Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Huşt Semih Akgün
Avusturya Elit Avar Mezarlarında Rastlanan Çerkes Soyları
08 Nisan 2026 Çarşamba Saat 20:54

Tarihsel olarak Çerkesler, antik dönemlerden günümüze kadar çeşitli imparatorluklarla ( Hatti, Hitit, İskit, Asur, Sarmat/ Alan, Yunan, Pers/ İran, Got, Hun, Avar, Roma, Hazar, Arap, Bizans, Moğol, Osmanlı ve Rus vd. ) yolları kesişmiş ve kesintisiz olarak iletişimlerini sürdürmüşlerdir


Çerkeslerin savaşçı, kararlı ve inatçı karakteristiği tüm komşularının dikkatini çekmiş ve imparatorluklar ordularını her fırsatta onlarla donatıp güçlendirmek istemişlerdir.


Modern genetik biliminin son 20 yıldaki atılımları (özellikle Wang ve Lazaridis çalışmaları), Çerkeslerin bölgedeki varlığının sadece kültürel değil, biyolojik bir süreklilik olduğunu da kanıtlamaktadır.


Aşağıda Çerkes DNA Projesinden alıntılanan Avusturya Avarları arasında rastlanan 14 antik DNA örneği ile ilgili yorumu görüyoruz. (Bu Avarlar, Dağıstan Avarları (Ma’arul) karıştırılmamalıdır).


G-FT34 kolundaki Avarlar


🧬 G-FT34 (4800+/-300 yıl)


G-FT34 kolu, günümüz Abhaz-Adığe halkları arasında hem oran hem de çeşitlilik açısından baskındır.

Bu kol, Dolmen kültürünün dağılım alanlarının ve G-FT34 filogeneografisinin benzerliği ve kolun yaşı ile kronolojisinin çakışması nedeniyle, Kuzey Batı Kafkasya'da Dolmen kültürünün ortaya çıkışı, gelişimi ve yayılmasıyla sıkı bir şekilde ilişkilendirilmiştir. Ayrıca, Şuşuk'tan alınan SUS005 örneği Dolmen kültürüne aittir.


🏺  Çerkes DNA'sının talebi üzerine, Nature dergisinde yayınlanan yakın tarihli bir çalışmada analiz edilen, günümüz Avusturya topraklarından 14 Avar paleoDNA örneği, FTDNA'nın Discover ağacına eklendi. İlginçtir ki, 14 Avar'da bilinen bir çağdaşı olmayan bir alt klad olan G-FTH9'a aittir.


G-FTH9'un tüm atasal alt kladı olan G-Y142023'ün çok güçlü bir "bozkır" karakterine sahip olduğunu belirtmek önemlidir; Avrupa'da bol miktarda bulunur: İngiltere, Romanya, Ukrayna; ayrıca Volga bölgesinin bozkır bölgesinde de mevcuttur. Ancak, benzer genetik özellikleri yalnızca birkaç Adığe ve yalnızca bir Abhaz’da rastlanmıştır. Bu, bozkırla temas bölgesinde, çıkışın kaynaklandığı kuzey yamacındaki bir yerleşime işaret ediyor olabilir.


Kısa bir süre önce İskitler hakkında bir makale yayınlandı; bunlar arasında Dolmen kültüründen hem G-FT34 hem de J-SK1317 bulundu. Makale hakkında daha fazla bilgi edinmek için buraya ve buraya tıklayın:🗡️ Çerkes DNA Projesi


Kaynak: Wang, K. ve ark. Antik DNA, ortak Avar dönemi kültürüne rağmen üreme bariyerini ortaya koyuyor. Nature 638, 1007–1014 (2025). https://www.nature.com/articles/s41586-024-08418-5


Antik DNA’nın Tanıklığı: Avar Elitleri ve Çerkes Genetiği


Tarihsel anlatılarda Çerkeslerin savaşçı karakteri ve imparatorluk ordularındaki rolleri sıkça vurgulanır. Ancak 2024 ve 2025 yıllarında yayımlanan paleoDNA çalışmaları (özellikle Wang ve ark. Nature 2025), bu anlatıyı biyolojik bir kesinliğe kavuşturmuştur. Orta Avrupa’da (bugünkü Avusturya ve Macaristan toprakları) hüküm sürmüş olan Avar Kağanlığı’na ait mezarlardan alınan örnekler, Çerkes genetiğinin Avrupa tarihindeki beklenmedik izlerini ortaya çıkarmıştır.


