

Karlar hızla erimeye, evlerin güneye bakan taraflarında kar yığınları iyice azalmaya ve önleri kurumaya başladı. Bundan sonra ken oynamak için koyunların ket leri boşaltmasını beklemeye gerek kalmadı, sundurmalarda pekala oynanabilir . Güneşte iyice ısıtıyor, artık öğlen üzerleri duvar diplerinde güneşe karşı sohbet eden grupları ve haşbaklarda “ we kipxuas se kisxuas “ diye neşe içerisinde ken oynayan çocukları görmek mümkün.
Buzlarda çözüldü ama sabahları erken gene de küçük su birikintilerinin üzerleri ince bir buz tabakası ile kaplı oluyor . Çevredeki küçüklü büyüklü dereler ise artık donmuyor. Bu günlerde çocukların en sevdiği şey ''Mıde yepl'ıt mak zeriş' '' diye küçük gölcükler üzerindeki buzları kırarak çıkan çatırtı sesleri dinlemek . Sabahın erken saatlerinde görülen küçük su birikintileri üzerindeki buzlar bahar sonlarına kadar devam edecek
Sıcak rüzgarlar güneyden Azey yönünden esmeye başladı , poyraz da o kadar üşütmüyor artık. Çerkesler '' Ğatxe maxue şere minres '' derler , şimdi yavaş yavaş yağmurlarda başlayacak bir güneş bir yağmur, bir sıcak bir soğuk , gün boyu hava sürekli “ yüz kere bin kere “ değişecek. Ama Uzunyayla ' da sobaların kaldırılmasına daha çok var , Haziranı bulacak Mutfak kısmımda ise hiç kalkmayacak Jegu ile birlikte sürekli yanacak.
Bu günlerde işler çeşitlendi, herkesi sofrada aynı anda bir arada bulmak zorlaştı , hem yemeği her zaman sobanın üzerinde sıcak tutmak gerek . Çobanların yaylımdan köye dönüşü de gece yarısını bulacak , onların yemeğide hazır tutulmalı
'Çerkeslerin ' Ğatxe wıne ğuanes - baharın evler boş olur '' dedikleri gibi sepetler asılmış (mate pıl’ej), peynir fıçıları ve ambarlar iyice boşalmış, kueuplıjler azalmış, kuendepsow dolu key ler bile dibine vurmuştur . Patateslerde bitmek üzere . Bu durumdan da en çok evin Guaşe şi etkilenir, o her şartta misafire yemek çıkartmak zorundadir. Neyseki sonbahar ve kışla birlikte nısaşe dönemi geçti ama misafirin Uzunyayla ‘da ne zaman geleceği belli olmaz ki.
Bir keresinde böyle bir bahar günü bize ağır bir misafir gelmişti de yemeğin sonunda fo (bal) çıkarılması gerekmişti . Ancak annem bal kovanından kendi istedeği büyüklükte bir parça ( fo hakue ) çıkaramadığı için epey bir telaşlanmıştı, şimdi o aklıma geldi. Çerkeslerde misafire evde olan en iyi şeyler çıkartılır ve nede olsa çocuklara da bundan bir pay düşecektir.
Çocukların eve misafir gelmesini dört gözle beklemelerinin bir sebebi de budur. Haşeşe götürülen sofradan her zaman bazı şeyler artar, kim bilir belkide haş’e (misafir) tarafından özellikle bırakılıyordur. Yemekten sonra ane (sofra) götürülürken işte bu arta kalanlar onlara hizmet eden çocuklara kalır.
Sadece evde ki yiyecek depoları değil mekueşler ve samanlıklarda boşaldı ama neyse ki koyunlar yavaş yavaş yaylıma çıkmaya başladılar. Kış sonu ve ilkbahar ayları köyde yardımlaşmanın en yoğun olduğu zamanlardır aynı zamanda . Evde bir erzağın eksikliği varsa Guaşe hemen çocukların birini çağırıp en yakın ailenin Guaşe sine gönderir “ kuey ana sıkiğakuas jıay ketrof t’eku keix kahi kakuej “ diye.
