Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
KUZEYBATI KAFKASYA’DAKİ BİLGİ SAVAŞININ JEOPOLİTİK YÖNLERİ
28 Kasım 2013 Perşembe Saat 00:22

Çevirenin Notu:

1. Çerkes Soykırımı ve Sürgünü etrafında şekilenen Çerkes Problemi söz konusu olduğunda aşağıdaki “anahtar kelimeler”in sıklıkla kullanıldığı tonlarca yazı ile karşılaşmaktayız; “jeopolitika, jeoekonomi, jeostrateji, jeopolitik düşman, Amerika Birleşik Devletleri, ulusal güvenlik stratejisi, küresel şeytan, ekstremizm, fundamentalizm, bilgi savaşı, örtülü savaş, politikleşme, küresel lider, uluslararası terörizm,neo-yayılmacılık, neo-faşizm, jeopolitik megaproje, Gürcistan, Gürcistan’daki Amerikan üsleri, Azerbaycan’daki Amerikan radar istasyonları, İran’a karşı askeri operasyon, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı, Nabukko projesi, Amerikan yumuşak gücü, çiçek devrimleri, sivil toplum organizasyonları, vakıfllar, merkezler, Batı’nın ve Amerika Birleşik Devletlerinin menfaatleri, Amerikan merkezli küreselleşme ve kutupsuz dünya düzeni, Jamestown Vakfı, Gürcistan Başkanı Saakaşvili , Kafkas Konfederasyonu, Birleşik Kafkasya, NATO, AB, Rusya’nın parçalanması, bağımsız Çerkes Devleti, ayrılıkçı hareket, anti-Rus hareket, Büyük Orta Doğu Projesi” v.s

2. Çerkes Soykırımı ve Sürgünü gerçekleştiği anda bir problem kendiliğinden ve doğal olarak ortaya çıkmıştır. Çerkesler soykırıma tabi tutulduğunda, vatanlarından sürülüp çıkarıldıklarında bir sorun ortaya çıkmaması beklenemez.

3. Temel olarak Çerkes Soykırımı ve Sürgünü etrafında şekillenen Çerkes Problemi, saf ve gerçek bir problemdir. Bu problemin saflığını, hiçbir gerekçe gölgeleyemez.

4. Olimpiyatların Soçi’de düzenleneceğinin açıklandığı tarihten önce, mesela yüze sene önce, elli sene önce, otuz sene önce bizler Çerkes Problemi’nin farkındaydık, bu bilinç daima hem anavatanımızda hem de diasporada mevcut idi. Çerkes Ulusu ayakta kalmaya devam ettiği ve Çerkes Problem’i çözülmediği sürece sorun devam edecektir.

5. Çerkes Problemi’ni, bazı ülkelerin sevimsiz şöhretini kullanarak, aynı sevimsizlikle özdeşleştirmek, yan yana getirmek ve böylelikle Çerkeslerin kendi sorunlarından uzaklaşmalarını sağlamaya çalışmak isabetli bir yol değildir, kimseye bir fayda sağlamaz.

6. Çerkes Problemi, yukarıda belirtilen kelimelerin sıralandığı yazıların toz ve dumanına terk edilecek bir sorun değildir.

7. Çerkes Problemi’nden bahsedildiği anda devasa ölçütlü gerekçelere sığınılarak, aslında Çerkes Problemi’nin çözümü yoktur demeye getirmek kimseye bir fayda sağlamamaktadır.

8. 150 sene önce gerçekleşmiş Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nünden doğan acıların, 150 sene sonra hala canlı olması, 150 sene geçmesine rağmen tamamen asimile olmadan Çerkeslerin varlığını devam ettiriyor olması herhangi bir gücün eseri değildir, hele hele herhangi bir gücün “sorunu kaşıması” nın sonucu asla değildir.

9. Çerkeslerin sun’i bir şekilde ayrı siyasi birimlere bölünmesi ve aynı ulusa birden fazla isim konmasının doğal sonucu, o ulus mensuplarının tek bir siyasi birimde bir araya gelme ve tek bir isimle anılmaları taleplerinin ortaya çıkmasıdır. Çerkeslerin Rusya Federasyonu içerisinde ve yine Rusya Federasyonu’nun bir birimi olarak, tek bir siyasi birimde toplanması gibi son derece doğal talepleri bile, Rusya düşmanlarının bir projesi olarak lanse edilebilmektedir.

10. Aşağıdaki makale Rusya’da bir kesimin bakışını yansıtmaktadır. Fakat bu makalede işlenen konuların pek çok türevi niteliğindeki çeşitli yazılar Türkiye’de de yayınlanmıştır.

*****                   *****                         *****



Olağan savaşları (askeri operasyonları) ve ekonomik savaşları icra etmek için bilinen araçları muhafaza eden çok kutuplu dünya, “bilgi” ve “şebeke” savaşları olarak adlandırılan savaşlara artan ölçüde daha fazla önem vermektedir. Bunların ayırt edici özelliği, küresel ve toptan bir şekilde düşmanlara, tarafsızlara ve savaş partnerlerine karşı, gerek savaş zamanında ve gerek barış zamanında icra edilmesidir. Bu daimi çabanın ödülü, geçtiğimiz yıllarda Amerikalılar tarafından “küresel liderlik” olarak adlandırılan dünya hükümranlığıdır.

