Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Dr. Karden Murat
İdiotizm
30 Kasım 2021 Salı Saat 22:09

Aşağıdaki konu ile ilgili değil ancak Deutsche Welle isimli Alman Devlet Televizyonu’nun, Çerkeslerle ilgili son derece sıradan bir haberi, Türkiye’de bazı çevreleri ayağa kaldırdı.  


Yine “zamanlama son derece manidar” stratejistleri, Çerkeslerin Türkiye’de asimile edildiği gerçeğine karşı, akla hayale gelmeyecek saldırılar düzenlediler, iftiralar attılar. “Yediği kaba pislemeyengiller” durumdan vazife çıkararak, kapta ne var ne yok silip süpürdüler. Her neyse, bu konu uzunca konuşulacak bir konu, ancak “tehlike anında bütün Bjeduğlar kardeştir” ilkesine bağlıyız. O videoda konuşanları hiç kimse yalnız zannetmesin, bütün Çerkesler, o videoda konuşanların arkasındadır.  


Şimdi asıl konumuza geçiyoruz.


İnsan yaş aldıkça kendi içine sığmaz olur, ölüme yaklaşırken “tohuma kaçma” içgüdüsü ile hareket eder. Saçtığı tohumlarla, başkalarını zehirleme ihtimali bulunsa bile geride bir şey bırakma arzusu güder. 


Yaşlının zamanı boldur, geçim sıkıntısı yoksa, biraz mürekkep yalamışsa, onca boş zaman işi daha da zorlaştırır, ne yapacağını şaşırır.


Kamu kurumlarında herhangi bir işlem yaptıracakları zaman, işlem yapacak memurlar, bu kişilerin yaşlılıkları nedeniyle devamlı bir şüphe ve teyakkuz halinde olurlar; akli melekelerinin yerinde olup olmadığını çeşitli yollarla test ederler. 


Fakat kendisi yaşlanmış, hırsları gençleşmiş kişiler, herhangi bir akli meleke denetimi gerektirmediği için, bol ve boş zamanlarında kitaplar yazıp büyük büyük laflar ederler. Devletin bilmem ne dairesinden emekli olan memur, eski uygarlıklara ait çözülemeyen bir yazı sistemini çözer, kimsenin okuyamadığı yazıları okur, okunmuş olan yazıların ise yanlış okunduğunu iddia eder. 


Bununla da kalmaz, Göbeklitepe’ye hallenirler, Hz.İbrahim bizim dilimizi konuşuyordu derler, Hattiler de bizim Hititler de bizim derler, Gediz nehrinin ismi, Menderes nehrinin ismi bizim dilden geliyor derler, Luvi dili de aslında bizimdir, dünyanın en eski devleti bizim devletimiz derler. Coğrafyaları o kadar geniştir ki, kâh Anadolu’da, kâh Trakya, kâh Balkanlar, kâh İskandinavya’da atlarını koştururlar. İspanya’daki Baskları, İrlanda’daki Keltleri, İtalya’daki Etrüskleri ve daha nicelerini taciz ederler, zengin olanları İtalya’daki Alto-Adige bölgesini ziyarete bile gider (ki bölgenin isminde Alto da geçtiği için Altay bağlantısı kuranların da hışmına uğramayı göze alma cesareti göstererek).  Öyle ki, hayattaki Basklar ve ahirete intikal etmiş Hatti ve Hititler artık rahatsız edilmek istemediklerini haykıracak duruma gelmişlerdir.


Allahtan, dünyada turistler tarafından en fazla sevilen yerlerden biri olan Avusturya’daki Hallstatt’a el atmadılar, Hallstatt Belediye Başkanı Scheutz, kasabasına gelen turistleri bile kaldıramayıp “bizden uzak durun” demişti, herhalde “Kafkaslı”ları hiç çekemezdi, düşünsenize bir turist çıkıp geliyor Scheutz’a siz aslında bizdensiniz diyor. Tabi  Scheutz da etkilenip hemen oracıkta tövbe edip “Kafkaslı” oluveriyor.    


Paylaşılamayan tarihi topluluklar da bir hayli fazladır, zavallılar birçok millet tarafından bir o yana, bir bu yana çekiştirilip dururlar. Bir topluluk, aynı zamanda A ve B ve C milletlerinin övüneceği ataları ilan edilir. 


Anadolu, bu tip insanların fantezi dünyasında istisnai bir yer edinmiştir. Her nedense, Anadolu’nun eski medeniyetleri çok caziptir, onun için muhakkak bir bağlantı kurmak, yer edinmek, köken edinmek gerekir. Dünya’nın en güzel sahillerinin olduğu en güzel iklimlerinden birine sahip Ege ya da Akdeniz Bölgesi’ne atalarınızın binlerce yıl önce yerleştiği düşüncesi bile, en gri havalarda, yüzünüzde tatlı ve ılık bir rüzgar ile güneşi hissetmenize neden olabilir. Çorumlu Hititler ve Hattilerle ne işiniz var, Ege ve Akdeniz’den olsanız daha iyi değil mi ? Pekala Likya medeniyeti de iyi bir hedef olabilir sizin için. 


