

“80 yıllık arka plan olur mu ?” demeyin. Çerkes hareketinin 1989 yılında başlayan yeniden doğuşunu anlamlandırmak için sürece bir bütün halinde –elbette dönemleştirerek- bakmak gerekiyor.
İKİNCİ MEŞRUTİYET (1908-18)
Çerkes hareketi 1908 Meşrutiyle doğdu ve dönüş düşüncesi etrafında şekillendi. Dönüş Çerkes halkının ulusal idesiydi.
Bu on yıl kültürel ve siyasal faaliyetler bakımından zengin bir dönemdi. Çerkes halkı hepsinin öznesiydi.
Therkhet Ahmet Cavit Paşa …Dr. Mehmet Ali Pçihaluk …Tsağo Ahmet Nuri …Neğuç Yusuf Suat …Sözlük … Dil kitabı …Alfabeler …Ghuazegazetesi …Kuban ve Kabardey yörelerinde açılan okullar …
Sonra …
“Osmanlı Sıhhiye Heyeti” … Birinci Dünya Savaşı …Kafkasya Komitesi … Kafkasya Konfederasyonu …Rus-Olmayan Halklar Birliği …Milliyetler Birliği’nin 1916 konferansı …İsmail Bidanuk …Çerkesya ve Dağıstan formülü … Kasım 1918 dönüş girişimi … Paris Barış Konferansı’na katılma teşebbüsü …
Çerkesler bir “antite” idi … Aynı zamanda eşit ortak … Hem Gürcüler ve Azerilerle birlikte Konfederasyon hareketi içinde,hem de Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti ile ilişkilerde …
İKİ DÜNYA SAVAŞI ARASI DÖNEM (1923-39)
Teavün Cemiyeti’nin, kadın derneğinin ve Akaretler’dekiÇerkes okulunun 1923’de tasfiyesinin ardından genç cumhuriyetin toprakları üzerinde siyaset yapma olanağı kalmadı.
Kafkasya’nın 1921 yılında Bolşevikleşmesinin Avrupa’ya savurduğu mülteciler Çekoslovakya’nın başkenti Prag’da muhtemelen 1923 yılında Kafkasya Dağlıları Birliği’ni kurdular. Örgütün amaçları arasında “dünyanın birçok ülkesine dağılmış eski ve yeni muhaceretin “merkezi bir teşkilat” içinde birleştirilmesi” vardı.
Eski muhaceretle kastedilen 1864 sürgününün ardından Osmanlı İmparatorluğu topraklarına yerleşen Çerkes diasporasıydı. 1921 mültecileri ise yeni muhaceretti.
1926’da kurulan ve Varşova’da faaliyet gösteren Kafkasya Dağlıları Halk Partisi (KDHP) buhedefi devraldı.
KDHP bir Çerkes örgütü değildi. Ama Çerkesya’ya kitlesel dönüşü ve Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin ihya edilmesini bir bütün halinde ön görüyordu.
Çerkes sorunu yine siyasetin öznesiydi. Ama bu defa vekaleten (KDHP tarafından) savunuluyordu.
KDHP örneğinden kalkarak Birleşik Kafkasya hareketinin tüm renklerinin Çerkes sorununa duyarlı olduğu düşünülmemeli.
KDHPBirleşik Kafkasya hareketinin “muhalif” kanadıydı.Bu hiç unutulmamalı.
“Ana akımın” temsilcisi eski Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti (KKC) dışişleri bakanı Haydar BammatÇerkesya’ya dönüşe, hatta Çerkes diasporasının kendisine mesafeliydi.
Bu reel siyasetin gereğiydi. Yadırganacak bir şey yoktu.Yadırganacak olan, Çerkes diasporasının KKC’ye angaje olmasıydı.
Bammat’ın tutumuna gelince ;
Tarihsel Çerkesya toprakları 1918 yılında hukuken Kuban Cumhuriyeti’ne aitti.Kuban Cumhuriyeti Kazak ve Çerkes halklarının ortak devletiydi. Kuban ve Kuzey Kafkasya Cumhuriyetleri sınırları karşılıklı olarak 1919 yılında tanımışlardı.
Böylece Çerkes diasporasıyla KKC arasında hiçbir hukuki bağ kalmamıştı. Hatta merkezinde dönüş olan Çerkes hareketi KKC için tehlike arzediyordu. Kitlesel dönüş toprak ve sınır sorunu yaratabilir, kan dökülebilirdi.
Üstelik Türkiye’de Çerkes sorununu kaşımak Ankara’yı büsbütün kaybetmek anlamına gelirdi.
“Ana akım” hem Bammat, hem sonraki Magoma-Kantemir döneminde Çerkesler’lemesafesini korudu
(Devam Edecek)
Aytek Kurmel'den bu özetleri almak iyi.
Devamını bekliyorum.
Çok önemli ve bu zamana kadar yeterli derecede tartışılmamış bir konu.
Çerkesya, Kafkasya'nın bir parçasıdır ve Çerkesyasız bir Kafkasya olamaz.
Bu gerçeği ancak yurtseverler tarihsel ve reel bir perspektifle ortaya koymalıdırlar.
Çerkesya; uzayın veya yerkürenin her hangi bir noktasında değildir.
Güneyi ve kuzeyiyle Kafkasya gerçeği içinde, fakat kendi, ulusal ve nesnel bakış açısıyla değerlendirilebilecek bir Çerkesya'dan söz ediyoruz, etmeliyiz.
Teşekkürler Aytek!
DEVAMINI BEKLİYORUZ... SELAMLAR.
27 Ocak 2015 Salı Saat 14:48