Amerika Birleşik Devletleri’nin en son iki Ulusal Güvenlik Stratejisi’nin karakteristik özelliği, Amerika Birleşik Devletleri dış politikasının,“ideolojizasyon” ve hükümranlık eğilimlerinin güçlendirilmesidir. Amerika Birleşik Devletleri ve yabancı ülkeler arasındaki ilişkilerin gelişme beklentisi için ana değerlendirme kriteri, yekdiğer devletin “tutumu”na dönüşmüştür, daha isabetli bir deyişle bir devletin Amerikan demokrasi anlayışına uyup uymaması ve istenmeyen rejimler de dahil olmak üzere “küresel şeytan” a karşı savaş gerekliliği. Bu yüzden Washington, demokrasi konseptini yorumlama ve bu yolla peşi sıra “şamar oğlanları” tayin ederek, uluslararası ilişkilerin Westfalya sistemi kalıntılarını yok etmek ve ezmek konusunda münhasır bir hakkı kendisine mal etmiştir. Afganistan, Irak, Libya ve şu anda Suriye’deki olaylarla bağlantılı örnekler bunun düpedüz delilidir.

Şu son derece önemlidir ki, 2002 yılında varolan uluslararası terörizmi destekleme suçlaması temelinde diğer bir ülkenin “şeytanın ekseni” olarak suçlanması uygulamasının aksine, en son “Strateji”de, adayların Amerikan “siyah listesi” ne eklenmesi için ana seçim kriteri, onların politik düzenlerinin, Amerika’nın “gerçek demokrasi” anlayışına uygun olmamasıdır. Burada dünya hükümranlığı için kendi iddialarını haklı çıkarmak amacıyla Amerikan elitleri, ülkeleri ve bölgeleri zikretmeksizin ve ancak askeri operasyonlar başlamadan hemen önce bu ülke ve bölgelerin bilinmesi mümkün olacak şekilde, yüksek düzen soyutlamasını (“iyinin küresel şeytana karşı” küresel mücadelesi, “özgürlüğün korunması”, “ileri demokrasi” v.s) giderek daha çok benimsemektedirler. Washington, Amerika Birleşik Devletleri’nin başlıca jeopolitik rakipleri olan Rusya ve Çin konularında, geçtiğimiz yıllarda onlara dönük eleştirilerini, demokrasi kuralları ve insan hakları ihlalleri ve otoriterizm suçlamaları yaparak şiddetlendirdi. Bu demektir ki, Çin ve Rusya, Amerika Birleşik Devletleri’nin, başlıca jeopolitik rakipleridir.

Amerika Birleşik Devletleri tarafından hedeflenen neo-yayılmacılık politikasının temeli, Amerika Birleşik Devletleri’nin kendi müttefiklerinin ve partnerlerinin güvenliğini sağlayan gereklilikleri Washington’un haklı kılması ve yasallaştırması, hükümran devletlerin yaşamsal aktivitelerinin en önemli alanlarının açık ve/veya örtülü işgali, BM üyesi ülkelerin bağımsızlık ve egemenlikleri ile ilgili uluslararası kuralların ihlal edilmesidir. Bu, neredeyse dünyanın bütün bölgelerinde Amerika Birleşik Devletleri jeopolitiğinin temelidir, bütün bu bölgeler herhangi bir istisna olmaksızın, halihazırda bu süper gücün yaşamsal menfaatlerinin alanı olarak ilan edilmiştir. Bu makro bölgelerden bir tanesi, Amerika Birleşik Devletleri tarafından kendi jeopolitik menfaatleri doğrultusunda zaten kökten bir şekilde yeniden yapılandırılmış “Büyük Orta Doğu” dur. Bunun bir sonucu olarak Kafkasya, Büyük Orta Doğu’nun bir alt bölgesi olarak hizmet etmektedir.

Kafkasya’daki Amerikan jeopolitik megaprojesi, Amerika Birleşik Devletleri tarafından sadece kendi jeostratejik ve jeoekonomik pozisyonlarını güçlendirme yoluyla değil, Washington tarafından bölgedeki diğer jeopolitik tarafların kontrol edilmesi ve manipule edilmesi yollarıyla da gerçekleştirilmektedir. Gürcistan ve Azerbaycan ile derhal askeri işbirliği geliştirilmiştir. Amerikan askeri uzmanlarının katılımıyla Gürcistan Silahlı Kuvvetleri’nde temel reformlar yapılmıştır ve Gürcistan bütçesinin kayda değer bir bölümü askeri harcamaların finanse edilmesinde kullanılmaktadır. Askeri üslerin oluşturulması için yeni şartlar Gürcistan ve Azerbaycan’da teşkil edilmiştir. Örneğin, iki Amerikan radar istasyonu Azerbaycan’ın kuzeyinde ve güneyinde çoktan faaliyete geçmiştir, Amerikan kuvvetlerinin faydalanması için bir kaç havaalanı hazırlanmıştır ve uzmanların tahminlerine göre temel olarak İran’a karşı nihai askeri operasyonlar icra edilmesi için kullanılacaktır. Benzeri faaliyet Gürcistan’da çok daha geniş kapsamlı olarak yerine getirilmiştir.

Eş zamanlı olarak Rusya’yı bölge dışında kalmaya zorlama amacı güden jeoekonomik projelerin uygulanması hedeflenmiştir. İlk bakışta bu, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının ana ihraç yolu olarak yapılandırılması ve Nabukko gibi diğer pro-Western projeler için lobi faaliyeti yürütülmesi anlamına gelmektedir.