Hemen her toplumdaki bu tip hastalıkların kaynağını herhalde tahmin edebiliriz. Eğer “Kafkaslı” ların devletleri olsaydı, bu tip saçmalıkları üretmek için topladıkları vergilerle devasa kurumlar oluşturup, devlet basımevlerinde basıp, kendilerini cümle aleme resmi olarak da rezil edeceklerdi. Neyse ki bu işleri genelde resmi olarak değil, şahsi olarak yapıyorlar. Kaffed de neticede bir dernek olduğuna göre resmi bir tarafı yok.   


İşte bu ahval içerisinde, “Kafkaslı” ağalar, Kaffed Tüzüğü’nün 4/g maddesine; “…keza, Türkiye’den yurtdışına uzmanlar göndererek inceleme ve araştırmalar yapmalarına, Anadolu ve Kafkas medeniyetleri arasındaki benzerlikleri veya ilişkileri bilimsel metotlarla tespit çalışmalarına katkıda bulunur” ifadelerini eklemişler. Yani Balkanları, Trakya’yı, Avrupa’nın doğusunu-batısını-kuzeybatısını-güneybatısını, Güney Amerika’yı, Kuzey Amerika’yı, Afrika’yı, Avustralya’yı, Çin’i, Orta Asya’yı ve bilumum coğrafyayı es geçen Kafkaslı ağalar, Anadolu’ya göz dikmişler. Neden Anadolu ? “Rusya bize soykırım uyguladı ve Anadolu’ya sürdü” dememek için ,fakat “olsun, Anadolu da zaten bizim öz vatanımızdı” demek için mi ? Bu nedenle mi Hattuşaş’da yeşil taşın önüne gidip, içerisinde “mavi taş” geçen bir metin okunarak eski günleri yad etmek ihtiyacı hissedildi ? Yeşil bir taşın, mavi bir taş olduğunu bile kabul edebildiler. Ah Anadolu, içi ana dolu gibi çeşitli versiyonları olan saçmalıklara herkesin karnı tok olmalı değil mi ? 


“Kafkaslı”ların bu acaip iddialarına karşı en büyük meydan okuma ise Bingöllülerden geldi. Bingöllüler; “…Ayeti Kerime’de Yüce Allah buyuruyor, Ey İnsanlar, hepiniz Ademdensiniz, Adem de topraktandır, evet hepimiz Bingöllüyüz” diyorlar (https://youtu.be/623xAISpNDE). “Kafkaslı”lar bu meydan okumanın üstesinden zor gelir ama eminim Bingöl isminin linguistik analizini de yapıp muhakkak “Kafkaslı” diliyle bir bağlantı kurarlar. Eeee, Niagara’ya “niye kara” ya da “ne yaygara” diyenlerle aynı tedrisattan geçmiş kişiler bunlar.     


Çerkesler için bundan daha büyük bir karartmaya rastlanmamıştır. Var olan değil, hayaller ele alınmaktadır, yeter ki Rusya küsmesin diye Çerkeslere yıllardır Kaffed bünyesinde patinaj yaptırılmaktadır. Son derece iyi tanımlanmış “Çerkes Sorunu” Kaffed’in gündeminde bile değildir. 


Kaffed Tüzüğü’nün 2. maddesinde; “Federasyonun amacı …Kafkaslılık bilincini ve bilgilerini geliştirmek, Kafkas kültür değerlerini derlemek, korumak, Kafkas toplumu ile diğer toplumlar arasındaki dostluğu ve işbirliğini yaygınlaştırmak…” denmektedir. Böyle bir ifadeyi, aklı başında hiçbir devlet, hiçbir kişi ciddiye almaz. “Kafkaslılık Bilinci” şeklinde bir bilinç mevcut değildir. Bu ifade, sanki dalga geçmek için konmuş bir ifadedir. Nasıl ki “Anadolululuk Bilinci”,“Balkanlılık Bilinci” yoksa “Kafkaslılık Bilinci” diye bir şey de yoktur. Sosyal medyada bir takım yazılar görürdüm “Kafkas bilincin için oku” diye başlayan ve gülerdim meğer Kaffed’in tüzüğünde bir madde imiş.  


Tüzüğün 3. maddesi: “Federasyon, Kafkasya ile ilişkileri olumsuz yönde etkileyebilecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınır”. Kafkasya bir devlet olmadığına göre, “Kafkasya ile ilişkiler” ne anlama geliyor ? “Güney Kafkasya”da Ermenistan,Gürcistan ve Azerbaycan olmak üzere üç devlet, Kuzey Kafkasya’da ise Rusya Federasyonu olmak üzere tek devlet olduğuna göre, ilişkilerin olumsuz etkileneceği Kafkasya hangi Kafkasya’dır ? Mesela Gürcistan’ın Çerkes Soykırımı’nı tanıması nedeniyle Kaffed bir teşekkür mesajı yayınlasa hangi devletle ilişkiler bozulur? Mesela, “Kafkasya ile ilişkiler bozulmasın” diye, Hocalı’da yapılan katliam kınanmazsa hangi devletle ilişkiler bozulur ? Demek ki “Kafkasya” kelimesi, “Rusya Federasyonu” dur ve tüzüğü aslında şöyle okumamız gerekir; “Federasyon, Rusya ile ilişkileri olumsuz yönde etkileyebilecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınır”. Fakat daha sonra bunlara ayrılıkçı iki de facto bölge;Abhazya ve Güney Osetya da eklendi. Neticede Kafkaslı ağalar; “Federasyon, Rusya,Abhazya ve Güney Osetya ile ilişkileri olumsuz yönde etkileyebilecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınır” ilkesine yapıştılar.  Ne de olsa Kaffed, Rusya’nın ele geçirip devletleştirdiği, bir devlet organı ve Çerkes düşmanı haline getirdiği Dünya Çerkes Birliği’nin en önemli üyesi. 


