Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hatko Vural
VİVA UKRAİNA
13 Mart 2022 Pazar Saat 22:07

Rus işgali 18nci gününde. Kısa sürede öncüleri, artçıları, destek birimleri ile birlikte 200-250 bin kişilik koca bir orduyu Ukrayna sınırına yığan Rusya’nın bu harekâtı kısa sürede bitirmesi bekleniyordu. Ukrayna ordusu korkup dağılacak veya birkaç şehirde meydana gelecek irili ufaklı bir halk ayaklanması senaryosu ile iktidar değişimi yaşanarak Zelenski yerine Rus kuklası bir başkan ve onun hükümeti iş başına gelecekti.


Rus ordusu sınıra bir ayda yığılmıştı fakat üç ay Ukrayna içinde bu gelişmelerin olması için bekledi, beklenen olmadı. Çünkü savaş bir tehdittir, ancak silahlar bir kez ateşlendiğinde artık neler olabileceğini kimse tam olarak kestiremez. Rus lojistik hatlarının mükemmelliğine imrenen askeri yorumcular Rus işgalinin uzun sürmesinden hatta sürüncemeye girmesine de hayret etmekteler. 


Çünkü bizde Trakya’daki birliklerinden kaldırılıp Suriye sınırına gönderilen yüz tankın intikali bir haftadan fazla zaman alırken, adamlar Sibirya’da konuşlu koca birlikleri gelişmiş tren yolu ağları sayesinde ülkenin en batı ucuna bu kadar kısa sürede sevk edebilmişlerdi. Gerçi bizim televizyonlardaki yorumcu potpurisi de ayrı bir hercümerç. Haydi, gazetecileri anladık, eski milletvekili diye bir ressam, bir anketör vesaire neyin nesi yani?  


Ukrayna direniyor. Ama Rus işgalcilerin ilerleyişinin yavaşlığının sebebi, direnişin şiddetinden ziyade Rusların ateşten toprak stratejisini henüz çalıştırmamış olmaları. Rus ordusunun temel iki savaş yönelimi mevcut. Birincisi düşmanın kendini ikmal edemeyeceği kadar uzak mesafelerden eşit saldırı kolları oluşturarak cepheler açmak, diğeri malum yüksek kalibreli bombardıman gücü ile önünde duran ne varsa ateşe boğmak. Savaş başladığında bütün planlar işlemez hale gelir dense de bu temel metotlardan Ruslar asla vazgeçmez. 


Biraz doğuda kalsa bile nihayetinde bir Avrupa ülkesi olan Ukrayna’ya karşı ateşten gömlek giydirmek şimdilik Rus işgalcilerin tercihi olmadı.  Bu alıkoymada Avrupa’nın etkisi büyük olmalı. İkinci dünya savaşında yaşanan yıkımın psikozu hala geçerli ve bu tür bir saldırı ihtimali dahi Ukrayna’ya olan desteği artırıyor. Yoksa biz Rus işgalcilerin ne denli insanlıktan yoksun olduklarını aylar boyu süren Grozni bombardımanından ve Çeçenistan işgalinden beri bilmekteyiz. 


Sadece Ruslar mı? İrili ufaklı bütün küresel ya da bölgesel hegemonya iddiasındaki güçler karşılarındaki direnişi kırmak için aynını yapar. Suriye ve destekçisi Rusların rejim muhaliflerinin elindeki Halep’i bombardımanı, IŞID’in elindeki Musul’u almak için 9 ay savaşan Irak hükümet güçleri ve Kürt Peşmergelerin İŞİD’i yenmeyi başaramadıkları için Amerikan B-52 ağrı bombardıman uçaklarını çağırmaları akabinde Musul’un taş, moloz ve enkaz yığınına dönmesi. Yıkıntıların altından hala ceset çıkan Musul’da iyimser tahminlere göre 60 bin insan öldürüldü. Buna IŞID ile savaşırken ölen 25 bin Arap askeri ve Kürt Peşmerge dâhil değil. 


Bu acımasızlığın tıpkısı IŞID başkenti Rakka’da uluslararası koalisyon güçleri tarafından tekrar edildi. Şimdi Avrupa ülkelerinin Ukrayna konusunda duyarlı davranmalarına içerleyen Türkiye muhafazakâr intelijensiyasına sormak lazım; sizler Türkiye’de NATO veya İncirlik Amerikan üslerinden kalkan ölüm yüklü uçakların din kardeşi dediğiniz milletin başına ateş yağdırdığında ne tepki verdiniz? Batının Ukrayna’ya sahip çıkma refleksinin onda biri Müslüman ülkelerde görülmedi. 


Halep, Hama, Dera, Rakka, Yemen kaç kişi öldü bilen yok. Türkiye’nin kuzey Suriye’ye düzenlediği güvenlik operasyonlarında da yoğun ateş gücü kullanıldı. Öyle ki Türk ordusunu topçu cephanesi stoklarının eridiği, hatta 4 haftalık yetecek mühimmatın kaldığı bile söylendi. IŞID’ın elindeki Cerablus, Dabık, El Bab gibi sınır kasabalarını yani toplamda 2 bin küsur kilometre karelik bir alanı almak için yapılan çatışmalar 7 ay 5 gün sürdü. Amerikan hava desteği olmasa belki başarılamayabilirdi.