Daha önce de açıklandığı üzere, Amerikalılar tarafından klasik jeopolitik (askeri taraf) ve yeni jeopolitik (ekonomik taraf) anlayış içerisinde icra edilen bu yönlerin dışında, en yeni jeopolitiğin en iyi uygulamaları (bilgi çağı jeopolitiği ya da post modern jeopolitik) kullanılmaktadır. Amerikan “yumuşak gücü”, “çiçek devrimlerini”, dünyanın birçok bölgesinde vahabizmden anarşizme fikir ayrılığını ve yapay muhalefetin bütün biçimleri için şebekeleri organize etmede başarılı bir şekilde uzmanlaşmıştır. Kafkasya’da, özellikle yüzlerce ve belki binlerce sivil toplum organizasyonları, vakıfllar, merkezler ve diğer yapılar, yabancı ve uluslararası organizasyonların faaliyetleri ile desteklenmekte ve finanse edilmektedir. Bunlar bir diğer ülke ya da bölgede savaş vasıtası şebekesinin kullanılmasıyla, Batı’nın (Amerika Birleşik Devletleri) menfaatlerini gerçekleştiren, Batı (daha sık olarak Amerikan) yanlısı kontrol altına alınmalardır. Bütün bu devrimlerin, Amerikan merkezli küreselleşme ve kutupsuz dünya düzeni çerçevesi içerisinde planlandığı ve uygulandığı son derece iyi bilinmektedir.

Kafkasya’nın sorunsuz bir parçası, Kuzey Batı Kafkasya, Rusya’ya karşı yürütülen şebeke savaşının en önemli platformlarından bir tanesidir, bölgedeki durum Amerikalıların kesinlikle farklı bir şekilde kullandığı tamamen tipik şebeke yaklaşımını ıspat etmektedir, kendi menfaatlerindeki her bir güç birbiri ile bağlantısız gözükmelidir. Bu şebeke savaşının (bilgi çağı savaşları), geçmişteki jeopolitik modellerden herhangi birini ortadan kaldırmaması doğaldır. Geleneksel jeopolitik kanalda askeri güç kullanılır ve jeoekonomi diğer ekonomik projelerin uygulanmasına vurgu yapar. Fakat modern dünyadaki başlıca küresel ve bölgesel politik aktörler temel olarak, ekonomik projelerle desteklenen, ve sadece acil durumlarda diğer askeri güçlerin ve imkanların kullanıldığı, şebeke ve bilgi kabiliyetlerini kullanmaktadırlar.

Bütün bunlar zamanın ruhu içerisinde, güç tasarrufunun dikkate alınması ile başarılır, çünkü bilgi savaşlarının uygulanması çoğu zaman ekonomik ve daha da fazla olmak üzere askeri operasyonlardan çok daha ucuzdur. Çoğu zaman kansız savaşlar, çok sayıda insanın ölümüne ve büyük yıkımlara yol açan gerçek savaşlardan temel olarak daha etkilidir. Sovyetler Birliği’nin kaderi önemli bir örnek olarak hizmet etmektedir. Bu devlet, 20 yıl önce herhangi bir nükleer füze saldırısı olmadan tarih olmuştur, son derece kırılgan olan Gorbaçov yanlısı Sovyet liderleri dönemi bunun için en uygun zaman olmuştur.

Bilgi savaşının ve şebeke merkezli operasyonların yürütülmesi amacıyla haber değeri olan olaylara ihtiyaç vardır. Benzeri olaylar gerçek olabileceği gibi sonradan yaratılmış da olabilir. Kuzey-Batı Kafkasya için benzer olaylardan bir tanesi Soçi ve Krasnaya Polyana bölgesinde gerçekleşmesi gerekli olan olimpiyatlardır. Neredeyse 150 yıl önce vuku bulmuş Kafkas Savaşları’nın (1818-1864) gelişim ve sonucu olan olaylar bu durumun delilidir. Çok uzun bir zaman önceki olaylar hakkında abartılı şeyler üflenmesi, Rusya’nın jeopolitik düşmanlarının kimlik krizini derinleştirerek, tek bir Rus sivil toplumunun, tek bir Rus medeni milletinin gelişmesi ve tesis edilmesi sürecini yavaşlatarak, ülkemizde yaşayan çeşitli halkları birbirinden ayrıma çabasıdır.

Kuzey Doğu Kafkasya’nın (Dağıstan,Çeçenistan,İnguşetya) aksine, baskın bir şekilde Adığe kabileleri ile mukim Kuzey Batı Kafkasya’daki Kafkas Savaşı, gazavat (askeri cihad) havasına sahip değildi ve genel olarak etnik dayanışma ilişkileri temelinde gerçekleşmişti. Bahsedilen savaş, Kuzey Batı Kafkasya’da 21 Mayıs 1864 tarihinde, 2014 olimpiyatlarının icra edimesi için planlandığı yer olan, şu andaki Krasnaya Polyana bölgesinde, Çar birliklerinin askeri geçit töreni gerçekleştirdiği zaman sona ermiştir. Bundan önce Adığelerin bir boyu olan Ubıhlar bu bölgede yaşamaktaydı. Onların bir kısmı savaş sırasında öldü ve büyük bir kısmı Osmanlı İmparatorluğu’na “Muhacirun”un (göçün) bir sonucu olarak gitti.

Onların acı kaderleri günümüzde, Amerika Birleşik Devletleri’nin bir devlet olarak ortaya çıkmasının temelinde uzanan iki temel günah olan: otokton nüfusun (Amerikan yerlilerin) nerdeyse tamamen kökünün kazınması, köle ticareti ve köle sahipliğini tamamen unutan, insan haklarının deniz ötesi bekçilerinin dikkatini çekecek bir unsura dönüştü. Fakat şu anda, uzun zaman önceki olaylarda Rusya’yı suçlamak için ve dünya toplumuna Kuzey Batı Kafkasya’da hali hazırda mevcut Rus politikasını gerçeğinden saptırmayı sağlamak için, diğerlerinin peşi sıra, bir fırsat ele geçirdiler (söyledikleri gibi “camdan evde yaşayanlar taş fırlatmamalı”). Temelde Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’nin çeşitli organizasyonları, özellikle sivil toplum organizasyonları, çok farklı ayrılıkçı projeler oluşturmaları için Adığe sivil toplum temsilcilerine zemin yaratmak amacıyla, bağımsız bir Adığe Devleti oluşturulması fikrini, dünya bilimsel topluluğunun kamuya dönük açıklamalarına taşıdılar.

