Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Açumıj Hilmi
21 MAYIS SAÇMALIKLARINA TAM GAZ DEVAM
13 Mayıs 2014 Salı Saat 00:05
21 Mayıs'a az bir şey kaldı.

Yine her yıl olduğu gibi 21 Mayıs öncesi aklınıza gelebilecek her türlü saçmalık söylenmeye yapılmaya başlanacak.

Amacı ne olduğu çok belli olmayan, ele avuca gelir yanı olmayan saçmalıkları dinlemeye hazırlanın.


Rus Çarlığı ile Osmanlı anlaşmış.....

***

Anlaşmışlar, anlaşmışlar.....

Osmanlı, Çerkesleri vatanlarından kopartıp almış, getirmiş. Anlaşma var ya.....

İşin doğrusu; öyle anlaşma falan yok.

Bu klasik 21 Mayıs saçmalıklarından birisi. Zamanında, Rus Çarlığı, Çerkes sürgün ve soykırımından beri olsun diye kim tarafından ilk defa uydurulduğunu bilmediğim bir saçmalık.

***

Üzerinden tam 150 yıl geçti.

Üzücü ama ne yazıkki bu dramdan dünyayı haberdar kılamadık.

Bir yandan da iyiki haberdar kılamamışız diyorum.

Yoksa her yıl aynı saçmalıkları dile getirenlerimiz ortaya çıkıp bu ‘Anlaşma’dan bahsedecekti.

Şimdi de bahsediyorlar ama dünyanın bu konudan habersiz oluşu ‘Hangi anlaşma, hangi tarihte imzalanmış, hangi maddesinde bu kaleme alınmış’ gibi sorularla karşılaşmalarına engel oluyor.

Bizlerse, şimdilere dek, şöyle hafiften boynumuzu yana büküp, o saçmalığı çok bilmiş bir ifade ile söyleyenlerin karşısında susageliyorduk.

Allah aşkına, birisi bu anlaşmanın metnini bulsun yahu.

Metnini boşverin böyle bir anlaşmanın var olduğunu kanıtlayacak her hangi bir şey sunsun ya....

***

Türkler bu anlaşmayı gizliyorlar....

Allah Allah!  Neden gizlesinler ki. Bundan çok daha (Türk devletini) rencide edici, bizle de alakalı başka anlaşmaları gizlemiyorlar da bu mu çok gizli olan, Bu mu hiç kimsenin ulaşamayacağı kadar giz altında tutulan?

1877-78 Osmanlı Rus savaşı ardından, Balkanlarda yaşayan, o tarihlerde Osmanlı vatandaşı olan Çerkeslerin balkanlardan sürülmesine dair imzalanan anlaşmaları gizlemiyorlar. 

Bu bir devlet için ne kadar rencide edici bir şeydir...

Osmanlının, vatandaşı olan milletlerden birisini (diğer milletlerden uluslarası bir anlaşma ile ayrı tutmak zorunda kalarak) bir bölgede yaşamasına izin vermeyen konuma düşmüş olması...

Kısaca öyle bir anlaşma yok....

Bu artık klasikleşmiş 21 Mayıs saçma söylemlerinden birisi...   

***

21 Mayıs saçmalıkları bunla da bitmez devam eder gider...

Ah şu hocalar olmasaydı....Hep hocalar yüzünden sürüldük....

Ah şu Pşılar olmasaydı... Hep onların yüzünden sürüldük...

Ah şu esir tüccarları olmasa, hep onların yüzünden sürüldük.

Ah Osmanlı armatörleri olmasa ... Hep onların yüzünden sürüldük....

Devam eder gider....

***

Bir başka ve en komik 21 Mayıs saçmalığı ise Osmanlının Çerkesleri toplu oturtmayarak yok etmiş olması söylemi ile bitenidir.

Bunu duydukça gülerim....

Allah aşkına bir düşünsenize, koskoca bir ülke-Çerkesya boşalmış, yaşayanlarınlarının büyük çoğunluğu ülkesini terk etmek zorunda kalmış başka bir ülkeye sürülmüş....

Üç köy değil, beş kasaba değil, koca bir ülke diğer bir ülkeye sürülmüş...

En az bin köy.....

Azizim koca bir ülke......

Sürülmüş....

Osmanlı ne yapmalıydı... Mesela günümüzün Bulgaristanı, Suriyesi, Ürdünü gibi o zaman elinde tuttuğu bir ülkeyi boşaltıp Çerkesya’dan gelen Çerkes ve diğer tüm Çerkesya azınlıklarını bir araya mı oturtmalıydı.