Mareşal Putin’nin istediği light çözüm Ukrayna’da hayat bulmadı. Putin’in askeri işgal tehdidi yolu ile Ukrayna’yı hizaya getirme planı ölü doğdu ve küresel aktörlerin büyük yaptırımları neticesinde Rusya ekonomisini de öldürdü. İşlerin bu raddeden sonra kontrolden çıkması da kuvvetle muhtemel gözüküyor. Çünkü Putin karizmatik, iş bilen, korkusuz, kurtarıcı lider ikonasının yerle bir olmasına müsaade edemez. Hele hele savaşı kaybetmesi Rusya’nın küresel aktör sıfatından düşerek bölgesel güç kategorisine indirgenmesi ile neticelenir.


Rus halkının en az yarısının da bu konuda Türk halkına benzer şekilde ‘’devletimin yanındayım’’ refleksi geliştireceği ortadadır. Medeni diğer yarısının sesi, tankların paletini, uçakların kokpitini kutsayan ortodoks bağnazlığı ile perçinlenen militarist azgın azınlığın höykürmeleri karşısında kaybolur gider. Ta ki Çar Putin hazretleri yenilgiye kurnazca bir sebep veya yurttaşlarına inandırıcı bir bahane bulana kadar. 


Cepheden gelen haberler ile Atilla, Cengiz, Timur, Suvarov, Kutuzov, Nevski gibi step şeytanlarının batının uygar halklarını kırbaç ile terbiye etme dönemi geri geldi diyerek sevinenlerin sevinci kursağı kalacak gibi. Rus ordusu kendinden beklenmedik şekilde tökezledi. Rasputitsa (çamur mevsimi) zırhlı birliklerin ilerleyişini yavaşlatırken, adından gelen dondurucu soğuk tankları buzdolabına çevirdi. Malum Rus teçhizatı personel güvenliği ve konfordan çok ateş gücüne odaklıdır, çalışıyorsa yeterli kalitede demektir. Fakat ikmal ve iaşede ciddi sıkıntıların olduğu aşikâr. Bunlar izafi gözükmekle birlikte asıl bilinmezlik Ukrayna direnişindeki batı faktörüdür. Muhtemelen batı güçleri tarafından Ukrayna ordusuna mükemmel şekilde istihbarat akıyordur ve yine muhtemelen meskûn mahal operasyonları dâhil Ukrayna direnişini organize eden batılı askeri uzman kadro işbaşındadır. 


Bu anlamsız savaş Ukrayna milletinin doğum sancısı, en önemli sonucu da Ukrayna milletinin doğumu olacaktır. Ukrayna eski adı ile Rutenya sınır toprakları demekti. Yeniçağın başlarına 1500’lere kadar giderseniz bugün Rus stepleri denen bölgede ne Rusya ne de Ukrayna diye bir ülkeye rastlayamazsınız. Onun yerine Töton Şövalyeleri, Psikov Cumhuriyeti, Ryzan Prensliği, Kırım Hanlığı, Altın Orda Hanlığı, Moskova Prensliği, Polonya Krallığı, Kazan Hanlığı ve sınırları daha az kesin olan ama Çerkeslerin inatla ellerinde tuttukları topraklar çıkar karşınıza. (C.Tilly-Avrupada Devrimler)


3ncü Vasili ile 1492’de Çarlık olan Moskova Prensliği yukarıda adı geçen tüm prenslik ve hanlıkları bir bir tahakkümü altına alarak nihayetinde Çerkesya’yı da ele geçirerek güney Rusya steplerinin tek hâkimi oldu. Bu mücadelede Çerkesler bazen Polonya ile ama daha çok Altın Orda ve onun varisi Astrahan hanlığı ile müttefik idi. Beraberce Kırım Hanlığı ve bağlısı Moskova’ya karşı uzun süre savaştılar. Neticede Rusya önce Kazan ardından Astrahan Hanlıklarını, iki yüz yıl sonra Kırımı ve doksan yıl sonra da Çerkesya’yı düşürdüler.  


Astrahan Hanlığı içerisinde Çerkesler askeri hizmet soyluları olarak öne çıktı. Hatta kimi zaman Han indirip yerine yeni Han atadılar. Bazı Han’lar doğrudan Çerkes adını taşıyordu. Astrahan (Ejderhan) Nogayları, Astrahan düştükten sonra bile Kuban ötesi Çerkeslerinin yiğit müttefikleri olarak anıldı. Durdurulamayan Rus ilerleyişi neticesinde Nogayların çoğunluğu Çerkeslerden izinli olarak Laba (Belaya) kıyıları yerleşti, fakat kör talih onların peşini bırakmadı. 1791 de Rus ordusu tarafından yeniden saldırıya uğradılar ve Çerkesler de asırlık müttefiklerini yalnız bırakmadı. Çerkesler Kuban ötesindeki son büyük meydan savaşlarını bu esnada verdiler, antlaşma gereği kendilerini yardıma çağıran Nogaylar ile birlikte sonuna kadar çarpıştılar.