Rusya’ya karşı bilgi savaşı sırasında, değişik Amerikan ve birkaç batılı vakıf, organizasyonlar ve yapılar kullanılmaktadır. Böylelikle 1980 yılında kurulan ve Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti ve CIA ile yakın iişkilere sahip olan Amerikan Jamestown Vakfı, Kuzey Kafkasya’da uygulanan Rus politikasının eleştirilmesi aktivitesinin temel ortamlarından biri olarak seçilmiştir. Örneğin 21 Mayıs 2007’de bu vakıf tarafından Washington’da düzenlenen konferansta, bağımsız bir Adığe Devleti yaratılması fikri seslendirildi.

Bu fikre göre söz konusu devlet Adigey, Kabardino-Balkarya, Karaçay-Çerkesya ve Karadeniz Şapsuğya’sı olarak adlandırılan bölgeleri birleştirmelidir. Aynı düşünce, 8 Nisan 2009’da Harvard Üniversitesi’nde gerçekleştirilen, katılımcılardan birinin bir Çerkes Cumhuriyeti’nin hayata geçirilmesinin, Çerkeslerin Rusya’dan bağımsızlık kazanmalarına izin vereceği vurgusu yaptığı bir konferansta geliştirilmiştir. Benzer bir tez, yabancı Adığe diasporalarından bazı temsilcilerin Avrupa Birliği Merkezi’nde ve ABD ile Türkiye’de kendi temsilciklerine sahip olacak şekilde sürgünde bir Çerkes hükümeti oluşturulması teklifinde bulundukları, Nisan 2009’da Kolombiya Üniversitesi’ndeki yıllık konferansta dillendirilmiştir.

25 Mayıs 2010’da Washington Post’da yayınlanan bir makalede, NATO’nun Amerika Birleşik Devletleri temsilcisi Kurt Walker, Soçi’deki 2014 Olimpiyat Oyunları’nın bir çok Batı’lı ülke tarafından boykot edilebileceğini açıkça ifade etmiştir. Onun fikrine göre, Olimpiyat oyunlarında “diğer ülkelerin liderleri ile eşit bir şekilde kendilerini konumlandırma amacı taşıyan Abhazya ve Güney Osetya hükümet temsilcilerinin varlığı, Olimpiyatları politik olarak kuşkulu bir düzenleme haline getirecektir.”

Kuzey Batı Kafkasya’nın yeniden yapılandırılması için ayrılıkçı düşüncelerin genişlemesi bağlamında, ileride doğacak “Çerkes Cumhuriyeti” olarak adlandırılan projeden kısaca bahsedilmesi makuldür. Geçtiğimiz yıllarda, radikal Adığe sivil toplum aktivistlerinin “tarihsel adaletin” yeniden tesis edilmesi çağrısı, ısrarlı bir şekilde Adigey,Karaçay-Çerkesya ve Kabardino-Balkarya’nın tarihi yurt bölgelerini birleştirecek, Rusya Federasyonu’nun tek etnik bileşenli yeni biriminin oluşturulması üzerinde durmaktadır. Özellikle, Karaçay-Çerkesya Cumhuriyeti’nde yaşayan Çerkes Ulusu’nun, 23 Kasım 2008’de Çerkesk’de düzenlediği özel kongresinde tek bir Çerkes (Adığe) Cumhuriyeti yaratılması fikri dillendirilmiştir.

Bir yıl sonra, 12 Eylül 2009’da Çerkesk’de gerçekleşen “ Çerkes (Adığe) Gençliği Forumu İrade Bildirgesi” ne ve 5 Kasım 2009’da www.elot.ru web sitesindeki “Karaçay Çerkes Cumhuriyeti Adığe Xase Gençliği” organizasyonunun Rusya Federasyonu Başkanı’nın İdari Şefi S.Y. Naryshkin ve Rusya Federasyonu Başkanı’nın Güney Federal Bölgedeki tem yetkili temsilcisi V.V. Ustinov’a yaptığı, Çerkes Ulusu’nun self-determinasyonunun varsayımsal olarak amaçlanmasını içeren çağrıya da bu fikir dercedilmiştir.

Görebileceğiniz üzere, Rusya Federasyonu bünyesinde, devlet düzeyinde bir Çerkes Cumhuriyeti yaratma amacı Rusya’da ve bağımsız bir Çerkes Devleti inşası yabancı forumlarda dillendirilmiştir. Farklılık delildir, öyle değil mi ? Böylesi bir farklılık sadece Rusya’nın parçalanmasını düşleyen, Rusya düşmanlarına ait jeopolitik görüşlerin kavrayışı içerisindedir.

Gürcistan, hemen hemen bilgi savaşı uyaranlarının cezbedildiği ana platform konumuna dönüşmüştür. Gürcistan Başkanı Saakaşvili, Ağustos 2008’de başarısızlıkla sonuçlanan askeri kumarının hemen ardından yeni Kuzey Kafkasya politikasını geliştirmeye başladı. Gürcistan yönetiminin aşağıdaki dış politika insiyatifleri çalışıldığı zaman, yeni politikanın geliştirilme dinamikleri izlenebilir.

-2010’un baharında Kuzey Kafkasya’da bulunan Cumhuriyet Parlamentolarının üyelerine, Aralık 2009’da Gürcistan Parlamentosu’nda,Kuzey Kafkasya Parlamenterleri ile Dostluk Grubu teşkil edildiğini açıklayan resmi mektuplar gönderildi. Fakat bu insiyatif Tiflis’in umduğu etkiyi, belli nedenlerden dolayı yaratamadı.