Bu sizce mümkün mü?

Dünya üzerinde ülkesinin bir parçasını boşaltıp başka bir ülkenin hemen hemen tüm yaşayanlarını burada toplayabilecek bir ülke var mı?  

Böyle bir şey o ülkenin yaşayanlarınca kabul edilebilir mi,  bu ülke içerisinde bir iç savaşın çıkmasına sebep olmaz mı.. vs. vs...

***

Neden taşındığına anlam vermemiz imkansız olan alev topları, meşaleler, gökyüzüne ok atmalar vs. vs..

Aya bakmalar...

Bu ise daha da başka ve daha da komik olan 21 Mayıs saçmalıklarından...

Halbuki, Çerkesler günümüze kadar, çok ama çok yakın bir geçmişe kadar batıl bir inanca sahiplerdi.

Hepiniz (özellikle köylü olanlar hatırlarsınız) ay uğursuz sayılırdı. Mesela akşam süt sağılmışsa, ‘süte ay bakmasın, ayın gölgesi süte düşmesin’ diye süt gizli-saklı bir şekilde eve getirilirdi.

Ay Çerkeslerin batıl eski inançlarında ölüm ve uğursuzluk  demekti. Bunun izlerini hala gözlemlememiz mümkün....

Yani Sürgün yoluna çıkan bir Çerkes’in diğer bir Çerkese her ayın 14’ünde sen oradan ben buradan aya bakalım falan demesi mümkün değildi...

Çerkesler için aya bakışmanın hiç bir anlamı yok....

Bunu da ilk kim uydurdu, onu da bilmiyorum....

Belki Çerkesyadan Çerkeslerle birlikte göç etmek zorunda kalan bir Ermeni, Rum, Tatar, Kumuk falan birisidir.

Belki böyle Çerkesyanın azınlıklarından birisine mensup birisi ‘aya bakışalım’ demiştir.

Belki...

Belki, belki olmasına ama milyonlarca Çerkes’in ‘aya bakışmadan’ son yıllardaki 21 Mayıs saçmalıkları neticesinde haberi olmuştur.

Ne ise, yine 21 mayıs geldi, yine artık klasikleşmeye başlamış 21 Mayıs saçmalıklarını izleyeceğiz....

İzlerken, Allah size sabır versin....


Bu yazı toplam 5972 defa okundu.





Şaban Beyazbulut

Recep Karabulut face profilinden yazdıran arkadaş,sen kendin yazamıyormusun?

27 Mayıs 2014 Salı Saat 12:39
AÇUMIJ Hilmi

Muhterem Zeki Bey, verdiğiniz zekice yanıt (her ne kadar dolambaçlı ise de) açıklayıcı nüveler içeriyor....

Bu yüzden teşekkür ediyorum.

İnsanlık hali, elbette böyle şeyler olur. Siz kamuoyuna açıkladığınız her SATIRI elbette kontrol ediyorsunuzdur....

EDİRNE ANLAŞMASI ile alakalı satırı kontrol etmeyi unutmuşsunuz....

Tabiii kurumunuz çok meşgul olduğundan bu size de sirayet ediyor olmalı. Bu yoğunlukta böylesi basit bir satırı atlamanız kontrol etmeyi unutmanız normaldir....

Tabiii, tabiiii.... Edirne Anlaşması ile 'Osmanlı Devletinin Çerkesya üzerindeki tüm haklarını Rusya'ya devretmesi' maddesi umursanmayacak bir ayrıntıdır.

Önemli bir şey değil bu.... Yazının temel noktası olan 150. yılla - Çerkes soykırımı ile direk ilişkisi olan bir şey değil. Evet haklısınız böyle bir ifade bu soykırımın sorumluları arasına Osmanlıyı da katmış falan sayılmaz....

Zeki bey, söz konusu yazının temeli-özü, ana maddesi, ana fikri sadece BU İFADE İLE TAM ANLAMIYLA SORUMLULARI 180 derece farklılaştıran bir hale dönüyor...

Kısaca Tüm yazınızın belkemiğini sadece bu oluşturuyor. 150. yılın, 21 Mayıs'ın tüm anlamını 180 derece farklı bir yöne çeviren ifade sadece bu satırda can buluyor....

Gerek görmediğim için direk YAzınızın BELKEMİĞİNE DEĞİNDİM. Diğer satırlar bu belkemiği kırıldığı an zaten önemini kaybediyor....

