

Ukrayna sanılanın aksine ne küçük Rusya’dır ne de Doğu Avrupa ülkelerinden bir diğeri.
Güçlü devlet geleneği yoktur. Bu yönüyle ne Avrupa feodalizmine benzer ne Şark despotizmine.
Siyaset zayıf devlete, güçlü topluma dayanır.
Liderlik yoktur… Denge esastır.
***
Batı dünyası Ukrayna’da kendi ezberleri doğrultusunda hareket eder.
Hükümeti en yetkin oyuncu kabul eder. Onu muhatap alır.
Hükümet başarısız olduğunda muhalefetle konuşmaya başlar. Oysa muhalefet de güçsüzdür.
Meydan protestolarına katılan göstericilerin tamamına yakınının partisiz olduğu – bu oranın yüzde doksan beşi bulduğu – gerçeği unutulur.
Ukrayna’da halk parlamentoya, hükümete, devlet başkanına, muhalefete, hatta medyaya güvenmez.
Kiliseye… Gönüllülere (bu terim çok geniş bir yelpazeye yayılan yurttaş ağlarını tanımlar)… Orduya… STK’lara itimat edilir.
***
Ukrayna’nın muktediri ve muzafferi kimdir dersiniz? Elbette sivil toplumdur.
Ne var ki bu ülkede sivil toplum tanımı Batıdan çok farklıdır.
Batıda sivil toplum denince hükümetin dengelenmesi anlaşılır. Bir de Batıda sivil toplum STK demektir.
Ukrayna’da sivil toplum hükümetin yetişemediği yerlerde onun boşluğunu doldurur. Bir dizi yurttaş ağı klasik STK işlevinin ötesine geçer. Yerel ve ulusal ölçekte güçsüz siyasi kurumların boşluğunu doldurur. Onun işlevlerini üstlenir.
Dayanışma ağları olmadığı takdirde Ukrayna’nın “başarısız devlet” sınıfına girmesi kaçınılmazdır.
***
Sivil toplum ülkenin savunulmasında kilit rol oynar.
2014 baharında Ukrayna ordusu çökmüş durumdadır. Rus istilasının ertesinde “terlikleriyle” cepheye koşan on binlerce gönüllü ailelerini, kentlerini, ülkelerini korumak için silaha sarılırlar.
Cephe gerisinde de on binlerce gönüllü vardır. Para toplarlar, yardım malzemesi satın alırlar, cepheye ulaştırırlar.
Sivil toplum mülteci krizinin hafifletilmesinde de kilit rol oynar.
İki milyona yakın mülteciye ilk yardım hizmeti götürülür… Gıda, giysi, barınak temin edilir... Hatta iş bulunur.
Sivil toplumun çabaları sayesinde kriz felakete dönüşmez. Ne var ki Avrupa Ukrayna’daki başarı öyküsünü atlar. Suriye’deki trajediden başını kaldıramamıştır.
Ukrayna’da sivil toplumun etkin olduğu bir başka alan reformlardır.
Halk arasında bir fıkra anlatılır.
Buna göre reform yanlısı koalisyon seçim kazanan partilerden oluşmaz… Sivil toplumdan, AB Delegasyonundan ve ABD büyükelçiliğinden meydana gelir.
***
Sivil toplumun zaafları yok mudur? Olmaz mı?
Birincisi, iyi örgütlenmiş derli toplu STK’lar yoktur. Bunların yerine iri ve şekilsiz ağlar vardır.
İkincisi, sivil toplum üç yıl boyunca devletin önünde gitmiştir. Sivil toplum yorgundur… Kaynakları tükenme noktasına gelmiştir.
Üçüncüsü, siyasi sürece katılımın önündeki engellerdir.
Mesele çift boyutludur.
Bir yanda sisteme nüfuz etmenin güçlükleri vardır. Diğer yanda partileştiğiniz anda halkın nazarında puan kaybedersiniz.
Zira halk siyaset kurumuna güvenmemektedir. Siz de o sistemin dişlisi olarak güvensizlikten payınızı alırsınız.
Kısaca, gönüllü hareketi partileşemez.
***
Her şeye rağmen Ukrayna siyasetinin muktediri ve muzafferi sivil toplumdur.
Halk iradesinin meşru temsilcisidir… Değişim istemeye ve gerçekleştirmeye yetkindir… Onun onayı ve desteği olmadan kararlar alınamaz ve uygulanamaz.
Ukrayna’nın gerçeği budur.
Sayın Fidan Kube yorumunuz gerçekçi fakat sadece Rusya tarafından bakmayın. AByi hesaba katmadan yapılan her yorum eksiktir. Bence Avrupa Ukrayna'yı gözden çıkarmadıysa bile Rusya'nın salvoları doğrultusunda kullanmak için elinde koz olarak tutuyor.
Ukrayna sivil toplumu güçlü olabilir fakat siyasileri sivil toplumun gerisinde kalıyor. Yolsuzluk almış başını gitmiş. Parlamentolarında her gün siyasilerin kavgaları oluyor.
Türk basınında belki de bulunamayacak bir Ukrayna analizi. Ukrayna demokrasiyi ve özgürlüğü temsil ederken Rusya despotizmi. Tarihsel mirasa sahip çıkmakta her iki ülkede. Ukrayna'ya hayat ve mücadele ruhu veren Zaparojski kazaklarının Xasesi ''Seç'' geleneksel Adıge xase'ye çok benzer.
Yapısı demokratiktir. Zenginlik ve lükse itibar edilmez. Ukrayna despotizmin korkulu rüyasıdır. Özgür bir komşu ülke kendi vatandaşlarına da örnek olabilir.
Ukrayna'nın Nato üyeliğini halka götürüp referandum yaparak olası Rusya tacizini bir kaç ay daha geciktirme planına ne diyorsunuz Aytek hocam?
Benim naçizane tespitim, oldukça akıllı bir hareket ile bu süreçte Nato nun Ukraynaya karşı olan samimiyetini de test edecek Petro Poroşenko. Rusya hegomanyasınada kapıyı açık bırakıyor her ihtimale karşı.
