

SBKP davası Nazilerin yargılandığı Nuremberg mahkemesine benzemiyordu.
Nuremberg’de spesifik suçlular spesifik suçlarla yargılanmıştı. Moskova’da öyle değildi.
Gorbaçev’in dediği gibi “gerçek suçlular ölmüştü, onları ancak tarih yargılayabilirdi.” Ağustos darbesinin elebaşları bile mahkemeye çıkmadı.
Nuremberg’de adaleti tecelli ettirecek yabancı galipler vardı. Moskova’da yoktu.
Nuremberg’de Naziler uluslararası hukuk çatısı altında yargılanmışlardı. Rusya Anayasa Mahkemesinin on üç üyesinden on ikisi eski komünistti.
Kim kimi yargılayacaktı?
Rusya yeni bir anayasaya ancak Aralık 1993’te kavuştu. Yani davanın üzerinden bir yıl geçtikten sonra.
Mahkeme Brejnev Anayasasına göre karar vermek zorundaydı. O da Komünist Partisine sınırsız yetki tanıyordu.
Yargıçlar Sovyet tarihini yargılamaya yetkin olmadıklarını açıkladılar. SBKP’nin kapatılma kararını onadılar. Ama yeni bir komünist partisinin kurulmasının önünü açtılar.
Karar 30 Kasım 1992’de açıklandı.
Şubat 1993’de RFKP açık ara en büyük partiydi. Yarım milyondan fazla üyesi vardı.
Yeltsin “1917 yılından beri ilk defa intikam alma yoluna gitmiyoruz” diyordu. Partinin işlediği suçlardan dolayı bireyler ceza almayacaktı.
Mahkeme kararını verirken toplumsal yarılmaya sebep olmamaya dikkat etti. Sonuçta ne suç işleyenler ceza aldı, ne arınma yasaları çıkarılabildi.
Denir ki diktatörlüklerden doğan demokrasilerde adalet ya hemen tecelli eder ya da hiç etmez. Bu kural Rusya’da da işledi.
Suçlar cezasız kalınca eski komünistlerin sistemi ele geçirmesi zor olmadı.
Doğu Avrupa ve Baltıklarda komünist diktatörlük yabancılar tarafından dayatılmıştı. Buna karşılık Rusların suçlayacağı yabancı bir güç yoktu. Devrim Rus topraklarında doğmuştu.
Milyonlarca Rus parti üyesiydi. Neredeyse herkes rejimle bir şekilde işbirliği yapmıştı. Faillerle kurbanları ayırmak kolay değildi.
Sadece suçluların değil tüm ulusun yargılanması gerekirdi. Hatta mahkemeye değil, Güney Afrika örneğinde olduğu gibi bir hakikat ve yüzleşme komisyonuna ihtiyaç vardı.
Benzer bir süreç sınırlı da olsa glasnost döneminde yaşanmıştı.
Galina Starovoytova’nın arınma yasası önerisi parlamento tarafından reddedilince Rusya önemli bir demokratikleşme fırsatını kaçırdı.
Öneri neden reddedilmişti? Birinci sebep siyasiydi.
İkincisi tarihe bakışla ilgiliydi. Ortak bir tarih anlatısı yoktu. Böyle olunca hakikat ve yüzleşmenin nasıl olması gerektiği üzerinde uzlaşılamadı.
Güney Afrika’da ırk ayrımı rejimine karşı zafer kazanılmış, buradan ortak bir tarih anlatısı doğmuştu.
Oysa Rusya’da birçok insan için Sovyetler Birliğinin çöküşü felaket anlamına geliyordu.
Hakikat ve yüzleşme son kertede geçmişe ilişkin karar vermek demektir. Rusya halkı geçmişe ilişkin sağduyulu bir karar verebilecek durumda mıydı?
Çoğunluk Sovyet sisteminin normal olduğuna inanarak yaşamıştı. Kimisine göre sistem en iyisiydi.
Ülke çeyrek asır komünizmle yönetilmişti. 1991 yılına gelindiğinde herkes her şeyini Sovyet rejimine borçluydu.
Sovyetler Birliği'nin 1991 yılında barışçı biçimde dağılmış olması iyi birşey. Geçmişten hesap sorulması konusuna gelince kim kimden ne soracak? Bunu Nuremberg Mahkemesi gibi düşünmemek gerekir. Nuremberg'de galipler Nazileri (suçluları, bir bölümünü) yargıladılar. Sovyetler'e gelince, 1991'de Komünist parti iktidarına son verildiğinde bütün kamu kesimi komünist yönetimindeydi. Bir konuğum orak çekiçli poşetlerle Türkiye'ye gelmişti, hararetli bir komünistti, ertesi yıl gördüğümde Sovyetler Birliği'ni ti'ye alıyor, işine bakıyordu. Sordum, "Sovyetlerin yıkılacağı aklımın köşesinden geçmiyordu, yıkılacağını bilseydim Maykop'un yarısını ele geçirme fırsatım vardı" demişti.