Anlatabildiğimi umuyorum....

____________________

NOT; Zeki bey inanın EDİRNE ANLAŞMASINDA YER ALMAYAN ŞEYLERİ YER ALIYOR DİYE GÖSTEREN BAŞKALARININ- BİLİRKİŞİLERİNİZİN sözleri zerre kadar umurumda değil.....

Anlaşmada yer almayan bir maddeyi sanki anlaşmada yer alıyormuş gibi gösteren tüm bilirkişilerinizin sözlerine-eserlerine zerre kadar değer vermiyorum...

O bahsettiğiniz- bahsedebileceğiniz tüm ingilizlerden başlayıp SSCB ve hala günümüzde etkisini sürdüren (İLKEL) PROPAGANDA çarkının ürünlerinden haberdarım.

Hele aralarındaki bazı edebi eserlerde kullanılan dile falan da hayranım. Ama gerisi fasa-fiso...ÇÜNKÜ ANLAŞMA METNİ GİZLİ ULAŞILAMAZ BİR METİN DEĞİL ve kendi kurumunuzun metininde kullandığı ifade BU ANLAŞMANIN HİÇ BİR SATIRINDA YOKTUR...

Ama dedim ya bu İLKEL PROPAGANDA (ilkel diyorum çünkü anlaşma metnine bakdığımız gibi böyle bir şeyin anlaşma da yer almadığını görüyoruz, AMA BUNA VAR DEMEK İLKEL PROPAGANDA DEĞİLMİDİR) edebiyat alanında çok güzel kullanılmış....

Hele Meşbaşe'nin o ünlü romanı DEĞİRMEN TAŞI (Mevlit ağabey bunu neden Taşdeğirmen şeklinde öevirmiş anlamış değilim)

Yüzlerce sayfanın temelini-ana öğelerinden birisini EDİRNE ANLAŞMASI alır. Kullandığı çerkesce çok güzeldir ama EDİRNE ANLAŞMasında OSMANLININ TÜM ÇERKESYAYI RUSYAYA SANKİ KENDİ MALIYMIŞ GİBİ v vermesi işte hep bu propagandanın izidir.

Zeki Bey aşağıdaki satırları isterseniz okumayın, çünkü çok meşgulsünüz ben de aklıma gelenleri aktarmak istediğimden sizi direk ilgilendirmeyen başka şeylerden bahsetmeye başlayacağım...

Geçenlerde Çeraşe TEmbot'a ait bir novellayı türkçeye çevirmiştim. KOCA ABDZAH AVCI, okuyanlar fark etmiş olmalı (Her nekadar ben Çeraşenin Çerkesceyi kullandığı kadar Türkçe'ye hakim değilsem de) dili çok güzel. Anlattığı olayı şekillendirmesi, folklörik öğeleri falan kullanması gayet güzel...

Novellayı çevirdim, oldu bitti.

AMA, İŞTE BU AMA ÇOK ÖNEMLi, Novellanın tamamında elden geldiği oranda küçük gösterilmeye çalışılan, bir şekilde rencide de edilmiş olan şahıs BOLETIKO CAMBOLET.....

Oysa hepimiz biliyoruz ki o BOLETIKO CAMBOLET ÇERKESYA TARİHİNİN, Çerkes tarihinin büyük kahramanlarındandır. Şeretlıko Kızbeç, CAnçate (Hırtsız) Ale gibi Çerkesayanın yüreklerde ölmeyecek kahramanlarındandır...

FAkat sadece o Çevirmiş olduğum NOVELLA'da yazılan her şeyin gerçek olduğuna inanırsanız BOLETIKO CAMBOLET gözünüzün önünde bambaşka canlanır...

Ayrıca, Çeraşe'yi de bu konuda suçlayamıyorum...

Eee laf şafı açtı, birazda bunu açayım.

Tlevusten Yusuf'u her biriniz tanıyor olmalı.... Çerkes Edebiyatının zirvelerinden, yazdığı ünlü romanının ana temasından birisi Azgın nehir kıyısında yaşayan çerkes köylüleri arasında yer alan acımasız zalim bir hacının bu dere üzerine köprü kurmasıdır.

O köprü yok mu, o köprü Adıgeyde yaşayan Tüm Tlevusten ailesi için çok önemlidir.

Günümüzde ne kçprü kalmıştır, ne de köprünün kurulduğu köy hepsi krasnodar baraj gölünün altında...

