

Sufian Zhemukhov
Elliot Uluslararası İlişkiler Fakültesi, Avrupa, Rusya ve Avrasya Çalışmaları Enstitüsü,
George Washington Üniversitesi, Washington, DC, A.B.D.
Bu makale Kafkasya’daki küçük bir ulus olan ve nüfusunun çoğunluğu tüm dünyaya yayılmış olan Çerkesler’in ulusal hareketindeki problemlere odaklanmıştır. Makale, Çerkes hareketinin 1989-2000 yılları arasındaki gelişimini ve 2005 yılından itibaren güncel yapısını araştırmaktadır. Modern Çerkes hareketine bir bütün olarak daha önce politik bilimsel bir bakış açısıyla yaklaşılmamıştır. Bu araştırmanın amacı bazı temel sorulara yanıt bulmaktır: Hareketin değişik kolları nelerdir? Bunlar hangi temellere dayanmaktadırlar? Katılımcıları kimlerdir? Hangi siyasi güçler bunları desteklemektedir? Bu siyasi güçlerin birbirleriyle etkileşimi nasıl olmaktadır?
Anahtar sözcükler: Milliyetçilik, Milliyetçi hareket, Rusya, Kafkasya, Çerkesler
Giriş
Etnik milliyetçilik, dünyanın önemli fakat üzerinde az çalışılmış bir bölgesi olan Kuzey Kafkasya’daki uzun süreli gergin siyasi ve sosyal durumu etkileyen temel faktörlerden biridir. Milliyetçiliğin bölgedeki görünüşte merkezî olan konumu ve Batı’nın genel olarak bölgeyle, özel olarak da Çerkesler'le ilgili konular üzerine kısıtlı bilgisi dikkate alındığında Modern Çerkes hareketinin araştırılması önemlidir. Ayrıca Kuzey Kafkasya’nın yüzleştiği mevcut problemler, yaklaşan Soçi Olimpiyatları ve Rusya Federasyonu içindeki milliyetçilik sorunları bağlamında düşünüldüğünde çok da günceldir.
Modern Çerkes hareketi Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından başladı. Karl Renner’in bu gibi hareketleri tanımladığı gibi bu “milletin politik fikrinin doğum günüdür”, Çerkes halkının dilsel ve kültürel topluluğu “pasif varlığının dünyasından, bir halk olarak ortaya çıkar. Tarihsel kaderine sahip bir kuvvet olarak kendilerinin farkına varırlar” (89). Hareket, Ernest Gellner tarafından “her şeyden önce politik ve ulusal birliğin uyumlu olmasına inanan bir prensip“olarak tanımlanan genel düşüncede milliyetçi bir içerik geliştirmektedir (1). Çerkes hareketi E.J. Hobsbawm’ın “proto-nasyonal” bağlar olarak tanımladığı ve “zaten var olan ve -potansiyel olarak modern devletlere ve milletlere uyacak şekilde- makro politik ölçekte işletilebilen kolektif aidiyet duygularının çeşitli biçimlerini seferber edebilen” özelliklere net biçimde sahiptir (46).
Bu araştırma, katılımcı gözlemi metoduna dayanmaktadır. Yazar Çerkes hareketine değişik mevkilerde bizzat katılmıştır -milliyetçi örgüte bilimsel bir yazıyla katkıda bulunmuş; uzlaşmacı ve kültür odaklı bir gazeteye baş editör olarak hizmet etmiş; ve egemenlikçi ve merkezci kollarda da faaliyetlere katılmıştır[1]. Yine de akademik temele sıkı sıkıya bağlı kalmış ve iyi bilinen bir tez olan “milletler ve milliyetçilik üzerine tarihçilik yapan ciddi bir tarihçi, kendini adamış bir politik milliyetçi olamaz” tezini aklında tutarak kendisini bir Çerkes aktivist olarak telakki etmemiştir. Yazar iki sebepten ötürü akademik yöntemlerini etkilemeksizin sahadaki zengin tecrübesinin ampirik bilgisini geliştirdiğini ümit etmektedir. Birincisi, kendisini asla belirli bir kola adamamış, harekete bir bütünlük vizyonu içinde katılımda bulunmuştur. İkincisi de, araştırma metotlarını milliyetçi harekete girmeden çok önceden geliştirmiştir. Yazar deneyimlerini akademik bir saha çalışması olarak sayabilmeyi ve araştırmasında objektif kalabilmeyi ümit etmektedir.
[1] Milliyetçi, egemenlikçi, merkezci, kültür odaklı ve uzlaşmacı terimleri makalenin ileriki bölümlerinde açıklanacaktır.
Çerkesler üzerine İngiliz dilindeki çalışmalar sayıca oldukça azdır. Yine de, bu konu üzerine kendi çalışmamızı da bilimsel gelenekte konumlandırabilmemize olanak sağlayan hali hazırda mevcut önemli bir araştırma gayreti vardır. Tarihçiler Charles King ve Paul Manning Çerkes milliyetçiliğinin gelişim sürecini ve doğasını 19. yy’da Çerkesya’da bulunmuş olan Britanya'lı gözlemciler D. Urquhart, J. Bell ve A.J. Longworth’ün çalışmaları vasıtasıyla analiz etmişlerdir. Michael Khodarkovsky ise etnik kimliğin inşası üzerine araştırmasını zamanın yerel âlimleri olan S. Nogma, Khan-Girey ve A. Misostov’un çalışmaları üzerinden gerçekleştirmiştir.
