

Yıl 1994. Kafkas-Rus savaşlarının sona erişinin 130. yılı nedeniyle Rusya Federasyonu Başkanı Boris Yeltsin Kafkas Halklarına hitaben bir bildiri yayımlıyor. Bildiride 19. yüzyılda yapılanları Jenosid olarak nitelendirmiyorsa da, Kafkas halklarına büyük acılar çektirildiğinden sözederek özür diliyor. Çerkeslerin tekrar vatanlarına dönüşleri konusunda bir yumuşama politikası başlıyor.Daha önceleri, Çarlık ve Sovyet dönemlerinde kimi istisnalar dışında dönüşe izin verilmiyordu. Adigey bölgesi turistik ziyaretlere dahi kapalı idi.
Bu yumuşama politikasının sonucu olarak Yogoslavya'da çıkan iç savaşta Kosova Adiğeleri,19. asırda kendilerini vatanlarından süren Rusya'nın günümüzdeki temsilcileri tarafından devlet imkanları kullanılarak Adiğeye getirilmişlerdi. Adiğey'i oluşturan yedi rayondan, içinde hiç Adiğe yerleşim yeri bulunmayan Maykop rayonunda kendileri için bir de köy-Mafehable- kurulmuştu.
Adiğelerin dönüşü ile ilgili yumuşama politikasının olumlu uygulamaları bununla sınırlı değildi. Bütün ülkelerden vatana dönüş yapmış olanlara Kosovalılar için oluşturulan Mafehable köyünde konut yapma koşulu ile 1500 metre kare arsa tahsis ediliyordu.Arsa tahsis işinin daha evveliyatı da vardı. Doksanlı yıllarda Mıyekuape'nin doğu kıyısında vatana dönüş yapmış olanlara ilk arsa tahsisleri yapılmıştı.
Vatana dönüş yapanlar oturum izni konusunda bir sıkıntı yaşamıyorlardı. Hatta vatanda yaşamayacak insanlar bile oturum izni alabiliyorlardı. Kimi yıllar Cumhuriyetlere verilen oturum izni kontenjanları doldurulamıyordu.
Bugün ülkelerindeki iç savaş nedeniyle büyük sıkıntılar yaşayan Suriye Çerkeslerine doksanlı yıllarda bulundukları yerlerdeki Rusya konsolosluklarına başvurmaları halinde yüz dolar gibi bir masraf karşılığında Rusya Federasyonu vatandaşlığı veriliyordu. Vatandaşlık almaları için kendilerine adeta yalvarılmış olmasına rağmen alanların miktarı yüzde bir civarındadır.
Yine doksanlı yıllarda, burada isimlerini vermek istemediğim, toplumumuzca tanınan kimi insanlar Adiğey'e turistik amaçlı yaptıkları kısa gezilerde yaptıkları oturum izni ve vatandaşlık müracatlarının kabul edilmesi nedeniyle bugün onların hem kendilerinin hem de aile fertlerinin R.F.vatandaşlıkları vardır.
Vatana dönüşün moral ve psikolojik yanı da düşünülmüştü,1 Ağustos, vatana dönüş günü kabul edilerek her yıl coşkulu törenlerle kutlanmaktadır. Dönenler için şarkılar şiirler bestelenmiş,filmler yapılmıştır.
Bunlar Rusya Federasyonu'nun vatana dönüş yapanlara sağladığı yardım ve kolaylıklardı.
Birde bunların dışında zaman içinde kendiliğinden karşımıza çıkan dönüşü kolaylaştırıcı bazı fırsat lar olmuştu. İki binli yılların öncesinde, Rusya’da çıkan ekonomik kriz nedeniyle bugün fiyatları seksen yüz bin dolar civarında olan dairelerin fiyatları beş bin dolarlara kadar düşmüştü. Yine iki binli yıllardan sonra tarım arazilerinin özelleştirilmesi esnasında değerli tarım arazileri çok düşük fiyatlarla satılmıştı.
Gerek devletin sağladığı ve gerek kendiliğinden oluşan bu fırsatlarla birlikte yine bu zaman içerisinde dönüşün önünü açması gereken iki de savaş (Yugoslavya ve Suriye)olmasına rağmen son yirmi beş yılda vatana dönebilenlerin toplamının birkaç bin kişi olduğunu biliyoruz.
Kısaca söyleyecek olursak, vatanına dönme isteği taşıyan bir insanın, en fazla ihtiyacı olan kolay vatandaşlık edinme, ucuza konut ve işyeri bulma gibi imkanlar 1990-2000 yılları arasında bizim insanlarımıza sunulmuştur.
