Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Huşt Semih Akgün
Çerkes Soykırımının Polonya Tarafından Tanınması Çerkes Özgürlük Mücadelesine Yeni Bir İvme Katabilir
21 Temmuz 2026 Salı Saat 22:38

Günümüz dünyası politik arenasında Polonya devleti ve Polonyalılar (Leh ulusu), Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nün sadece birer dış gözlemcisi değildir. Polonya geçmiş iki yy boyunca yaşanan bu trajedinin askeri, siyasi ve insani boyutlarına tanıklık etmiş, engel olmak için bizzat yer almış, en aktif aktörleri arasında bulunmaktaydı. Polonya Çerkesya konusunda, doğu Avrupa’nın vicdan anıtını tarihe bizzat dikmelidir.


Polonya, 18. yüzyılın sonunda Rusya, Prusya ve Avusturya tarafından haritadan silinmiş (Polonya'nın Paylaşılması) ve bağımsızlığını kaybetmişti. Ortak düşmanları Rusya’ya karşı savaşmak ve yurtlarını yeniden özgürleştirmek isteyen binlerce Polonyalı yurtsever, subay ve entelektüel, Kafkasya’yı "özgürlük mücadelesinin ikinci cephesi" olarak gördü ve savaşmak üzere Çerkesya’ya gittiler.


Çerkeslerin safında Rusya’ya karşı savaşan Polonyalı subayların anıları, Paris’teki Polonya Sürgün Hükümeti’nin (Otel Lambert Çevresi) diplomatik yazışmaları ve dönemin Polonya basını, 1864 trajedisine dair dünyadaki en derin, içeriden ve sarsıcı belgeleri sunmaktadır.


Yüzlerce Polonya Belgesi ve Askeri Günlüklerinde Çerkesya’nın Trajedisi ‘ortak Kader ve ortak Düşman Rusya’ bağlamında geniş bir biçimde yer bulmuştur.


19. yüzyılda binlerce Polonyalı subay ve asker, Çarlık ordusuna zorla alınarak Kafkasya cephesine gönderilmişti. Ancak bu askerlerin büyük bir kısmı ilk fırsatta Rus ordusundan kaçarak Çerkeslerin safına geçti ve onlara modern askeri taktikleri, topçuluğu ve tahkimat yapımını öğretti. -Çerkesler tarih boyunca savaşı meslek edinmiş, mükemmel savaşçılardı, ancak savaşı sanat olarak bir yana koyarsak, savaş teknolojileri sürekli bir değişim ve gelişme göstermiştir. Savaşlarda taraf olanlardan gelişime ayak (ya da daha doğrusu kafa) uydurabilenler, kazanmayı başarabildiler. Avrupa’nın bu konuda gelişmiş ülkelerinden önemli bir kan akışı sağlayabilmeyi başarmış Rus devleti, uzun Çerkes-Rus savaşlarının sonunda başarıya ulaşabilmişti. (Bu ayrı bir yazı konusu)


Paris merkezli Polonya ulusal hareketi, Çerkesya’da bağımsız bir devlet kurulması için diplomatik ve askeri misyonlar (Polonya Lejyonları) organize etti. Bu nedenle Polonya kaynakları, Çerkeslerin mücadelesi ve sivil halkın Ruslar tarafından nasıl bir yıkıma uğradığını en içeriden gözlemleyen Batılı belgelerdir. Şimdi o yıllara geri dönersek Polonya örneklerinden bazılarına göz gezdirelim.


Albay Teofil Lapinski’nin Günlüğü: "Ya Tam Teslimiyet Ya Tam İmha"


1857-1859 yılları arasında Kafkasya’da bizzat Çerkes askeri birliklerine komuta eden Polonyalı Albay Teofil Lapinski (Çerkesler arasındaki adıyla Şamil Bey), kaleme aldığı anılarında Rusya’nın askeri stratejisinin nihai hedefini net bir şekilde deşifre etmiştir:


"Rus generallerinin planı tamamen netleşti. Onlar bu dağlarda boyunduruk altına alınmış (olsa dahi) tebaa istemiyorlar. Rus ordusunun stratejisi, Çerkes halkına iki seçenek sunuyor: Ya Sibirya’nın steplerine ya da Osmanlı topraklarına sürülmek, bunu kabul etmeyenlerin ise tamamen imha edilmesi. Rusya, Çerkesya’nın ormanlarını keserek, köylerini yakarak ve ekinlerini yok ederek Kafkasya’da insan eliyle yapılmış bir kıtlık ve ölüm çemberi yaratıyor." 