Modern Çerkes kimliğinin sorunları ve Çerkesler’in politik sürece katılımı değişik açılardan araştırma konusu olmuştur: Çerkesler ve Sovyetler Birliği’nin Dağılışı (Derluguian), Çerkesler ve Cinsiyet (Shami; Dogan), Çerkesler ve İnternet (Beslenei; Hansen; Polandov), Türkiye’de Çerkesler (Kaya) ve Çerkes milliyetçiliğinin stratejik amaçları (Zhemukhov, “Circassian World”).
Çerkes hareketinin ideolojisi ve yapısı
Çerkesler Rusya’nın Kuzeybatı Kafkasya bölgesindeki ana etnik gruptur ve Kabardey-Balkar, Adıge ve Karaçay-Çerkes Cumhuriyetlerine yayılmış vaziyettedirler. Günümüzde 5-7 milyon civarında nüfusa sahip olmasına ve tarihte de Rusya’nın 19. yy’da Kafkasya’ya genişlemesi noktasında kritik bir rol oynamış olmasına rağmen, Çerkesler Kafkasya uzmanlarının ötesindeki bilim insanları için oldukça yabancı kalmıştır. Son 20 yıldır bölgedeki yüksek seviyedeki etnik milliyetçi gerginliğin arasından ortaya çıkan Çerkes milliyetçiliği, Kuzey Kafkasya’daki yerel siyasetin önemli bir öğesi olmuş ve son zamanlarda da belirgin şekilde uluslararası bir boyut kazanmıştır.
Çerkesler ortak bir etnik topluluk oluşturuyor olsa da, ne Rusların fethi sırasında ne de Sovyetlerin etnik bölgesel sınırları belirlediği dönemde, terimin modern anlamıyla birleşik bir milleti (hatta birleşik kitlesel ulusal bir hareketi bile) betimlemiyordu. Rus-Kafkas savaşının ardından 19. yy’ın ortasında Çerkesler'in büyük çoğunluğu sürgün edildi. Stalin’in uluslar üzerine deneyi sırasında, Çerkes toprakları değişik statülerdeki çeşitli küçük yönetsel birimlere (özerk cumhuriyetlere, oblastlara, bölgelere) ayrıldı. Bu alanlar birbirlerine bitişik değildi ve Çerkes nüfusları diğer ilgisiz milletlerle birlikte gruplandılar (Şekil 1) (Fitzgerald). Bu bölünmüş nüfus kendilerini yerli dillerinde tek bir Adıge ismiyle tanımlamasına rağmen, onlara Rusça değişik etnik isimler –Kabardey, Adıge, Çerkes ve Şapsığ- verildi. Geleneksel olarak Çerkesler’in yaşadığı topraklar, Sovyet Birliği’nin dağılmasının ardından üç cumhuriyeti oluşturdu: Kabardey-Balkar, Karaçay-Çerkes ve Adıge. Krasnodar Kray’ında, Kuzey Osetya’da ve Stavropol Kray’da da küçük gruplar yaşamaktadır (Şekil 1). Tarihi Çerkes topraklarına Kazaklar ve çoğunluğu Slav kökenli diğer halklar yerleşti ve Adıge, Karaçay-Çerkes ve Kabardey-Balkar Cumhuriyetleri’ndeki Çerkesler, çoğunluğu Rus olan, Çerkes olmayan topluluklarca bölündüler.

Şekil 1. Kafkasya Haritası
Çerkes dünyası, Benedict Anderson’un yararlı sözündeki gibi, bir “hayaldeki toplum”dur. Bu makalede, “anavatan” terimi Rusya’da yaşayan Çerkesler ve Rusya dışında yaşayan “diaspora” için kullanılmıştır. Rusya’da şu anda 800.000 ‘in üzerinde Çerkes yaşamaktadır. Rus-Kafkas Savaşı’nın (1763-1864) ardından Çerkes nüfusunun büyük çoğunluğu anavatanından kitlesel şekilde göç etti ve neticede 50 kadar ülkeye yayıldı. Günümüzde Türkiye’de 897 köy ve kasabada yaklaşık 5 milyon Çerkes yaşamaktadır. En aktif Çerkes toplulukları Ürdün, Suriye, İsrail, Birleşik Devletler ve Avrupa Birliği’ndedir. En büyük endişeleri de, Rus yasalarının ve Kafkasya’daki sosyo-ekonomik istikrarsızlığın onların anavatanlarına geri dönüşlerine izin vermemesidir.
Soğuk Savaş’ın sona ermesi Çerkes hareketi için yeni bir devrin başlangıcı oldu. Eski Sovyet rejimiyle Rusya’daki yeni demokratik hareket arasındaki çatışma bağlamında Çerkes Hareketi ortaya çıktı. Bu hareket, Gorbaçov döneminde yerel aydın sınıf tarafından geliştirilen ve diasporada 2. Dünya Savaşı’ndan beri zaten örgütlene gelen birçok sivil toplum kuruluşu tarafından hızla adapte olunan ‘Çerkesler’in Birliği’ gibi yeni düşüncelerin ilk ideolojik işaretlerini de taşıyordu. Tarihçiler Kabardey-Balkarya, Adıgey ve Abhazya’nın (sırasıyla 1992, 1996 ve 1997’de) Rus-Kafkas Savaşı sırasındaki Çerkes Soykırımı'nı tanımasına da yol açacak şekilde, 1763’ten 1864’e kadar 101 yıl süren Rus fethi sırasında Çerkes nüfusunun %90’ının (Gürcistan Parlamentosu Kararı) öldürüldüğünü tahmin etmektedirler.