Bu savaşalar Nogaylar gibi Kuban ötesi Çerkes feodalitesinin de sonu oldu. 10ncu yüz yıldan beri Ruslar tarafından Kasog olarak adlandırılan Çerkes feodal klanları bir zamanlar yayıldıkları Azak, Dinyeper kıyılarından olduğu gibi, Hazar kıyılarından, Maniç hattından, kuzey Dağıstan ve Terek ötesi derinliklerden de çekilmek zorunda kaldılar. 


Rus ilerlemesi Çerkesleri daha gerilerde de rahat bırakmadı, Sunja ile Terek’in birleştiği Grozni kuzeyindeki müstahkem mevkiden, bugünkü İnguşetya’dan, Osetya’dan da çekilmek zorunda kaldılar. Ukrayna’dan çıkmak zorunda kalan Çerkeslerin en büyük soylarından birisi Jane’ler Kuban’a giderek Şapsıgler içerisinde eridi daha büyük bir kol Kabardey’e göç etti. Geriye sadece Çekassi, Çerkeski, Çerkes Kermen, NovaÇerkask, Çerkazi gibi adlar bırakabildiler. Uçsuz bucaksız bu topraklar, stepia chort Rusya ile tanıştığından beridir yüz yıllar halklara iyi hiçbir şey getirmedi.


Ukrayna halkı, Rus, Leh, Alman, Kozak (Kas-ak), Çerkes (Kas-og) ve Müslümanlaşmış Moğolların (Tatar) karışımı bir halk. Beş yüz yıl süren Rus istilası sürecinde steplerin asimile edilen halkları Rus ve Rus Kazakları haline getirilerek imparatorluğun içinde eritildi. Kalanlar Rusların ‘hohol’ lakabını taktığı ve şüphe edilen Ukrainler olarak hayata devam etti. Ama Ukrayna dünya savaşları arasında yaşanan kaos yılları haricinde bir ulus devlet olarak hiç bağımsız yaşayamadılar. 


Sınırları SSCB yönetimleri tarafından muhtelif zamanlarda değiştirildi veya yeniden oluşturuldu. 1932-33 yıllarında Stalin’in vahşi kolektivizmine direniş gösterdikleri gerekçesi ile Ukrayna, Kuban gölgesinde yaşayan diğer halklar (Çerkes, Kozak) ile birlikte açlıkla dize getirildiler. Ukrainlerin Holodomor adını verdiği bu kıyımda 5 milyon insanın öldüğü tahmin edilmekte. Dolayısıyla tarihsel perspektifte Rus-Ukrain uyuşmazlığının sesiz sedasız ilerleyen tarihi bir arka planı da mevcut. 


Batı tarafından sağlanan medya desteği bütünüyle Ukrayna tarafının elinde. Rus tarafı gerçek bir enformasyon izolasyonu yaşamakta, böylesi bir psikolojik harbe hazır olmadığı ya da modern iletişimden deport edildiği açıkça belli oluyor. Diğer taraflar açısından gerçek bilgiye ulaşmak zor gözükmekle birlikte Ukrayna’nın bu savaşı psikolojik olarak kazandığı savı doğrudur. 


Son sözü direnenlerin söylediği metaforundan hareketle, olası şehir direnişi de batının gelişmiş anti-tank ve alçak irtifa manpads silahları ekseninde işgalcilerin ağır kayıpları ile neticeleneceğinden; artık Rusya’nın terkisinde/yedeğinde olmayan, ete, kemiğe yani ‘’ulus kimliğine’’ bürünmüş bir Ukrayna var literatürde.


Bize de 21nci yüz yılın bu son kahramanlarını selamlamak düşer; ‘’Viva Ukraina’’.


Bu yazı toplam 4251 defa okundu.





Alaatin Bayar

Kişisel düşüncelerin beyanı bakımından
Giriş ve Sonuç kısmına Katıldığım Gelişme kısmında eleştirilerim olan bir yazı olmuş.
Çok kısa olarak yazmak isterim
1:Rusya kısa sürede Ukrayna sınırına intikal etmemiş!!Son (6 )Aydır Tatbikat kimliği altında intikalini tamamlamıştır.
2:Türkiye komşularının toprak bütünlüğüne her zaman destek vermiş kan akmaması için telkinlerde bulunmuştur.
3: Türkiye (RUSYA, USA ,AB ) ülkelerinin ortak destek verdiği beş yıl boyunca savunma hattı olarakTahkim edilmiş mevzileri kısa sürede geçerek ilerlemiştir.
Not///Ukrayna savunma hattını savaşın 7 inci günü de meskun mahallerde kurmaya başlamıştır!!!!
Not// Türkiye (Fırat kalkanı, idlib,zeytin dalı,barış pınarı ) operasyonları da (SİHA)harici uçar kuvvet kullanmamıştır.

14 Mart 2022 Pazartesi Saat 22:35
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net