Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Dr. Kurmel Ömer Aytek
YARIM ASIRLIK GECİKME
19 Mayıs 2014 Pazartesi Saat 15:52
                                       

1967 ile 2014 arasındaki 47 yıl Çerkes halkı için yarım asırlık bir gecikme anlamına geliyor.

1967 yılındaki Arap-İsrail Savaşı ile Golan Tepeleri’nde yaşayan 14.000 civarında Çerkes yerinden oldu. Suriye’deki en kalabalık ve en dinamik Çerkes yerleşimi dağıldı. Süreç Ürdün’e taştı; 1970 yılında başlayan ayaklanma bu ülkede yaşayan Çerkes topluluğunu felaketin eşiğine getirse de kitlesel bir göçe yol açmadı. Sırada eski Yugoslavya’nın Kosova bölgesi vardı. Burada iki ateş arasında kalan Çerkesler Miloşeviç ve Yeltsin yönetimlerinin yardımıyla 1998 yılında anayurda dönüş yaptılar. Bu kriz de böyle atlatılmış oldu.

Döngü yarım asır sonra başladığı yere, yani Suriye’ye döndüğünde şans artık Çerkes halkının yanında değildi. Bu defa Suriye’de bir iç savaş vardı ve yıkımdan ülkedeki tüm Çerkes yerleşimleri etkilendi.

Yarım asırlık gecikme tam olarak, Çerkes halkının Yahudi Ajansı (Jewish Agency) veya 1923 yılından beri Yeni Dünya’ya Çerkes göçünün merkezinde yer almış Tolstoy Vakfı benzeri bir örgüt kuramamış olması anlamına geliyor.

Yahudi Ajansı ilginç bir örnek; dönüş ve uyum sürecinin bir kurum eliyle yürütülmesinin simgesi.

Özellikle de 1948-1951 yılları arasında yani İsrail Devleti’nin kuruluşunu izleyen ilk göç dalgasında oynadığı rol dikkat çekici. Yahudi Ajansı benzeri bir Çerkes örgütü bugün mevcut olsaydı Suriye’de çok şey değişebilirdi.

Yahudi Ajansı’nın 1948-1951 yılları arasındaki işlevine kısaca göz atalım.
 
1948 yılında İsrail bir Aşkenaz (Orta Avrupa ve Rusya Yahudileri) ülkesi görünümündeydi. Ama bir yandan da Holokostun Aşkenaz nüfusu Avrupa sahnesinden silmesi sonucunda Yahudi diasporasında sayısal çoğunluk o zamana dek periferide kalmış olan Ortadoğulu ve Kuzey Afrikalı Yahudilere geçmişti. Yahudi Ajansı’nın hedef kitlesi işte bu Oryantal Yahudilerdi.
 
1948 sonrasında İsrail’e ilk Oryantal Yahudi göçünün kaynağı Yemen idi. 1945 yılında bu ülkede yaklaşık 50.000 Yahudi vardı. Yasal haklardan yoksun olarak başkent Sana ve civarındaki gettolarda yaşıyor, hayatlarını zanaatkarlıkla kazanıyorlardı. Mesih’in bir gün kendilerini vaat edilmiş topraklara götüreceğine dair çok güçlü bir inançları olagelmişti.

Mesiyanik beklentileri gerçekleşmedi ama dünyevi sebepler dönüş yolunu onlara açtı. Yemen’de başlayan  halk ayaklanması yağmaya dönüştü. Hayatta kalmak için Yahudiler’in ülkeyi terk etmeleri gerekiyordu. Ancak hükümetin bir şartı vardı; Yahudiler tüm mal varlıklarını geride bırakmalıydı.

Devreye Yahudi Ajansı girdi. Yemen hükümeti ile pazarlık yapıldı ve üzerinde anlaşılan bedel karşılığında çıkış izni alındı. Ne var ki Mısır Süveyş Kanalı’nı İsrail’e giden gemilere kapatmıştı. Kızıl Deniz yolu kullanılamazdı. Buna da bir çare bulundu. Hava köprüsü kurulacaktı. Başka bir Yahudi STK’sı olan Joint Distribution Committee’nin sivil Amerikan uçaklarını kiralamasıyla Haziran 1949’da “Sihirli Kilim Operasyonu” başladı. Günde 7-8 sefer yapan uçaklar dar bir koridoru kullanarak çok tehlikeli şartlarda uçtular.

1950 yılının Eylül ayında operasyon tamamlandığında Yahudi Ajansı 47.000 Yemenli Yahudi’yi İsrail’e taşımıştı.