En önemlisi de, Çerkesler faaliyetlerini uluslararası seviyede birleştirdiler. Dünyanın dört bir tarafına dağılmış olmalarına rağmen, 19. yy’da Çarlık Devleti’nin Kuzey Kafkasya’yı fethi esnasında işlediği ve kendilerinin soykırım olarak kabul bir ettikleri müşterek bir hatıraya dayanan ortak bir ideoloji oluşturdular. Çerkesler üç hedef belirledi – soykırımın tanınması, anavatandaki Çerkes bölgelerinin birleşmesi, sürgün edilmiş nüfusun geri dönüşü. Birçok örgütün faaliyetleri esnasında geliştirdiği sayısız hedeflerin arasında ilk defa 2008 yılında üç stratejik amaç tanımlandı (Zhemukhov, “Circassian World”); bunlar daha sonra anavatandaki ve diasporadaki Çerkes örgütleri tarafından da büyük ölçüde kabul edildi (Hansen).
Motivasyonları zaman içinde değişen, genişleyen ve bazen (her zaman değil) çakışan çeşitli gruplar çağdaş Çerkes hareketine katıldılar. Bu gruplar yerel elitlerden, aydınlardan, uluslararası diasporanın üyelerinden, politikacı, işadamı ve aktivistlerden oluşmaktadır. Dünya üzerinde bu üç stratejik amacı paylaşan yüzlerce Çerkes örgütü ve politik aktörler olmasına karşın, bu gruplar ayrı merkezlere, idari kaynaklara, taktik hedeflere ve yöntemlere sahip olmalarıyla çeşitli kategorilere ayrılabilirler.
Modern Çerkes hareketi, benzer yollardan gittiği, fakat farklı gelişim karakteri gösterdiği iki döneme ayrılabilir. İlk dönem 1989-2000 yılları arasında gerçekleşti. İkincisi ise 2005 yılında başlamış ve devam etmektedir. Bütün hareketin karakterini tanımlamak için Çerkes milliyetçiliği terimini kullanıyor olsak da, milliyetçileri ülkesel bağımsızlığa inanan ve ulusal stratejik çıkarlarına ulaşabilmek için uluslararası seviyede faaliyet gösteren aktivistler ve örgütler grubu olarak tanımlamaktayız. Egemenlikçiler de buna benzer fakat farkları Çerkesler’in Rusya içinde tek bir özerk bölgede birleşmelerine inanmaları ve Kremlin’e karşı daha az agresif olmalarıdır.
Öte yandan, kültür odaklılar ulusal çıkarlara hizmet etmenin en iyi yolunun Çerkesler'in Rusya’nın tehlikeli federal ve uluslararası politika çemberine girmeden yaşadıkları bölgelerde siyasi haklarını, dil ve kültürlerini daha fazla geliştirebilmeyi hedeflemek olduğunu savunmaktadır (diasporadaki benzer örgütler için de bu geçerlidir). Kültür odaklılar, dil bilimi ve kültürel milliyetçilik üzerine çalışmalar yapmaktadırlar. Çerkes kültür odaklılar “Galce’nin kurtulması isteniyorsa bir kez daha resmi dil ve eğitim dili yapılmasının gerekliliğini” gören Galli milliyetçilerin takip ettiği siyasi yolun aynısını izlemektedirler (Thomas, 83). Uzlaşmacılar yerel siyasi elitlerden oluşur ve Rusya devlet politikasına katılmaktadırlar. Merkezciler, Çerkes meselesinde aşırılıklarından kaçınacak şekilde, hareketin karşıt taraflarından hiçbirine zıt düşmeden onları bir araya getirmek gibi bir örgütsel amaçla kendilerini konumlandırmışlardır. Merkezciler karşıt grupların –milliyetçilerin ve uzlaşmacıların- ikinci hareket dönemine kıyasla daha az farklılaştıkları 1989-2000 yılları arasındaki ilk Çerkes hareketi sırasında daha güçlü bir konumdaydılar. Rusya ve Gürcistan gibi dış aktörlerin sürece aktif olarak dâhil olmaları harekette kutuplaşmaya yol açtı ve aktivistler taraflarını netleştirmek zorunda kaldılar. Bu da aktif bir merkezi kol kurulmasına engel oldu ve çağdaş Çerkes hareketinde bir “merkez vakumu” oluşturdu.
Çerkes hareketi üç ortak stratejik amaca dayanmaktadır: Soykırımın tanınması, diasporanın geri dönüşü ve bölgelerin birleşmesi. Bu stratejik amaçlar hareketin ideolojik temelini oluşturmaktadır. Hareket içerisindeki farklılıklar 2014 Kış Olimpiyatları, Rus-Çerkes ilişkilerinin 450. Yıldönümü, Adıgey'in Kabardey-Balkarya ve Karaçay-Çerkesya’dan farklı bir federal bölgeye dâhil edilmesi, 2010 Rusya nüfus sayımına katılım, toprakların kentsel bölünmesi üzerine Rus Federal yasasının 131. maddesi ve bunun gibi konularda birçok taktiksel yaklaşım getirilmesi seviyesinde ortaya çıkmaktadır. Bu taktiksel konular hareketin araçsal (yardımcı) amaçlarını meydana getirmektedir.
