Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hapae Erhan
Halkı Sever misiniz? (Gerçekten)
21 Temmuz 2016 Perşembe Saat 03:14


Tanklar Bağdat Caddesinden geçerken alkışlamış ahali. Hiç olmasa harbiler, cesurca taraflarını seçmiş, ‘Halkı sevmiyoruz’ demişler, net. Onlara bir sözüm yok. 


Sözüm, ‘’özgürlük-demokrasi-insan hakları-sosyalizm-hümanizm’’ sloganlarını dilinden düşürmeyenlere. Bunlara bizim Çerkes Milleti’de dahil. 


Köprü üzerinde kafa kestiler provokasyonunu, eğrimi doğrumu demeden birbirinize gönderdiniz, kemerle askerleri kamçılayan şahsın fotoğrafına sarıldınız. O sopalanan askerlerin, Erol Olçak ve oğlunu ve ayrıca 9 kişiyi gözlerinin önünde vurup yere serdiğini bile bile. Hiç öyle bir durumda kaldınız mı? 


Birinci tankın önüne kendini atıp, sağ kaldığını anlayınca kalkıp doğrulup, gelen ikinci tankın önüne atarak ağır yaralanan delikanlıyı kıskanmadınız mı hiç, bir devrimci olarak? 


Özel harekât baskınında, bir astsubayın darbeci tuğgenerali alnından vurup kendisi de anında öldürüldüğünde ne düşündünüz? Yusuf’u vurup yaralı yakalayan başçavuşun (uzatmalı itin biri) türküsünü dinlediniz 40 yıl. Size bir şey ifade etmedi mi? 


Berlin’de, Londra’da, yaşayıp Türkiyeli Çerkesler için Çerkesya’yı işaret eden ‘ naifler’ var. Dün gece oralı (Çerkesya) misafirlerim vardı. O tavsiyelerinizi birde onlara yapsanız’ya yüz yüze, bu ülkedeki darbe şartlarına rağmen. 


Azmi Cankılıç, tutuklu generallerin fotoğraf odasındaki hallerini ‘’üzüntü duyuyorum’’ ibaresiyle yayınladı. O odayı hepiniz bilirsiniz devrimci kardeşlerim. Bizim zamanımızdaki gibi değil, bunlara epey kibar bir muamele var. Kaldı ki, biz halka kurşun sıkmamıştık. Duvar yazıları yazar, afiş asardık nihayet. 


Yine de insanların onurunu kıran (darbeci de olsa sadece geriye kalan çocukları için) bir şey olmasın, varsa da yayınlanmasın derim ben. 


Yapmak isteyip hiç beceremediğiniz/beceremediğimiz, halkı harekete geçirme eylemini kıskandınız değil mi? Hadi itiraf edin. Recep Güler itiraf etmiş bütün samimiyetiyle. Rahat uyumuş o gece. 


Halkı şekillendirmeyi bırakıp, halkın sizi şekillendirmesine müsaade etseniz biraz, daha halkçılık olmaz mı bu? Olmaz tabi. Nedenini sizde biliyorsunuz ve bende. Lenin ile Nişantaşı zihniyeti aynı, halk ile ilgili. Kemalizm’de aynı. Halk cahildir. 


O cahil halk; sizi de kurtardı evvelki gece (ben size söyleyeyim), tankların önüne yatarak. Hiç farkında olmasınız da. 


Biraz bir soğukkanlı olsanız ve hangi badireden geçtiğimizi değerlendirseniz. Ve bu büyük direnişi bir an düşünüp takdir etseniz, hani direnişlere yıllarca hayranlık duymuş insanlar olarak. 


Öyle yapsanız bir an. 


Halkı seviyor musunuz gerçekten. Yoksa, Bağdat caddesi durumlarımı durumlarınız? 


CARI. 


gusips


Bu yazı toplam 7493 defa okundu.





Önder E.Özhan

Azmi bey onlar eğer bu yapılanma içinde yer almışlarsa ne paşa olabilir, ne insan nede vatandaş. Canımıza kasteden o alçaklar onların deyimiyle ''altın nesil'' kaçmaya çalışırken menfezlerden, dere yataklarından toplanıyor. Layık oldukları gibi. Suçlu olanlar cezalarını sonuna kadar çeksinler.

26 Temmuz 2016 Salı Saat 11:46
GUBZEYCE MURAT

Bu darbe girişiminin nedenlerinden çok olası sonuçlarına odaklanılması gerekir.
Ben başından beri fetullah gülen ve şakirtlerinin kendi başlarına bir güce sahip olmadıklarına inanıyorum. belli kritik noktalara sızdılarsa bile asla halk tabanına inemediler, yığınları yönlendirebilecek kapasiteye erişemediler.

Bunun elbette çeşitli sebepleri vardı ancak en önemli nedeni en başından beri gülen'in bir imamdan çok daha fazlası olduğunun ülkenin çoğunluğu tarafından hissedilmesiydi. hakkında çok az şey biliniyordu ve bilinmezlik endişeyi, endişe de temkinli olmayı gerektirdi. cemaatine katılan kişilerin ezici çoğunluğunun fakir ve kaybedecek bir şeyi olmayan çocuk yaşta talebeler olması durumu fazlasıyla açıklıyor zaten.