Sırada Iraklı Yahudiler vardı. Irak en eski, en kalabalık ve en gelişkin Oryantal Yahudi topluluğuna ev sahipliği yapıyordu. 1948 yılında sayıları 130.000 idi.

1930’lu yıllarda başlayan türbülans, 1948-1949 Arap-İsrail Savaşı ile en karanlık döneme girdi. Yahudi evleri yağmalandı, Yahudi memurlar işlerinden, öğrenciler üniversitelerden atıldı. Bir çok profesyonelin mesleğini icra etmesi yasaklandı. Yahudi şirketlerine ve bankalarına el konuldu. Topluluk ekonomik olarak çöktü. Ayrıca İsrail’e göç etmeleri yasaklandı.

1950 yılının Mart ayında Irak yurttaşlığını bırakmaları koşuluyla Yahudiler’in göç etmesine izin verileceği açıklandı. Irak hükümeti göçü teşvik etmek için Yahudi topluluğunun mal varlığının bedelini ödeyecekti. Ancak 10 Mart 1951’de, göç edecek Yahudiler’in para ve mal varlıklarına el konuldu.

O zamana kadar on binlerce Yahudi göç etmek için başvurmuştu. En acil sorun ulaşımdı. Yahudi Ajansı Basra’yı çıkış noktası olarak belirledi. Ancak Kızıl Deniz yolu kapalıydı. Suriye ve Lübnan üzerinden kara yolunu kullanmak da imkansızdı. Yahudi Ajansı ile müzakereler sonucunda, Bağdat yönetimi hava ulaşımına bir şartla razı oldu; uçaklar tarafsız Kıbrıs adasına uçacaklardı.

Mayıs 1950’de “Ali Baba Operasyonu” başladı. 1951 yılının Aralık ayına gelindiğinde Yahudi Ajansı 113.000 Yahudi’yi Irak’tan İsrail’e taşımıştı. Göç, sonraki yıllarda da sürdü. İran üzerinden küçük grupların taşınmasıyla, Iraklı Yahudi göçmen sayısı nihai olarak 121.000’e ulaştı.

Libyalı Yahudiler Iraklılar gibi varlıklı değildi. 1945 yılında Trablus ve Bingazi’de çoğunlukla tüccar ve zanaatkarlardan oluşan 23.000 Yahudi vardı. Ayrıca çölde yaşayan 7.000 Yahudi, Berberilere benzer bir hayat sürüyordu.

Kasım 1945’te başlayan pogromda yüzden fazla Yahudi öldürüldü; binlerce ev ve iş yeri tahrip edildi.

Haziran 1948’de tekrarlanan saldırılar yeni can ve mal kayıplarına yol açtı. Yahudiler artık Libya’da kalamazdı.

Yahudi Ajansı 1949 yılında Bingazi ile Hayfa arasında doğrudan seferler başlattı. 1951 yazında topluluğun tamamına yakını mal varlığını çok düşük bedellerle elden çıkarmış ve İsrail’e doğru yola çıkmıştı.

İsrail Devleti’nin kurulmasının Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yarattığı hoşnutsuzluk bu ülkelerde yaşayan Yahudi popülasyonu hedef almıştı. Suriye’de ise rejim güçleri ve silahlı muhalefet Çerkes topluluğunu doğrudan hedef almıyor. Suriyeli Çerkesler iki ateş arasında kaldılar, en önemli sorun can güvenliği oldu. Yahudi Ajansı’na  benzer bir Çerkes yardım örgütü Çerkesleri toplu olarak Suriye’den çıkarabilir, güvenli bir ülkeye taşıyabilirdi. İkinci aşamada ikametleri ve iaşeleriyle ilgilenebilir, hukuki sorunlarını çözebilirdi.

Birkaç cümle de Tolstoy Vakfı üzerine; Amerika’da yaşayan Ukrayna diasporası İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Ukraynalı mültecileri bu ülkeye getirmek için kendi yardım örgütlerini kurdu. Oysa Tolstoy Vakfı Ukrayna diasporasının temsilcilerine yardım önerisinde bulunmuştu. Ama Ukraynalılar bu teklifi kabul etmediler. Sebebi Tolstoy Vakfı’nın Rus örgütü olmasıydı. Ukraynalı mültecilerin Tolstoy Vakfı tarafından taşınmaması bir prensip meselesiydi.