Bu sorunlar Çerkesler’in ulusal düzeyde harekete geçmesi için katalizör olagelmiştir, çünkü Çerkes aktivistlerin birçoğu bunları, diasporanın anavatanına geri dönmesine ve Rusya içindeki Çerkesler’i bölerek eşsiz kültürlerinin ve dillerinin kaybedilmesine yol açan engeller olarak görmektedir; bazılarıysa bu sorunların esas öneme sahip konular olmadığını savunmaktadır. Örneğin 2010 Rusya nüfus sayımında Çerkes STK’ları dört ayrı etnik kimlik yerine (Kabardey, Adıge, Çerkes ve Şapsığ) tek bir Çerkes etnisitesi halinde listelenmelerini talep eden bir kampanya örgütlediler, fakat Çerkes yetkililer bunu sessizce engellediler. Milliyetçiler ve egemenlikçiler, Sovyet sonrası bilim adamları tarafından olayın orjinalinin geçersizliği ifşa edilmesine rağmen Kabardey’in 1557’de Moskova yönetimi’ne gönüllü katılımının 400. Yıldönümü ve onu izleyen Rus-Çerkes “birleşmesinin” 450. Yılı kutlamaları sırasında uzlaşmacılar ve kültür odaklılara zıt düştüler. Milliyetçiler ve egemenlikçiler 16. yy’ın ortasında Kabardey prensliğiyle Moskova prensliğinin eşit statüye sahip olduğunu, dolayısıyla da ona katılmasının mümkün olmadığını ve genişleyen Rus İmparatorluğu tarafından 19. yy’da fethine kadar Kabardey’in özgür bir devlet olduğuna dikkati çekmektedirler.
Araçsal (yardımcı) pozisyonlarda en büyük farklılık 2014 Olimpiyatlarında görülmektedir. Çerkes sorunu sembolik açıdan birçok şekilde Soçi Olimpiyatlarıyla yakından ilişkilidir. Tarihsel bir ironi olarak, 2014 Olimpiyat Oyunları, bir asırdan uzun süren savaşın adından Çar 2 Alexander’in Rusya’nın zaferini ilan ettiği 1864’teki Çerkes mağlubiyetinin 150 yıldönümünü işaret edecektir. Her yıl 21 Mayıs’ta bütün dünyadaki Çerkesler 101 tane mum yakarak 101 yıllık savaşın hatırasına bir dakika saygı duruşunda bulunurlar. Soçi bizzat savaşın son muharebelerinin gerçekleştiği bölge olup, limanı da Çerkesler’in Osmanlı İmparatorluğu’na sürgün edildiği yerdi. 2014 Olimpiyat Oyunlarının merkezi olacak olan bölge Krasnaya Polyana’da (Çerkesçe’de Kbaada) 21 Mayıs 1864’te Rus birlikleri savaşın sona ermesini bir geçit töreniyle kutladılar. Soçi ismini 1864 yılına kadar orada yaşamış olan Çerkesler’in Saçe isimli etnik grubundan almıştı. Aynı zamanda da bağımsız Çerkesya’nın (1861-1864) son başkentiydi.
Milliyetçiler 2014 Olimpiyatlarının koşulsuz şekilde iptalini talep etmektedirler. Egemenlikçiler olimpiyatlara karşıdır, fakat bunu Çerkes meselesiyle ilgili bilgi yaymak amacıyla kullanmak istemektedir. Merkezciler Soçi Olimpiyatları’na alternatif olarak, yine bilgi yaymak amacıyla kullanmak istedikleri kendi Dünya Çerkes Oyunları’nı önermiştir. Kültür odaklılar Çerkes unsurlarının da Olimpiyata dahil edilmesi koşuluyla destek vermektedir. Uzlaşmacılar ise Olimpiyatları koşulsuz şekilde desteklemekte ve bunu Çerkes cumhuriyetlerindeki ekonominin gelişmesi için bir fırsat olarak görmektedir.
Hareketin bazı katılımcıları da değişen koşullara göre pozisyonlarını değiştirmektedir. Örneğin, Yeltsin devrinde “yutabileceğin kadar egemenlik al” sloganı altında, uzlaşmacılar 1992 yılında Kabardey-Balkarya, Adıgey ve Karaçay-Çerkesya arasında bir Dostluk ve Ortaklık Anlaşması başlatmış ve 1997’de de bu üç cumhuriyetin Parlamentolararası Konsey’ini kurmuşlardır. Daha sonra Karaçay-Çerkesya’daki uzlaşmacılar Cherkessk’te 25 Kasım 2008’de Çerkes bölgelerinin birleştirilmesi sorusunun kamuoyuna açıldığı Çerkes Kongresi’ni organize ettiler. Fakat Kremlin’in bu fikre net şekilde karşı çıkması üzerine pozisyonlarını tamamen değiştirdiler.
