

Milovan Cilas (1911-95) Karadağlıydı. Sağlam öngörüleriyle tanınan bir siyasetçiydi.
Nazilere karşı verilen partizan savaşında Tito’nun yakın çevresindeydi.
Sonra Yugoslavya’nın başkan yardımcısı oldu. Herkes ona Tito’nun halefi gözüyle bakıyordu.
Ne var ki ellili yılların başında Tito ile ters düştü.
Komünist sistemin demokratikleştirilmesini talep etti. Bu perestroykadan otuz yıl önceydi. Yugoslav Komünist Partisinden atıldı, dokuz yıl hapis yattı.
Hücrede “Yeni Sınıf” adlı komünizm eleştirisini kaleme aldı. Kitap klasikler arasına girdi. Ayrıca iki roman ve birkaç cilt kısa öykü yazdı.
Altmışlarda serbest kaldığında gözden düşmüştü. Gözlerden uzak bir ömür sürdü.
***
Tito ölmüş, Kosova’da Arnavut intifadası başlamıştı.
Cilas sistemin sadece Tito tarafından bir arada tutulacak şekilde kurgulandığını söyledi.
Artık Tito yoktu. Ekonomi kötüye gidiyordu.
Merkezileşme eğilimi kaçınılmazdı.
Ama gücün merkezde toplanması sistemi yaşatmaya yetmeyecekti. Zira cumhuriyetler buna rıza göstermeyeceklerdi.
Yugoslavya’nın çöküşü böyle başlayacaktı.
Ama Balkanlar kimsenin umurunda değildi. Balkanlar dendiğinde Baltıklar anlaşılıyordu.
***
Kasım 1982’de dikkatler Sovyetler Birliği üzerinde yoğunlaşmıştı. Nedense Andropov’dan büyük reformlar bekleniyordu.
Cilas kuşkuluydu.
Bir defa Andropov genç değildi. De Gaulle’ün yeniden iktidara geldiği yaştaydı. İkincisi, kafasında yeni fikirler yoktu.
Andropov ancak bir geçiş dönemi siyasetçisi olabilirdi. Asıl reformu kendinden sonra gelecek isim yapacaktı.
***
Sahneye Gorbaçev çıktı. Cilas yine etkilenmemişti.
Gorbaçev de ancak geçiş dönemine liderlik edecekti. Önemli reformlar yapabilirdi. Ama bunlar kalıcı olmayacaktı.
Sistem kriz yaşayacak, Doğu Avrupa Moskova’ya yabancılaşacaktı.
Kendi ülkesine ilişkin ön görüsü daha da karamsardı: Yugoslavya Lübnan’a dönecekti.
***
1989 yılında Yugoslavya’nın durumu kaygı yaratıyordu. Özellikle Sırbistan lideri Miloseviç’in sertlik-yanlısı politikası endişeleri artırıyordu.
Berlin Duvarı henüz yıkılmamıştı. Doğu Avrupa’daki komünist rejimler ayaktaydı.
Cilas yine bir öngörüde bulundu.
Miloşeviç’in tavizsiz tutumu ayrılığı körüklüyordu. Yugoslavya çöktüğünde Batı bu defa kayıtsız kalacak, müdahale etmeyecekti.
Yugoslavya komünizmin laboratuvarıydı. Yugoslavya’nın çöküşü Sovyetler Birliğinin çöküşünün habercisi olacaktı.
Miloşeviç örneği üzerinden gidildiğinde komünizmin faşizme dönüşerek – yani özüne dönerek – son nefesini vereceği söylenebilirdi.
***
1989 sonunda Slovenya ve Hırvatistan demokratik hayata geçmek üzerelerdi. Sırbistan’da bile özgürlük işaretleri gözden kaçmıyordu.
Ama Cilas yine kötümserdi.
Liberalleşme adımları bilinçli bir tercih değildi. Sırbistan ve diğer cumhuriyetler arasındaki ulusal rekabete verilen bir tepkiydi.
Yugoslavya ticaret yapan ülkeler arasında gevşek bir federasyona dönüşebilir, Britanya Uluslar Topluluğu gibi olabilirdi.
Ama bu gerçekleşinceye kadar çok kan dökülecekti. Zira birikmiş bir nefret vardı.
Cilas’ın öngörüsünün ilk kısmı gerçek oldu. Sonrasını göreceğiz.
Mlivan Cilas 'Dünyayı temelinden değiştirmek isteyen kişi, önce onu yanlışsız olarak anlayabilmelidir.' sözüne şapka çıkarılması gereken teorisyen.
06 Haziran 2017 Salı Saat 17:52Aytek hocam Milovan Cilas önemli fakat önemi anlaşılamamış siyaset kuramcılarından. Resmen harcanmış.İşin ilginç tarafı muhalifliği de çok kimse tarafından anlaşılamamış.
Yeni sınıf kitabında sınıfsız bir toplumun amaçlandıgı sosyalist rejimlerde bürokrasinin ve bürokrasiyi yoönlendirenlerin kendi başlarına oluşturdukları yeni sınıfa dikkat çeker. (bkz: nomenklatura)
Parti üyelerinin en basitinden somut anlamda gizli tutulan ve devlet ideolojisiyle hiç mi hiç uyuşmayan ayrıcalıkları vardı. Örneğin tatile cıkmak, sınırlı özel mülkiyet (araba, yazlık vs) (ortalama vatandaşın bir araba sahibi olmak için ortalama 10 sene sırada beklediğini düşünün)
Çocuklarının en iyi okullarda okuma garantisi (özel okul zaten olmadığı için bunu da torpil olarak okuyun) ve en önemlisi işlerini asla kaybetmeme garantisi.
Komünizmin çöküşü bu ayrıcalıklar sayesinde bulunduğu pozisyona fazlasıyla bağımlı hale gelen yeni sınıfın mensubu bürokratların sistemin devamlılığını istemeleri ve değişime direnmeleri yüzünden gecikmiştir büyük ölçüde.
Adaletsiz ülke kitabı boşnaklara yapılan soykırımın belgesidir aynı zamanda.
Bize de gözümüzün açılması için cilaslar gerekiyor Aytek abi.
29 Mayıs 2017 Pazartesi Saat 12:21