

San Remo Konferansı (1920) Suriye’yi Fransız mandasına bıraktı. Suriyeli Çerkesler bu süreçte Çerkes diasporasının siyasal ve entelektüel öncüsü haline geldiler. Suriye için “Piyemonte” benzetmesi bile yapıldı.
Bu dönemin en bilinen yanı Doğu Akdeniz Özel Birlikleri bünyesinde hizmet gören Çerkes süvarileridir.
Daha az bilinen kısım kültürel çalışmalardır. İlk akla gelenler Golan Tepelerinde açılan Çerkes ilkokulları, Çerkes Aydınları Birliği (1928-1931) ve Çerkes Edebiyat Cemiyeti (1931-1936) adlı dernekler ve Marc gazetesidir (1928-1931).
Dönemin en az bilinen yanı ulusal azınlık olarak tanınmak için 1925-1938 yılları arasında yapılmış dört başvurudur.
Çerkesler ilk başvuruyu 1925 yılında yaptılar. 1927 yılında reddedildi. Gerekçe dini azınlık olmamalarıydı.
Kuneytralı, Hamalı, Humuslu ve Merc-Sultanlı temsilciler 1934 yılında ikinci defa başvurdular.
Suriye Çerkesleri “kavmen, dil ve adetler bakımından ‘çoğunluktan’ farklıydı”. Dokuz yıl önce olduğu gibi yine “azınlık hakları talep ediyorlardı”.
Başvuru bir kere daha reddedildi. Gerekçe aynıydı. Çerkesler dini azınlık değildi.
Kuneytralı, Hamalı ve Humuslu Çerkesler aynı yıl içinde Yüksek Komisere yeni bir dilekçe yazdılar.
Manda rejiminin sonuna yaklaşılırken “Suriye’de yaşayan Çerkesler kavmen, dil ve gelenekler bakımından çoğunluktan farklı oldukları için ulusal azınlık hakları talep etmeye devam edeceklerdi.”
On talepte bulundular. Bunların arasında “Çerkes azınlık” için parlamentoda temsil hakkı, devlet kurumlarında istihdam, anadilde eğitim, Çerkes okulları üzerinde tam denetim ve vakıfların yönetimine katılım vardı.
Çerkesler üçüncü başvurularını Mart 1936’da yaptılar. Fransa ve Suriyeli milliyetçiler arasında imzalanacağı artık belli olan antlaşmanın “aralarında Çerkesler’in de bulunduğu azınlıkların haklarının Fransa tarafından koruma altına alınmasını” istediler, ama taleplerle ilgili ayrıntıya girmediler.
Antlaşma imzalandı. Ne var ki Fransa memnun değildi. Antlaşmayı azınlıklar lehine gözden geçirmesi için Ulusal Blok hükümetine baskı yapmaya başladı.
Bunu gören Humuslu Çerkesler 1938 yılında dördüncü başvuruyu yaptılar. Yüksek Komiserlik makamından dilekçeyi Fransa Dışişleri Bakanlığı ve Milletler Cemiyeti’ne iletmesini istediler.
Çerkesler “yurtlarını terke zorlanmış, sürgünde uzun yıllar geçirmiş ama kendilerini korumayı başarmışlardı. Okulları, yayınları ve dernekleri sayesinde ulusal adetlerini, dillerini ve yaşam biçimlerini muhafaza etmeleri bunun kanıtıydı”.
Çerkesler tanınmak için “1925, 1934 ve 1936 yıllarında da başvurmuşlardı. Olumsuz cevap almışlar ve 1936 antlaşmasında ulusal azınlık olarak tanınmamışlardı. Suriyeli milliyetçilerle aralarındaki gerilim Kral Faysal dönemine kadar uzanıyordu. Bu koşullar altında ‘çoğunluğun’ saldırısına uğramaları kaçınılmazdı”.
Asurlular, Kürtler ve Bedeviler 1936-1937’de Cezire için özerklik istemişlerdi. Bunu emsal gösteren Çerkesler Golan Tepeleri için muhtariyet istediler. Hem Cezire hem Golan için cevap olumsuzdu.
1938 tarihli son dilekçede talepler 11 başlık altında toplanmıştı. İlk 10 madde 1934 tarihli başvuruyla aşağı yukarı aynıydı. 11. maddede Fransa’nın garantör olması isteniyordu.
Başvuru 14 Haziran 1938 tarihinde Cenevre’de ele alındı. Sadece Çerkesce eğitim talebi kabul edildi. Diğer istekler Çerkesler’in dini azınlık olmadığı gerekçesiyle reddedildi.
Başvurular “kendiliğinden” girişimler değildi. Varşova’da yerleşik Kafkasya Dağlıları Halk Partisi’nin diasporaya yönelik faaliyetleri bağlamında değerlendirilmelidir.
KDHP Çerkesler’in çoğunlukta olduğu Golan Tepeleri’ni üs haline getirerek “eski muhacereti” mücadeleye katmak istiyordu. Piyemonte benzetmesi bundan kaynaklanıyordu.
Aytek abi merhaba. Suriyeden Amerikaya göç eden çerkeslerle ilgili okuyabileceğim bir kaynak var mıdır?
28 Temmuz 2015 Salı Saat 15:57Değerli özet için teşekkürler sayın kurmel.
Yakın dönem diasporasının kronolojik özetleri uzun uzadıya okumayı sevmeyen biz çerkesler için mühim doğrusu.