Çerkes örgütleri bu taktiksel amaçları, stratejik ideolojik amaçlarına ulaşabilmek için araçlar (enstrümanlar) olarak görmektedir. Buna bağlı olarak, belirli bir stratejik amaca ulaşılmış olması hareketin faaliyetlerinde azalmaya yol açmaz. Fakat bu yardımcı hedeflere ulaşmadaki başarısızlıklar genelde hareketin aktivasyonuna yol açmaktadır. Örneğin, Adıgey’in Krasnodar Kray’a bütünleştirilmesine karşı çıkan Çerkes hareketi, Çerkes bölgelerinin birleştirilmesi amacıyla oluşturulmuş bir yardımcı amaç güdüyordu ve aynı zamanda Çerkesler Kremlin’in bu girişimini Ruslar’ın Çerkesler’i Ruslaştırmak gibi bir stratejik hedefinin bir aracı olarak görüyordu. Çerkes hareketi Kremlin’in bu planını değiştirmeyi başardı ve Adıgey’in Krasnodar Kray’a birleştirilmesine izin vermedi ve bu hareketin genel olarak faaliyetlerinde bir azalmaya da yol açmadı. Ancak Adıgeya, Kabardey-Balkarya ve Karaçay-Çerkesya’dan farklı bir federal bölgeye dâhil edildiğinde bu yeni bir Çerkes aktiviteleri dalgasına sebep oldu. Milliyetçi bir faaliyete yol açtı, çünkü Çerkes aktivistler bu hareketi Rusya’daki Çerkesler’in bölünmesinin sürdürülmesi girişimi olarak gördüler.
İlk Çerkes Hareketi (1989-2000)
Modern Çerkes milliyetçiliğinin ilk dönemi bir birleşme hareketi olarak tanımlanabilir. Hareketin ana eğilimi, ortak bir ideoloji ve amaçlar oluşturmak ve Rus-Kafkas Savaşı ve Soğuk Savaş tarafından empoze edilen Çerkes milletinin bölünmesi durumunun üstesinden gelmekti.
Birleşme hareketi, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ve Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından başlamıştır. Adıge Xase olarak bilinen bir örgütten ortaya çıkmıştır[2]. 1989 yılında Nalçik’te kurulmuştur. Hareketin en aktif döneminde liderliğini tanınmış Çerkes halkbilimcisi bilim adamı Zaur Nalo yapmıştır. Hareket, Rusya içerisinde ayrı bir Kabardey Cumhuriyeti kurmak gibi bir araçsal (yardımcı) amaç edinerek egemenlikçi bir şekil almıştır. Ve uzlaşmacıların lideri Valeri Kokov’a karşı bir muhalefet olmuştur. Nalçik belediye başkanı Felix Kharaev hareketin idari destekçisiydi. Valeri Kokov Ağustos 1991 darbesinde Mihail Gorbaçov’un rakiplerini destekliğinde, bu kendisinin Kabardey-Balkarya’daki meşruiyetini baltaladı ve bu olay Çerkes milliyetçiliğinin gelişimindeki ilk dramatik dönüm noktası oldu. Bu olay cumhuriyet içerisinde ciddi bir anlaşmazlığa yol açtı ve muhalefetin baskısı altındaki Kokov 29 Ağustos 1991’de istifa etmek zorunda kaldı. Fakat muhalefetin adayı Kharaev başkanlık seçimini kazanamadı, Kokov’a kaybetti ve Kokov 1992’de Kabardey-Balkarya’nın cumhurbaşkanı oldu.
Ağustos 1992’de Gürcistan-Abhazya savaşı başladığında, Rusya cumhurbaşkanı Boris Yeltsin Rusya’nın Gürcistan’ın toprak bütünlüğü ilkesini desteklediğini beyan etti. Abhazya Çerkes dünyasının bir parçası olarak kabul edildiği için, Rusya’daki Çerkesler Yeltsin’in Gürcistan’a desteğini olumsuz karşıladılar. Askeri birliklerin konuşlanması ve milliyetçi bir örgüt olan Kafkas Dağlı Halkları Konfederasyonu‘nun lideri Musa Shanibov’un tutuklanması ve bırakılması yeni bir dramatik protesto dalgasına yol açtı ve Nalçik’te ordu ve polisle birçok kişinin yaralandığı çatışmalara sebep oldu. 1500’den fazla Kabardey gönüllü, daha sonra bütün Abhaz kuvvetlerinin komutanlığını yapan ve Abhazya savunma bakanı olarak atanan Nalçik doğumlu emekli Sovyet albay Sultan Sosnaliyev’in liderliğinde Gürcistan-Abhazya savaşına katıldı. Çerkes hareketinin insan kaynakları Gürcistan-Abhazya savaşında tükene dururken, politik faaliyetler de uluslararası harekete dönüştü.
Türkiye, Ürdün, Suriye ve Birleşik Devletler’de güçlü Çerkes Yardım Dernekleri ağları vardı. Bunların bazıları yirminci yüzyılın ortalarından beri varlığını sürdürmekteydi. Çoğunun kültür odaklı amaçları vardı: dil ve kültürlerini korumak ve yaşadıkları devletlerdeki sosyo-politik sistemlere uyum göstermek. Birçok seçkin Çerkes lider, Ürdün, Türkiye ve daha sonra da Suriye’de modern devletin inşasında rol aldılar. Çerkesler, kendilerinin başka milletlerin devletlerini kurmalarına çok etkin şekilde yardımcı oldukları gibi bir inanç geliştirdi ve yeni ülkelerine bağlılıkları da Çerkes milletinin psikolojik karakteristiği olarak kabul edilir oldu. 1991 yılında Münih’te Dünya Çerkes Birliği (DÇB) kuruldu. Bu örgüt anavatandaki ve diasporadaki Çerkes hareketlerini birleştirdi. İlk başkanı da, 2 yıl sonra Rusya adalet bakanı olarak atanacak olan, tanınmış Çerkeslerden Kalmık Yura olmuştu. Yakın tarihteki tek örnek olarak, DÇB bütün Çerkes kollarını birleştirmeyi ve güçlü merkezci bir hareket olmayı başarmıştı. Sadece bütün dünyadaki Çerkesler’in faaliyetlerini birleştirmekle kalmadı, aynı zamanda Çerkes hareketini uluslararası seviyeye çıkardı. DÇB 1994 yılında UNPO’ya (Temsil Edilmeyen Milletler ve Halklar Örgütü) üye oldu. Yapılan sekiz uluslararası Çerkes Kongresi’yle (Nalçik 1991, Maykop 1993, Çerkesk 1996, Krasnodar 1998, Nalçik 2000 ve 2003, İstanbul 2006 ve Maykop 2009) iz bırakan bu yaygın uluslararası hareketin bir sonucu olarak son yirmi yılda Çerkesler’in üç stratejik hedefiyle ilgili net bir anlayış gelişti.