Aynı Tolstoy Vakfı 1923 yılından beri Amerika’ya Çerkes göçünün merkezindeydi. Çerkesler yıkımdan bu hümanist örgüt eliyle kurtulmuş, onun sayesinde yeni bir hayata başlamışlardı.

Gecikmenin Telafisi

Çerkes ve Yahudi halklarının dinamikleri çok farklı işliyor; bunu tartışmaya bile gerek yok. Ama Suriyeli Çerkesler için de bir şeyler yapılmalı. Çünkü arkalarında devletler veya yardım örgütleri yok. Çünkü umutları sadece dünyaya dağılmış soydaşlarına bağlı. Çünkü hala yaşıyorlar.
 
Peki, ne yapılabilir ?

1) Suriyeli Çerkesler için Türkiye veya Ürdün’de bir uluslararası konferans toplanabilir. Anayurt kapıları kitlesel dönüşe kapalı olduğuna ve uzun süre öyle kalacağına göre, Çerkes diasporası kendi başının çaresine bakacak.

2) Konferansa Çerkes diasporasının ve mültecilerin temsilcileri katılabilir.

3) Konferansta Çerkes mültecilerin kısa vadeli ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde uzun vadeli hedefler, mesela tek bir ülkede toplanmaları ve bu ülkenin neresi olacağı konuları tartışılabilir.

4) Mültecilerin sorunlarının çözümü için düzenlenen bu konferanstan yeni bir küresel dayanışma örgütünün kurulması kararı çıkabilir.

5) Yeni küresel dayanışma örgütü Çerkes diasporasının çatı örgütü olabilir.

5) Çatı örgütü kurumsal misyonunu siyasal lobicilik ve insani yardım olarak tanımlayabilir.

7) Suriyeli Çerkes mültecilerin problemleri genel “Çerkes Sorunu”ndan bağımsız olmadığı için, insani yardım çatı örgütünün bir alt-birimi eliyle sağlanabilir.

Ama önce Suriyeli Çerkesler’in trajedisini yeniden hatırlamak gerekiyor. Unutulmuşluğu umuda dönüştürmek için 150. yıl iyi bir platform. 21 Mayıs geçmişte yaşananlara gözyaşı dökmekten çok daha fazlasını ifade eder oldu; 21 Mayıslar artık umut, kararlılık, dayanışma ve en önemlisi yerküre demek. Suriyeli Çerkesler de yıllardır bu tablonun ayrılmaz bir parçası.

Çerkeslerin ve Çerkes dostlarının 150. yılda yapması gereken bu “geleneği” canlı tutmaktır.

Suriyeli Çerkeslerin acılarınının dindirilmesi, toplum üzerindeki ölü toprağının kaldırılmasından anayurt kapılarının açılmasına kadar pek çok ulusal sorunun çözümü anlamına geliyor.

Unutmayalım; bugün Suriye, yarın daha fazlası !



 


Bu yazı toplam 6168 defa okundu.





Jigih Harun

Nejdet Hatam, siz Rusya'da ne iş yapıyorsunuz önce bunu açıklayın.

Demişsiniz ki : "Önce yıllardır dönüş öncelikli örgütlenenlere hep karşı olanlardan biri olarak neden böylesi örgütümüz olmadı diye sormanız çok tuhaf." Ömer Aytek Kurmel benim bildiğim kadarıyla hiç bir zaman dönüşe karşı çıkmadı."Dönüşçü" dalgasının örgütlenmesi gibi bir söz bile tuhaftır. Ne zaman örgütlenmişlerki dönüşçüler? Herkesin haberi var da bir tek benim haberim mi yok ?
Ömer Aytek Kurmel siz gibilerin varsa tabi örgütlenmelerine karşı çıkmışsa tarih onu haklı çıkarmıştır, buna ne diyeceksiniz? ''Haydi dönelim'' ideolojisiyle insanların dönmeyeceği ortaya çıkmıştır.Bu yüzden habire oralardan taarruzda bulunmanız çok anlamsız.Sizler insaoğlunun en tabi fıtratlarına karşı çıkıyorsunuz;nedir onlar ? can ve mal güvenliği,inanç özgürlüğü,girişim hürriyeti,ifade özgürlüğü,yaşama hakkı,doğuştan belli bazı haklara sahip olma hakkı v.s Bu hakların hiç biri Çerkesler için yoktur orada.Tabi eğitim,sağlık konularına hiç girmiyorum.Sağlık sorunları için dönüşçülerin hala Türkiyeye bağımlı olduğu konusuda ayrı bir konudur. Dönüşçüyüm havası atıp Türkiyeden emekli olup buradan maaş almakda ayrı bir konudur. Dönüşçüyüm deyip orada Türkçe kullananlar gettosu oluşturmanız, dönüşçü çocuklarının adige dili değil rus dili bilmeleri, hatta orada doğmuş büyümüş olmalarına rağmen(yerli diyelim) Adige dili hiç bilmeyenlerinde olması ayrı bir konu. Şehirleşmenin sonuçlarından bihaberseniz Türkiyedeki Çerkesleri dil bilmemekle öğretmemekle suçlarsınız ama oradakiler sanki herkes dil biliyor numaralarına yatarsınız.