G-FTH9: Kafkasya’dan Avrupa’nın Kalbine Bir Savaşçı Hattı


Pontik bozkır kaynağının vekili olarak Alan dönemi bireylerini (Kuzey Kafkasya) ve (Kuzey Kafkasya'dan bir Demir Çağı göçebe nüfusu) test edildi. İncelenen 14 Avar paleoDNA örneğinde, günümüz Çerkeslerinde (Adığe) baskın olan G2a2b-L1264 hattının çok spesifik bir alt dalı olan G-FTH9 saptanmıştır. Bu bulgu, şu kritik gerçekleri gün yüzüne çıkarır:


Coğrafi Köken: G-FTH9'un bağlı olduğu üst kol (G-Y142023), bugün dünyada en yüksek çeşitliliğe ve yoğunluğa Kuzeybatı Kafkasya’da sahiptir. Bu 14 bireyde saptanan alt dalın, o dönemde başka hiçbir coğrafyada (Moğolistan veya Orta Avrupa yerlilerinde) karşılığı yoktur. Avusturya mezarlarında bulunan bu bireyler, genetik olarak doğrudan Çerkesya bağlantılıdır.


Sosyal Statü: Bu bireyler sıradan göçmenler değil, atları ve zengin silah teçhizatlarıyla gömülmüş olan Avar askeri elitleridir. Bu durum, Avarların 6. yüzyılda Kafkasya üzerinden Avrupa’ya geçerken, bölgenin yerli savaşçı sınıflarıyla (Çerkesler’in atalarıyla) derin bir askeri ve siyasi entegrasyona girdiğini kanıtlar.


Genetik Darboğaz: İlginç bir şekilde, Avrupa'daki Avar mezarlarında baskın olan bu G-FTH9 kolunun bugün yaşayan bir "torunu" neredeyse yoktur. Bu, Avrupa'ya giden bu Çerkes savaşçı kolunun ya savaşlarda tükendiğini ya da yerel halk içinde eridiğini gösterir. Ancak bu kolun ana gövdesi, Kafkasya'daki anavatanında (Çerkesya) varlığını sürdürmeye devam etmiştir.


Avar-Çerkes Sentezinin Dinamiği


Avarlar, Orta Asya kökenli bir ordu ile batıya ilerlerken, Kuzey Kafkasya steplerinde durakladıklarında yerel Çerkes kabileleriyle karşılaşmışlardır. İki güç arasında savaşlar olmuş ve iki tarafta karşı tarafı yenemeyince işbirliğine gitmişlerdir. Nitekim Avar ordusuna katılan Çerkesler’in Dağıstan Derbent’e yönelik ilk sefere katıldıkları bilinmektedir. Yöredeki Dağıstan halklarında eser şeklinde de olsa rastlanan genetik bileşenler bunun kanıtlarını vermektedir. Bu genetik izleri Dağıstan DNA Projesinde ve Rus Bilimler Akademisinin Balanovskaya çalışmalarında da gözlemlenebilir. Özellikle Avarlar başta olmak üzere Dağıstan halklarında rastlanan G2a2b/L1264 ile R1a/Z93 Çerkes katkısını da görebiliriz.


Kafkasya’dan hareketle Avrupa içlerine doğru askeri hareketlerini sürdüren Avar ordusunun batı seferindeki vurucu gücünün ve idari yapısının önemli bir kısmının Kafkasya kökenli savaşçılardan oluştuğunu görülmektedir.