- Ocak 2010’da Gürcistan’da “İlk Kafkas” TV kanalı açıldı. Kanalın amacının Gürcistan’da vukubulan herhangi bir olay hakkında Kuzey Kafkasya’ya objektif bilgi sağlamak olduğu açıklandı. Şu anda kanal yayınları sadece internettedir çünkü Fransız firması Eutelsat uydu hizmeti sağlamayı reddetmiştir. Not edilmelidir ki, Temmuz 2010’da “İlk Kafkas” TV kanalına, Gürcistan Hükümeti’nin fonlarından 7 milyon dolar tahsis edilmişti.

- “Çerkes Soykırımı” sorunu temel olarak tartışılmıştır. Mart 2010’da Tifls’te “Saklı Kalmış Uluslar, Devam Eden Suçlar: Geçmişte ve Gelecekte Çerkesler ve Kuzey Kafkasya Ulusları” konulu bir uluslararası konferans tertip edilmiştir. Konferans Washington Jamestown Vakfı ve Tiflis Devlet Üniversites i Ilia Chavchavadze Uluslararası Kafkasya Araştırmaları Okulu tarafından organize edilmişti. Gürcistan tarafının yaptığı provokasyonla, Çerkes Diaspora temsilcileri konferansta Gürcistan Parlamentosu’na , Rus İmparatorluğu tarafından XIX yüzyılda uygulandığı varsayılan “Çerkes Ulusu Soykırımı” nın tanınması için müracaat etmişlerdir. Aynı yılın Nisan ayında Gürcistan milletvekilleri, Parlamento’nun Çerkes Soykırımı sorununu tartışma ve incelemeye hazır olduğunu açıkladılar.

- 2010 yılının 23 Eylülünde, Gürcistan Başkanı Mikael Saakaşvili, Birleşmiş Milletler’in 65. Birleşiminde gözükerek “Kafkas Konfederasyonu” yaratma insiyatifini ileri sürdü. Gürcistan liderinin konuşması, özellikle 2010-2011 yıllarında Yeni Kafkasya Politikasının aktive edilmesini Tiflis’in resmi fikri olarak ortaya atan uzmanlar tarafından karakterize edilmiştir. Şu mutlak bir şekilde nettir ki, Gürcistan’ın “Konfederasyon” projesi’nin amacı, Kuzey Kafkasya’dan izolasyon ile birlikte, eş zamanlı olarak Kuzey Kafkasya’da varolan ayrılıkçı anti-Rus hareketin desteklenmesi, Gürcistan’ın bölgedeki liderliğinin yeniden yapılandırılması girişimidir. Şu dahi mutlak bir şekilde nettir ki, konfederasyon yaratma düşüncesi yaşam gerçekliklerinden sapma ve bunun uygulamasının pratikte imkansız olması özelliğine sahiptir.

- 11 Ekim 2010’da Gürcistan İçişleri Bakanı, Rusya Federasyonu birimlerini oluşturan yedi Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti vatandaşları için serbest vize rejiminin başlama kararını yayınladı. Bahsedilen karar, aynı yılın 13 Ekiminde yürülüğe girdi. Gürcistan Başkanı’nın basın sözcüsüne göre muafiyet, Mikael Saakaşvili’nin Birleşmiş Milletler kürsüsünde bahsettiği, “Birleşik Kafkasya” bağlamında dikkate alınacaktır.

- Kasım 2010 sonunda Gürcistan Parlamentosu, Soçi’de 2014 Kış Olimpiyatlarının icrasına engel olacak bir Komisyon kurdu. Komisyon, uluslararası medyada Olimpiyat karşıtı bilgilendirme kampanyası başlatmayı, Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ne meşhur sporcuların ve Abhazya’dan gelen Gürcü mültecilerin başvurularını, yurt dışında protesto gösterileri organize etmeyi, Soçi’de Olimpiyat oyunları icrasının yapılabilirliği sorununu ve bunların diğer bir ülkede olacağı söylentisini planladı.

- Ve nihayetinde, Mayıs 2011’de, Olimpiyatların başlamasından üç sene önce, Gürcistan Parlamentosu Çerkes “Soykırımı”nı Kafkasya Savaşı yılları içerisinde tanımayı göze aldı

Saakaşvili’nin Kafkasya politikasının ABD, NATO ve AB tarafından aktif olarak desteklenmesi oldukça tipik bir durumdur. Aynı zamanda, muhtemelen, Gürcistan’ın ülke bütünlüğünü zaten çoktan kaybettiği, fakat hükümranlığını uzun zaman önce kaybettiği hatırlatılmalı, çünkü Gürcistan gerçekte ABD’nin ve daha da geniş olarak Batı’nın dış kontrolü altındadır.

Bunun yanı sıra, Gürcistan ve onu destekleyen güçler tarafından organize edilen provokasyon filleri, Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin “ Olimpik Fasıla’nın Ruhu Temelinde, Kütürün Teşvik Edilmesi ve Geliştirilmesi” kararlarına zıttır. Soğuk Savaş döneminde bir tarafın diğer muhalif tarafı baskı altında tutmada bir araç olarak kullanılması yaklaşık yirmi yıl önce sona ermiştir. Sadece Olimpik hareketi, geçmişin herhangi bir günahından korumak amacını taşıyan, ulusal olimpiyat komitelerinin Olimpik Oyunlara katılma yükümlülüğü ile ilgili maddeler, Olimpik Çarter’a eklenmiştir. Olimpiyatları boykot edeceğini ilan eden herhangi bir ülke, uluslararası hareketten istisna edilmeye varıncaya kadar ciddi yaptırımların konusu olacaktır.