Mesela terörizm bahanesi ile Çerkes gençlerinin, üstelik yargısız infazlarla öldürülmesine hiç karşı çıktığınızı görmedik. Terörist olsa bile, her kim olursa olsun cesede saygı gösterilmesi bir insan hakkı olmasına rağmen ve öldürülen Çerkes gençlerinin cesetleri hala rehin tutulmasına ve ailelerine teslim edilmemesine rağmen sizden zerre ses çıkmadı.Fakat bütün bunlara ses çıkarmayan bazı Çerkesler,örneğin Türkiye'nin bir zaman uygulaması olan terörist cesetlerinin ailelerine iade edilmemesi ya da cesetlerin rehin alınması gibi uygulamalarda ve daha bir çok uygulamada hop oturup hop kalktılar.Sizce Rusya'nın öldürdüğü Çerkes gençlerin cesetlerini ailelerine bile vermemesi nasıl izah edilebilir?

2014 yılında Kazakların,sanki 19. yüzyıl karelerinden fırlamış gibi Soçi'de Pussy Riot üyelerini kırbaçlaması ne demektir? Bir insan olarak en azından bunlara itirazınız nedir? Kendi vatandaşı ve üstelik Rusları kırbaçlatan bir devlet Çerkese ne yaptırmaz ki? Bir devlet güvenlik işlerini paramiliter resmi olmayan gruplara devredebilir mi? Mesela Türkiye’deki korucu sistemi hakkında ne düşünüyorsunuz?Rusya’nın güvenlik işlerini Kazaklara devretmesi hakkındaki düşünceniz nedir? Buna hiç itiraz ettinizmi?

Yıllar değişmiş, insanlar ,fikirler değişmiş ama sizin Rusya'ya toz kondurmama anlayışınız hiç değişmemiş. Yıllar geçtikçe değişenleri mi suçlamak gerekir yoksa yıllar geçtikçe değişmeyenleri,hayatın bir değişim olduğunu anlamayanları mı suçlamak gerekir.

Siz şu cümleyi kurma cüretini ve edebini kendinizde nasıl bulabiliyorsunuz: "cehalet de bilinçli çarpıtmayı da yakıştıramıyorum size". Bu saldırgan bir cümledir ve herkesin gözü önünde sizi tamamen küçültmüştür Sayın Necdet Hatam, cehaletten bahsetmişken siz açıklayın şu Tolstoy Vakfının Golan Çerkeslerini neden Amerikaya götürdüğünü de çapınızı takdir edelim ve cahil olup olmadığınızı bu sayede anlayalım. Fakat sallama,dayanaksız bir cevabı kabul etmiyorum ona göre. Çalış bakalım bu konunun üzerinde.

Demişsiniz ki: " Eğer Suriyeli çerkesler RF vatandaşlığını almış olsalardı RF üzel uçakla vatandaşı Ruslarla birlikte onları da anavatana getirecekti." Bu sizin şahsi isteğinizi dile getiren ve sadece varsayıma dayalı bir sallamadır. Ben de size buna benzer bir cümle kurayım: "Suriyeli çerkesler RF vatandaşlığını almış olsalar bile, RF özel uçakla sadece vatandaşı Rusları alıp dönecekti, Suriyeli Çerkesler orada kalacaktı". Sizin kurduğunuz cümlenin inandırıcılığını sağlayan ya da doğru kabul etmemizi gerektiren sebep nedir ? varmıdır böyle bir sebep?

Rusya kendi vatandaşları içinde Rus-Rus olmayan ayrımı yaparken ve bu nedenle kendi hükümranlığı altındaki toprakların herhangi bir yerinde "aman ruslar azalmasın,demografi ruslar lehine olsun" kaygısını dile getiriken ve bunun gereğini yaparken,Suriyeli Çerkesleri getirecekti özel uçakla Rus vatandaşı diye öyle mi?

