Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Huşt Semih Akgün
Kurtuluş Savaşı, Mitler ve Gerçekler
24 Ağustos 2026 Pazartesi Saat 14:15

Sosyal medyada dolaşan ve Atatürk'ün Samsun’dan Havza’ya giderken ya da o dönemde "yürütüldüğünü" ima eden/ anlatı tarihsel gerçeklerle bağdaşmayan kurgu veya çarpıtmalardan ibarettir.  


Bknz:Sn. Ayşe Eser'in 18 Mayıs 2026 tarihli sosyal medya videosu.


Yolculuk, Samsun İşgal Kuvvetleri ve yerel imkânlardan sağlanan eski Mercedes/Ford marka otomobillerle yapılmıştır. Araçların yolda bozulduğu, yolların çamurlu ve bozuk olduğu, zaman zaman araçların itildiği veya yolcuların dik yokuşlarda inip yürüdüğü dönem kaynaklarında geçer; ancak bu durum bir "zorunlu uzun yürüme" değil, tamamen yol ve araç yetersizliği ve kısa sürelidir.


Bölgedeki Çerkes milis güçleri ve Ekrem Berzeg Bey, Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun-Havza hattındaki güvenliğini sağlayan en kritik unsurlardan biriydi. Güvenlik Koridoru oluşturulmasının sebebi, Samsun- Havza – Amasya hattının o dönem Rum çetelerinin (Pontos Bağımsızlıkçısı) yoğun faaliyet gösterdiği son derece tehlikeli bir güzergâhtı. Atlı ve Silahlı Çerkes milisler, Mustafa Kemal ve heyetine yol boyunca hissedilir bir güvenlik hizmeti sunmuşlardır. Hem bölgeye hakimiyetleri hem de askeri disiplinleri sayesinde bu güzergâh emniyete alınmıştır.


Paşanın, Ekrem bey tarafından hediye edilen Çerkes kalpağını ne zaman taktığı tam olarak bilinmemektedir. Ancak Çerkes kalpağını takması da daha henüz Samsun limanından inerken kullandığını bildiğimiz fesi çıkartması da, farklı bir dünyaya geçişi, halkın arasına karışması, onlarla hemhal olması ve özgürlük mücadelesine başladığı anlamına gelmekteydi. 200 süvari gücünün ona verdiği moral/ motivasyonu anlaşılabilir.


Ekrem Berzeg Bey’in, Mustafa Kemal Paşa’ya "Bu kalpağı başınızdan çıkarmayın, çeteler sizin bir Çerkes milis lideri veya onların korumasındaki biri olduğunuzu düşünüp saldırmaya cesaret edemez" demesi, askeri açıdan mükemmel bir caydırıcılık ve taktik tedbirdir. Osmanlı Paşası fesi veya resmî subay şapkası, Rum çeteleri için açık bir "hedef" iken; Çerkes kalpağı bölgede tam anlamıyla bir güvenlik zırhı işlevi görmüştür.


Sefer E. Berzeg, Çerkes tarihi konusundaki titizliğiyle tanınan bir araştırmacıdır. Onun birinci derece aile hafızasına dayandırarak anlattığı detay, Samsun- Havza arasındaki o zamanın şartlarında ölümcül 85 (günümüzde 44) kilometrelik güzergâhta Paşa’nın hayatının nasıl korunduğunu açıklar.


Olay bir "hediye jesti" değil, hayatı korumaya yönelik stratejik bir tavsiyedir. Mustafa Kemal’in kalpaklı efsanevi "19 Mayıs Görselleri" ile Çerkesler’in Anadolu coğrafyasının batı bölgelerinde ‘Kuvvay-ı Seyyare’ ile öncülük ettiği işgalcilere karşı mücadelenin Karadeniz’de benzeri olarak geliştiği ve önemli bir aşamaya geçmiş olduğunu anlayabiliyoruz. Önce ile sonra arasındaki ayrımı, buradaki hassas çizgide birleştirebiliriz: Resmî tarih ve görsellerde paşa, 19 Mayıs sabahı Bandırma Vapuru’ndan Samsun limanına indiğinde resmî Osmanlı üniforması ve fesiyle inmiştir (İngiliz işgal subaylarının gözü önünde ilk anlarda kalpak giymek zaten mülki/askeri protokole aykırıydı).


***


Dönemin resmî telgrafları, Nutuk, heyette yer alan Kâzım Dirik ve Hüsrev Gerede gibi tarihi kişilerin hatıratları ile Ekrem Berzeg Bey’in bölgedeki varlığı açıkça gösterir ki; bu yolculuk köhne otomobillerle ve Çerkes atlı milislerinin sıkı koruması altında gerçekleşmiştir. Eşlikçi milislerin paşayı sembolik bir kısa yürüyüş dışında yürütmüş olmaları mümkün değildir. 