İşte bu bulgulara dair ayrıntılı bilgiler ve Avrupa halklarına etkisinin tahlili:


1. Avar Elitleri ve Kuzeybatı Kafkasya (Çerkesya) Bağlantısı


Makale ve ilişkili HistoGenes projesi verilerine göre, Avar elitleri arasında homojen bir genetik yapı değil, zamanla değişen bir katmanlaşma görülmektedir. Çerkesya (Kuzeybatı Kafkasya) ile ilgili modern genetik verilerle eşleşen bulgular şu noktalarda yoğunlaşmaktadır:

Kadın Mobilizasyonu ve Exogamy (Dıştan Evlilik): Araştırma, Avar toplumunun katı bir patrilineal (baba soyuna dayalı) yapıya sahip olduğunu, ancak kadınların farklı coğrafyalardan "gelin" olarak getirildiğini kanıtlıyor. Bu kadınların bir kısmının genetik profili, modern Çerkes (Adığe), Abhaz ve Kuzey Kafkasya popülasyonlarıyla çok yüksek benzerlik (identity-by-descent / IBD) göstermektedir.


Kafkasya Kökenli Savaşçı Elitler: Bazı elit mezarlarında (özellikle geç Avar dönemine doğru), genetik bileşenlerin sadece Doğu Asya (Moğolistan/Rouran) değil, aynı zamanda Kafkasya-Hazar havzası kaynaklı olduğu görülmüştür. Bu durum, Avarların Avrupa'ya göç ederken yolları üzerindeki Kafkas halklarını bünyelerine kattıklarını veya bu bölgelerle yoğun bir diplomatik/evlilik bağı kurduklarını doğrulamaktadır.


Modern Çerkes Verileriyle Eşleşme: Makaledeki genetik analiz haritalarında, bazı Avar bireylerinin (özellikle Avrupa kökenli olmayan ancak Moğol da olmayan karma grupların) "Caucasus-related ancestry" (Kafkasya ilişkili soy) taşıdığı ve bu grubun en yakın modern temsilcilerinin Kuzeybatı Kafkasya halkları olduğu belirtilmektedir.


2. Eski DNA'ların Günümüz Avrupa Halklarına Etkisi


Avarların ve onlarla birlikte gelen Kafkasya kökenli unsurların modern Avrupa üzerindeki genetik etkisi üzerine şu tahliller yapılabilir:

Sınırlı Genetik Miras, Güçlü Kültürel Etki: Makalenin ana başlığında belirtilen "üreme bariyeri" (reproductive barrier), Avarların yerel Avrupalı halklarla (Germen, Slav, Roman) biyolojik olarak çok fazla karışmadığını gösteriyor. Bu nedenle Avar genetiği (ve dolayısıyla onlarla gelen Kafkas bileşenleri), modern Orta Avrupa gen havuzunda (Avusturya, Macaristan) çok küçük bir yüzde (genellikle %1-3 civarı) olarak kalmıştır.


Adacık Popülasyonlar: Avarlar, Karolenj İmparatorluğu (Şarlman dönemi) tarafından mağlup edildikten sonra genetik olarak "erimişlerdir". Ancak çalışma, bazı yerleşim yerlerinde (Leobersdorf gibi) Asyalı ve Kafkasya bağlantılı genetik yapının 200 yıl boyunca saf kaldığını gösteriyor. Bu, genetik mirasın Avrupa geneline yayılmak yerine belirli bölgelerde yoğunlaşıp sonra seyreldiğini kanıtlıyor.


Modern Çerkesya ve Doğu Avrupa Köprüsü: Bu antik DNA verileri, Kafkasya halklarının Orta Çağ'ın erken dönemlerinde Avrupa siyasetinde ve aristokrasisinde sanılandan daha aktif olduğunu gösteriyor. Modern Çerkeslerle eşleşen bu antik örnekler, Kafkasya'nın sadece kapalı bir bölge olmadığını, Avrupa'nın şekillendiği "Kavimler Göçü" döneminde genetik bir kaynak noktası olduğunu tahlil etmemizi sağlar.


Özetle: Avar elit mezarlarında bulunan ve modern Çerkeslerle eşleşen veriler, Avar Kağanlığı'nın sadece bir "Moğol/Türk" konfederasyonu değil, içinde güçlü Kafkasya unsurları barındıran kompleks bir yapı olduğunu ispatlamaktadır. Ancak bu genetik miras, modern Avrupa halklarında baskın bir unsur olmaktan ziyade, tarihin derinliklerinde kalmış "genetik izler" (legacy DNA) olarak mevcudiyetini sürdürmektedir.