Diğer taraftan otu biten evin erkeği de komşusunun otluğuna giderek ihtiyacı kadar alır, ziyanı yok , aldığını sonra söylese de olur. İhtiyaçların karşılıklı olarak bu şekilde karşılanması olağan bir durumdur ve bundan dolayı kimsenin kimseye karşı bir borcu olmaz.
Bir kaç hafta sonra nawrız toplamaya gideriz artık . Nawrızlar yağmur yağdığının ertesi günü sabah güneş açıpta toprak biraz ısındığında daha çok ortaya çıkarlar. Bunu bildiğimiz için bu işi o günlere denk getiririz. Hapaşey ‘ den solunuza güneye doğru baktığınızda Toroslar, karşıya batı yönüne baktığınız zaman da Hınzır dağları yer yer karlı yamaçları ile uzak görünürler. Kar sadece oralarda kalmıştır. İşte bu zamanlar tamda nawrız toplama zamanlarıdır.
Mekeneyıkue ‘ ye inerken sol tarafta küçük bir vadi bulunur , orada her zaman çok nawrız bulunur , geçen senede o bölgeden çok toplamıştık. Nawrız toplamanın verdiği heyecanı ancak bunu yaşayanlar bilir . Hafifçe esen bahar rüzgarının temposuna eşlik ederek nazlı nazlı salınan morumsu bir rengin uzaktan fark edilmesinin verdiği coşku tarif edilemez . Hızlı adımlarla gidilir , koklanır koklanır , sonra koparılır. Hemende yenmez tabi, herkese gösterilecek , en son yenecektir. Bazı seneler nawrız çok olur , bakalım bu sene nasıl olacak
Çok geçmez, leyleklerde gelir. Yukarı muhalledeki çayırlığın üst tarafında kurumuş eski bir ağaç var , çoğu zaman leylekler işte oraya yuva yapar. Bir sabah uyandığınızda onları orada görürsünüz , leyleklerde gelmiştir. İçinizden “ ğatxer kasas“ dersiniz. Geçen sene bahar mı geç gelmişti yoksa leylekler mi erken gelmişti , kim bilir , bir kaç gün sonra aniden bir kar fırtınası başlamış , yuvadaki leylekler soğuktan donmak üzereyken köyün gençleri tarafından kurtarılmış , soğuklar geçinceye kadar Bek’ lerin ağılında bakılmışlardı . Leylekler (hajbabe) siyah beyaz renkleri ve uzun narin bacakları ile tüm bahar ve yaz boyunca Uzunyayla çayırlıklarını renklendirirler
Leylek yuvasının bulunduğu o çayırlığın birde hikayesi var . O çayırlık eskiden Kanokue‘ lerin çayırlığıydı. Büyükler anlatıyor ;Kanokue Hamit kağnı arabası yapmakta usta birisiydi, bir bahar günü Mahmut evlerinin önünde Hamit ‘ e kağnı tekerleği taktırmaktaydı. Yanlarında Batırhan da vardı. O arada her ne olduysa olmuş, Hamit ile Batırhan tartışmaya başlamışlar, iş kavgaya kadar gitmiş ve Hamit her zaman taşıdığı seşhue ( Çerkes Kılıcı) ile Batırhan‘ yaralamış.
