Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Dr. Kurmel Ömer Aytek
Ljudevit Gaj
22 Temmuz 2017 Cumartesi Saat 13:16


Ljudevit Gaj İllirya hareketinin kurucusuydu. Zagreb’in kuzeyinde bulunan Krapina kasabasında 1809 yılında dünyaya geldi. 


Hırvat kanı taşımıyordu. Babası Slovak, annesi Almandı. 


1826-31 yılları arasında Viyana’da eğitim gördü. Burada kendini Hırvat tarihini yazmaya adadı. 


Çalışmaları sırasında ara sıra Krapina’ya gidiyor, yaşlı köylülerden halk öyküleri derliyordu. 


Romantikti. Büyüklük tasladığı köylülere hayrandı. 

***

En baştan itibaren değişmeyen bir kanaati vardı: Macar milliyetçiliği Hırvat kimliğinden, dilinden ve kültüründen kalan son zerreleri de yok edecekti. 


Tarih kitapları Hırvatların geçmiş görkemleriyle dolu olmasına karşın bugüne ilişkin tek kelime yoktu. 


Oysa komşu Sırplar güçlü bir ulusal kimlik oluşturmuşlardı. Arka planda elbette Sırp Ortodoks Kilisesi vardı. Bir de Osmanlı millet sistemini unutmamak lazımdı. 


Dilci Vuk Karacic 1818 yılında Sırpça bir sözlük yayınlamıştı. Sloganı şuydu: “konuştuğun gibi yaz.” 

***

İyi ama Hırvatlar için ana dil hangisiydi? 


Hangi dilde konuşmaları ve yazmaları gerektiği üzerine bir mutabakat yoktu. Yüz yıllar boyunca köylü lehçesi konuşmuşlardı. 


Dalmaçya’da yüksek tabaka İtalyanca konuşurdu.


Yukarı sınıflar – Hırvatistan’ın doğusu – Slavonya’da evde Almanca veya Macarca… Okulda ve mecliste Latinceyi kullanırlardı. 


Ayrıca çok sayıda Slav lehçesi vardı. 


Krapina ve Zagreb’de kaykav lehçesi… 


İstriya, Dalmaçya sahilinin bazı kısımlarında ve adaların çoğunda cakav lehçesi… 


Dubrovnik, Dalmaçya’nın kalan bölümü ve Hersek’te stokav lehçesi egemendi. 

***

En cazip seçenek Dubrovnik’te egemen olan stokav lehçesiydi. Zira İlliryalı Rönesans yazarlarının kullandığı dildi. 


Dubrovnik’in tarihsel bir önemi vardı: Türk ve İtalyanlara karşı Slavlığın kalesiydi. 


Üstelik Dubrovnik on dokuzuncu yüzyılın ortasıyla sonu arasında gücünün doruğundaydı.  


Stokav lehçesinin tercih edilmesinin bir başka nedeni vardı: Karacic Sırpça’sına yakındı. 

Macar etkisini geriletmek için Avusturya İmparatorluğunda yaşayan güney Slavları güçlerini birleştirmek zorundalardı. 

Gaj’ın önündeki en büyük engel tutucu çevrelerin stokav lehçesine muhalefet etmeleriydi. En başta da kilise… 

***

1833 yılında Gaj en bilinen eserini kaleme aldı: “Jos Horvatska ni propala” (Hayır, Hırvatistan henüz ölmedi).


Şiir ulusal uyanışa marş olarak eşlik etti. 


Güfte yakın zamanda kaleme alınmış Lehçe bir şiir-şarkının sözlerini andırıyordu. Orijinal olup olmaması ayrı bir konuydu. Şiir Slav ulusal hareketi için manifesto işlevi gördü. 


Siyasi kariyeri skandalla sona eren Gaj’ın en kalıcı eseri bu şiir oldu.



Bu yazı toplam 6771 defa okundu.





Gonepsey YLDRM

1833 yılında Gaj en bilinen eserini kaleme aldı: “Jos Horvatska ni propala” (Hayır, Hırvatistan henüz ölmedi).

Böyle şiir bizede gerek sayın Kurmel: 'Hayır, Çerkesya henüz ölmedi.' Hatta şarkısını yapacak cesarette olan sanatçı varsa buyursun meydana.

SELAMLAR.

28 Temmuz 2017 Cuma Saat 16:19
Bergun Harun Çevik

Ne kadar ilginç sıradışı şahsiyetler var ülkelerin tarihlerinde. Küçük Hırvat halkının sesi olmuş adeta Ljudevit Gaj.

27 Temmuz 2017 Perşembe Saat 02:02
Hutej Enes

Hırvatistan iş için bir süre bulunduğum ülke. Yazıyı okuyunca birşeyler yazmak istedim. Gitmek isteyenlere faydam olur belki.

