Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hapae Erhan
DÖRT MESELE
01 Ağustos 2016 Pazartesi Saat 23:29


KEMALİSTLER; 

Kemalist Ergenekon’cular televizyonları işgal etmiş durumdalar. Biz uyarmıştık, bunların ne kadar tehlikeli olduğuna dair. Dinlemediniz ve bizi hapislerde çürüttünüz diyorlar. 


Kemalist Ergenekon’cular ; 

27 Mayıs 1960 ta, sonra kendini milli birlik komitesinden dışlanmış hisseden Talat Aydemir ‘in 1961’de üst üste 2 darbe girişiminde, sonra 12 Mart 1971’de, sonra 12 Eylül  1980 de ve daha sonra 28 Şubatta ve nihayet E-Muhtıra’da yaptığınız Kemalist darbelerinin hesabını vermediniz henüz. 


İlhan Selçuk’un da dâhil olduğu ama bir şekilde önlenen 9 Mart sol Kemalist darbe planını saymayalım hani. Bu darbelerin hepsi Kemalist darbelerdi, unutacağımızı sanmayın. 


Menderes’i asıp İnönü’yü başbakan yapan, Demirel’i devirip CHP’nin 2 numarası Nihat Erim’i başbakan yapan darbelerden bahsediyorum. 


Afra tafranızı yemiyoruz, daha ödediğiniz ‘mühim’ bir bedel yok. 


BATI 

Tam bir hayal kırıklığı. 

CIA başkanı Türkiye’yi Irak ve Suriye ile aynı kefede görüyor. NATO üyesi ve stratejik ortağım dediği bir ülke hakkında siyasi istikrarsızlık gevelemeleri yapıyor. 15 Temmuz gecesi saat 12 civarında taraflara itidal çağrısı yapıyor. 3 saat sonra canım tabi ki seçilmişlerden yana olmak gerekir diyor çünkü seçilmişler galip, denge değişmiş. 


Bir Amerikalı uzman sırıtarak darbecileri eleştiriyor televizyonda; önce Erdoğan’ı öldürmeniz gerekiyordu diyor. Allahtan bulasın. 


AB akıl veriyor; idam gelirse ilişkilerimiz biter diyor. Kasap et derdinde kedi ciğer. Önce bir darbeyi kınasana sen. İdam meselesinin bu darbecilere uygulanamayacağını sende biliyorsun bizde. Bunlar meydanlarda bağırılıp unutulacak şeyler. Konuştuğun şeye bak. 


Mursi’ye sahip çıkmadınız Sisi’ye sahip çıkıyorsunuz. Hani nerde kaldı demokrasi imanı ya hiç olmasa vicdan? 


O benim de yıllarca savunduğum, AB değerleri ha? 


Yatacak yeriniz yok. 


SOL 

Halkı harekete geçiren iradeyi çok kıskandı. En uyanıkları ‘Ne askeri- nede sivil darbe’ dedi, ikisine de karşıyız. Özetle; zımnen darbeyi destekledi. 


Aslında anormal değil. Sol demokrasiye zerre inanmaz. Silahla iktidarı ele geçirip ‘Proleterya Diktatörlüğü’ kuracak olan sol değil mi / değil miydi? 


‘Demokrasi’ ise dillerinden düşmez. Takiyye’nin dibi. 


Cengiz Algan solcuların ne dediğini tek tek yazmış o gece. Üzülerek belirteyim, bunlara Murat Belge’de dâhil. 


ÇERKESLER 

15 Temmuz gecesi şunu anladım. 

Benim yıllardır uzak durduğum, ya da kendileri bana çok uzak duran Dindar Çerkesler;  çok daha vicdanlı, çok daha yiğit davranış sahibi insanlarmış onu anladım, bu büyük hendekte. 


Hiç olmasa, beni AKP yandaşı olarak yaftalayan diğer herkese göre. 


Çerkeslerin onurunu kurtaran,  darbeye dik duran onlar oldu bu sefer. Umarım diğer demokratik hendeklerde de aynı tavrı koyarlar. 


Yiğittiler ve vicdanlı. 


CARI. 

 

gusips



Bu yazı toplam 7819 defa okundu.





Mahmut Kurnaz-Trabzon

Aşağıda yazdığım yorumu benzer bir köşe yazısına daha post ettim. Yayınlarlar mı bilmem tabi. Ben Çerkes değilim türküm. Fakat bazı Çerkes sitelerini takip ederim vakit buldukça. Hepinize selam ve saygılarımla.

İddialı bir karşılaştırma olduğunun farkındayım ama kurtuluş savaşı ile bu girişimin engellenmesi arasında tarihi öneme sahip benzerlikler var.

Kurtuluş savaşı İngiltere başta olmak üzere emperyalist güçlerin Türkiye'yi parçalarına ayırmak istediği bir dönemde gerçekleşen, 20. yy'ın ilk anti emperyalist savaşıydı.

Batılı emperyalist güçlere karşı kazanılan bu savaşta Pakistan (bağımsızlığı yoktu) başta olmak üzere asyalı ve müslüman toplumların çok ciddi yardımları oldu. bununla birlikte, hem maddi hem de silah temini olarak en büyük destek evet bildiniz Rusya'dan geldi. Savaşın sonunda emperyalist, sömürgeci ülkelere karşı kesin bir zafer kazanıldı. Kazanılan bu zafer Afrika'da, doğu Asya'da sömürge olarak yaşayan bir çok topluma ilham verdi ve bağımsızlık mücadelelerinde "biz de yapabiliriz" motivasyonu sağladı.

