Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Dr. Kurmel Ömer Aytek
Asıl Çarpıcı Olan
25 Aralık 2016 Pazar Saat 18:04


Balkanların yirmi yıl önceki haliyle Kafkasya’nın bugünü arasındaki benzerlikler hayli ilgi çekici.


Yazıda Balkan kelimesini kaldırıp yerine Kafkasya sözcüğünü koysanız bile cümleler sanırım anlamını yitirmez.

***


Balkanlarda seçkinler komünist değil, Stalinciydi. Bu hiçbir düşünsel derinlik gerektirmeyen, sığ bir tercihti. Pratik ve pragmatik gerekçeleri vardı.


Birincisi, Hitler karşısında tek umut Stalin’di. Batı demokrasisi bir seçenek değildi. Doğu Avrupa’yı – Yalta’dan çok önce – daha Münih’te kaybetmişti.


İkincisi, Balkanlarda iş bitiren, sonuç alan siyasetçiler beğeni toplardı. Stalin de bu türden bir politikacıydı.


Üçüncüsü, seçkinler Stalincilikten nemalanıyordu. Karadeniz kıyılarındaki tatilleri, Karpatlardaki villaları buna borçlulardı.


Maddiyata tapınma Balkanlarda da eleştirel düşüncenin katiliydi.


Komünizm Balkanlar için ikinci Moğol istilasıydı. Komünistler en üretken çiftçileri yok etmiş, sivil toplum, muhalefet tüm renkleri ve tonlarıyla tasfiye olmuştu.


Geriye sadece kahvehane politikacıları kalmıştı. Değişik adlar taşıyan partiler vardı ama farklı fikirler yoktu. Şişkin egolardan geçilmiyordu.


Orta Avrupa’da reformcu komünistler sayesinde barışçıl geçiş mümkün oldu. Balkanlarda bunu sağlayacak bir muhalefet yoktu.


Özellikle Romanya’da geçiş kanlı oldu. Kaos güç boşluğu doğurdu. Bundan da tek örgütlü güç olan (eski) komünistler yararlandı.


Reformu öteleyerek ülkeyi 1996 yılına kadar yönettiler. Üstelik seçim kazanarak…


Katolik Polonya’nın aksine Ortodoks Balkanlarda halk iktidar talep etmemişti.


Faşizm… Komünizm… Vahşi kapitalizm… Ortodoks Kilisesi hepsiyle uyum içinde olmayı bildi.


Bunu cemaatini reel dünyadan kopararak başardı. Halkı köylülüğün yüceltildiği bir kır hayatına hapsetti.


Bu alternatif bir dünyaydı. Kadim gelenekle modern dünya burada “uyum sağladılar.”


Balkanlarda özelleştirme önce ötelendi, sonra yabancılara sadece azınlık hisselerinin satılmasına razı olundu.


Burası köylü toplumlar diyarıydı. Yabancılara mal satılmasına kuşkuyla bakılırdı. Burada bilgi paylaşılmak için değil, saklanmak için vardı.


Balkanlarda sistem değişim istemediği için dış yatırıma karşı direndi. Eski rejim kalıntılarının, suçlular oligarşisinin tasfiyesi gerçek girişimcilik ruhunun kök salmasına bağlıydı.

***


Sonra ne oldu?


Romanya ve Bulgaristan 2007, Hırvatistan 2013 yılında Avrupa Birliğine girdi. Balkanların en büyük şansı Orta Avrupa ile komşu olmasıydı. Bir de güçlü devletler Balkan ülkelerinin üyeliğini destekledi.


Kafkasya ile benzerlikler burada bitiyor.


Balkanlarla Kafkasya’nın benzememe hali benzerliklerden daha çarpıcı olabilir mi?



Bu yazı toplam 6739 defa okundu.





Zeki M. Ungir

Balkanlar şu sıralar Rusya'nın hamleleri ile yeniden gündeme geliyor. Özellikle Bulgaristan'daki seçimler sonrası Bulgaristan'da akgrtan Rus etkinliğinden bahsediliyor.
Karadağ'da da durum Rusların lehine gidiyor gibi. Sırbistan'da zaten etkin olan Rus etkisi Lavrov'un Belgrad ziyareti ile perçinleşti ve Sırbistan'ın sözde toprak bütünlüğünü korumaya yönelik söylemler arttı. Bunların sonucu olarak Rus destekli çeteciliğin tekrar hortladığı konuşuluyor. Herkes Suriye'yi konuşurken Balkan coğrafyasındaki satranç devam ediyor.