Demişsiniz ki: "Muhtarın kişiyi görmeden ikametgah ilmuhaber vermediği bir ülkede RF vatandaşlığı için aracı ile başvurma ciddiyetsizliğini saklayarak." Aracı kullanmak ciddiyetsizlik değildir.Rusya Federasyonu konsolosluk ve büyükelçileri aracı olsaydı yine bu iş ciddiyetsiz olacaktı size göre öylemi. Vatandaşlık sadece siyasi bir konudur.Vatandaşlık kişileri devlete bağlayan siyasi bağdır. Eğer RF istese şu gün anında bütün Çerkeslere vatandaşlık verebilir. Tıpkı Gürcistan'ın yaptığı gibi.Bir kere bile Gürcistana gidip başvuru yapmadan bir çok Çerkese Gürcistanın onurlu cumhurbaşkanı Saakaşvili bir kararname ile vatandaşlık vermiştir. Rusya Ermenistana çifte vatandaşlık verirken iş Çerkeslere gelince sizin gibilerin oralardan mır mır etmesi en azından ayıptır arkadaş ayıp.

Demişsinizki: "Evet hangi yıl neler yazdığımız hangi kulvarlarda yüzdüğümüz neyi önemseyip neyi önemsediğimiz gün gelecek halkımızın önüne serilecek... Ucuz kahramanlık da sona erecek o zaman..." Bu klasik dönek muhabbetidir,bu muhabbet Türkiye'de bayatladı.Bir atasözü vardır değişmeyenler ölüler ve aptallardır der. Ucuz kahramanlar ise tek sermayesi oraya dönmek olanlardır. Ucuz kahramanlar dönüş deyip sonra yeniden Türkiyeye dönmüş olanlardır. Sırf dönün demektir dünyanın en ucuz kahramanlığı. Ekonomik sebeplerle Adigey’i terk edip giden Adigeler sizce ne oluyorlar?

Demişsiniz ki: " Uzaktan bakanın sizin ayrı bizim ayrı olduğumuzu anlayacakları kadar birbirimizden uzak durmamız gerektiğini yıllar yıllar önce yazmıştım ben..." Ya güzel kardeşim o zaman uzakta dursana,neden her yazıya her konuya atlıyorsunuz ta oralardan,bir rahat bırakın şu diasporayı. Diaspora cak cak diaspora cek cek, yettiniz, siz asimile olmamış Çerkeslerle devam edin orda mücadele edin ama nerde, uzaktan salvolara devam.

Ben bir okuyucu olarak Ömer Aytek Kurmel'in her yazısında neden ortaya çıkıp böyle ileri geri ve üstelik terbiye sınırlarını aşan yazılar yazdığınıza anlam veremiyorum. Ömer Aytek Kurmel'in entellektüel kapasitesi orada sizin patronları ürkütmüştür belki, onun için yazıyorsunuz kimbilir.

Sizin cümlelerinizle kapanışı yapmak şart oldu: "Ayıp oluyor Necdet Bey... cehaleti de bilinçli çarpıtmayı da yakıştıramıyorum size..."

30 Mayıs 2014 Cuma Saat 11:44
Chushha Wumar

" Çuşha Ömer hemen yasanın çalıştırılmayacağını söyleyecektir daha önceleri gibi. Dosyaları tpolayım elden başvuru yaptığını saklayarak. Muhtarın kişiyi görmeden ikametgah ilmuhaber vermediği bir ülkede RF vatandaşlığı için aracı ile başvurma ciddiyetsizliğini saklayarak. Dahası milyonlarca insandan sadece otuza yakın kişinin o da elden başvurduğunu görmezden gelerek. Yine dahası listeyi faksal anavatana ancak bir yıl gecikme ile ulaştırabildiklerini hafızasından silmş olarak. Yine dahası dosyanın nasıl hazırlanacağı ve kendilerine yardım edileceği bilgisini içeren yazıların yanıtsız bırakıldığını akla bile getirmeyerek. Defalarca eleştiri öz eleştiriye çağırdım Hodri meydan dedim hiç yanıt gelmedi gelmeyecek Ancak tarih bunlar unutmayacak"

Necdet Abinin yaptığı eleştirinin bu kısmının muatabı ben olduğum için cevap vermek bana düşer.Gerçi bu konu aramızda kör-sağır dövüşü haline geldi ama olsun, kamuoyunu doğru bilgilendirmek açısından yine cevaplayalım.