[2] Adıge Xase (kelime anlamı Çerkes Meclisi) Rusya'nın ele geçirmesinden önce bir çok Çerkes yerleşim yerinde kanun koyucu bir kurumdu. Son zamanlarda Rusya ve diaspora topluluklarındaki birçok Çerkes Sivil Toplum Kuruluşu için ortak bir isim olmuştur. Adıge Cumhuriyeti Parlamentosu da aynı şekilde Xase olarak adlandırılmaktadır.
Çerkes hareketi içerisindeki bütün ihtilaf ve çatışmalara rağmen, hareketin değişik kolları yakın bir şekilde birlikte çalıştılar ve Çerkes stratejik hedeflerinin tanıtımında çok etkili oldular. 7 Şubat 1992’de Kabardey-Balkarya parlamentosu Çerkes Soykırımı’nı tanıyan bir meclis kararı aldı. Rus-Kafkas Savaşı’nın kurbanları için 21 Mayıs günü Çerkesler’in Anma Günü olarak belirlendi. Adıgey ve Abhazya parlamentoları da 29 Nisan 1996 ve 15 Ekim 1997’de benzer kararlar aldılar. Bu arada Kabardey-Balkarya ve Adıgey liderleri Çerkes Soykırımı’nın tanınması için Duma’ya başvurularda bulundular, ancak bunu başaramadılar.
UNPO’nun beşinci genel kurulu (15-19 Temmuz 1997) Çerkes Milleti’nin Durumu Hakkında Karar’ını yayınladı ve Rusya Federasyonu ve uluslararası kamuoyuna şu çağrıda bulundu:
On dokuzuncu yüzyılda Çerkes Milleti’ne karşı gerçekleştirilen soykırımın tanınması, Çerkes halkına sürgün ulus statüsü verilmesi, Çerkes halkına Rusya ve bulundukları ülke için çifte vatandaşlık hakkı verilmesi [ve] Çerkes halkına tarihsel vatanlarına geri dönüş imkanı temin edilmesi.
Hareket o zamanlarda zirve noktasına ulaştı ve iç anlaşmazlıklar nedeniyle inişe geçmeye başladı. Anlaşmazlıkların merkezinde de, Rus yetkili mercilerin keyfini kaçırmak pahasına uluslararası kamuoyuna başvurup başvurmama sorunu vardı. Birleşmiş Milletler’in 24 Mart 1997 tarihli 53. Oturumundaki konuşmasının ardından DÇB genel sekreteri Alexander Okhtov görevde kusurla itham edilerek örgütten ihraç edildi.
Çerkes hareketi içerisindeki rekabet ve çatışma 2000 yılında daha da kızıştı. Uzlaşmacılar idari destekçi kaynaklarını, milliyetçi kolu temsil eden bütün örgütleri yasal yoldan kapatabilmek için kullandılar. Nalçik’teki Adıge Xase‘nin egemenlikçi lideri Valeri Khatajukov 2000 yılındaki seçimlerde uzlaşmacı Muhammed Khafitse’ye karşı kaybetti ve Adıge Xase de pozisyonunu buna uygun şekilde değiştirdi. Aynı yıl, uzlaşmacılar DÇB‘deki üyeliklerini ve idari mercilerini kullanarak Kabardey-Balkarya meclisinin eski sözcüsü Zaurbi Nakhuşev’i DÇB Başkanı olarak seçtirmeyi başardığında, merkezci hareketin başına da benzer durum geldi. Hareketteki bu denge kaybı, DÇB’nin pozisyonunun merkezcilikten kültür odaklılığa doğru kaymasına yol açtı. Nalçik’teki Adıge Xase ve DÇB’nin her ikisi de uzlaşmacı hareketle ittifak halinde çalışmaya başladı ve özellikle de Kabardey-Balkar hükümetiyle en yakın şekilde temasta bulundu. Uzlaşmacılara doğru bu yöneliş, merkezci, egemenlikçi ve milliyetçi kolları zayıflatarak tüm Çerkes hareketinin hem anavatandaki hem de diasporadaki faaliyetlerinin belirgin şekilde azalmasına yol açtı.
