Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Çetao İbrahim
ÇERKESYA'YI NE KADAR İSTİYORUZ?
22 Haziran 2014 Pazar Saat 23:59

150 yıl önce koparıldıkları vatanlarından çeşitli Ortadoğu ülkelerine dağılmış olarak yaşayan Çerkesler, devletle karşı karşıya gelmenin bedelinin ağırlığını anlamış olmalılar ki günümüzde yaşadıkları tüm ülkelerde devletin yanında çok sıkı bir şekilde saf tutmuş olarak yaşamlarını sürdürmeye devam ediyorlar. Ve bu ülkelerde devlete karşı olan her hareketin bastırılmasında ön saflarda yerlerini alıyorlar. 150 yılın sonunda artık insanları pazarlarda satılan gariban göçmenler olmaktan da kurtulup, yaşadıkları ülkelerin orta ve üst sınıflarına doğru bir tırmanışa da geçmekte olduklarını söyleyebiliriz.

Eski vatanları Çerkesya'yı hafızalardan silmiş, yaşadıkları ülkeleri vatan olarak benimsemiş,  işleri yavaş yavaş yoluna koymaya başlamışlarken ve sürgün edilişlerinden de yaklaşık bir asır kadar bir zaman geçmişti.  Bir anda vatan Çerkesya'ya dönülmesi gerektiğini savunan bir düşünce, önce Suriye ve Ürdün'den başlayıp Türkiye'ye de girerek oradan Maykop ve Nalçık'a kadar uzanıveriyor. Üstüne üstlük Ürdün prensi Hasan Çerkeskasını giyip, Çerkes bayrağını eline alıp, atına atlayarak bir gurup arkadaşı ile birlikte dönüşün yapılacağı güzergahı tüm dünyanın gözü önünde kalın bir çizgi halinde çiziktiriveriyordu.

Doğrusunu söylemek gerekirse bu yeni durum Çerkes halkı için yüz yıldır alışılagelmiş statükonun bozulması, yeni risklerin göze alınması, pişmiş aşa su katılması demekti ve kimsenin de hoşuna gitmemişti.

Toplumun çoğunluğunca kabul görmeyen bu yeni düşüncenin azda olsa taraftarları da vardı. Dünyada her yeni düşünce önce küçük bir gurup tarafından başlatılıp sonra kitlelere yaygınlaştırılmıyor mu? Onlarda inandıkları bu düşünceyi uygulamaya koydular. Sovyetler Birliği'nin dağılması ile yeni fırsatlar ortaya çıkmıştı. Dönüş düşüncesini savunanlar ilk günlerden itibaren vatanlarına yerleşmeye başladılar. Onların açtıkları patika yoldan yürüyen Kosovalılar, Suriyeliler, Türkiyeliler derken bugün vatanda birkaç bin kişilik bir topluluk oluşturdular. Çalıştılar, direndiler vatan ile diaspora arasında önemli bir köprü oluşturdular. Yeni geldikleri vatanlarında yılda bir kez resmi olarak kutlanan bir bayramları (1 Ağustos)varsa buda başarılı olduklarının önemli bir kanıtıdır.

Dönüş düşüncesinin ortaya çıkışı elli yıl, dönüşün başlaması da yirmi beş yıl olmuşken günümüzde Çerkes diyasporasının vatan Çerkesya'ya olan ilgisi ne durumdadır? Çerkesya'yı ne kadar istiyorlar birazda bunları sorgulayalım.

Diyaspora için bu hareketin statükonun bozulması anlamına geldiğini yukarıda belirtmiştim. Statükosu ilk bozulanlarda dönüş yapmış olanların bıraktıkları aileleri ve yakınlarıydı. Onların vatana dönüş yapmış olan yakınlarına duydukları tepkiler yirmi beş yıldır kah azalarak, kah çoğalarak devam ediyor. Bu tepkileri nedeniyle vatana dönen yakınlarını bir kez olsun görmeye gelmeyenlerin yanı sıra, onları ilk fırsatta geri götürmeye uğraşanlar da az değil.

Dönüş yapmış olanlar ile onların yakınlarının durumu böyle. Birde halkımızın geri kalan büyük çoğunluğuna bakalım.

Bu büyük çoğunluğun durumunu anlatmak için son zamanlarda bir olay oldu.

Bildiğimiz gibi İstanbuldan kalkan bir otobüs İzmit, Adapazarı, Düzce, Ankara, Kayseri, Sıvas, Çorum, Samsun gibi Türkiye Çerkeslerinin yüzde seksenin yaşadığı bölgelerden, önünde Vladikafkas-Nalçık-Maykop tabelası olduğu halde haftada iki kez kimilerinin evinin önünden, kimilerinin burnunun dibinden geçip vatan Çerkesya'ya Çerkessiz olarak gelip gidiyor. Bence bu durum Çerkes diyasporasının Çerkesya'ya olan ilgisinin en bariz örneği. Sadece sütunlarında Çerkes halkına yön vermeye çalışan yazarlar otobüsün bir seferini, derneklerin yönetim kurumlarında yer alanlar ise bir kaç seferini doldurabilirlerdi

Diyasporanın durumunu anlamak için ikinci bir örnek:

Bir kısım yazarlarımız dönüş düşüncesine, dönüşçülere saldırmakta bir sakınca görmüyorlar. Yazılarında dönüş yapanları olduğundan daha az, tutarsız ve başarısız göstermekten mutlu oluyorlar. İşin garip tarafı da onların yazıları büyük "beğen"i topluyor.

Buradan Çerkes diyasporasına sesleniyorum. Çerkes halkının varlığını sürdürebileceği Çerkesya'dan başka bir yer biliyorsanız bize de söyleyin bizde oraya gelelim. Yok vatanınız Çerkesya ise ilgisizliğimize ve tepkilerimize bir son verelim.


Bu yazı toplam 3848 defa okundu.





İbrahim Çetao

Merhaba sevgili Fahri,
Çerkes diasporasının Çerkesya'ya ilgisini artırmanın yolu Çerkesya hakkında yeterince bilgilendirmekten geçer.Ben elimden geldiğince bu işi yaşadığım yöre ile sınırlı olarak yapmaya çalışıyorum.
Sizin yaşadığınız Doğu Çerkesya hakkında insanlarımızın bilgisi Patagonya hakkında bildiklerinden pek fazla değil. Kabul ederseniz bu siteden sizede bir pencere açılsın.Ulusumuzun gövdesi diyebileceğimiz Kabartay ülkesine her yönü ile bize tanıtın.
Selamlar.

24 Haziran 2014 Salı Saat 14:57
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net