Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Dr. Kurmel Ömer Aytek
Yalta’nın Mantığı
12 Şubat 2017 Pazar Saat 11:15


Müttefikler Almanya sınırlarına yaklaşırken Üç Büyük Yalta’da bir araya geldi. Savaş sonrası düzen müzakere edildi.  

 

Kimisi yazılı kimisi sözlü mutabakata dayanmak üzere aşağıdaki konularda uzlaştılar:  

 

Birleşmiş Milletler kurulacaktı. Roosevelt’e göre Stalin’in onayının alınması Yalta’nın en önemli başarısıydı. 

 

Stalin Curzon Hattını batı sınırı olarak kabul ettirdi.  

 

Curzon Hattı Versailles’da Batılı devletler tarafından tavsiye edilmişti. Polonya hattın doğusuna geçmiş, 1920 yılında Ukrayna ve Belarus topraklarını sınırlarına katmıştı.  

 

Stalin 1939 Nazi-Sovyet Paktıyla bu toprakların çoğunu geri aldı.  

 

Polonya’nın doğu sınırı 100 ila 200 mil batıya kayacaktı. Bu konu 1943 Tahran Konferansında karara bağlanmıştı. 

 

Polonya Sovyetlere kaybettiği topraklara karşılık Almanya’dan toprak alacaktı.  

 

Bu Potsdam Konferansında (Temmuz-Ağustos 1945) teyit edildi.  

 

Kelebek şeklindeki Alman toprakları (Silezya, Prusya ve Pomeranya) Oder-Neisse kıyılarında kırpılarak Polonya’ya verildi.  

 

Milyonlarca Alman batıya göçtü. Yerlerini Sovyetlere kaybedilen topraklardan gelen Polonyalılar aldı.  

 

Doğu Prusya ikiye ayrıldı. Kuzeyi Sovyetler (Kaliningrad Oblastı), güneyi Polonya aldı. 

 

Almanya önce üç işgal bölgesine (İngiliz, Amerikan ve Sovyet) ayrıldı. Sonra bunlara dördüncüsü (Fransa) katıldı.  

 

Askeri işgal geçici olacaktı. Almanya’nın Doğu ve Batı olmak üzere iki devlete bölünmesi ön görülmüyordu. 

 

Berlin Doğu ve Batı olarak ikiye bölünecek, ama ortak askeri idare altında bulundurulacaktı.   

 

Almanya silahsızlandırılacak, yol açtığı zarar yüzünden ağır tazminat ödeyecekti.   

 

Doğu Avrupa ülkeleri demokratik ve Sovyetler Birliği’ne dost olacaklardı.  

 

Sovyetler “demokratik” kelimesini “halk demokrasisi” yani komünist hegemonyası gibi okurken “dostluğu” işgal gibi yorumladı.  

 

Almanya’nın yenilgisini izleyen üç ay içinde Sovyetler Birliği Japonya’ya saldıracaktı.  

 

Yalta Konferansı Rusya’nın 1905 Savaşında kaybettiği toprakları geri almasına yeşil ışık yakıyordu. 

 

*** 

Stalin’e göre galipler fethettikleri ülkelerde istedikleri düzeni kurabilirlerdi. Bu doğal bir haktı.  

 

Batılı müttefikler İtalya’da burjuva demokrasisini kurarken Stalin’e sormuşlar mıydı? Kendisi de zaten sorulmasını beklememişti.  

 

Sovyet diktatörü de kendi “arka bahçesinde” halk demokrasilerini kurabilmeliydi. 

 

Doğu Avrupa bir işgal koridoruydu. Töton Şövalyelerinden beri böyle olmuştu. Bölgeyi elinde tutan her güç Rusya’yı tehdit etmişti. İsveçliler, Napolyon, iki defa Almanya… 

 

Doğu Avrupa’nın tek görevi Sovyet anayurdu için kalkan işlevi görmekti.  