Bugün artık savaşla toprak kazanmak, savaşla koloniler, sömürgeler oluşturmak yok. onun yerine ekonomik sömürü ve askeri sömürü (proxy wars) var. sömürülen ülkeler bu sistemin farkına varıp kurtulmaya çalıştıklarında ise yine doğrudan bir müdahale yok; onun yerine gizli servisler marifetiyle gerçekleştirdikleri askeri darbeler var:

"iran (1953); guatemala(1954); thailand (1957); laos (1958-60); the congo (1960); turkey (1960, 1971 & 1980); ecuador (1961 & 1963); south vietnam (1963); brazil (1964); the dominican republic (1963); argentina (1963); honduras (1963 & 2009); ıraq (1963 & 2003); bolivia (1964, 1971 & 1980); ındonesia (1965); ghana (1966); greece (1967); panama (1968 & 1989); cambodia (1970); chile (1973); bangladesh (1975); pakistan (1977); grenada (1983); mauritania (1984); guinea (1984); burkina faso (1987); paraguay (1989); haiti (1991 & 2004); russia (1993); uganda (1996);and libya (2011). "

2002'deki Venezuela darbe girişimi dışında, yukarıdakilerin tamamı başarılı oldu. yönetimler değişti. abd çıkarları kazandı.


15 temmuz darbe girişiminin önlenmesinin tarihi önemi de burada ortaya çıkıyor. tarihte ilk defa amerikan ve batı yanlısı, batı'yla ve emperyal güçlerle entegre olmuş bir ülkenin "yola getirilmesi" amacıyla düzenlenmiş bir darbe başarısız oldu.
Üstelik çok büyük bir halk desteğini de arkasına alarak. ABD'nin ve batı medyasının ilk tepkisi bu darbeyi bir tiyatro olarak göstermeye çalışmak oldu. Daha saatler bile geçmemişken Fethullah Gülen'le röportaj yaptılar. Neredeyse hiçbir batı medya kuruluşu Türkiye'nin seçilmiş hükümetin yanında ve tankların karşısında birlik oluşunu haber yapmadı. Hiçbir batılı devlet darbe saatlerinde Türkiye'ye destek mesajı yayınlamadı. ABD ve emperyal güçlerin, kurtuluş savaşı ile benzerlik kurduğum kısmı da budur. En büyük korkusu Türkiye'nin bu düzeni boşa çıkarıp bu hegemonyadan kurtulması ve bunun batı hegemonyası altında yaşayan diğer ülkelere örnek teşkil etmesi.

Benzerlik kurduğum diğer madde ise Rusya ve Avrasya etkileri. Bu emperyalist mücadelede ilk andan itibaren (elbette her ülke kendi çıkarları doğrultusunda) yanımızda duran ilk ülke 100 yıl önce olduğu gibi yine Rusya oldu. Hemen ardından İran'dan, Çin'den, Kazakistan'dan destek mesajları geldi. dün Türkiye cumhurbaşkanı darbe sonrası ilk ziyaretini Rusya'ya yaptı. Ekonomik ve askeri (burası çok önemli) anlamda işbirliği konuşuldu. ciddi mutabakatlara varıldı. Türkiye'nin önümüzdeki yıllardaki kalkınma hamlesinde Rusya en önemli aktörlerden biri olacak. Tıpkı cumhuriyet'in ilk yıllarındaki Rusya destekli kalkınma planları gibi.

İlginç bir şekilde tarih tekerrür ediyor. Ya da biz 60 yıllık zorlama bir ilişkinin bittiğini anlayıp ait olduğumuz yere dönüyoruz.

10 Ağustos 2016 Çarşamba Saat 16:06
Şogen Y. Baturalp

Bu girişim atlatıldı. Eğer şüphelenildiği gibi yeni bir girişim olmaz ise bile olayı tüm yönleriyle anlamamız, tahlil edebilmemiz tarihçilerin katkısıyla yıllar alacak. Bu süreç içerisinde malum yapının cemaatten hizmet hareketine, hizmet hareketinden örgüte dönüşmesini 90'li yıllardan beri (belki de daha öncesinden) yazılan, yazdırılan kitaplardan, kaynaklardan anlamaya çalışacağız.
Nasıl bu kadar kör kalınabildiğini de... bu aralar tartışma programlarına kolunun altına yazdığı kitabı alıp koşan gazetecisi, mağduru, zamanında hizmetin çalışanları, itirafçıları arasından doğru güvenilir kaynakları bulabilmek umuduyla tabi. (bkz: darbe girişimine giden süreci anlatan kitaplar)

Selamlar

09 Ağustos 2016 Salı Saat 12:25
Tlışe Murat

Bu dünyada her şey değişiyor. Ancak dört şey hiç değişmiyor.

1- Ajda Pekkan
2- Ortadoğu’nun mallığı
3- Emperyalizm
4- Türkiyede darbecilik

3.bin yıldayız Türkiye yermi bu herzeleri.

07 Ağustos 2016 Pazar Saat 12:00
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net