Uluslararası Olimpiyat Komitesinin etik kodu nazarı ile bakılacak olursa, Gürcistan, Olimpik değerlerin insani ve ahlaki özelliğine müntesip ülkelerden biri olarak hemen hemen değerlendirilemez. İlaveten, Olimpik Oyunları kendi saldırgan fiillerini çoktandır perdelemek için kullanmakta olan Gürcistan, birleşik Avrupa’ya katılmayı sabırsızlıkla beklemekte olan ülkelerden biridir. Sorun, 8 Ağustos 2008’de Pekin Olimpiyat Oyunları’nın açıldığı günde, Gürcü saldırganların Tskhinval üzerine şiddetli bir saldırı başlatması ve Abhazya’ya karşı saldırı planlamasıdır. BM Genel Kurulu’nun özellikle Pekin Olimpiyat Oyunlarının başlangıcından itibaren Olimpiyat Oyunları’nın icra edildiği süre boyunca küresel ateşkes ilanı için bir karar kabul etmesi yüzünden, BM tüzüğü müstehzi bir şekilde ihlal edilmiştir.

Halihazırda şu andaki rejim bile Kafkasya makro bölgesinde yeni gerçeklikleri kavramak istememektedir, Abhazya, Güney Osetya ve Rusya tarafından kabul edilmesi mümkün olmayan, bölgesel bütünlüğünü metazori yeniden tesis etme planlarını -bu konuda beyanda bulunmaksızın- Tiflis’in sona erdirmemiş olmasına rağmen,Gürcistan’da askeri güçten arınma sürecine ilişkin emareler mevcuttur.

Bununla birlikte, Soçi’deki Olimpiyatların, Gürcüler de dahil olmak üzere tüm Kafkas milletleri ve devletleri için çok önemli olduğu vurgulanmalıdır. Soçi’de düzenlenecek Olimpiyat Oyunları’na karşı yaygara koparmakla, Gürcistan uluslararası menfaatlerle ve özellikle bölgesel toplum menfaatleri ile örtüşmeyen, fırsatçı siyasi amaçlarını gerçekleştirmeyi hedeflemektedir. Olimpik Oyunların boykotu için Gürcistan insiyatifinin desteklenmesi, Kafkaslardaki durumun yeniden kötüleşmesine, uluslar arası spor faaliyetinde uyuşmazlık tohumları ekilmesine, Rusya Federasyonu ile ilişkilerin bozulmasına sebebiyet verebilir.

Bu nedenledir ki Rusya bilim topluluğu ve diğer dost devletler, ülkelerin gerçek ve çok boyutlu menfaatlerine uygun aktif tutum göstererek, jeopolitik düşmanları tarafından uygulanan bilgi savaşı uygulamalarından kendilerini ayrıştırmamalıdırlar. Kafkasya Savaşı bizim ortak tarihimizin bir parçasıdır ve bunu değiştirme şansına sahip değiliz. Fakat gelecek hakkında düşünebiliriz ve düşünmeliyiz. Kesin olarak, tarihin bizzat kendisi unutulmamalıdır, benzer tarihi olayların tekrar etmesinin önlenmesinde dikkate alınmalıdır. Ancak, tarih hali hazırdaki kuşaklar üzerinde 1,5 asır önce gerçekleşen olaylar yüzünden sorumluluk doğuracak şekilde, şu andaki koşullarda politize edilmemelidir, çünkü bu sadece Rusya’nın düşmanları önünde teslim olması anlamına gelecek bir şeydir.

Bazı yurt dışı Adığe toplulukların liderlerinin, “Çerkes Problemi” olarak adlandırılan şey ile ilgili kuşkulu bakış açılarına sahip pozisyonları, onlarla hemfikir radikal görüşlü Rusların sahip olduğu fikirlerce desteklenmektedir. Bazı Adığe sivil toplum organizasyonu aktivistleri, Adığe Ulusu ile ilgili “tarihsel adalet”in yeniden tesis edilmesi olarak adlandırılan bir fikrin propogandasını aktif bir şekilde yapmaktadırlar. Onların fikrine göre, Rusya Federasyonu’nun, 19. Yüzyıldaki Kafkas Savaşı sırasında ve bu savaşın bitiminden sonra gerçekleştiği varsayılan Adığe soykırımını tanıması, tarihsel adaletin gerçekleşmesi için bir zorunluluktur. Bu durum son yıllarda kamuda arzedilmektedir. Örneğin Çerkes Kongresi sosyal hareketi, Rusya Federasyonu Devlet Duma’sından Adığe Ulusu soykırımının tanınması için iki kez (01.07.2005 ve 24.10.2005 tarihlerinde) talepte bulunmuştur. 11 Ekim 2006’da, dokuz ülkenin Adığe organizasyonları (Rusya, Türkiye, Israil, Ürdün, Amerika Birleşik Devletleri, Belçika, Kanada, Almanya and Suriye) Avrupa Parlamentosu başkanı D. Fonteless’e , Adığe Soykırımı’nın tanınması için ricada bulunmuşlardır.

Bu başvuru Rusya’da, Adığey “Çerkes Kongresi”, Karaçay-Çerkesya Çerkes Kongresi ve Kabardino Balkarya “Kaberdey Kongresi” tarafından desteklenmiştir. 18 Mayıs 2009’da Adigey, Karaçay-Çerkesya,Kabardino Balkarya Adığe Xasesi liderleri ve Şapsığlar Rusya Federasyonu Başkanı’na bir talebi www.elot.ru adlı web sitesinde yayınlamışlardır. Bu talep, Kuzey Kafkasya’nın tüm uluslarının, Kafkasya Savaşı’nın bitiminin 135. Yıldönümü zamanında özel bir bildiri hazırlamalarını ve “çar otokrasisinin korkunç suçu” ile ilgili değerlendirmede bulunmalarını içermektedir.