Bölge üzerine yapılan en son çalışmalar, Sovyet sonrası Kuzey Kafkasya’daki “gerçek topyekûn seferberliğin” genel karakterini açıklamaktadır. Bunlar Çerkes milliyetçi hareketlerinin gelgitleriyle örneklendirilebilir. Çerkes hareketinin 1989-2000 yılları arasındaki tecrübesi, gelişimi esnasında hareketin farklı kollarının kendi önemli rollerini oynadıklarını gösterdi. Milliyetçiler uluslararası seviyede yeni perspektifler keşfetti. Egemenlikçiler Çerkes meselesini anavatanda ve diasporada tanıtmak amacıyla yeni fikirler geliştirdi. Merkezciler hareketi stabilize etti ve tüm dünyada birleştirmeyi başardı. Kültür odaklılar ise hareketin diasporadaki Çerkes örgütlenme ana zincirini oluşturma görevini yerine getirdi. Uzlaşmacılar idari kaynaklarını Kabardey-Balkarya ve Adıgey parlamentolarında soykırımla ilgili önemli kararlar çıkartabilmek için kullandılar. Hareketin daralması Çerkes milliyetçiliğinin diğer bir önemli özelliğini ortaya çıkardı. Hareketin bir bölümünün ezici üstünlük oluşturmasının, sadece diğer bazı kolların elimine edilmesine değil, hareketin bütününün de güç kaybetmesine yol açması muhtemeldir. Çerkes hareketi de aslında 2000 yılından 2005 yılına kadar dondu. Ardından uzlaşmacılar ve kültür odaklılar, diğer kolların eksikliğinin kendi dezavantajlarına da olduğunu fark ettiler, çünkü onlar daha önce merkezciler, egemenlikçiler ve milliyetçiler tarafından vurgulanan birçok önemli sorunu gündeme getirmeyi başaramıyorlardı. Varlığını bağımsız olarak sürdürebilen ulusal bir hareket olmayınca uzlaşmacılar –her ne kadar kısıtlı bir çapta olsa da- Çerkes hareketinin amaçlarına hizmet etme yolunda güçlerini kaybettiler, çünkü Rus devleti de, en aşırı milliyetçi gruplar nötralize edildikten sonra, uzlaşmacıları artık bu gruplara karşı yatıştırıcı olma anlamında ihtiyaç duyulan bir karşı ağırlık olarak görmeyecekti.
2005 yılından itibaren Çerkes hareketinin ikinci döneminin ana kolları
Hareketin ikinci dönemini yakından izleyen yazarın tecrübesi, Çerkes hareketinde ayrı bir kol yaratabilmenin yolunun 4 temel faktörü birleştirebilmekten geçtiğini göstermiştir (Bkz. Tablo-1). Bunlar idari destek, birkaç tane birbirine benzer sivil toplum kuruluşu veya değişik bölgelerde kolları olan bir sivil toplum kuruluşu, taktiksel yardımcı amaçların sürdürülmesi, ve stratejik ideolojik amaçlar gütmek için bir 'yöntem' geliştirilmesidir. Taktiksel amaçlar, doğrudan değinemedikleri siyasi problemleri çözümlemek için bunları araç olarak kullanan ve bu yolda sivil toplum kuruluşlarının desteğine de ihtiyaç duyan idareci destekçilerden çıkar. Stratejik amaçlar ise örgütlerin kendileri tarafından kazanılır.
İkinci Çerkes hareketi 2005 yılında Maykop’ta ortaya çıktı ve egemenlikçi bir kol olarak başladı. Adıgey Cumhurbaşkanı Hazret Şovmen 21 Nisan 2005 tarihinde çeşitli Çerkes örgütlerinin de katılımıyla Adıgey Yasalarının Korunması Komitesi’ni kurarak bunu başlattı. Hareket, Kremlin’in Adıgey’i Krasnodar Kray’a katma girişimlerine etkili şekilde karşı çıkmayı hedefledi. Maykop’ta Murat Berzeg’in liderliğindeki yeni bir örgüt olan Çerkes Kongresi bu hareketin merkezi oldu. Diğer birçok Çerkes örgütüyle temas kurdu, anavatanda ve diasporada benzer Çerkes kongrelerinin kurulmasına ön ayak oldu ve onları cumhuriyetin statüsünün korunmasını savunmaya ve Hazret Şovmen’i desteklemeye ikna etti. Maykop’taki Çerkes Kongresi, ülke içinde Nalçik ve Çerkessk’teki ağlarını kurarken, aynı zamanda İsrail ve Avrupa Birliği’nin çeşitli ülkelerinde Çerkes Kongreleri yaparak faaliyetlerini genişletti. Hareket o zamanlarda çok da aktif olmayan birçok egemenlikçi örgütün de ilgisini çekti. Milliyetçi aktivistler de, o zamanlar ayrı ve net bir milliyetçi hareket olmadığından, egemenlikçi pozisyona adapte olarak bu harekete katıldılar. Hareket birleşik bir yapıya sahip değildi, fakat Maykop’taki Çerkes Kongresi onun ana ideolojik gücü olarak kabul edilmişti.
1 Temmuz 2005’te, Maykop'taki Çerkes Kongresi Rusya Devlet Duması’na Çerkes Soykırımı'nı tanıması için başvurdu. 17 Kasım 2005’te 6 Çerkes lideri Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e bir mektup yazdı. Adıgey hükümeti, her ikisi de cumhuriyetin statüsü sorununa adanmış olan, bir özel konferans (3 Eylül 2005) ve bir de Çerkes Halk Kongresi örgütledi (21 Mayıs 2006). Rus Devlet Duması olumsuz cevabı için hazırlanırken, egemenlikçiler geniş bir koalisyon oluşturdular. 11 Ekim 2006’da, 9 ülkeden 20 Çerkes örgütü Avrupa Parlamentosu başkanı Josep Borrell Fontelles’e Çerkes Soykırımı’nın tanınmasını talep eden bir dilekçe gönderdi. 2 yıl sonra, Maykop’taki Çerkes Kongresi bir sonraki başkan olan Hans-Gert Pottering’e bu talebi tekrarladı. Bu taleplerin hiç birine cevap verilmedi. Egemenlikçiler, Çerkes Soykırımı’nın 150. Yılında Çerkesya’nın son başkentinde ev sahipliği yapıyor olması sebebiyle 2014 Soçi Olimpiyatlarını eleştirdiler. Fakat Olimpiyatların iptalini talep etmediler, çünkü bunu imkansız bir görev olarak görüyor ve bu olayı uluslararası kamuoyunun dikkatini Çerkes meselesine çekmek için kullanmak istiyorlardı.