Peki Türkiye ne yapacak. Güçlü slav akımı türkleri ve müslüman slavları (boşnaklar, pomaklar vs.) hedef almayacak mı? Öte yandan türklerin de arnavutlaştırılmaya çalışılması var. Büyük Arnavutluk haritaları dağıtılırken, Amerika'nın uydusu Arnavutluk ve Kosova'ya ne kadar güvenilebilir?

İyi seneler. Selamlar

02 Ocak 2017 Pazartesi Saat 10:50
Gubzeyce Murat Ozturk

Rusya son yıllarda özellikle Batı Balkanlarda varlığını ve nüfuzunu korumak için ciddi girişimlerde bulunuyor. Bu girişimlerin altında yatan; batı Balkanların birçok ülkesinin istikrarsızlığa sebep olacak farklı türde krizler içinde olması. Rus diplomasisi de mevcut koşullardan istifade etmek istiyor doğal olarak.

Rusya'nın bu politikaları özelde batı Balkanlara stratejik değer vermesinden ve Avrupa Birliği ile NATO'nun "avlusunda" sorun çıkarmak istemesinden kaynaklanıyor. Genelde ise, NATO'nun Rus sınırlarına yaklaşmasını yavaşlatmak zaten 1. hedefi.

Rusya'nın bölgedeki politikalarının özellikle Ukrayna'dan sonra daha agresif hale geldiğini unutmamak lazım.

30 Aralık 2016 Cuma Saat 01:45
hapi cevdet yıldız

Balkanlar ile Kafkasya arasında farklılıklar çok. Osmanlı sınırları içindeki Balkanlıların çoğu Ortodoks Hıristiyan, azınlık - Arnavut, Boşnak, Pomak ve Macir- Müslüman. Rus bu ülkeler aristokrasisini, Ortodoks Kilisesini ve milliyetçi kesimleri elde etti. Bunda Osmanlı gericiliğinin de rolü var.
Balkanlı komünistler güçlü değildi, Sovyet süngüleri sayesinde iktidarlara geldiler. Halk desteği güçlü olamazdı. Çünkü köylü kesim kollektivizme yandaş değildi. İlk fırsatta Sovyet etkisi silindi gitti, yapaydı.

Kafkasya'ya Rus, Çerkesya dışında planlı ve barışçı yoldan girdi. Soylu sınıfını elde etti, din adamlarının çoğunu da elde etti. Örneğin Müslüman Azerbaycan, Hanlık yönetimi altındakiler, sahil kesimi Dağıstanlılar Rusya'ya hep sadık kaldılar. Kabardey, Balkar, Karaçay, Abazin ve Abhaz soyluları ve imamlar da Rusya'ya sadık kaldılar. Bu yörelerde Rusya'ya karşı ciddi bir direniş görülmedi. Rus devlet, özellikle subay kadrosunda yer aldılar. Demek ki Rus soylu sınıfı ve din adamlarını yanına alarakyönetimini kalıcılaştırdı. Avarlar ve Çeçenler, sonunda Ruslarla uzlaştılar ve sürülmemeyi ya da imha edilmemeyi başardılar. Çerkesler bunu başaramadılar, çünkü Şapsığ, Natuhay ve Abzahların uzlaşmaya öncülük edecek soylu sınıfları yoktu. Buralardaki imamlar da bağımsızlık için elde silah direnişe katılmışlardı.

Rus Adıgeleri itaat ettiremeyeceğini anlayınca imha ve ülke dışına sürgün yolunu seçti.
Şunu da belirteyim Hıristiyan Kafkasyalı nüfus daima Rusya yanlısı olmuştur. Bunu da bilelim. Rus idaresi kendisine boyun eğenlere çoğunca hoşgörülü davranıyor, haklar tanıyor ve toprak veriyordu.

27 Aralık 2016 Salı Saat 10:32
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net