Çerkes toplumunun, anavatan Kafkasya’da ve Dünyada (diaspora da) ki durumu, sorunları, talepleri ve ihtiyaçları, yıllardır konuşulmakta, tartışılmakta ve yazılmakta. Ana hatları ile bilinir durumdadır.
Sorun, potansiyel gücü işe yarar hale getirmek, ÇIKIŞ YOLUNU bulmak, ve gerçek amaca doğru yol almaktadır. Bunun için, UZLAŞMA KÜLTÜRÜ ’nü anlamaya, ORTAK AKIL anlayışını tanımaya ve ORTAK İRADE’ ile, işe yarar bir güç oluşturmaya acilen ihtiyaç vardır.
Bu kavramlara uzak kaldığımız için, vatanımızı kaybettik, şimdi de, kimliğimizi, dilimizi ve kültürümüzü kısacası, benliğimizi kaybetme aşamasındayız. Önümüze çıkan tarihi fırsatları kaçırıyoruz, var olan gücümüzü yitiriyoruz. Bu olumsuz durumu, karşıdan seyretmek ve sessiz kalmak mümkün değil
Bugünlerde, toplumsal meselelerimiz bağlamında, sorumluluk taşımakta olan bizler, imkan ve fırsatları değerlendiremez, bu dağınıklığa bir çözüm, bir ÇIKIŞ YOLU bulamaz isek, tarih önünde ve gelecek nesiller karşısında ayıplanacağız. Beklide, bugün ki hallerimize bakarak suçlanacağız.
Türkiye diasporası açısından, gelecek nesillere, kötü miras bırakmamak adına, bugün yapılması gereken işler, aşılması gereken ciddi sorunlar vardır.
Milyonlarla ifade edilen toplumun büyük çoğunluğu, bilgisiz, ilgisiz ve duyarsız. Sadece işine geldiğinde “BEN ÇERKEZİM” diye övünmekle yetiniyor. Bu kitlelere ulaşılması, doğru ve etkili mesajlarla uyarılması ve uyandırılması gerekiyor.
Toplumun önünde gözüken, örgütlerimizin içinde veya yakınında yer alan hemşerilerimizin bazıları, kendi ön yargıları, kişisel egoları, öfke ve nefret duygularına hapsolmuş, aklına eseni söylemeyi ve yazmayı bilgelik, kavga ve çatışmaları kutsal görev sayan bir anlayış içindeler. Bu gibilerin de amaç ve hedeflerini anlamak ve topluma anlatmak gerekir.
Bu manzara karşısında, korkan, rahatını bozmamak adına uzak durmayı tercih eden insanlarımızın da sayıları az değil. Bu kişilerin de güvenini kazanıp, toplumsal meselelere katılmalarını sağlamak gerekiyor.
Bu durumda, örgütsel yapıların, öncelikle, kendi toplumumuza ve dışımızdaki kamuoyuna karşı inandırıcı ve güven verici duruş ve davranışlarla güçlü olmaları gerekiyor. Aksi halde, sorun, talep ve ihtiyaçlarımız için muhatap olunan kurumlar, devlet birimleri ve Uluslararası kuruluşlar karşısında, dağınıklık ve çok seslilik, “ÖNCE KENDİ ARANIZDA ANLAŞIN” cevabını doğuruyor. Bu nedenle, toplumsal birlikteliğin tek elden veya en azından bir uyum içersinde temsil edilir olması gerekiyor.
Bu durum sürdürülebilir değildir. İşe yarar güç olabilmek için, Çatışma halinde olan olmayan, bütün dernek, vakıf ve federasyon yönetimlerinde görevli, başta başkanlar, her kes, bir araya gelip konuşabilme, medenice tartışabilme ve bir UZLAŞMA ortamını yaratabilmelidirler.
Basit, yaklaşımla, bugün için, böylesi bir davranışı görmek zor gibi gözükebilir. Ancak, ortak amaç konusunda, dürüst, ciddi ve samimi insanlar için zor değildir. TEK ŞARTI, karşılıklı olarak, inancı, ilişkileri ve siyasi eğilimi gibi kişisel özellikleri bahane etmeden, ön yargısızca, “BİRLİKTEYSEK VARIZ” anlayışı ile, bir araya gelip, UZLAŞMA ve ORTAK AKIL yöntemleri ile, ÇIKIŞ YOLU ’nu buluncaya kadar, yüz yüze konuşmak ve medenice tartışmaktır.
Önümüzdeki genel kurul vesilesiyle, Bu konuda, en köklü ve en geniş tabanlı kurumumuz KAFFED’ e tarihi bir görev düşmektedir.
Toplumumuzun tamamını temsil etme ve kucaklama adına, 25/26 Kasım 2017 de gerçekleşecek olan önümüzdeki genel kurul’a, ilgili diğer federasyon ve vakıfların, başkan veya yöneticilerinin davet edilerek, istişare toplantısında, fikirlerini ve amaçlarını dinlemekte fayda vardır. En azından medeni bir davranışla, ortadaki yapay gerginlik veya çatışmaların anlamsızlığı ortaya çıkarılmış olabilir.
Bu vesile ile, toplumdaki bölünmüşlük ve kutuplaşma eğilimleri azaltılırken, kamuoyu önünde KAFFED in büyüklüğü ve itibarı öne çıkmış olur. Aynı zamanda, diyalog, işbirliği ve belki de bütünleşme çalışmalarının önü açılmış olur.
Saygılarımla.
H. Yaşar Nogay