

Üretse iyi olur da.
Mahçupyan; ‘Osmanlıda Çerkeslere düşen görev güvenlik oldu’ demişti, ‘en sıkıntılı görev.’
Her etnisitenin bir konuya(genel olarak tabi) yoğunlaştığını bir iki örnekle anlatmıştı. Eh, Çerkesler’e imar işleri düşecek değildi ya, ya da uluslararası ticaret. Yıllarca Rusya’ya karşı direniş örgütleyen bir savaş tecrübesinden geçmişlerdi. Herkes bildiği işi yapacak.
Osmanlının son dönemleri ile kuruluş yıllarında öne çıkan Çerkeslerin neredeyse tamamı güvenlikçi kökenden geliyordu, Rauf Orbay’dan Ethem Bey’e kadar. İşleri bitince siyaset masasından silindiler bir şekilde. Oysa ki Rauf Orbay ilk başbakan.
150 yıllık Muhaceret tarihimizde özgün diyebileceğimiz tek siyaset ‘DÖNÜŞ’ siyasetidir.
Cılız diyebilirsiniz, ayakları yere basmıyordu diyebilirsiniz, şöyle böyle ama iki kutuplu dünyada; bizim bu taraf darbelerden geçilmez, diğer taraf ta sıkı Brejnev diktatörlüğü sürerken filizlenmiş bir fikir. (belki de yeniden). Mantıklı ol, imkânsızı iste.
Üstelik nereden baksan, küçük te olsa bir nüfusu, Çerkesya’ya döndürme pratiğini de becermiştir.
Dönüş siyasetini eleştiren biz devrimcilerin ya da eski devlete yakın antikomünistlerin yaptığı siyaset, özgün değil konjonktürel di. 70’li yılların iklimi, gençliği solculuğa çekmek için uygundu, birde değişim talebine karşı duran devlet destekli muhafızlar. Gençlik, ya devrimci olurdu ya da ülkücü. CHP nin veya AP nin genci yoktu. Erbakanın bir gençliği vardı, etliye sütlüye karışmayan. Liberal demokrat gençlikten bahsetmek ise dağlara taşlara.
Berlin duvarı yıkılınca her şey altüst oldu.
Erbakan’ın, o etliye sütlüye karışmayan beli silahsız gençliği, hiç aklımızın ucundan geçmezken iktidar oluverdi. Hazırlıksız yakalandık vesselam, ülkücülerle biz solculara, kala kala umutsuz müzmin bir muhalefet kaldı.
‘Demokratik Çerkes hareketi (leri)’ adı altında birkaç çevre oluştu bazı bazı ama ülkenin demokratikleşmesinden daha çok, ‘kürtlere veriyorlar bize niye vermiyorlar’ dı dertleri.
Erdoğan’a çok rahat diktatör diyebilen (ki diyebilir itirazım yok) bir Kaffed yönetim kurulu üyesi arkadaşımız, konu Kafkasya’daki sıkıntılara gelince, Putin’e herhangi bir lafı-tavrı olmadığı gibi, başkanını bizzat onun atadığı DÇP nin basiretsizliği konusunda, ‘anlayışla karşılamak gerekir oranın yasaları öyle’ demeye getiriyor televizyonda.
İlke nerde peki?
KAFFED siyasi bir örgüttür, başka bir şey değil. İlkeli siyaset üretmesi beklenir her ülkede.
Erdoğan’ın Suriye ve Mısır siyaseti, Türkiye lehine-menfaatine hiçbir şey getirmediği gibi çok şey götürmüştür ama ilkelidir. İki siyaseti de halktan yanadır, Mısır ve Suriye halkından yana.
Kürtlerin dertleri ile ilgili 2007 den beri onlarca yazım var, bizim Çerkeslerin gıkı çıkmazdı bu konuda, Yaşar Güven-Erkan Hakaşe gibi birkaç arkadaşım hariç.
Beni, ‘niye uğraşıyorsun bunlarla’ diye uyaran arkadaşlarım Kürtçü olmuş şimdi. İyi bari. Dileğim, Erdoğan fırtınası geçip gidince, yine öyle kalsınlar.
Bizim durmamız gereken yer Masumiyetin yanıdır, silahın değil.
Dudayevin’de yanında değildim, ben size söyleyim.
