

ADDER’in zamazingosundan bahsedince, arkadaşlarımızın bazı şeyleri karıştırmasına sebep olmuşuz.
Sapla samanı karıştırmamak gerekiyor. ADDER’in zamazingosunda kullandığı mantığın (çoğu yerde bir mantığa da sahip olunmadığını gördüğümüz) uygulamaların yanlışlığı latin, kril veya arap harfleri esaslı olmaları ile alakalı değil.
Bu yüzden lütfen konuları karıştırmayalım. Adder’in ortaya koyduğu zamazingo aynı mantıkla başka hangi sembollere aktarılırsa aktarılsın GEREKSİZ, İŞE YARAMAYAN (Çerkesceyi yazı ile öğrenilemez, okunamaz, yazılamaz) halini korur. Buradaki sorun sembollerle alakasızdır.
***
Türkiye’de yaşayan Çerkeslerin latin harflerini esas alan en az iki farklı sistemi işler hale getirmesi aslında zorunluluktur.
Böylesi bir sistemin işler hale getirilmesi ise bu milletin Türkiyede yaşayan kısmına yapılabilecek en iyi hizmetler arasında yer alır.
Türkiyedeki Çerkeslerin latin esaslı oluşturmaları gereken ilk sistemde Çerkesce kelimeler kesinlikle Çerkeslerin söyledikleri şekilde değil Türklerin, Çerkesce bilmeyen Türkiyelilerin söyleyebileceği şekilde yazılır olmalıdır.
Bu temel mantık üzerine inşa edilecek şey Çerkeslerin dillerini korumalarına-geliştirmelerine hizmet etmez. Böyle bir amacı da olmamalı.
Hizmet edeceği şey milli değerlerimizden sülale isimlerinin- soyadlarımızın Türkiyede kalındığı müddetçe korunmasıdır.
Türkiyede kalan neslillerimiz gelecekte tamamen dilllerini kaybetseler dahi, tamamen ne olduklarından kopsalar bile, aradan beş yüz yıl- bin yıl geçse bile varlıklarını bu sistemi kurar işler hale getirirsek yeniden (belki) bulabilirler.
Bunun için şu an yaşayanlara sorumluluk düşüyor. Bu işi gerçekleştirebilecek olanlar bu gün yaşayanlar. Ve bu inanın bu çok büyük bir sorumluluk ve hizmet.
***
ADDER, KAFFED, ÇERFED ve aklıma gelmeyen diğer tüm kurumsal yapılar, kurumsal nitelik kazanmamış yapılar vs. vs. bu konuda sorumludur.
Sülale isimlerimizi Türkiye Cumhuriyeti resmi belgelerinde standart bir yazıma kavuşturmak ZORUNLULUKTUR.
İşin doğrusu, bu aslında TC.’nin vazifesidir. Yerine getirir mi, getirmez mi diyecek olursanız, ne yazıkki getirmesi gerekli olduğunu dahi anlayacak kapasitede bir devlet yapısı günümüzde gözükmüyor.
Örnek olması babından; ШЪХЬАЛАХЪО sülalesinden olup Türkiyede yaşayan bir kişi sülale ismini anam-babam Türk olan, Türkiyedeki yaşamı boyunca karşılacağı her yerde, her Türkün okuyabileceği şekilde YAZABİLMELİDİR.
Türkiyenin her bucağında yaşayan bu sülaleden insanlar sülale isimlerini TÜRKÇE, resmi belgelerde yer almak üzere aynı standartta yazmalıdır.
ШЪ harfi ele alınarak, bu harfi Türkler nasıl seslendirebiliyorlar gözlemleyerek, deneysel yöntemlerle Çerkesçe bilmeyen Türklere sora sora veya Labaratuarda kelimeleri neşterle incelemek yöntemiyle STANDART HALE GETİRMELİYİZ.
ШЪ harfi’nin arapçadaki benzer sesleniminin Türkçedeki yazılımını biliyoruz. ‘S’ şeklinde. Örneğin Salih isminin başında bulunan ‘S’ sesi gibi. Bu hem arapçada hem çerkescede ШЪ harfinin ifade ettiği şeydir. Örneğin ШЪАЛИХЬ (Salih).
Gördüğünüz gibi ilk anda ‘Ş’ dersek olur mu diye aklımıza gelecek şey bambaşka bir sembolle yazılsa iyi olur sonucuna da bizi ulaştırabilir.
Aynı örnek üzerinden devam edelim. Vatanımızda yaşayan Çerkeslerin resmi evraklarda da soyadlarını kullandıklarını görüyoruz.
Her nekadar (ШЪ) harfi kril kökenli sembollerle oluşturulmuş ise de bir RUS tarafından okunamaz. Ruslara bu sesin yer aldığı kelimeyi söyleyip yazmalarını istediğinizde ‘S’ harfini yazdıklarını göreceksiniz. Rusca bu soy ismi ‘SHALAHO’ diye yazılır.