Uluslar arası Olimpiyat Komitesi’nin, Soçi’de olimpiyatların icra edilmesi kararı, Rusya Federasyonu’na karşı zincirleme bir suçlama hadisesine dönüşmüştür. Bu yüzden yukarıda bahsedilen Jamestown Vakfı, Mart 2010’da, 19. Yüzyıl Kafkas Savaşı’na ait trajik olayların gerçekleştiği yerde olimpiyatların yapılmasının uygun olmadığını düşündüklerini, bunun bir gerekçe olarak dikkate alınarak Soçi’de Olimpiyatların yapılmaması talebini içeren bir başvuruda bulundu. AIF bilgisine göre , “No Sochi 2014” olarak adlandırılan özel bir grup organize edildi. Birçok kesimden Çerkes sivil toplum organizasyonlarını birleştiren grup Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ne, Olimpiyat Oyunları’nın icra edileceği yerin değiştirilmesi için müracaatta bulundu.

Aynı zamanda, bazı Adığe toplumu liderleri, Oyunların yerli Çerkeslerin topraklarında yapılacak olması ve sözde soykırım kurbanlarının hatırasını inciteceği vakıalarını mazeret göstererek, Soçi’de 2014’te 22. Kış Olimpik Oyunları’nın yapılmasına karşı muhalefet etti. Onlar, dünya kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla Londra’da 2012’deki Yaz Olimpiyatları’nın ardından Dünya Çerkes Olimpiyatları İyi niyet Yaz Oyunları’nı (“Circassiad” olarak adlandırılan) toplamayı amaçladılar. Fakat bu planlarını terk ettikten sonra, bilgiye dayalı mücadelenin derecesini arttırmaya katkı sağladılar.

Yukarıda bahsedilen, 18 Mayıs 2009 tarihinde “Adığe Xase” liderleri ve Şapsığlar tarafından Rusya Federasyonu Başkanı’na yapılan başvuruda, Soçi’deki Olimpiyatların, Çarın askerleri tarafından 21 Mayıs 1864 tarihindeki” zafer geçidinin yapıldığı yer olması nedeniyle, Adığe’ler arasında kötü bir şöhrete sahip olan, Krasnaya Polyana’da, savaşın bitiminin 150. yılında gerçekleştirileceği belirtilmiştir. KavkazWeb.net ve Adyga.org’un genel direktörü Osman Mazukabzov, “geçenlerde Adyga.org web sitesinin, oyunların icra ve planlama süreçlerine Çerkeslerin de dahil edilmesi gerekliliği konusunda, Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ne başvuruya destek için imza toplamaya başladığını” vurgulamıştır. Güç kullanarak yönetimi devirme, Rusya’dan ayrılma ve diğer ekstremist beyanların yerine, Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ne yapılan başvuru, Olimpik Oyunların icrası ve planlaması sürecine Çerkeslerin dahil edilmesi ile ilgili haklı ve olumlu talepleri içermektedir.

Bununla birlikte, ek olarak, Mazukabzov’un metni mutlak bir şekilde farklı olasılıkları seslendirmektedir : “Yakın gelecekte Amerikan Parlamenterleri Ermeni Soykırımını tanıyan tasarıyı onaylayacak. Rusya bile bu soykırımı tanımıştır. Dolayısıyla her şey mümkündür…” Nihayetinde, Mazukabzov’un ve onunla aynı fikre sahip olanların endişesine yol açan ana sorun, “Çerkeslere karşı 150 yıl önce işlenen soykırımın tanınması” dır.

Fakat, Adığe organizasyonlarının çoğu ve kanaat önderleri çok daha ılımlı, alt perde pozisyonlarda bulunmaktadır. Özellikle 27 Şubat 2010 tarihindeki, Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa, Türkiye, Suriye, Ürdün’den diaspora delegeleri nin katıldığı, Uluslararası Çerkes Birliği toplantısı süresince, Rusya Cumhurbaşkanı D. Medvedev’e dönük,S oçi Olimpiyatları Organizasyon Komitesi’nin Karadeniz Bölgesi’nin yerli halkı olan Çerkeslerin (Adığelerin) tarih ve kültürünü görmezden geldiğinin yazılı olduğu biri başvuru hazırlanmıştır. Bu bağlamda, Uluslararası Çerkes Birliği, yaklaşan Olimpiyatlarda “Adığelerin kültür ve tarihlerinin dikkate alınması için”, bir duyuru yayınlanmasını sağlanmak üzere, Başkana ricada bulunmayı amaçlamıştı. 2010 Mart ayının bitiminde Rusya Olimpiyat Komitesi’ne ve XXII. Olimpiyat ve Paralimpik Oyunlar Komitesi’ne, Çerkeslerin 2014 Olimpiyatları kültürel düzenlemeleri ve organizasyonuna katılımları ile ilgili bir başvuruda bulunan Adığe Xase Devlet Konseyi (Adığey Cumhuriyeti Parlamentosu), problemi görmezden gelmektedir. Bu başvuruda, özellikle, 2014 Olimpiyatlarının hazırlanması sırasında devlet ve sivil toplum yapıları tarafından, ne yazıkki, Çerkeslerin (Adığelerin) kültür ve tarihlerinin toptan bir şekilde yok sayıldığı belirtilmektedir.