(Teofil Lapinski, Die Völker des Kaukasus und ihr Freiheitskampf gegen die Russen / Kafkas Halkları ve Ruslara Karşı Özgürlük Mücadelesi)


Paris Polonya Sürgün Hükümeti (Otel Lambert) Yazışmaları


Polonya ulusal hareketinin lideri Prens Adam Jerzy Czartoryski ve Paris’teki Polonya diplomatik çevreleri, Kafkasya’yı uluslararası diplomasinin gündemine taşımak için büyük çaba sarf etti. Polonya diplomatik temsilcilerinin Londra ve Paris’e sundukları ve kendi arşivlerinde saklanan raporlarda, 1864 sürgünü şu sözlerle tarif edilmiştir:


"Kafkasya’dan gelen son haberler, insanlığın karşı karşıya kaldığı en büyük cürümlerden birini haber vermektedir. Polonya’yı kana bulayan Çarlık süvarileri, şimdi Çerkesya’da çocukları ve kadınları katlederek bütün bir ulusu kökünden kazımaktadır. Karadeniz sahillerine sürülen yüz binlerce masum insan, açlık ve tifo içinde ölüme terk edilmiştir. Rusya, Kafkasya’da sadece bir savaşı bitirmemiş, bir kavmi yeryüzünden silmiştir." 


(Otel Lambert Arşivi, Paris - Polonya Siyasi Raporları)


Rus Ordusundan Kaçan Polonyalı Askerlerin Şahitlikleri

Rus ordusunda zorunlu askerlik yaparken Çerkeslerin tarafına kaçan Polonyalı er ve subayların Polonya gazetelerinde (özellikle Poznan ve Paris'te yayımlanan göçmen yayınlarında) yer alan mektupları, Rus ordusunun uyguladığı vahşeti çarpıcı ayrıntılarla ortaya koyar:


"Rus tugayları vadilere girdiğinde av partisine çıkmış gibi hareket ediyorlardı. Çerkeslerin ahşap evleri ateşe veriliyor, kaçmaya çalışan yaşlılar ve çocuklar süngüleniyordu. Biz Polonyalılar olarak Rusların vatanımızda yaptığı zulümleri iyi bilirdik ama Kafkasya’da gördüklerimiz bir ordunun operasyonu değil, vahşi bir imha hırsıydı. Dağ yolları, donarak ölmüş annelerin ve onların göğsünde can çekişen bebeklerin cesetleriyle doluydu." 


(Demokratyczny Polski / Demokratik Polonya Gazetesi Notları)


Klemens Przewlocki’nin Mektupları: "Deniz Kan ve Gözyaşı Rengi"


Kafkasya’daki Polonya askeri misyonunda görev alan ve sürgünün son aşamasına şahit olan Polonyalı aktivist Klemens Przewlocki, Avrupa’daki dostlarına yazdığı mektuplarda Karadeniz kıyılarındaki tahliyeyi şöyle aktarmıştır:


"Sohum ve limanlar birer cehennem azabı yeri gibiydi. Rus idaresi, insanları hayvan vagonlarından farksız derme çatma gemilere istifliyordu. Kıyıya yanaşan gemiler limandan ayrılmadan önce bile düzinelerce Çerkes açlıktan ölüyordu. Karadeniz, aylardır bu asil insanların kanı ve gözyaşıyla çalkalanıyor. Rusya, Polonya’da yaptığının on katını burada, arkasında hiçbir şahit bırakmamak amacıyla dağları tamamen insansızlaştırarak yapıyor." 


(Klemens Przewlocki, Kafkasya Yazışmaları ve Tarihsel Notlar)


Polonya kaynakları, yukarıda belirttiklerimiz gibi Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’ne dair benzersiz bir perspektif sunar. Çünkü Polonyalılar, yaşanan bu trajediyi sadece dışarıdan izleyen diplomatlar değil, Çerkesler’le aynı cephede omuz omuza savaşan, aynı düşmana (Çarlık Rusyası'na) karşı aynı kaderi paylaşan içeriden şahitlerdir. 


Polonya askeri ve siyasi arşivleri; 1864 yılında yaşananların askeri bir yer değiştirme değil, bilinçli, planlı ve acımasız bir ulus imhası (etnik temizlik) olduğunu en radikal ve açık sözlü ifadelerle tescil etmektedir. Dolayısıyla Polonya Çerkes Soykırım ve Sürgününün en önemli tanıklarından biridir.


Bugüne gelirsek Çerkes Soykırımı ilk kez Çerkeslerin güneydeki komşu ve kadim dostları Gürcistan tarafından 2012 yılında tanınmıştır. Onu 2025 yılında kuzeybatıdaki komşuları Ukrayna izledi. Şimdi başka Kafkasya, Avrupa ve Baltık ülkelerinin izleyeceği tahmin edilmektedir. Ancak soykırımın tanınma serüveninde Polonya geç bile kalmıştır diyebiliriz.


Tarihi Çerkesya-Polonya ittifak ve dostluk geçmişi ortadadır. Polonya Çerkes Soykırımını devlet olarak tanımalıdır. Bunu demokratik ve özgürlükçü bir halk ve devletten beklemek boş ve yanıltıcı olmaz. Üstelik bu ilk kez olmayacak. Çerkesler ve Polonyalılar zor zamanlarda hep birbirlerinin yardımlarına koşageldiler. 

şunu diyen bir yazı 'L'Armée du Duché de Varsovie



Bu yazı toplam 207 defa okundu.





Bu yazıya yorum eklenmemiştir.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net