2025 yılında Nature dergisinde yayımlanan ve Avusturya Avarları üzerine yapılan geniş çaplı antik DNA araştırmasında, Kuzeybatı Kafkasya (Çerkesya) ile bağlantılı olduğu düşünülen tek bulgu G2a2b-L1264 değildir. Çalışma, Avar Kağanlığı'nın heterojen yapısını ve Kafkasya'dan gelen genetik akışı gösteren bir dizi başka Y-DNA haplogrubu ve alt dalını da ortaya koymuştur.


İşte Avusturya Avarlarında tespit edilen ve Kafkasya/Çerkesya izleri taşıdığı tahlil edilen diğer önemli Y-DNA bulguları:


1. G2a Alt Dallarının Çeşitliliği

Makalede ve ilişkili veri setlerinde, sadece L1264 değil, modern Çerkes (Adığe-Abhaz) popülasyonlarında baskın olan diğer G2a alt dallarına da rastlanmıştır:


G-L1266: Bu dal, L1264 ile yakından ilişkilidir ve günümüzde Kuzeybatı Kafkasya halkları arasında en yaygın görülen genetik işaretlerden ve 8000 yıldan daha öncesine giderek Anadolu Neolotik mirası ile doğrudan bağlantılı soyları içerir. Bu soy en fazla kıyılı Çerkes boyları, Şapsığ, Natuhay, Hakuç, Abadzeh, Vıbıh, Jane, Bağ, Birakiy vb'de yoğunlaşmaktadır. Çerkesya'nın doğusuna göre orantısal olarak azalmaktadır.


G-FT55754: Araştırmada bazı örneklerin bu alt dala düştüğü görülmüştür. Modern verilerde bu dal, özellikle Mamhığ ve Mehoş gibi Çerkes boyları ile ilişkilendirilmektedir.


2. J2a ve J2b Serileri

Avar elit mezarlarında (özellikle Mödling ve Leobersdorf gibi alanlarda), Kafkasya-Hazar havzası kökenli olduğu bilinen J serisi haplogruplar tespit edilmiştir:


J2a1-Z1842: Bu dal, antik Kafkasya popülasyonlarının karakteristik bir işaretidir. Modern Çerkes, Çeçen ve Dağıstan halklarında yüksek oranlarda bulunur. Avarlar arasında bu dalın bulunması, Kafkasya'dan gelen savaşçı bir grubun Avar konfederasyonuna elit düzeyde dahil olduğunu gösterir.


J2b2-L283: Daha çok Balkan ve Adriyatik kökenli olarak bilinse de, bazı varyantları Kafkasya göç yollarıyla ilişkilendirilmiştir.


3. R1a'nın Spesifik Dalları (Z93/Z94)

Avarlar arasında bulunan R1a haplogrubu, Avrupa kökenli R1a'dan ziyade R1a-Z93 (Hint-İran/Kafkasya hattı) dalına aittir. Bu dalın alt grupları günümüzde hem Orta Asya hem de Kuzey Kafkasya halklarında görülmektedir. Makale, bu örneklerin genetik profilinin (autosomal DNA), modern Kuzey Kafkasya halklarıyla yüksek oranda benzerlik gösterdiğini belirtmektedir.


4. C-M504 (Doğu Asya ve Kafkasya Köprüsü)


Asıl kökeni Doğu Asya/Moğolistan olan C-M504 haplogrubuna sahip bazı bireylerin, zamanla Kafkasya yerlileriyle karıştığı ve "Kafkasya ilişkili bir genetik profil" kazandığı görülmüştür. Bu bireylerin modern genetik eşleşmeleri arasında Kuzeybatı Kafkasya verileri dikkat çekmektedir.


2025 yılında Nature dergisinde yayımlanan Avusturya Avarları çalışması, sadece baba soyu (Y-DNA) değil, anne soyu (mtDNA) üzerinden de Kuzeybatı Kafkasya (Çerkesya) ile bağlantılı çok önemli bulgular sunmuştur. Makale, Avar toplumunun yerel Avrupa halklarıyla biyolojik bir bariyer kurarken, Kafkasya ve Doğu Asya'dan gelen kadınları bünyesine kattığını ortaya koymaktadır.