“Karadeniz Bölgesi yerli halkının tarih ve kültürüne işaret eden Adığe motiflerinin Olimpiyat hazırlıkları için yapılan komplekslere konulmasının, Çerkeslerin (Adığelerin) Olimpiyat atmosferi üzerinde olumlu bir tutuma sahip olmasını sağlayacağından ve kollektif Rus bilinci ve ülke dışındaki Çerkesler tarafından kendi ulusal hislerine ve iyiniyet tutumuna saygı olarak değerlendirileceğinden eminiz. Biz, yaklaşan Olimpiyatların kültür ve bilgi programları çerçevesinde, Rusya Karadeniz bölgesinin yerli etnik grubu olarak Çerkes (Adığe) kültür ve tarihinin bütünüyle dikkate alınmasını öneriyoruz. Biz, Devlet Konseyi-Adığey Cumhuriyeti Xasesi milletvekilleri olarak sosyal ve politik bir öneme sahip ve tamamen Rusya’nın devlet menfaatleri ile ilgili bir şekilde bahsedilen problemin çözülme olasılığının değerlendirilmesini saygılarımızla rica ediyoruz.”

Görünüşe göre bu daha makul ve kabul edilebilir bir öneridir.

Fakat hükümet, (Adığey’in başkenti) Maykop’un merkezinde Kafkas savaşı kurbanlarına ithaf edilmiş “Dayanışma ve Hatıra Anıtı” inşa edileceğine dair karar almıştır. Diğer herhangi bir resmi insiyatif söz konusu değildir. Bununla birlikte şahıs bazında, çeşitli makul öneriler de getirilmiştir. Örneğin yazarlardan bir tanesi 2007 yılında, Kafkas Savaşı’na sünger çekmeyi ve bir çok Avrupa ülkesinde örneklerine rastlandığı üzere “Krasnaya Polyana Bölgesi’nde Adığe ve Rus savaşçılar anısına ,söz konusu savaş süresince çatışmaların gerçekleştiği yere isabet edecek şekilde bir anıt inşa etmeyi önermiştir. Makale yazarının varsaydığı şekilde, bu sembolik hareket “Kafkas kamuoyunda son derece memnuniyetle karşılanacaktır”.

Böylelikle varolan problemler iç ve dış sınırlara sahiptir ve örtbas edilmemektedir. Rusya’nın jeopolitik düşmanları bunun üzerinde parazit yapmaktadır ve bu Olimpik Oyunların açılış günü yaklaştığı sırada bilgi savaşının, çeşitli güçlerin, organizasyonların ve kişilerin bir deveran içerisinde beraberce hareket edip arttırılmasıyla gelişeceği anlamına gelmektedir. Şu gözükmektedir ki, iç sorun potansiyelinin ortadan kaldırılması amacıyla, gerçek tedbirlerin ve başarıların amaçlanması temeline dayalı olarak, herhangi bir olumsuz bilgi Rusya’nın kendi bilgilendirme imkanları ile karşılanmalıdır.

Fakat bu, Kafkaslarda yıkıcı eğilimlerin etkili bir şekilde engellenmesi ve Rusya Federasyonu’nun bölgedeki ulusal menfaatlerinin sürdürülmesi için çok fazla yeterli değildir. İlk aşamada modern “Büyük Oyun” un ana oyuncusuna karşı (Amerika Birleşik Devletleri) savaşmak, Amerika’nın peşisıra hareketlerini tahmin etmek, etnik ve bölgesel ihtilafları kontrol altında tutmak ve engellemek için önlemler sistemi uygulamak bir gerekliliktir. Potansiyel ihtilaf bölgeleri ve fay hatları kendi kendilerine harekete geçmemektedir, fakat bir bütün olarak Kafkasya jeopolitiğinin genel ve aktif katılımına ilişkin etkili jeopolitik operasyonların çok iyi tasarlanmasıyla harekete geçmektedir, işte bu Amerika Birleşik Devletleri’dir. Gelecekte, bu global stratejinin sadece sonuçlarına yanıt verilmesiyle, Rusya önceden olduğu gibi geri adım atmak ve kademeli bir şekilde çekilmek zorunda kalacaktır. Kazanmanın tek yolu, koşullarının, içeriğinin, karşılıklı ilişki ve uyum sisteminin önceden kavrandığı “Büyük Oyun” da aktif bir yer edinmektir.

Kaynak: http://www.geopolitica.ru/en/article/geopolitical-aspects-information-warfare-northwestern-caucasus#.UpNF69JC4gc

Yazar: Igor Dobaev
Çeviri: Karden Murat

27 Kasım 2013
Cherkessia.net


Bu haber toplam 4013 defa okundu.


Dursun Kuzucu

Çok kapsamlı değerlendirilmesi gereken faydalı bir yazı, emeği geçenlere teşekkür ederim.

30 Kasım 2013 Cumartesi Saat 20:16
hapi cevdet yıldız

Güzel bir çeviri. Önemli. Adıge/ Çerkeslerin haklı davasını dış, ABD destekli bir politika, dış güçlerce yönlendirilen bir hareket imiş gibi göstermeye, haklı davamızı gölgelemeye çalışan bir makale. Ayrıca Gürcistan da suçlanıyor.
İyi değerlendirilmeli. Vaktim olmadığından kapsamlı değerlendiremedim, benimki yüzeysel bir değerlendirme, fazla dikkate alınmamalı. Asıl iş stratejistlere düşüyor. Aba altından sopa gösteriliyor gibi geldi bana.
Hadi hayırlısı.

30 Kasım 2013 Cumartesi Saat 16:20
SEMİH AKGÜN

Çok kapsamlı ve önemli bir makale.
Çeviri ve yorumlar için değerli arkadaş Murat Yıldırım'a teşekkürlerimi sunmak isterim.

Bu yazıdan çıkardığım sonuç; Çerkesler arasında gelişen "Sivil Muhalefet", "Şiddet İçermeyen Direniş" ve "Yeniden Öze Dönüş" çabalarının karşı tarafta da net bir yankı bulduğunun açık işaretlerini taşıyor.

28 Kasım 2013 Perşembe Saat 08:43
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net