En basta kucuk bir ulke. Ülkenin butun nufusu Ankaradan bile daha kucuk. Her kucuk ekonomi gibi batmasi da ihya olmasi da cok kolay. İssizlik oldukca yuksek. Ülke cografi yakinliktan dolayi Alman ve Avusturyali markalarin kucagina oturmus vaziyette. Surekli bir ithalat soz konusu. sanayileri yok denecek kadar az. Turizm donduruyor butun ulkeyi. Vergiler ve fiyatlar ise Almanya seviyesinde ama gelir duzeyi cok daha dusuk. Bir de bizim gurbetcilerin yolladigi dovizler gibi, her Hirvat ailesinde ya Almanya ya da Avusturyada yasayan bir fert var ulkeye doviz gonderen.

Zagreb cok tatminkar bir sehir degil, zaten havaalanindan anlasiliyor. hepi topu 2 gunde gezilir. Şehir merkezi canli ama kucuk. Slovenya sinirinda yesil daglik alanlar var dogayla ic ice, ama ancak yerel olarak biliniyor. Dubrovnik ise bizim bodrum hesabi turist tuzagi. Rijekada ise az biraz sanayi var, denizine girilmez diyorlar. Bin kusur adalari oldugundan oturu, dalmacya kiyilari mavi tur tarzi seyler icin oldukca uygun.

Sirplara kiyasla hirvatlar daha medeni davraniyor. kimle konustuysam sirplari "cig" olarak tanimliyorlar, belki de o yuzden bize Sirplar daha yakin geliyor. Bosnaklar ise "koylu" goruluyor, bizim comar hesabi. Kendilerini ise "buyuk devletlerin hizmetcisi" olarak tanimliyorlar (ozelestirİ) cunku tarihleri boyunca hep bir devletin boyundurugu altinda olmuslar, dolayisiyla bagimsizligi Yugoslavyanin dagilisindan sonra ilk defa tatmislar, bu yüzden devlet nasil yonetilir bilmiyoruz diyorlar. Zagrebdeki Turk buyukelciligi verimli çalışıyor. Bunu diyen de Hirvat diplomatin kendisi. Agzim acik kaldi. Slovenya ise cool komsu, onlara gipta ile bakiyorlar, cunku adamlar Yugoslavya dagilir dagilmaz ABye girmisler ve durumlari da hic de kotu degil. İtalya ise bir diger cool komsu.

Hirvatistanda yolsuzluk her balkan ulkesi gibi oldukca yuksekmis, ama abye girdikten sonra buda zorlaşmış, yani en azindan kendilerini duzeltmek istiyorlar. Biz de o azmin onda biri yok diyebilirim. Sirp Bosnak Hirvat savasi ise hic konusulmuyor. Konu oraya kayacak olursa direk kapatiyorlar. Sanirim gecmisi tartsimanin bir anlami yok onlar icin. yine de sirplara karsi icten ice bir nefret var gibi hissettim. İnsanin sevmedigi kardesi gibi, atsan atilmaz satsan satilmaz, ama yine de benden uzak olsun diyorlar.

Gencler kulturlu. hepsi cok iyi İngilizce konusuyor, hangi ulke nerededir biliyor. Turkiye hakkinda bir fikirleri var. ikinci yabanci dil ise ya Almanca ya İtalyanca. Ülkede hepi topu 5 universite var dolayisiyla talep cok arz az. Turkiye ise son 10 yilda yerli dizi furyasi sayesinde oldukca populer olmus. Binbir gecedeki ve muhtesem yuzyildaki her karakteri isimleriyle dahi biliyorlar. İstanbulu ziyaret etmek istiyor cogu kisi. Turkce bir cok kelime biliniyor ama kullanilmiyor, cunku o kelimeler sirpca. Kendi hirvat kelimeleri var bunlara denk gelen. sirpcaya karsi bir mesafe var bariz.

Yemek konusunda hirvat mutfagi cok zayif. İtalyadan asirilan pizza ve makarnadan baska deniz kiyisi sehirlerden gelen deniz urunu bazli yemekler var ama o kadar. osmanlidan/turkiyeden gelen bir yemek gormedim. Tatlilari bile Avusturyadan gelen strudel. Hirvat sarabi cok pahali, o yuzden ithal sarap iciyorlar. bogma raki ve likorleri var incirden baldan visneden yapilan. Oldukca lezzetli ama sek iciliyor. Bizdeki gibi raki sofrasi bilinmiyor.

Hirvatistan sicakkanli insanlarin oldugu bir ulke, ama bizdeki gibi bir haset ve cekememezlik sinmis herkesin ustune. Tatile gidilir ama yasanmaz bana gore.

24 Temmuz 2017 Pazartesi Saat 10:31
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net