Peki bu Kaffed’in tüzüğünde geçen “Kafkaslı” ile kim ya da kimler kastedilmektedir ? Sadece ifadeye bakılacak olursa, Kafkasya olarak bilinen coğrafyada bulunan her millet Kafkaslıdır. Ermeniler, Azeriler,Gürcüler,Ahıska Türkleri, Kumuklar, Nogaylar, Avarlar,Lezgiler, Dağıstan’da yaşayan bütün diğer halklar v.s bunların hepsi Kafkaslıdır.Hatta Türkiye’de Kars,Artvin gibi yerler dahi Kafkasya’ya ait coğrafyalar olarak değerlendirilmektedir, dolayısıyla Karslılar ve Artvinliler de Kafkaslıdır. Bütün bu milletlerle ilgili dernekler,Kars ve Artvin dernekleri Kaffed’e müracaat etse ve üye olmak istese Kaffed bunu kabul etmek zorundadır, çünkü bunların hepsi Kafkaslıdır. Eğer kabul etmezlerse yargı yoluna taşınabilir ve bunlar haliyle “Kafkaslı” sayılacakları için yargı kararıyla Kaffed’e üye yapılabilirler. 


Fakat Kaffed’in Kafkaslı ağaları, daha acaip bir tutum içerisindedirler. Bunların zihin dünyasında “Kafkaslı” sayılanlar Abhazlar, Osetler, Çeçenler ve Çerkeslerdir. Bunun dışında ağzıyla kuş tutsalar Gürcüler, Kumuklar, Karaçaylar, Balkarlar, Azeriler, Ermeniler ve diğerleri asla “Kafkaslı” olamazlar. Fakat bunun sebebini açık bir şekilde izah da etmezler.   


Adı Kaffed Değişim Hareketi olan ve son seçimlerde emanet kendilerine teslim edilmiş olan genç grup, Kaffed’in var olan misyonunu daha da garip bir şekilde üstlenmiş gözükmektedir. Kaffed Tüzüğüne rağmen bu kez “Kuzey Kafkasya Halkları” panelini açmışlardır. Tabi bu grup da “Kuzey Kafkasya Halkları” derken, bir Güney Kafkasya halkı olan Abhazları hangi statüye yerleştirmiştir, bu belli değildir; “aman canım onlar güneyde ama kuzeye birazcık daha yakınlar” gibi basit bir açıklaması mı var, bilmiyoruz. Emanet kendilerine devredilenlere bakıldığında, Kuzey Kafkasya Halkı olarak saydıkları Çeçenleri,Abhazları,Osetleri ve Çerkesleri görüyoruz. Bu yeni grubun da, Kuzey Kafkasya Halkları dedikleri ile tüzükte geçen Kafkaslılar sadece Çeçenler, Abhazlar,Osetler ve Çerkesler. Kumuklar,Nogaylar,Karaçaylar,Balkarlar v.s onların gözünde “Kafkaslı” değil. Ama konuştursanız “halkların kardeşliği” v.s gibi şeyleri size güzel güzel sıralayıp başkalarını suçlarlar. 


Kendisine emanet teslim edilen yeni grup, Çerkesleri oyalama metodu bakımından Kaffed’e makas değiştirtecek. Bu genç grubun üzerinde duracakları konular, “toplumsal cinsiyet eşitliği”, “Xabze arkasına saklanan erkek”, “balyozla kimlik parçalama” ve “daha da ötesi” gibi konular olacaktır. “Çerkes Sorunu” ise yine umurlarında bile olmayacaktır, daha doğrusu Kaffed üyesi Çerkesleri, modern konularla oyalamaya devam edeceklerdir.  


Kaffed’in yaşlısı da bir alem, genci de bir alemdir ama son tahlilde ikisi de aynı alemdir, ikisi de boş yapar.  


Bir kişi, aklı başında bir topluluğa gidip, “Kafkaslı” cinnetini anlatsa, bunun bir şaka olduğunu düşünür o topluluk. 


Çerkesler, kendilerini Kaffed ile rezil etmeye ve oyalamaya devam etmemelidir. Sesi çıkmayan, harekete geçmeyen herkesin sorumluluğu vardır.   


Bu yazı toplam 4295 defa okundu.





Bu yazıya yorum eklenmemiştir.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net