

Fakat Rusya İmparatorluğu’nun yayılmacı-emperyalist politikaları 19. Yüzyılın ikinci yarısından sonra halkımız için sonuçları bugün de hala devam eden bir ulusal trajedi oldu. Çarlık Rusyasına karşı yüzyıldan fazla süren özgürlük savaşımızı 1864 yılında kesin olarak kaybettik. Anavatanımız Çerkesya işgal edildi; halkımız kadın, çocuk, yaşlı demeden vatanından sürüldü ve yerleşim birimlerimiz, ekinlerimiz, bahçelerimiz ateşe verilerek halkımızın bütün yaşam dinamikleri-araçları bilinçli bir şekilde tahrip edildi.
O
yıllarda Rus-Çerkes savaşlarının resmi tarihçisi kabul edilen
Adolph Berje (1828-1886)’nin verdiği bilgilere göre
Çerkeslerin yüzbinlercesi bu savaşta hayatını kaybederken, geriye
kalanların yüzde 95’i sürgün edilmiş, bunların da büyük bir
bölümü sürgün sırasında soğuk ve salgın hastalık gibi nedenlerle
ölmüştür. Tarihsel vatanlarında kalabilen
Çerkes sayısı 80 000 kadardır ( o zamanın
Çerkes nüfusunun % 10’u bile değil
). Bu trajik olayları yaşayanlardan ve
şahit olanlardan toplanan arşivlerden
çıkan sonuç: Rusya’nın 19. Yüzyılda
Çerkes halkına karşı kendi tarihsel topraklarında yürüttüğü
savaşın genel bir askeri harekât
çerçevesinde ele alınamayacağını
göstermektedir. Rusya’nın amacı
yalnızca bir bölgeyi ele geçirmek değil;
Çerkesya’nın yerli halkı Çerkeslerin ve
Çerkeslerle birlikte kader birliği yaparak
Çerkesya’nın bağımsızlığı
ve özgürlüğü savaşına katılan kabilelerin tarihsel topraklarından
sürülmeleri, yok edilmeleridir.
Rus-Çerkes savaşlarının sona ermesinden bugüne geçen 147 yıl
boyunca Rusya’da politik sistem birkaç
kez değişti; fakat Çerkeslere karşı tavır değişmedi. Tarihsel
vatanlarında kalabilenlere yönelik asimilasyon politikaları
devam etmekte ve Kuzeybatı Kafkasya’dan
sürülen Çerkeslerin anavatanlarına dönüşleri engellenmektedir.
Bugün yaklaşık 700 000 Çerkes ( Kabardeyler,
Çerkesler, Adıgeler, Şapşığlar) tarihsel vatanlarının % 20’si
kadar bile olmayan parçasında, RF’nun 6 birimine dağılmış bir
şekilde (Kabardey-Balkar Cumhuriyeti, Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti,
Adıge Cumhuriyeti ve Kuzey Osetya-Mezdegu yöresi ile
Krasnodar ve Stavropol Bölgelerinde ) yaşamakta; demokratik olduğu
iddia edilen Rusya Federasyonu, Çerkeslere
karşı Çarlık Rusyası’nın politikalarını
uygulamaya devam etmektedir. Keza, 6 milyondan fazla insanımız hala
diasporada 50 ülkeye dağılmış bir halde yaşamaya devam ediyor,
dillerini ve kültürlerini kaybediyorlar.
1 Temmuz 2005 tarihinde RF Devlet Duması’na
Çerkes soykırımını tanıması için başvuru yapılmıştı. Fakat
dini ve etnik önyargıları aşamayan Rus yetkilileri, Rusya devletinin
geçmişte yaptığı bu vahşetin yasal ve ahlaki sorumluluğunu almayı
reddettiler.
Biz bütün dünyaya, Rusya devletinin
Çerkes halkına yönelik 19. Yüzyılda başlayan ve 20. Yüzyıla
kadar devam eden soykırım politikasını
tanıma ve asgari taleplerimizde bizleri destekleme
çağrısı yapıyoruz.
Taleplerimiz:
Rusya Federasyonu, Çarlık Rusyası’nın
Çerkes halkını soykırımdan geçirdiği ve tarihsel topraklarından
sürdüğü gerçeğini kabul etmeli;
Çerkeslerin RF’nda farklı birimlerde ve diasporada onlarca
ülkeye dağınık-birbirinden kopuk bir
şekilde yaşamalarının varlıkları
için en büyük tehdit olduğunu görmelidir.
Bu çerçevede:
1. RF, “Çerkes Soykırım ve Sürgünü”nü
tanımalı, 21 Mayıslar tüm dünyada
“Çerkes Soykırım ve Sürgün Günü” olarak anılmalı ve
Çerkeslere resmi tatil olmalıdır.
2.
Anavatanımızda tek bir birimde ve egemen bir ulus olarak yaşayabilmemiz
için gerekli yasal düzenlemeleri yapmalıdır.
3. Tarihsel vatanımızda asimilasyon politikalarına son vermeli; dilimizin,
kültürümüzün ve dini dokumuzun bozulmaması
için desteklenmelidir.
4. Diasporada yaşayan Çerkeslere, UNPO’nun 1997’de aldığı
karardaki gibi „sürgün ulus statüsü“ vermeli ve anavatanlarına
dönüşlerini kolaylaştırıcı, teşvik edici
önlemler almalı; buna maddi ve manevi destek vermelidir.
5. Çerkeslere RF’na dönüş şartı
aranmaksızın halen yaşadıkları
ülkelerde çifte vatandaşlık hakkının verilmesi ve tarihsel topraklarımızda
ev-iş edinmede özel ayrıcalıklar tanınması
bunun ilk adımı olacaktır.
6. Diasporada yaşamaya devam edecek soydaşlarımızın kimliklerini,
dillerini ve kültürlerini yaşatabilmeleri için ilgili devletlerle
diyalog kurmalı, bunun için mücadele eden kurumlarımızı
maddi ve manevi olarak desteklemelidir.
7. Bugün Mısır, Libya, Ürdün ve Suriye gibi ülkelerde yaşanan „içsavaş“ benzeri durum nedeniyle bu ülkelerde yaşayan soydaşlarımızın can güvenliklerinden kaygı duymaktayız. RF, yaşamları tehdit altında olan soydaşlarımızın savaş ortamından çıkarılıp anavatanlarına dönüşlerinin sağlanması konusunda aktif rol üstlenmelidir.
8.
Anavatanımızda Çerkes ulusal sorununa duyarlı
ve aktif olan yurtsever insanlarımıza yönelik saldırılara son verilmeli,
sorumluları cezalandırılmalıdır.
9. Çerkes halkının kendi kaderini tayin hakkını
tanımalıdır.
Çerkesya Yurtseverleri olarak yetkilileri vakit geçirmeden sorumluluklarını
yerine getirmeye ve tüm dünyayı
bu haklı davamızda bizleri desteklemeye
çağırıyoruz.
Yaşasın
Çerkes Kalma Mücadelemiz!
Yaşasın Çerkesya!
Çerkesya Yurtseverleri