CARI.
Sayın Hapae,
"Erdoğan’ın Suriye ve Mısır siyaseti, Türkiye lehine-menfaatine hiçbir şey getirmediği gibi çok şey götürmüştür ama ilkelidir. İki siyaseti de halktan yanadır, Mısır ve Suriye halkından yana." diyorsunuz. Neresi haltan yana.
Suriye, neredeyse 40 dini ve etnik grup temeli üzerinde kurulmuş bir ülke. Hassas bir denge var. Esad'ın silahla uzaklaştırılması bizdeki ve MISIR'DAKİ darbelere benzemez. Sünni çoğunluk Alevi azınlığa ne diyecek? 1864 Çerkes boşalması ya da1915 Ermeni Sürgün ve katiamları benzeri yaşanmayacak mı? Bu nedenle Aleviler ve diğer dini ve etnik azınlıklar ölümüne Esad rejimini destekliyorlar.
Erdoğan bu yapıyı ve Rusya etkenini öngöremedi. İşi kolay sandı. Kişiye, Esad'a bağladı. Esad, bir ekibin, bir iktidarın temsilcisi, kişisel anlamda gücü sınırlı. Bunu da öngöremedi. Şimdi Arpacı kumrusu gibi. Kimselere de inandıramıyor. Hata üzerine hata işliyor.
Neresi ilkeliymiş bunun?
Mısır'ı da öngöremedi. Zayıf bir şeriatçı iktidarı ve bu iktidarın pamuk ipliğine bağlı olduğunu, iplerin ABD ve Suudilerin elinde olduğunu, Mursi'nin hatalı davrandığını öngöremedi, vs.
TSEY KARDEŞİM SENİ OKURKEN DE BENİM İÇİM ŞİŞTİ BUNA İNAN.
TÜRKİYENİN SURİYE SİYASETİ TAMAMEN YANLIŞTIR BAŞTAN BUGÜNE KADAR.
KAVGALI OLMADIĞIMIZ TEK KOMŞUMZ KALMADI. HERKES BİZE DİŞ BİLİYOR.
BUMU SİYASET ALLASEN?
ŞİMDİDE SUUDLARLA BERABER KÜRTLERE KARŞI KONUŞLANIYORUZ.
UTANIYORUM.UTANIYORUM.UTANIYORUM.
SUUDLAR DEDİM!!!!????
BAŞKA ŞEY YAZMAYA GEREK VAR MI SENCE?
ESEN KAL.
Kürtler üzerinden bölgede proje uygulamaları var. Bunu kör olan bile görür görüyorda. Mevcut iktidar ağzıyla kuş tutsa yine kimseye yaranamaz dolayısıyla. Ki yaranamayacaklarının en başında da kürtler gelir. Bu proje onlar için can simidi ve bunun içinde onları fazla suçlamaya gerek yok. Çok seneler beklediler çokta bedel ödediler. Adamların davası belli.
Bizim kürtçüden çok kürtçü deli divane çerkeslere ne oluyor onu anlamıyorum. Kardeşim sen istersen git ypg ye katıl, istersen de suriyede ki kör savaşta özgürlük milisi ol. Ama bunların hiçbirini yapmayacağın ayan beyan. Öyle eski ortodoks solculukla ihaleyi kürtlere vererek idare edeceksin. Onlar Erdoğanla hesaplaşsın, ölen ölsün ama yeter ki erdoğan gitsin.
Yahu böyle sakat siyaset mi olur ya? Kürtlerden bashedenler neden siyasi partilerini muhatap almıyordasürekli silahlı kürt grupları muhatap alıyor?
Çünkü bir çok kürtün şiddetle reddettiği silahlar konuşuyor artık. Kürtlerin demokratik sivil siyaseti nerede? Refüze edildi geçmiş olsun. Hapisteki önderlik de çaresiz kaldı. O önderliği neredeyse türkiyede ki herkesin gözünde meşrulaştıran kimdi zamanında? Onunla çözüm sürecini götürmeye çalışan kimdi? sabah akşam küfrettikleri erdoğandı.
O zamanda niye pkk ile görüşüyor diyorlardı, şimdi yine bağıran onlar.
Neyse bu konu uzun.
Erhan abi sana kolay gelsin.Bu kadarını yazarken bile içim şişti.