O dönemde Karadeniz ve Samsun hinterlandında Rum/ Pontus çeteleri son derece aktifti. Ancak bölgedeki Çerkes yerleşkeleri ve silahlı atlı milisleri son derece örgütlü, iyi savaşan ve çetelerin bulaşmaktan çekindiği bir güçtü. Unutmayalım ki Samsun- Amasya- Çorum- Sinop- Tokat yani Orta Karadeniz bölgesi Çerkesler’in Türkiye’de ki en yoğun nüfuslu 1. bölgesidir. Karadeniz’de Rum çeteleri için kalpak veya Çerkes kıyafeti/ kasketi, doğrudan "iyi silahlanmış, anında karşılık verecek Çerkes milis gücü" anlamına geliyordu. Rum çetelerinin cirit attığı dağ yolları tehlikelerle doluydu.


Sefer Berzeg’in, Ekrem beye ve milislerin canlı tanıklığına dayanarak haber ettiği bu kalpak hediyesi ve "fesi  başından çıkarma" olayı, tam da bu Samsun-Havza intikali öncesinde gerçekleşmiş olmalıdır. Sefer Berzeg’in aktardığı bu bilgi, "romantik/ uydurma" anlatılardan çok farklıdır; tamamen saha güvenliği, bölgesel güç dengeleri ve caydırıcılık stratejisine dayanır.


Ekrem Berzeg’in, Mustafa Kemal Paşa’ya kalpağı bir "ziyaret hatırası" olarak değil, Rum çetelerine karşı hayati bir güvenlik kalkanı (psikolojik kamuflaj) olarak giydirdiği anlaşılıyor. Paşaya eşlik eden Çerkes Ekrem Kavak'ın Karlı köyündendir. Bu Karlı köyü de yine Samsun'un Alaçam ilçesindeki Karlı köyü ile karıştırılmamalıdır. Çünkü orada da bu aynı adı taşıyan köyde aynı Çerkesçe soy ismini taşıyan insanlar yaşamaktaydı. Çerkes Ekrem Berzeg eşlik edeceği Mustafa kemal paşaya "emrimdeki 200 süvari ile emrinizdeyiz, komutanım" dediği anlatılır. Yaşayan canlı tanıklardan dinlenen bu tarihi olaylar nesiller boyunca anlatılagelmektedir. Bu da Çerkes milislerin Milli Mücadele’nin ilk kıvılcımındaki stratejik aklını, katkısını gösteren çok değerli bir tarihsel ayrıntıdır.


Konumuza geri dönersek; Ayşe Eser hanımın söz konusu videosunda anlattığı yürüyüş ve marş söylenmesinin abartılı ve öyküleştirme çabası açık bir durum olduğu ortadadır.  Tamamen atlı ve ağır silahlı olan bir milis gücünün, titizlik ve gizlilikle korumakla yükümlü olduğu ve henüz Osmanlı devletinin de resmî Ordu Müfettişi olan bir paşayı yaya yürütmesi; ne askeri normlara, ne bölge kültürüne, ne misafirperverlik anlayışına, ne de Çerkes geleneklerine uyar.


***


Sosyal medyadaki bu kurguların kaynağı nedir?


Bu ve benzeri anlatıların türemesinin arkasında birkaç temel sebep yatar:


Kurtuluş savaşını dramatize etme (Mitleştirme) çabası. Milli Mücadele’yi ve Atatürk’ün çektiği zorlukları "halka daha ajite bir dille anlatmak" isteyen bazı yüzeysel kurgular, araç arızalarını veya kısa süreli yürüyüşleri "kilometrelerce yaya yürütüldü" şeklinde abartır. Yolda bozulan bir arabadan inip birkaç yüz metre yürünmesini, sanki yolun tamamı yaya kat edilmiş gibi sunmak tipik bir sosyal medya haberciliği/ içerik üreticiliği hatasıdır.


Kısacası Mustafa Kemal Paşa ve heyetinin Samsun/ Kavak-Havza arasında gece marş söyleyerek yaya yürüdüğü iddiası sadece bir kurgudan ibarettir. Havza’ya yakın bir yerde arabalardan inip, kısa bir süre yürüyerek Havza’ya marşla girildiği akla uygundur. Paşanın heyet ve Havza halkına yönelik akıllıca motivasyon tarzını, coşku ve inanç tazelemesi olarak başvurduğu, geleceğin inanç ve savaş ile kurulacağını ortaya koyan vizyonunu, mite dönüştürmeye ve dâhilerin olduğundan fazla abartıya ihtiyacı yoktur. Asıl ihtiyacımız olan isimsiz kahramanlar ve unutulanlardır.

Fotoğraf açıklaması yok.

Mustafa Kemal paşa ve Çerkes Ekrem bey.


Bu yazı toplam 152 defa okundu.





Bu yazıya yorum eklenmemiştir.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net