 

Şubat 1945’de Yalta Konferansı toplandığında durum açık ara Sovyetler Birliği’nin lehineydi.  

 

Kızıl Ordu Romanya’nın tamamını, Macaristan ve Polonya’nın büyük kısmını, Çekoslovakya’nın yarısını ele geçirmişti.  

 

Buna karşılık Anglo-Amerikan müttefiklerin tek kazanımı Fransa idi.  

 

Kızıl Ordu ile Berlin arasında yaklaşık 500 kilometre vardı. Buna karşılık Batılı müttefiklerle Berlin arasında mesafe 1.500 kilometreydi.  

 

Amerikalı diplomat George F. Kennan Sovyetler Birliği Nazi işgalinden kurtulur kurtulmaz Amerikan yardımının kesilmesini önermişti. Sovyetlerle Naziler arasında fark görmüyordu. 

 

Washington bunu yapsaydı müttefik güçleri Doğu Avrupa’ya daha erken ulaşabilirlerdi. 

 

Ama bir sorun vardı: Ağustos 1944’de Alman ordusu hala savaşabilir durumdaydı. 

 

Alman savaş gücünün yüzde doksanı Sovyet cephesine yığılmıştı. Burası rahatlayınca Hitler kuvvetlerini batıya kaydırabilirdi.  

 

Bu can kaybının artması anlamına gelirdi ki Amerikalıların buna tahammülü yoktu.  

 

Özetle, Roosevelt ve Churchill Stalin’e zaten elinde tuttuğu ve bırakmaya niyetli olmadığı toprakları terk etmiş oldular.  

 

Sovyetlerin Doğu Avrupa’yı istila ve işgal etmesinde Amerikan malzeme yardımının payı tartışılmazdı.  

 

Bu Kızıl Ordu’yu savaşta tutmanın bedeliydi. Doğu Avrupa bu bedeli kırk yıllık esaretle ödedi.  

 

Tarih – kırk beş yıl gecikmeyle – Roosevelt’in Yalta’dan beklentileri yönünde gelişti.  

 

Doğu Avrupa komünizmden kurtuldu… Batı ile bütünleşti.  

 

Bölünmesi zaten hiç müzakere edilmemiş olan Almanya birleşti… Yeniden tek ülke haline geldi.



Bu yazı toplam 7380 defa okundu.





Cemil Cabir Ertuğ

Aytek hocam Yalta'nın yıldönümünde önemli bilgilere işaret ettiniz sağolun.

İlgili okur arkadaşlara göz attığım iki çalışmayı paylaşmak isterim.

1)
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/1398/339bebc8-33a0-49e0-99c2-ef8674b407d2.pdf?sequence=1

2)
file:///C:/Users/Downloads/Emre_Kurumoglu_Tez.pdf

16 Şubat 2017 Perşembe Saat 14:10
Ilhami Erdogan

Aytek hocam teşekkürler. Yalta Konferansı 20 yüzyılın en önemli siyasi kırılmasıdır bence.

Churchill'de yüzyılın en mühim politik şahsiyetlerinden biridir sayın yorumcu arkadaşlar. Sevelim sevmeyelim ama keskin zekası, hazırcevaplığı ironisine şapka çıkarmamak mümkün değildir.
Soğuk katı İngiltere siyasetine mizahı sokmuş. Nereden nereye, Churchill'den yatılı okul müdiresi tipli Theresa May'e.

Fıkraları bile hala anlatılıyor, atıf yapılıyor. Bir kaç tanesini paylaşayım da biraz gülümseyelim.

Churchill, bir milletvekilinin Muhafazakar Parti'den ayrılıp, seçim kazanma şansı adeta sıfır olan bir Liberal Partiye geçmesi üzerine şöyle demiş:

‘’Hayatta ilk defa bir fare, batmak üzere olan bir gemiye doğru yüzüyor.’’