Avusturya Avarlarında tespit edilen ve modern Çerkesler’le eşleşen temel mtDNA (Kadın/ Anne Hat) haplogrupları ve alt dalları şunlardır:


1. U5 ve U4 Alt Dalları (Kuzey Kafkasya Tipi)

U5a1: Bu dalın bazı spesifik varyantları, antik Kafkasya avcı-toplayıcılarından modern Kuzeybatı Kafkasya halklarına aktarılan bir mirastır. Avar mezarlarında, özellikle yüksek statülü kadınların mezarlarında bu alt dala rastlanmıştır.


U4a: Kuzey Kafkasya ve Pontik-Hazar bozkırı ile ilişkilendirilen bu haplogrup, Avar elitleri arasındaki kadın mobilizasyonunun yönünü göstermektedir.


2. H Serisi (Kafkasya Spesifik Dalları)

H1, H5 ve H8: Modern Çerkes ve Abhazlarda görülen H haplogrubunun bazı nadir alt dalları, Avusturya'daki Avar yerleşimlerinde (özellikle Mödling bölgesinde) tespit edilmiştir. Bu bulgu, Kafkasya kökenli kadınların Avar konfederasyonu içinde "kurucu anneler" veya "gelinler" olarak yer aldığını kanıtlamaktadır.


3. J ve T Serileri

J1c ve T2b: Bu dallar genel olarak Avrupa ve Yakın Doğu'da bulunsa da, makaledeki "identity-by-descent" (IBD) analizleri, Avar bireylerindeki bu mtDNA dizilimlerinin en yakın modern karşılıklarının Kuzey Kafkasya toplulukları olduğunu doğrulamaktadır.


4. N9a (Doğu Asya - Kafkasya Karışımı)

Avarlardaki Doğu Asya kökenli kadınların bir kısmının (N9a gibi), Avrupa'ya ulaşmadan önce Kafkasya-Hazar bölgesinde uzun süre kaldığı ve bu bölgedeki genetik profille harmanlandığı anlaşılmıştır.


Önemli Bir Bulgu: "Gelin Hareketliliği"


Çalışma, Avar Kağanlığı'nın katı bir patrilokal (kadınların eşlerinin ailesine taşındığı) düzene sahip olduğunu gösteriyor. Bu durum, baba soyu (Y-DNA) daha çok Doğu Asyalı kalırken, anne soyunun (mtDNA) neden hızla Kafkasya ve yerel unsurlarla çeşitlendiğini açıklamaktadır. Avusturya Avarlarındaki mtdna sonuçları, Çerkesya'nın o dönemde Avar elit tabakası için ana "genetik kaynak" bölgelerinden biri olduğunu tahlil etmektedir.


Özet: Avusturya Avarlarında Y-DNA (Baba Hatlarında) Haplogruplarında rastlanan, G2a2b-L1264, G2a1a-Z6553, J2a1a-L26, J2a1b-Z6046, J2a2a-L581, C2a-M217, J1a2a-P58 ile U5a1, H5, J1c ve T2b gibi mtDNA (Anne Hatları) dalları, modern Çerkes genetik verileriyle yüksek benzerlik gösteren "açık izler" olarak kayda geçmiştir. Bu veri, Çerkeslerin sadece kendi coğrafyalarını savunan kapalı bir toplum olmadığını; aksine Avrasya’nın en büyük askeri organizasyonlarında "elit tabaka" olarak tarihi bir rol oynadıklarını ve genetik miraslarını Orta Avrupa’ya hatta çok daha ötelere taşıdıklarını kanıtlar. Nature makalesi ("Ancient DNA reveals reproductive barrier despite shared Avar-period culture"), Avar dönemine ait toplumsal yapı ve genetik kimlik üzerine yapılmış en kapsamlı çalışmalardan biridir.



Bu yazı toplam 1005 defa okundu.





Bu yazıya yorum eklenmemiştir.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net