Türkiyede yaşayan aynı sülaleden olan kişi sülale ismini eğer SHALAHO olarak türkçe belgelerde değiştirirse vatanına döndüğünde ekstra bir işleme gerek duyulmadan sülale ismi hem rusca hem çerkesce olarak oradaki vunekoşları ile aynı şekilde olur.
Kısaca işte bunlar ele alınmalı ve standart hale getirilmeli. Üzerinde konuşulması çaba sarfedilmesi gereken şey budur. Türkçe evraklarda «ШЪ» harfini ‘Ş’ olarak mı yoksa ‘S’ olarak mı yazdırmamız daha iyi sonuçlar veriri (belki) araştırmalıyız.
Beş yüz sene sonra Türkçe evraklarda yine aynı soyadını taşıyan bir kişi soyadını incelemek istediğinde, standart oluşturulduğu ve uygulandığı takdirde KÖKÜNÜ BULABİLİR. İnanın bu hiç ufak bir hizmet değildir.
Libyada yaşayan Memlüklerin ardılı Mısıratalı Çerkeslerin elinde böyle bir şey kalmış olsaydı Çerkeslik anlamında durumları inanın çok daha farklı bir konumda olurdu.
Türkiye’de nesillerimizin beş yüz yıl sonra bile köklerini bulabilmeleri için bunun ne kadar büyük önemi var....
***
Uzun lafın kısası, Türkiyede yaşayan Çerkeslerin, kendi soy adlarını kolay bir şekilde alma imkanına kavuştukları günümüz ortamında yukarıda andığım şekilde oluşturulmuş bir alfabeye ihtiyaçları var.
Bu ‘esasta’ OLMAZSA OLMAZ denilecek şeyler arasında yer alıyor.
Türkiyede yaşayan bütün halklara; Kürtlere, Türklere, Gürcülere, Araplara Çerkeslere mahsus olan harfleri telaffuz ettirmemiz öğretmemiz imkansızken başka bir yolumuz yok.
Bunu önemsemeyerek davranmamızda mümkün.
Ama, milletimizin, Türkiyede, 500 yıl sonra yaşayacak fertleri için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmemiş olmamız affedilebilir mi bilmiyorum.
Türkiyedeki ilgili tüm kişi, kurumların bir araya gelip BÖYLESİ BİR ŞEY OLUŞTURMALARI kötü olmaz.
Sülale isimlerimizi Türkçe bilenlerin okuyabileceği halde listeleyip, dernek ve diğer kurumlar, kişiler vasıtası ile standart bir kullanımın faydalarına halkımızı ikna edip, ÇERKESCE SOYADLARINI almaları kampanyaları yapmamız gerekiyor.
***
Adder’in zamazingosu bahsettiğim bu hususta işe yarar mı? Yaramaz.
Peki, bu gün resmi olarak kril esaslı alfabelerle eğitim yapmakta olan devletlerimizin yazıları bu hususta işe yarar mı? Yaramaz.
Bir düşünsenize Türkiye cumhuriyetinin soyadınızı kril esaslı alfabe ile nüfus cüzdanınıza yazmayı kabul ettiğini. Okula gittiğinizde öğretmeniniz isminizi nasıl okuyabilir. Okuyamaz değil mi.
Aynısı Adderin zamazingosu için de geçerli; Öğretmen isminizi okumaya çalışıyor (Şapkalı S, ayakkabalı H, kepli A ....).
Olmaz değil mi?
Evet, olmaz....
O takdirde Türkiyedeki Çerkeslerin, Türkiyede yaşayan herkesin okuyabileceği şekilde düzenlenmiş bir şeye ihtiyaçları var demektir. Bunu ister 'alfabe', ister başka bir şeyle adlandırın fark etmez. Temel ihtiyaçlarımızdandır.
Çerkeslerin Türkiye’de kullanmak-oluşturmak standart hale getirmek zorunda oldukları diğer latin esaslı alfabelere inşaallah daha sonraki yazılarımda değineceğim.
hilmi abi değerli fikirlerinizden her zaman yararlanıyoruz.
xeku'ya gidip yerleşen,ömürlerinden sadece bir kaç günü ayık geçirmiş bir kaç sarhoş bile alfabe işine el atmış boş boş konuşuyorlar.adını yaz desen yazamaz, kiril ile çerkes alfabesini bile yazamaz, bu ayyaşlar elini eteğini çekip sizin gibi bilenler konuşursa önümüz aydınlanır.
Hilmi Bey elinize sağlık,çalışmalarınızdan istifade ediyoruz.Siz bu şekilde latin alfabesi lazım diyorsunuz ama sizide dış hükümetlerle işbirliği yapmakla suçlarlar sonra:)odak derler,mihrak derler ama burda benim kafam karıştı Hilmi Bey,siz bu durumda vatanla bağları koparmak ve çerkesleri kirile karşı kışkırtmak üzere çalışan dış mihrakmı yoksa iç mihrakmı oluyorsunuz anlamadım:)Hilmi Bey,sağolun varolun,düşünce yapınızı kilitlemeden geniş bir bakış açısı ile yazabiliyorsunuz.Teşekkürler.
09 Aralık 2014 Salı Saat 16:09