Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hapae Erhan
DERSİM
12 Eylül 2023 Salı Saat 10:59

Mithat bir arabada 5 kişiyle Dersim gezisi önerdiğinde nazlandım biraz. 5 kişi bir arabada çok olurduk bin küsur km bir yolda, üstelik ikisini tanımıyordum.


Ama iyi ki gitmişim-gitmişiz.


Yazar Cafer Solgun dışında hepimiz için ilkti. Cafer oralıydı-Ovacıklı, bizleri memleketine götürüyordu. Ülkesine de denebilir.


Erzincan’dan Erzurum’a uzanan yol üzerinde rastladık Tunceli tabelasına ilk, bin km boyunca her tür kasabayı gösteren mavi tabelalarda Tunceli diye yer yoktu.


Erzurum yolundan sapar sapmaz başka bir dünyaya geldiğimizi anladık, pasaportları çıkarın. Büyük beton bloklarla tek arabanın sığacağı kadar daraltılmış koridorda, elinde tüfeğini bize doğrultmuş bir jandarma gözetiminde, genç ve kibar bir astsubay kimliklerimizi toplayıp elindeki laptopla kontrol etti. Mithat’ın Arap soyundan olması dışında bir problem çıkmadı.


Gümrükten çıkar çıkmaz Pülümür vadisine girdik. Otoyollar-duble yollar ve kaliteli asfaltlar bitmişti. Vahşi doğayla baş başaydık artık. Yalçın tepelerde toplu tüfekli 4 kale kol gördüm, muhtemelen yasak avcılıkla mücadele içindir diye düşündüm, başka ne olabilir? Ayrıca Dersimliler yol boyu tabelalar koymuşlar Zaza’ca; vahşi doğayı koruyalım-uçurtmayı vurmasınlar türü. Birde dağlara dev beyaz taşlarla yazılmış Türk olsaydınız ne mutluydu sizin için şeklinde büyük sanat eserleri var. Bu sonuncuyu biz yazmadık dedi Cafer. Mithat bir şey demedi.


Pülümür vadisinin eğri yollarından Palavra meydanına varmamız akşamı buldu. Cihangirdeydik bir nevi. Kızlar oğlanlar kafelerde, parklarda oturmuş dünya hallerini konuşuyorlardı. Yani aşk, yani siyaset. Yok, Zizek yok Adorno lafları uçuşuyor havada, Marks’ı felsefeci saymıyorlar artık dedi bir kız, ne cevap aldı duyamadım. Mithat bunların hiç birini bilmiyor. Ya rabbim neredeyiz.


Otel çok güzel, akşama rakı ama başka yerde.


Seyit Rıza heykelinin yanından Munzur nehrinin karşı yamacını gösterdi Cafer. Bu yamaçtan yürüyüp ineceğiz, sonra köprüden karşıya geçeceğiz dedi. Su kenarına bir mekâna. Bu kadar yürümek benim ölümüm olur demek isterdim Pasternak gibi ama demedim.


İndiğimiz yokuşun sağ yamacı bir açık fotoğraf müzesi olmuş. 37 katliamının fotoğraflı belgeleri. Kelepçeler, idamlar, tek bir halata bağlı götürülen toplu sürgünler. Seyit Rıza ve oğlunun idam öncesi resmi en başta. Sonra acılar. (Ayıptır-zulümdür-cinayettir.)*


Ertesi gün Ovacık’a götürdü bizi Cafer. Komünist başkanın ilk seçildiği yer. İbrahim Kaykapkaya’nın yaralı halde bir muhtarın evinde saklanırken, Cafer ATAN isimli bir öğretmenin ihbarıyla üsteğmen Fehmi  Altınbilek  tarafından yakalandığı yer. Sonra işkencelerde ölüm. Birde yalçın kel dağların eteğinde kayalardan fışkıran su gözleklerinin olduğu yer burası. Dersimliler bir kutsiyet atfetmişler sanki.  Bütün ülkelerin Dersimlileri burada tavaftalar. Patatesli gözleme 2 dolar, kahve Berlin fiyatı.


Düşünceler evrensel olunca bu fiyatlara da yansıyor demek.


Son gün Kemal Kılıçdaroğlu ve efsane vekil Kamer Genç’in memleketi Nazımiye ilçesinden geçip Düzgün Baba Cem evine çıktık. Çıktık diyorum zira bir dağın başında. Sümela Manastırı kadar ulaşımı zor ve benzer bir işlev görüyor. Yol üstünde kurbanlıklar satılıyordu anlam verememiştim ama oraya varınca anladım. 


Cem Evinin aşevi var, gelenlere yemek ikram ediliyor. Yemek malzemeleri yine ziyaretçiler tarafından getiriliyor. Birlikte yemekler yeniyor,  mum yakılıyor, Cem yapılıyor. 


