Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Dr. Kurmel Ömer Aytek
Bugün Var mı?
25 Haziran 2016 Cumartesi Saat 01:43


Sanatçı hayata bakarken özdeşleştiği kitlenin düşlerini ve umutlarını dile getirir.  

 

Shakespeare ve Dickens’ı İngiliz… Dostoyevski’yi Rus… Proust’u Fransız yapan bu nitelikleridir.  

 

Ama ulusal nitelikleri onları diğer halklardan soyutlamaz. Kendi ulusları kadar insanlığa da aittirler. Hayatı tanımlarken herkes adına konuşurlar.  

 

Bunlar ulusal sanatçılardır.  

 

Bir de ulusçu sanatçılar kategorisi var.  

 

On dokuzuncu yüzyıl onların zamanıydı. Ulusçuluğun Romantik akım içinde belirleyici hale geldiği dönem.   

 

Avrupa ulusal gerilimlerin etkisi altında… Bir yanda gururlu fatihler, karşılarında özgürlükleri için savaşan halklar var.  

 

Bundan doğan duygulanım müzik yoluyla aktarılıyor.  

 

Kimi romantik besteciler halk şarkılarından ve danslarından esinleniyor.  

 

Chopin ve Mazurkaları… Liszt ve Macar Rapsodileri… Dvorak ve Slav Dansları… Grieg ve Norveç Dansları.  

 

Diğerleri halk kültürünü ve köy yaşantısını tercih ediyor.  

 

Carl Maria von Weber ve İyi Avcı… Bedrich Smetana ve Satılmış Nişanlı… Çaykovski ve Rimski-Korsakov’un operaları ve baleleri. 

 

Başkaları ulusal kahramanlar, tarihi olaylar veya ülkelerinin doğal güzellikleri üzerine senfonik şiirler ve operalar besteliyor.  

 

Richard Wagner ve Nibelung Yüzüğü… Çaykovski ve 1812 Uvertürü… Smetana ve Moldau.  

 

Siyasi karışıklık dönemlerinde müziğin rolü önem kazanıyor.  

 

Besteci halkının özlemlerini müziğiyle ifade ediyor. Bakın burası çarpıcı.  

 

Tıpkı İtalya birleşmek için çabalarken “operanın Victor Hugo’su” Verdi’nin… Finlandiya özgürlük savaşı verirken Sibelius’un yaptığı gibi. 

 

Kısaca, on dokuzuncu yüzyılda ulusal bilinç Avrupa ruhunun her hücresine nüfuz ediyor. Romantik akım olmadan o çağı düşünmek olanaksız.  

 

Şimdi on dokuzuncu yüzyıl Çerkesya’sını düşünerek yazıyı lütfen tekrar okuyun. 

 

Çerkes halkının sesini dünyaya duyuracak bir Verdi’si veya Sibelius’u yoktu.  

 

Ya bugün? Bugün var mı? 



Bu yazı toplam 7657 defa okundu.





B.Kerem Uslu

Sayın Kurmel sizin alışık olduğumuz siyasi özetlerinizden farklı bir yazı.
Zevkle okudum. Elinize sağlık.

28 Haziran 2016 Salı Saat 18:24
GENAR

Aytek abi aklıma gelen Yuri Temirkanov diyeceğim ama onuda dünya Rus müzik adamı olarak tanıyor Çerkes olarak değil. 2 sene önce röportajını okumuştum. Milli duyguları yok olmamış birisi. Konserlerinden arta kalan zamanlarını Kaberdeyde geçiriyormuş. Dile önem veriyor Çerkesce konuşmanın verdiği mutluluktan özgüvenden falan bahsediyordu. Sizin tanımladığınız örneklemelere oturmuyor yinede. Keşke çerkeslerin sadece onlardan söz ederek ünlenmiş ama dünyaya mal olmuş her alanda starları olsaydı.

26 Haziran 2016 Pazar Saat 17:52
Zeki M. Ungir

Yok Aytek bey. 19. yüzyılda zaten yoktu.
Daha sonraki sanat kronolojisi hep siyasetin daha doğrusu rejimin gölgesi altındaydı.O iklimden de rejimlerin izin verdiği kadar yazıldı,çizildi sanat üretildi. Sanat özgürlük ister.

25 Haziran 2016 Cumartesi Saat 15:33
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net