Başta belirttiğim noktaya geri dönmek gerekirse, fetullah gülen'in gücünün kendinden değil, abd'den geldiğini düşünüyorum. En başından beri bu böyleydi ve sürgün yıllarında iyiden iyiye piyonlaşıp amerikan gizli servisi'nin emir eri haline geldi.

Bunu düşünmek için dahi olmaya gerek yok diyebilirsiniz, haklısınız da. ancak bu konuyu hatırlatmamdaki esas sebep darbe girişiminin sonuçlarını belirleyecek olmasıdır.

Biraz önce bahsettiğim fetö/abd ilişkisinin farkında olan bir diğer kişi de erdoğan. Bu girişim sonunda cemaat yapılanmasının ve arkasındaki dış güçlerin ne denli gözü kara olabildiğine şahit olan erdoğan.
Elbette ki abd'nin gülen'i iade etmeyeceğinin, daha onunla işinin bitmediğinin farkında. zaten gülen'in iade edilmesi demek, farklı ülkelerde benzer şekilde ülkesine ihanet edip abd'ye çalışan kişiler arasında huzursuzluğa yol açacaktır.

ABD kendi hesabına çalışan kişileri tabiri caizse "satmayacağını" diğer ülkelerde onun adına çalışan ajanlarına da ispatlama gereği duyabilir.

Bu durumda erdoğan abd ile ilişkilerini tekrar gözden geçirip nato üyeliğinden dahi çıkmayı göze alabilir. Zaten darbe girişimi sonrası hem abd hem de batı ülkeleri türkiye aleyhine yayınlar yapıp (bence) erdoğan'ın güvenini fena halde zedelediler.

Erdoğan bu noktada yavaş yavaş ulusalcı tarafa doğru eksen kayması yaşayabilir. zaten "hakimiyet milletindir" sloganı bir dönem "hakimiyet kayıtsız şartsız allah'ındır" açıklamasını yapan erdoğan için enteresan bir başlangıçtı. Lozan ile ilgili açıklamalar ise çoğu atatürkçü insanda şaşkınlık ve sevinç yarattı.

ABD ve ab'ye sırtınızı döndüğünüzde yüzünüz doğu'ya döner. Doğu'da ise abd'nin ve ab'nin karşısında durmayı gelenek haline getirmiş rusya, doğal kaynak ve enerji zengini orta asya ülkeleri ile sanayi ve teknoloji alanındaki atılımlarıyla kafaya oynayan çin var.

Erdoğan bu noktada seçimini bu yönde yapabilir. hatta teoriyi zenginleştirmek gerekirse rusya ile ilişkilerde perinçek'i kullanabilir. Darbe girişimi ve sonrasında ulusal kanal'ın hükümete alenen destek veren yayınları bu teoriyi destekler nitelikte. tabi burada en kritik nokta nato üyeliği ancak batı medyasında şimdiden türkiye'nin nato üyeliği ile ilgili çatlak sesler gelmeye başladı bile.

Özetlemek gerekirse, bu kanlı darbe girişimi ülkenin rotasını bambaşka bir yöne kaydırabilir. Bunun Türkiye adına neler getirip neleri götüreceği konusunda en doğru cevabı zaman verecek.

24 Temmuz 2016 Pazar Saat 22:21
Nartan

Facebook yorumlarında okuduğum şu yorumu yorumsuz ekliyorum. Birde böyle düşünenler var biliniz cherkessia okurları.

''İktidarını darbeden korusun diye bin türlü haksızlıkla bürokrasiyi teslim ettiğin çete darbeye kalkışacak 'ne yapıyorlarsa halka yapsınlar' diye güvenliğinden sorumlu olduğun halkı kendine siper edeceksin.Halkı korumakla görevli asker halkın silahıyla halkı vuracak, polis yol verip halkı silahlı askerin önünde yalnız bırakacak... vb vb vb.Yahu şuna sebep olan insan nasıl uyur, nasıl utanmadan çocuğunu, torununu sever, nasıl şu çocuğun ölüsü soğumadan yağlı suratıyla zafer ilan eder.. Ben buna mal olacak demokrasiyi istemiyorum!

21.yy'lın dünyasında demokratik bir hukuk devleti inşa etmenin tek yolunun bu bedellerden geçtiğine inanmıyorum..Hani evinden çıkamadılar diye alay ettiğiniz" beyazlar" var ya 10 yaşında köyden mektebe yollandığımdan beri beyaz olabilmek için çalışıyorum, bununla yetinmeyip herkesin beyaz olduğu bir ülke istiyorum. İnsanları canının, malının, vergisinin, oyunun hesabını canıyla ödemeden sorabilen bir ülke; o davadan bu davaya, o ölümden bu ölüme koşan, kolay feda edilen hayatlarla dolu olmayan bir ülke..''

23 Temmuz 2016 Cumartesi Saat 14:14
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net