miyiz?

Peki çözüm nedir? Çözüm bize göre yeniden, ama Çerkes Halkının bire bir içinde olacağı bir örgütlenmeden geçiyor. Tıpkı tarihte olduğu gibi Çerkeslerin her yaşadığı birimden, köylerden, kasabalardan ve şehirlerdeki derneklerden temsilciler seçerek Çerkes Halk Xase’sini sıfırdan kurmaktan ve örgütlü demokratik bir toplum olmaktan geçiyor. Çerkes Halkının sorunlarını ancak böyle bir ulusal örgüt çözebilir. Burada ortaya çıkan siyasi irade tüm halkımızı en geniş biçimde temsil edebilir. Böyle bir örgüt hem yaşadığımız ülkedeki sorunlarımızı hem de Rusya ile çözüm bekleyen sorunlarımızı müzakere etmede çok daha etkin olabilir.

Çerkes halkının ne anavatanda ne diasporada siyasi iradesini temsil edemeyen dernek ve federasyonlarla hiçbir ulusal sorunumuza çözüm bulamayız.

DÇB, yapılanma itibariyle mevcut şartlarda kurulabilmiş gücü de yetkisi de olmayan, Rusya Federasyonu tarafından ele geçirilmiş, Çerkes Halkına hizmet etme şansı olmayan ama sürekli zaman kaybettiren bir kurum haline gelmiştir. Bu kurum bu haliyle derhal tasfiye edilmesi gerekir.

Diaspora Çerkesleri olarak kendi içimizde daha güçlü bir şekilde yeniden yapılanarak örgütlenmeli, Rusya ile sorunlarımızı direk bire bir görüşerek, müzakere ederek çözmeliyiz. Sürgün olan diaspora Çerkesleridir. Bu ana sorun anavatandaki soydaşlarımız üzerinden çözülemez. Sorunun direk muhatabı Rusya’dır. Bu temel sorunumuz konusunda Rusya’nın anavatan insanlarını rehine gibi kullanmasına, baskılarını artırarak korku salmasına fırsat vermemeliyiz. Rusya bu sorunu direk diaspora Çerkes temsilcileri vasıtasıyla müzakere etmeye yanaşmaz ise o zaman uluslar arası arenaya taşınır.

Diasporada yaşayan tüm Çerkesler “sürgünümsü” değil, sürgündürler.

Rusya Federasyonu 1864’den beri Çerkeslerin serbestçe, caydırıcı ve önleyici yasal kısıtlamalar olmadan anavatanlarına dönmesine engel oluyorsa, 150 yıl sonra hala Çerkeslere uyguladığı soykırımı ve sürgünü inkar ederek dünyaya yalan söylüyorsa, diasporada yaşayan Çerkeslerin hayatını, faaliyetlerini sürekli takip ederek zaman zaman yaşadıkları ülkelerle gizli anlaşmalar yaparak müdahale ediyorsa, Suriye’deki iç savaş içinde sıkışıp kalan 150-200.000 Çerkes varlığını anavatanlarına almamak için elinden geleni yapıyorsa, dünyadaki tüm Çerkeslerin siyasi taleplerini maniple edip karşı faaliyetler geliştiriyorsa, diasporada yaşayan tüm Çerkesler hala “SÜRGÜNDÜR”. Bunun aksini söylemek, 150 yıl boyunca ölüsünden dirisine, büyük trajediler yaşamış diaspora Çerkes varlığına (en hafif ifadesiyle) küfretmektir. Eğer “sürgün” yalansa, “dönüş” daha büyük bir yalandır.

Çerkes Halkının sorunlarını sadece Çerkes Halkı kendisi çözebilir. Bir halkı yaşatan güç, o halkın ulusal varlığını sürdürme ve yaşatma azminden gelir. Çerkes halkının anavatan sevgisi, toplumsal bağları çok güçlüdür. Yüksek insani değerlere sahiptir. Dünyanın en gelişmiş ve en demokratik “Xabze” anayasasına sahiptir. İnsanlık tarihinin yaratabildiği 10 kadar gelişmiş epostan biri olan Nart Mitolojisini yaratabilmiş anaç bir halktır. Ve dünyanın başka halklarının topraklarına göz dikmemiş, barışsever bir halktır. Kendi anavatan topraklarında bugüne kadar yarattığı güzel kültürüyle dünya halkları içinde yaşamayı hak eden bir halktır. 

******

Merhaba değerli okuyucular;

Bundan böyle bu köşede dünyadaki Çerkesleri ilgilendiren her türlü konuda karınca kararınca kedi görüşlerimi sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Bu köşede halkımın geleceği adına doğru bildiğim, inandığım görüşlerimi olabildiğince gerçekçi süzgeçlerden geçirerek sizlerle paylaşacağım.

Bu nedenle hiç kimse beni kendine yakın siyasi saflarda veya uzak görme eğilimine girmesin isterim. Zaman zaman halkımızın anadil bilincine katkı sağlamak adına, bilimsel makaleler yayınlamaya, diğer taraftan halkımızı ilgilendiren politik konularda görüşlerimi sunmaya çalışacağım.


 Chushha Wumar


Bu yazı toplam 5415 defa okundu.





Chushha Wumar

Münire Kardeşim, anavatanı ziyaret edip soydaşlarıyla kaynaşarak sohbet edenler onca trajik tarihi süreçlere, ayrıştıcı devlet politikalarına rağmen sanki daha dün ayrılıp bir araya gelmişçesine aynı duyguların,düşüncelerin kuçaklaştığına şahit olmuşlardır.İçinde Çerkes olmanın genetik kodlarını taşıyan bütün Çerkesler dünyanının neresinde olursa olsun sımsıcak duygulara sahiptir. Halkımızın, anavatan-diaspora olarak bir sorunu yok. Sorun bu halkı yönetenlerde veya yönetemeyenlerde. Birbirimize daha faydalı olabilmemiz için doğru politikalar üretmemiz gerekir.
Yukarıdaki yazım size ayrışmaya yönelik izlenim yaratmış olabilir ama doğru olan sorunları yok saymak değil,gerçekçi tahliller yaparak çözüm üretmektir.Biz de bunu yapmaya çalıştık...Yazımı beğenerek katkı sağlayan tüm arkadaşlara teşekkür ederim. Sevgi ve Saygılarımla.

06 Mayıs 2014 Salı Saat 12:59
Meretuko Melih

Ömer bey yazınız gönlümüzde geniş bir yankı buldu.
İlk kez yazınızı okumamıza rağmen, üslubunuzu sevdim.
Kaleminizin kıvraklığı, hafızanızın berraklığından güç buluyor.
Yeni yazılarınızı heyecanla bkliyor olacağım.
Sağ ve esen kalın.

05 Mayıs 2014 Pazartesi Saat 15:28
Demir Ersoy

çünkü anavatan da ruslardan bağımsız hiçbir politika geliştirilemez çünki bölge başkanlarının sözde cumhur başkanı ama bir kaymakam kadar dahi yetkileri yok heleki adıye xasenin başkanı xafıtsa muhammed tam bir kıremlin temsilcisigibi orda yıllardır o koltuğu işkal etmektedir hangi sorunun çözümünde yeraldı acaba.

05 Mayıs 2014 Pazartesi Saat 15:03
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net