Türkiye'den başvuru yaparak anavatan AC vatandaşlığına başvuru yolu açmak, gereken belgeler ve prosedürleri belirlemek üzere içinde ağırlıklı Ankara derneği başta olmak üzere Türkiyenin çeşitli derneklerinden 32 kadar vatandaşlık başvuru belgesi toplayıp, gereken ek belgeleri Noter tastikli cevirileriyle birlikte Ankara Rusya Fed.Konsolosluk Şubesine teslim edilmiştir.Talep etmemize rağmen teslim ettiğimize dair hiç bir belge vermeyi kabul etmemişlerdir. Bu nedenle 1993 yılı başlarında Türkiye İç İşleri Bakanlığına resmi ziyarette bulunan o dönemin Rusya Fed. Vatandaşlık işleri başkanı,Kabartay Balkar milletvekili Mikitayev Abdullah'a dernek Başkanımız özellikle rica ederek konuyla ilgilenmesini rica etmişse de kendisi bu konuda konsolosluk nezdinde hiç bir girişimde bulunmadan Rusya'ya dönmüştür. Yine 1995 yılında Maykop-Ankara-Çankaya ilçesinin kardeş kent anlaşmasının imzalandığı haftada TC'de bulunan Adığe Cumhuriyetinin Rusya Federasyonu daimi temsilcisi Murat Bejanov'un da bulunduğu toplantıda, Rusya Fed.Büyükelcisi Sayın Kuznetso'un da talimatıyla Ben,Başkonsolos ve Sn Bejanov olamak üzere komisyon kurarak görevlendirmiş, başvuru belgelerini resmi olarak alarak Vatandaşlık komisyonuna götürmesi istenen Bejanov belgeleri almadan(bilerek) Ankara'dan ayrılmıştır.Murat Bejanov daha sonra Cumhurbaşkanı Sayın Carım Aslanın Kaf-Der Başkanı Sayın Muhittin Ünal ve beraberinde Cihan Candemir'in de bulunduğu toplantıda Türkiye Çerkesleri hakkında hazırladığı olumsuz raporu sunarak başvurularımızı sabote etmiştir.Elçilik ve konsolosluk yetkilileri kişisel kanaatlerini( bu yolun Rusya tarafından açılmayacağı ve çalıştırılmacağı yönündeydi) belirtmelerine rağmen vatandaşlık başvuru yolunun açılması için önümüze sürülen bütün belge,döküman gibi zorluklar yerine getirildi. Bizzat bu evraklar ve prosedürlerle 5-6 yıl uğraştım.Edindiğim kanaat Rusya'nın diaspora Çerkeslerine vatandaşlık yolu açmayacağı olmuştur.

Burada Necdet Hatam'a şunu sormak lazım:Peki diaspora bu işi beceremedi,hata yaptı,gereken önemi vermedi varsayalım ve anavatandaki durumu soralım.Siz anavatanda "dönüş" yaptığı ve yerel yasalar çerçevesinde oturma ve çalışma izni alarak yaşayan kaç kişiye vatandaşlık belgesi alabildiniz??? Rusya Federasyonu 9 yıl bu yasayı çalıştırırken 50 kadar dönüşçünün neden ancak 15-20 kişisine vatandaşlık verdi de diğer yarısına vermedi ve hala vermemekte direniyor? Hadi diyelim ki Rusya, diasporadan yapılan başvuru yolunu kapatmaya çalıştı, niçin anavatandakilere vatandaşlık vermedi,hala vermiyor ???

Sorunları zamanında doğru anlamaz ve çare geliştirmezseniz bugün yaptığınızı yaparsınız ancak.Daha başvuru yaptığımız ilk yıl olmak üzere o zamanın Dernek başkanı başta olmak üzere konuya vakıf bütün büyük Thamadeleri doğru bilgilerle uyardım, ama susmayı ve yorumsuz, tepkisiz kalmayı yeğlediler.Hatta Murat Bejanov ile ilgili çok kuşkulu davranışlarını anlattığımda sadece dinlediler. Ama Maykopta karşılarına çıkıp olumsuz raporu yüzlerine okuduğunda ne kadar kandırıldıklarını ancak o zaman anladılar. Siz de hala anlamamakta direniyorsunuz...Rusya, biz diaspora Çerkeslerine vatandaşlık yolu açmak istemiyor, çıkardığı yasa da çalıştırılmamak üzere hazırlanmıştı.Sizin gibi bir Thamademiz içinde bire bir olduğu halde hala sorunun kaynağını böyle anlıyorsa vay halimize.

26 Mayıs 2014 Pazartesi Saat 17:17
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net