2000 li yıllardan itibaren Rusya yönetiminin Çerkeslerin dönüşleri ile ilgili politikalarında olumsuz değişimler başlamıştır. Bu yıllardan itibaren vatandaşlık çok az sayıda insana verilmiştir. Kanuna göre vatandaşlık verilmesi gereken kişilerin müracatları akıl almaz bürokratik engellere takılmaya başlamıştır. Buna rağmen oturum izni konusunda 2014 yılına kadar ciddi bir sıkıntı yaşanmamıştır.
2012 yılında Suriye'de iç savaşın başlaması ile Çerkeslerin vatana dönüşleri yeniden gündeme gelmiştir. Bu güne kadar Çerkeslerin tek veya küçük guruplar halindeki dönüşlerine kapıyı açık tutan Rusya yönetiminin, Suriye olayları ile birlikte, Çerkeslerin büyük guruplar halinde dönüşlerini istemediği ortaya çıkmıştır. Suriye'den büyük miktarlarda dönüşler olabileceğini tahmin ederek bunları engellemek amacıyla dönüş çalışmaları yürüten kişi ve kurumlara baskılar uygulanmıştır.
Zaman içerisinden Suriye'den de çok büyük gurupların gelmeyeceği anlaşılmıştır. Suriye Çerkeslerinin büyük kısmı iç savaşa rağmen ülkeyi terk etmek istememiştir. Terk edenlerin önemli bir bölümü de Türkiye ve Ürdün'de kalmayı tercih etmişlerdir. Vatanda yaşamak kararlılığında olan Suriyelilerde geri çevrilmemiştir. Devlet politikasına rağmen, hem devlet hem de toplum kendilerine olabildiğince yardımda bulunmuştur.
Geride bırakmış olduğumuz çeyrek asırlık uygulamalardan dönüş adına çıkarmamız gereken önemli dersler vardır
Hiçbir konuda anlaşamayan diyaspora kurumlarımızın Çerkes halkının en önemli davası olan vatana dönüş konusunda da ortak bir politikası yoktur. Dönüş davasının birinci sahibi diyaspora kurumları olmalı ve çok sıkı bir şekilde bu davanın arkasında durmalıdır.
150 yıllık bir aradan sonra yeniden vatanına sahip olmak isteyen bir halkın bu konuda önüne çıkan fırsatları kaçırma lüksü yoktur. Bu güne kadar kaçırılan fırsatlar büyüktür. Yeniden çıkabilecek fırsatlara hazırlıklı olunmalıdır.
Bugünlerde Ukrayna parlamentosuna Çerkes soykırımının tanınması için yapılan başvurunun politik gündemimizin ön sıralarında tartışılmakta olduğunu görüyoruz.
19. yüzyılda olanların bir sürgün ve soykırım olduğunu artık tartışmıyoruz.Bunu sırasıyla Kabardey-Balkar, Adiğey ve Gürcüstan parlamentoları da kabul ettiler. Bu günlerde Ukrayna parlamentosuna yapılan başvuru politik gündemin en önemli tartışma konusunu oluşturuyor. Ukrayna Parlamentosu veya başka ülkelerin parlamentoları da soykırımın olduğunu kabul edebilir. Bence asıl önemlisi Rusya Parlamentosu soykırımı kabul eder ve Çerkeslere “buyurun vatanınıza dönebilirsiniz” derse ve bunu kolaylaştırıcı uygulamalara giderse ne yapacağımızdır?
Yukarıda da sözünü ettiğim gibi zaten Rusya soykırım yaptığını kabul eden bir ülkenin yapması gerekenlerin küçük bir uygulamasını 90-2000 yılları arasında yapmış olup, sonuçta ortadadır.
Soykırımı unutturmayalım ama politik gündemimizin sürekli en başında da tutmayalım. Zira diyaspora olarak vatana dönüş konusunda kat etmemiz gereken önümüzde çok büyük yolumuz var.
Bu vesileyle hepinizin 1 Ağustos vatana dönüş gününüzü kutluyorum. Bu günün anlam ve önemi toplumumuzca daha iyi anlaşıldıkça ulusumuzun geleceği de daha aydınlık olacağına inanıyorum.
Asimilasyon hızlanmadan biran önce geri dönüşler sağlanmalı bence
28 Temmuz 2014 Pazartesi Saat 21:03