Dağ yolunda pek bir vasıtaya rastlamadığımızdan yunan adalarında kimsenin uğramadığı küçük manastırlar gibi sakin bir ibadethaneye gittiğimizi düşünürken çok kalabalık bir ahaliyle karşılaştık. Çok uzaklardan gelenler vardı ve üstelik her yerden.


Cem evinin içini gezdirdiler. Hz. Ali ve Hızır tabloları duvarları süslüyor. Bir ibadet mekânından çok, büyük bir oturma odasına benziyor. Dersimli mimarların bu işe el atması gerek. Belki de gerekmiyor, o kadar mütevazı davranışları var ki.


Bu Dersimlileri Apo yönetemez dedim Cafer’e. Yönetemiyor zaten dedi. İnsan kalitesi ile ilgiliydi bu sözüm. Ben öyle hissettim.


Tunceli şehrine gelince Munzur’u saymazsan hiç güzel bir şehir değil. Orayı güzelleştiren doğası ve esas olarak ta insan kalitesi. Güney çıkışı. haksızlık etmeyelim gayet güzel. Elâzığ’a giden yol duble


Devlet bu şehirden neden bu kadar ürküyor acaba? PKK etkin değil.


Bu arada Komünist başkanla tanışamadık. Almanya’da rakı festivalindeymiş, afiyet olsun. 


Mithat kırıldı biraz.


*Seyit Rıza’nın idam öncesi son sözleri.


Bu yazı toplam 5050 defa okundu.





Sedat Güner

Baytar Nuri'nin anılarını okumanızı tavsiye ederim.

Üniversite eğitimi için geldiği İstanbul'da baytar mektebine nasıl kaydolduğunu, İşgal altındaki İstanbul'da yüksek mevkideki Kürtlerin işgal kuvvetleri temsilcileriyle ilişkilerini, nasıl örgütlendiklerini ve örgütlerdeki faaliyetlerini, Balıkesir Balyadaki madenlerde çalışan Kürtleri örgütledikleri ve bir yerlerden temin ettikleri 2000 adet piyade tüfeğini Ankara ve Konya'nın Kürt köylerine dağıtılmak üzere gönderdiklerini, istasyondaki bir görevlinin sandıkların ağırlığından şüphe ederek kontrol etmesi üzerine yakalandıklarını, yüksek mevkideki Kürtler sayesinde cezalandırılmaktan kurtulduğunu, aslında daha geniş kapsamlı planlanan isyanın, doğu vilayetlerinin Ermenilere verilmesini engellemek için öne çekildiğini (Şubat 1921 Koçgiri isyanı), bu sırada batı cephesinde Yunanlarla İnönü muharebeleri yapıldığını Mustafa Kemal Paşanın isyanın sona erdirilmesi için barış heyetleri gönderdiğini, sulh teklifi kabul etmediklerini, çarpışmaları, isyanın bastırılışını, isyana önderlik eden üç kişi dışında isyancıların affedildiğini, Dersim isyanının bir sebebinin Koçgiri isyanının intikamını almak olduğunu, her iki isyanı başlatan lider kadronun aynı kişiler olduğunu, Erzincan yolu üzerinde inşa edilmekte olan köprünün güvenliğini sağlayan jandarma karakolunu basıp askerleri katlederek isyanı başlattıklarını, Seyit Rıza'nın isyanın liderlerinden olduğunu, Devletin isyana katılmayan aşiretlere silah kullanmadığını, isyan başarısız olunca Suriye'ye kaçışını ve oradaki faaliyetlerini övünerek anlatır. Yaklaşık 500 sayfalık kitabı okuyun ilk ağızdan öğrenin isyanların arka planını.

Batı cephesinde Yunan'ın önünü açmak için Konya ve Ankara havalisindeki Kürtlere silah dağıtıp ayaklandırmayı planlıyorlar. Doğu cephesinden Batı cephesine asker sevk edilmemesi için Koçgiri İsyanını (1.Dersim isyanı) çıkarıyorlar. Ülkenin zor durumundan istifade edip devlet kurmayı amaçladıklarını İsyancı övünerek anlatmış. Doğu cephesinden geri çekilen askere pusu kurup katledip soyduklarını övünerek anlatmış. Hem de üzerinde Osmanlı üniforması varken.

17 Eylül 2023 Pazar Saat 11:10
Serpil Canbulat

Erhan bey Tunceli ziyaretinizde ZEMBUL KADIN KOOPERATİFİ nin işlettiği ZEMBUL CAFE ye gittiniz mi bilmiyorum. Ben geçen yıl gezi organizasyonuyla gittiğimde çok beğenmiştim. Müthiş çalışkan, yöresel lezzetleri hakkıyla sunan bir yer. Yolu düşen herkese tavsiye ederim.

15 Eylül 2023 Cuma Saat 13:01
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net