Batırhanı yaralı olarak evine götürürmüşler ve Haj Doktor ‘ un tedavisi ile bir süre sonrada iyileşmiş . Ancak araya kan girmiştir ve bir şekilde bu sorunu çözmek gerekmektedir. Çerkeslerde sıklıkla yapıldığı gibi çözüm şu şekilde olur; l’ığaf’ej (diyet) olarak işte Kanokue ‘ lerin bu çayırını yaralanan Batırhan’a verirler. Hamit ise bu olaydan sonra köyü terk eder ve onu bir daha gören olmaz . Hamit’in Ahmet isminde bir kardeşi vardı, o ise köyde kalır
Koyunlarda kuzlamaya başladı (mel lxueğue), her akşam çobanın heybesinin her iki gözünde ikişer üçer yeni doğmuş kuzular geliyor. Kuzuların boynunda da karışmasın diye teneke üzerine yağlı boya ile yazılmış numaralar asılı . Akşamları çocukların en çok merak ettiği şey o gün heybelerden kaç kuzu (şıne) çıkacağı . Bazen çocukların kendileri de yaylıma giderek yeni doğan kuzuları heybelerine koyarlar ve sahiplerine verirler. Bu işleri karşılıksız kalmaz tabi, kuzu sahipleri tarafında yumurta ile ödüllendirilirler
Yağmurlu ve çamurlu geçen bu dönemler yılın en hareketli ve zor zamanları olur . Akşam iyice gün karardıktan sonra yeni doğmuş kuzuların karşılanması , anneleri ile buluşturulması , seyrekte olsa annelerini bulamayanların beslenmesi , gaz lambaları ve fenerlerin solgun ışıkları altında ve meleme sesleri eşliğinde emdirilmeleri (zış’eğaf) kaotik bir atmosfer oluşturur ama aynı zamanda tatlı bir heyecan yaratır .
Ama koyunlar bazen dönmez. Birkaç sene önceydi , bir akşam en geç yatsı namazına doğru yetişmesi gereken sürü o gün hala dönmemişti . Kışın bitimi ve baharın ilk zamanları hava sürekli değişkendir , aniden bir kar fırtınası başlayabilir, özellikle vakit akşamsa çoban sürüye hakim olamayabilir.
Sürü o gün Kalej tarafına gitmişti, ha döndü ha dönecek diye gözler o tarafta biraz daha beklendi ama gelen giden yoktu. Yılın bu zamanlarında en korkulan şey sahipsiz kalmış sürüye kurt girmesiydi. Sürüye giren kurtlar sadece bir ikisini kapmakla kalmaz, kış boyu aç kalmışlığın verdiği içgüdü ile olabildiğince çok koyunu öldürmeye çalışır. Artık fazla beklenemezdi, hemen köye haber salındı. Hava iyice kararmış, görüş mesafesi iyice düşmüştü.Telaşlı sesler arasında fenerli, leküslü yaya ve atlıların Kalej‘e doğru yola çıktıklarında daha yarım saat bile olmamıştı
Aramaya çıkanlar köyden ayrıldıktan sonra dedem hapeşıpxe yapmak üzere odasına geçti. Hapeşıpxe Çerkesçe dua ile kurtların çenesinin bağlanması anlamına gelir ve bu durumlarda her zaman çok etkili olduğu söylenir.
Köyde kalanlar merakla ve birazda endişeli bir şekilde gelecek iyi haberi beklemeye başladılar. Çobanı bir atın sırtında köye getirdiklerinde gece yarısına geliyordu. Donmak üzereydi, hemen sıcak bir odaya aldılar. Yaşlılardan birisi, “Sobaya çok yaklaştırmayın “ dedi, “Yavaş yavaş ısıtmak “ lazım
Bereket versin bu sefer ucuz atlatılmıştı. Aramaya çıkanlar kısa bir aramadan sonra sürüyü ve çobanı Kalej düzlüğünde ayrı ayrı yerlerde bulmuşlardı. Çoban donmak üzereyken bulunmuştu, fazla oyalanmadan köye götürmek üzere hemen onu bir atlıya verdiler. Koyunları da saydılar, eksik yok gibi gözüküyordu. Çobandan sonra sürüyü de ardı sıra köye doğru yola çıkardılar
Anlaşılan hapeşıpxe etkili olmuştu.
Doktor sizin yazılarınızı başlangıçta büyülü birer masalmış gibi dinliyordum.
Fakat şimdi şimdi roman tadı gelmeye başladı içlerinden.
Buram buram Çerkesçe, Çerkes kırsalı ve Çerkes kültürü kokan bu deneme/ öykü arası yazılarınızı daha seri okumayı ve ileride de kitaplaştığını görmeyi çok arzuluyorum.
Eksikliğinizi görmek veya hissetmek istemiyorum.
Sevgi ve selam ile.
Çocukluğum aklıma geldi.guneye bakan kısımları kuruyor ve buhar kalkar kiremitlerden.kuzular ilk defa avluya çıktılar
24 Ocak 2019 Perşembe Saat 22:07