Güney Afrika bir mücadele sonucu tarafların uzlaşmasıyla doğdu. Başarıl bir örnek. İspanya ve Portekiz ise kendi iç dinamikleri ve ABD'nin izin vermesiyle kansız demokrasiye geçiş yaptılar.
Ama Rusya ve Türkiye gerisini getiremiyor. Bence neden milliyetçilik. Üretim yapamayan milliyetçilikle nereye varılabilir?
Sayın Erdo'nun İran görüşü önemli. Etnik ve dini çatışmaların anaforundaki Ortadoğu'da İran bir durgun deniz gibi. Türkiye'den de daha fazla uluslu. Buna rağmen durumu idare edebiliyor, bir denge durumu var. Faşist ülke ama geçmişten gelme bir Doğu kültürü ve diplomasisi var, dinci yöneticiler bunu idare eder görünüyorlar.
Rusya'ya gelince, burası demokratikleşebilecek mi? Rus olmayanların sayısı az, beşte bir gibi. Bu kadar az bir nüfus çoğunluk ulusun demokratikleşme çabalarına ne ölçüde bir katkı sunabilir ki? Sovyetler, eski Yugoslavya ve şimdiki Rusya'da da yönetim çoğunluktaki ulusun denetiminde. Etkili makamlara azınlık bireyleri getirilmiyor, getirilse bile yapabildikleri birşey yok.
Güney Afrika'da ırkçılık ve etnik baskılar dönemi geride kaldı. O bir başarı, bir uzlaşma ürünü.
Gerisi için hayırlısı diyelim.
Aytek bey kardeşim yüzleşme her toplumun becerebileceği bir olgu değil gerçektende Alman sistem kurdu ve bunu becerdi büyük oranda. Rus beceremedi.
Yüzleşme hakikati öğrenmek istemekle başlar ve sonuçlarına ne olursa olsun rıza göstermek gerekir.
Baki selamlarımla.
Vahit Erdo ·
Sn kurmel in yazısını açıp yerli yerine oturtmak tamamlamak gerekirse; 1987 26. SBKP kararı ile CCCP dağıtılma kararını komünist Partinin STALİNİST elitleri aldılar ve uyguladılar,,, hatırlanırsa M: GORBAÇOV her ziyaret ettiği KOMEKON üysi doğu avruğa ülkesi öbürsü gün çöktü,,, bu uygulamalar alınan kararın uygulama ile ispatıdır,,, CCCP yıkanlardır şu anda sahte RUSYA fed, yönetenlerdir , kim kimden hesap sorabilirki,,,, NURUNBERG mahkemelerinde faşistleri muhalifleri anti faşistler, komünistler yargıladı, Rusyada Stalinistler ,Stalinistleri ne adın yargılasınlarki?,,, Sovyetler birliği 4. mali iflası ile elitler dünya çok kutuplu bir düzene evriliyor ön görüsü ile SAFRALARIMIZI ( öbür cum.ler))) atlım büyük RUSYA olarak yeni D.D. yer alaılam gerekçesi ile CCCP dağıttılar,,, geçen yıl v.v. PUTİN tek kutuplu dünya adil değil demişti,, dünde demişki, tek kutuplu dünya düzeni artk çöküyor , yani suriyede kazandığını sandığı PİRUZ zaferi ile denge kuracağı intabağı yaratak rusya insanını gaza getiriyor, ,, soğuk savaş döneminin dehşet dengesinden nemalanan, askeri bürokrat ikdidar ve heveslilerne , ayrıca Türkiyedeki sahte komünist stalinistlerin gönlüne su serpiyor, ARAP baharı nın son durağı Rusyada ki PUTİN rejimidir ,,, şu ara devrimin ilerleyişi patinaj yapıyor bunu tarihin tekerürü diye yorumlayanlar yanılıyorlar, A.B. rayından çıkartılmak istenen Türkiye düzeltilecek İRAN daki faşist rejim ykılacak sıra MOskavadaki oliğarşiye gelecek ve sahte fed dağıtılacaktır, mesele; tüm bunlar olurken Kafkasyada tarihi uykularda uyuyanların ne olacağıdır,,,,,, çok marifet var insanda.... selamlar..