İnanılmaz acıların*çekincelerin yaşandığı dönemleri bu millet görmüş...

Tlevusten'in eserinde gösterdiği O ZALİM HACI kendi öz dedesi imiş. Hem de romanda anlatıldığının tam aksine kendi parası ile sevap olsun diye bu köprüyü yapmış.

Ama zenginmiş... ZENGİNMİŞ.... Tlevusten YUSUF tüm ailesinin, tüm sülalesinin ZENGİN ÇOCUKLARININ SİBİRYAYA SÜRÜLDÜĞÜ STALİN döneminde bu romanı yazarak kurtulmasına da bir şekilde vesile olmuş. Hem köyünde ve çevre köylerde sayılan Hacı, hafız ve ZENGİN bir adamın torununun dramı...

Tlevusten Yusuf bu eseri ile aynı zamanda sülalesini bir şekilde korumuşken yine aynı sülalenin fertlerince uzun zaman dedemizi kötü anlattın diye konuşulmayan hoş görülmeyen ferdi oılmuş....

Bunları biliyorum, çünkü bizim evde bu sülalenin bir ferdide yaşıyor... Ah Tlevusten'in ömrü yetseydi.....Şeveças'ın haberleri devam edebilseydi Allah bilir, Köprüyü yaptıran hacı dede gözlerimizn önünde yeni dönemde nasıl canlanacaktı bilemiyorum...

Şimdi tüm bunları bilirken Nasıl TLEVUSTEN'i umarsızca eleştirebiliriz ki.... ÇERALE'nin koca Abzah Avcısındaki BOLETIKO'yu canlandırış şeklinin altında Allah bilir ne yatıyor.


AMA bunları ve benzerlerini TÜRKİYE'DE 21. yüzyılda YAŞAYAN BİRİSİ KULLANIRSA, işte o başka...

Hele hele Yukarıdaki örnekteki gibi EDİRNE ANLAŞMASINA GÖRE diye başlayan bir beyanı EDİRNE ANLAŞMASINA HİÇ BAKMADAN kabul etmemiz, günümüzün şartlarında hiç doğru olur mu...

Olmaz....

Ne ise lafı uzattım.

Zeki bey bu son satırlara kadar okuduysanız, sizden BÖYLESİ MEŞGUL BİR KURUMUN GENEL SEKRETERYASINDAN SORUMLU GENEL SEKRETERİNİN DEĞERLİ VAKTİNİ çaldığım için özür diliyorum...

Araştırmalarınızda başarılar, aklınıza glemeycek kadar çok sayıda hikaye, öykü, roman, (büyüklere) masal EDİRNE ANLAŞMASI ile alakalı bulabilrisniz.

Bu türden hikaye, öykü, roman, (büyüklere) masal bulamayacak olursanız, telaşlanmayın ben size onlarca-yüzlerce listelerim. Sizde araştırmanızın altına 'SAKIN EDİRNE ANLAŞMASININ KENDİSİNE BAKMAYIN' diye not düşersiniz. O zaman bu hikaye, öykü, roman, (büyüklere) masallar birden DÖKÜMANLAŞIR

23 Mayıs 2014 Cuma Saat 19:55
zeki kartal

Sayın Hilmi Bey efendi,
Müsterih olunuz, söz konusu yazıyı hazırlarken ilgili kaynaklara bakıldı, gerekli teyitler alındı.Nitekim otorite saydığımız/saymamız gereken başka kişilerinde bu konuda yorumları yazdığımız gibidir.
Zaman konusunda ise, uzun yazınıza uzun cevap için bugünlerde zamanım yok, "yazınıza uzun uzun, gerekli araştırmaları yaparak (sizinde buyurduğunuz gibi) cevap vermeyi planlıyorum" demek istemiştim.
Biz genel görüşümüzü kamuoyuna açıkladığımız her satırı kontrol ediyoruz.Ancak yine de GENEL beyanlarda, insanların GENELİ aynı GENEL ifadeyi anlamak zorunda değil. Bazı insanlar GENEL beyanın ÖZEL bir bölümünü alarak GENEL ifadeymiş göstermek konusunda GENELLİKLE ısrarcı olabiliyorlar. Ve bu durumları GENELLİKLE hoşgörü ile karşılamak GENEL bir davranıştır.
Sonuç olarak ben sizi fazla meşgul etmeyeyim. İyi günler...

23 Mayıs 2014 Cuma Saat 14:55
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net