Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Dr. Kurmel Ömer Aytek
TÜRKİYE’DE SİYASET İHMAL EDİLEMEZ
11 Nisan 2015 Cumartesi Saat 12:33

                      

Türkiye’de siyasetin ihmal edilemez olmasının iki açılımı var. 

Birincisi, Rusya’da politika alanı daralırken Çerkes Siyasetini Türkiye’de kurmak. Türkiye’yi Çerkes dünyasının siyasal merkezi haline getirmek.

İkincisi, Çerkes Siyasetini Türkiye demokrasi mücadelesinin parçası yapmak. “Daha özgür daha zengin” Türkiye’yi hedeflemek.

Türkiye sadece en kalabalık Çerkes nüfusuna ev sahipliği yapmak gibi mikro etkenlerle değil, piyasa ekonomisi ve sivil toplum gibi makro etkenlerle de öne çıkıyor.

Türkiyeli Çerkesler bu birikimi içselleştirebilirse sağlam bir yurttaşlık bilinci edinebilir, yurttaşlık bilinci de Çerkes toplumunu politikleştirir.

Çerkes kimliği ilk defa 7 Haziran’da bir seçenek olacak. Bilindiği gibi Çoğulcu Demokrasi Partisi (ÇDP) ve bağımsız aday Yalçın Karadaş Çerkes kimliğini deklare ederek seçime giriyorlar.

ÇDP ve Karadaş’ın başarısı Çerkes seçmene “merkezde miyim, çevrede mi ?” sorusunu sordurmalarına bağlı. 

Çerkes toplumu 1950’den bu yana hep “çevre” partilerine oy verdi. Bu tercihte dindar ve küçük üretici (köylü) kimlikleri belirleyiciydi. Bakalım dindar ve emekçi kimliklerinin yanına bu defa etnik kimlik gelecek mi ? 

Çerkes Siyasetinin Türkiye’de kurulması sürecinde şu temalar gündeme gelebilir : 


DİASPORA OLMAK 

Türkiyeli Çerkesler’in gerçek anlamıyla “diaspora” olmaları gerekiyor. Anayurttan (yani statükodan) özerkleşmeleri, kendi “geleneklerini” geliştirmeleri lazım. 

Türkiye kamuoyuna da “bir yere gitmiyorum, buradayım” mesajı verilmeli. “Hem Türkiyeli hem Çerkes” olmak mümkün. Unutmayalım, diasporalar çift-vatanlıdır.

Türkiyeli Çerkesler’in anayurtla sağlıklı bir ilişki kurması buna bağlı. 


ANAYURTLA SİSTEMİ AYNI ŞEY DEĞİL

Soğuk Savaş’ta komünizm karşıtları anayurtla sistemi birbirine karıştırdılar. Rejimine karşı çıkarken anayurdun kendisini defterden sildiler.

Anayurdu sevdirmek isteyenler de aynı hataya düştüler. İdeolojik önyargıları kırmak için rejimi sevimli göstermeye çalıştılar. 

Anayurtla rejimin özdeşleştirilmesini Soğuk Savaş’ın kamburlarından biri olarak hala taşıyoruz.

Bu özdeşlik anayurtla diaspora arasında vesayet ilişkisi doğmasına neden oluyor.

Diaspora bir türlü çocukluktan çıkamıyor, kendine güvenemiyor. Hep anayurttan medet umuyor.

Ama anayurt bir türlü “baba” rolünü oynamıyor. Çünkü o da bir başka vesayet ilişkisinin tutsağı. 

Ve bu komedi sürüp gidiyor.

Çözüm ? 


DÜNYALILAŞMAK LAZIM 

Dünyalılaşmakla, insanlık ailesinin parçası olduğumuz gerçeğini bir an için bile olsa unutmamak gerektiğini kastediyorum. 

Evrensel değerleri ve normları talep etmek … dünyada saygı görecek bilim insanları, sanatçılar, sporcular yetiştirmek … markalaşmak … kim olduğunu unutmadan dünya vatandaşı olmak. 

Türkiyeli Çerkesler anayurttan biraz daha şanslı görünüyor.

Ama Çerkesya –Kuzey Kafkasya’nın tamamı gibi- “dördüncü Rusya” içinde. Bu tanım Natalya Zubareviç’e ait. 

Burası katma değer üretmiyor. Üretici güçler gelişkin değil. Liberal burjuvazi yok. Gürbüz bir sivil toplum bulunmuyor. Toplumsal enerji etnik ve/ya dinsel gerilimlerle heba oluyor. Statüko bölgenin dünyaya açılmasına olanak tanımıyor.

Ne yazık ki Çerkes diasporası da kilitli kapıları aralayacak ekonomik ve siyasal güce sahip değil. 

Yine de Çerkesya’da fark yaratma potansiyeline sahip tek grup Türkiyeli Çerkesler. 30-50 yıl sonrasını düşünmek lazım.


SİVİL TOPLUM HEDEFİ ÖNCELİKLİ

Türkiyeli Çerkesler “uluslaşma” üzerine her türlü tartışmayı severler. 

Ama öncelik galiba “sivil toplumu nasıl güçlendiririz ?” olmalı … Bu hem daha güncel bir tema, hem de başarılması daha kolay bir hedef.

25 yıl önce Sovyet totaliterliğinden daha kolay kurtulanlar ve liberal değerlere daha çabuk uyum sağlayanlar –Polonya ve Baltıklar gibi- sivil toplum geleneği güçlü halklar oldu. Bugün de Ukrayna halkının uyanışı hayranlıkla izleniyor. Temelinde Euro Maidan ruhu var. 

Örgütlenebilen, karar alabilen, aldığı kararları uygulayabilen, denetleyebilen, hesap sorabilen, yüksek standartlar koyabilen bir toplum olabilmek büyük önem taşıyor.

Kır çözülürken Çerkes toplumu kentleşiyor. Ama kentlileşmek farklı bir olgu. Kentlileşirken Çerkes kimliğini koruyacak olan şey güçlü sivil toplum dinamiklerine sahip olmak. 

Vurguyu ister Türkiye’ye yapın, ister siyasete … Türkiye’de siyaset ihmal edilemez. 





Bu yazı toplam 5711 defa okundu.





Yılmaz Özcan

Uzun zamandır bu yönde ufuk açıcı bir makale okumamıştım.
Türkiyede siyaset ihmal edilemez ancak parametreleri ne olacak siyasi açılımlarımızın?
Ve bu çok parçalı halimizle o parametrelere uygun açılımlar yapabilecek miyiz? Aytek bey'in bu konuda ki yorumu nedir acaba?

Selamlar.saygılar

16 Nisan 2015 Perşembe Saat 01:12
GENAR

TEBRİKLER. EZBER BOZAN BİR YAZI.

15 Nisan 2015 Çarşamba Saat 01:36
Şewcen Ergün

sayın Wotey sosyalizm ne aldı ne verdi hesabına girersek alacaklı çıkarız o ayrıda. Sosyalizm zamanında rus çarlığının gazabından arta kalmış çerkeslere o zamana kadar yazılı olmayan dillerini alfabaye döküp birçok kitap dergi basılmıştır. Sosyalizmin çerkeslere ve diğer sscb halklarına bir cok faydası olmuştur.şu anda sscb zamanından daha kötü durumdayız rusya'da. Sosyalizmde verdiklerini tek tek geri alıyor putin rusyası.

14 Nisan 2015 Salı Saat 00:52
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net