***

İşçi Partisi’nin milletvekillerinden Bessie Braddock, lafını sakınmayan, ağzına ne gelirse söyleyen bir kadındır.

Bir gün kürsüde konuşan Winston Churchill’e bağırır:

”Winston, sen bir sarhoşsun!..”

Churchill gevrek gevrek güler:

”Bessie, sen de çirkinsin! Ben yarın ayılacağım, ama sen hep çirkin kalacaksın!..”

***

Amerika’daki bir konferansından sonra, bir kadın Churchill’i kutlamak için yanına yaklaşır: ”Ne kadar hayranınız var. Nerede konuşsanız, iğne atsanız yere düşmeyecek bir kalabalık toplanıyor...”

Churchill kadına teşekkür eder ve şu yanıtı verir: ”Bu kadar sadık dinleyicilerimin olması beni mutlu ediyor. Ancak, burada, konuştuğum yerde asılacak olsam, bunun iki katı bir kalabalık toplanırdı!..”

***

Ünlü oyun yazarı Bernard Shaw ile Churchill hiç geçinemez ve sık sık birbirlerini iğnelermiş.

Bernard Shaw, bir oyununun ilk gecesine, Churchill'i davet etmiş ve davetiyeye de bir pusula iliştirmiş:

"Size iki kişilik davetiye gönderiyorum. Bir dostunuzu alıp gelebilirsiniz. Tabii dostunuz varsa."

Churchill, hemen cevap göndermiş: "Maalesef o gece başka bir yere söz verdiğim için oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim. İkinci gece gelebilirim, tabii oyununuz ikinci gece de oynarsa."

***

Churchill, avam kamarasında konuşmaktadır.

Muhalif partiden bir kadın milletvekili, Churchill’ e kızgın kızgın şöyle seslenir:

“Eğer, karınız olsaydım, kahvenizin içine zehir karıştırırdım.”

Churchill, oldukça sakin kadına döner ve lafı yapıştırır: “Hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız, o kahveyi seve seve içerdim.”

Selamlarımla

14 Şubat 2017 Salı Saat 23:37
Uğur-Almanya

Sayın Kurmel İkinci dünya savaşı sırasında müttefik kuvvetler arasında yapılan son konferans diye biliyorum Yalta'yı.

Daha önce yapılan konferanslar, tarafların savaş içinde izleyeceği stratejilerin tartışılması ve ülkelerin savaş sırasında Almanya karşı mücadeleye devam etmelerini sağlamak için düzenlenir.

Konferansın yapıldığı günlerde Almanya'nın 6 aydan az ömrü kaldığı, Japonya ise uzun bir süre daha savaşacak güçte olsa da abluka altında bütün gücünü yavaş yavaş tüketeceği öngörülür.
Savaşın son günlerine doğru okyanusta hakimiyet kuran Amerika, Japonyaya gıda ve ham madde taşıyan yüzlerce gemiyi batırıp ve adada açlığın başlamasına sebep olur.
Bu şartlar altında japonların bir kaç seneden fazla dayanmaları zaten mümkün değildi. Aynı gerçek Japon yönetimi tarafından da görülür ve Japonya halkın tepkisini çekmemek için gizlice barış görüşmelerine başlamanın yollarını aramaya başlar.

Diğer taraftan Avrupa kıtası çökmüş İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya gibi büyük devletlerden İskandinav ve Balkan ülkelerine tüm kıta, kaynaklarını tüketirken; Çin, Japon işgalinden kurtulmak için Amerika'nın Japonya'yı yenmesini bekler.

Bu durumda yeni dünyanın liderlerinin kimler olacağı yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar. Ve bu konferans geleceğin iki süper gücünün, gücünü yitiren diğer ülkeler arasından sıyrılıp savaş sonrası dünyasını şekillendirmek için mücadeleye başladığı yerdir.

SELAMLAR.

13 Şubat 2017 Pazartesi Saat 19:57
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net