Tablo 1. Çerkes Hareketi’nin Kavramsal Haritası

[1] Ç.N. Circassiada: Çerkes Olimpiyatları
Egemenlikçiler birleşik bir merkezleri olmadan birkaç yıl daha varlıklarını sürdürdüler. 25 Kasım 2008’de yerel olarak ilk defa olmak üzere, egemenlikçiler Çerkessk’teki Çerkes Halk Meclisi’nde Çerkes cumhuriyetlerinin birleştirilmesi sorusunu gündeme getirdiler.
Anavatandaki egemenlikçi hareket dağılırken, diasporada milliyetçi bir kol başladı. Bu akım da, New Jersey’deki Çerkes Kültür Enstitüsü’ne konferanslar organize etmek suretiyle idari destek sağlayan Jamestown Vakfı adında A.B.D.’deki bir think tank[4] tarafından başlatıldı. Diasporadaki milliyetçi kolun başlangıcı, 2006-2007 yıllarında A.B.D.-Rusya cumhurbaşkanlarının (George Bush ve Vladimir Putin) G8 zirvesi esnasındaki başarısız toplantılarının ardından A.B.D.-Rusya ilişkilerinin kötüleşmeye başlamasıyla aynı zamana denk gelmişti. Başlangıçta milliyetçi kol, bir harekette olması gereken temel bileşenlerden sadece ikisine -idari destek ve örgütlenmeye- sahip olabilecek şekilde oldukça zayıftı. Maykop’taki egemenlikçilerin araçsal (yardımcı) amaçlarını kullanarak Adıgey’in Krasnodar Kray’ına dahil edilmesine muhalif söylemlerde bulundular. New Jersey’deki milliyetçiler de Maykop’taki egemenlikçilerin geliştirdiği yöntemi kullanarak, soykırımın tanınmasını öncelikli hedef olarak aldılar. 2014 Soçi Olimpiyatlarına karşı durduklarında ise milliyetçi hareket bir araçsal amaç kazanmış oldu. Çerkes Kültür Enstitüsü milliyetçi hareketin merkezi olmuştu. Maykop’taki egemenlikçi hareketten arda kalanları toparlayıp koordine ederek, 30 civarında Çerkes milliyetçi örgütü arasında bir koalisyon oluşturdu. Milliyetçi hareketin başlangıcı Jamestown Vakfı tarafından Mayıs 2007’de Washingon DC’de organize edilen “Çerkesler: Dün, Bugün ve Gelecek” konferansına katılımlarıyla gerçekleşti.
2008 yılında Nalçik’de bir başka hareket başladı. Bu hareketi Kabardey-Balkarya cumhurbaşkanı Kanoko Arsen başlattı. Başlangıcında hareket çok geniş bir koalisyon oluşturdu. Amacı 1989-2000 yıllarındaki ilk Çerkes hareketinin eski katılımcılarını tekrar faaliyete geçirmek ve hareketin bütün kollarını birleştirmekti. Farklı liderleri bir araya getirdi - uzlaşmacı Muhammed Khafitse (Nalçik Adıge Xase), kültür odaklı Muazin Khachetlov (Kabardey Kongresi), Kasbulat Dzamikhov (DÇB), Jantemir Gubachikov (Nalçik Sanayiciler Birliği), Jilabi Kalmıkov, Khasan Gergov ve Muaed Chechenov, merkezci Alexei Bekshokov (Abhaz Gönüllüler Birliği) ve Sufian Zhemukhov, ve egemenlikçi İbragim Yağan (Guaran), Çeş Ruslan (Nalçik Çerkes Kongresi) ve Zamir Shukhov (Dünya Çerkes Kardeşliği). Başlangıçta bu hareket 1989–2000 yıllarındaki ilk Çerkes hareketinin önemli milliyetçi lideri Musa Shanibov'u da içeriyordu, fakat ertesi yıl egemenlikçi ve merkezcilerin de yaptığı gibi o da buradan ayrıldı. Araçsal olarak, bu hareket Kabardey Balkarya topraklarının Balkar yerleşimlerinin lehine olacak şekilde tekrar dağıtımına sebep olan 131. Rusya federal kanunuyla uğraşıyordu.Problemin kökleri Stalin'in Çerkesleri ve Karaçay Balkarlar'ı Kabardey-Balkarya ve Karaçay-Çerkesya'da bölmesinde yatıyordu. Her iki etnik grup da, bu birlikte yaşamın geçici olduğuna ve bir gün birbirlerinde ayrılarak etnik akrabalarıyla yeniden bir araya geleceklerine inanmaktadır. Çünkü sözde akrabalık etnisitesi yüzünden, Karaçay-Çerkesya'daki Çerkesler 1822 yılında Kabardey'den (Doğu Çerkesya) ayrıldı ve Batı Çerkesya ile de asla birleşik bir devlet kuramadı; "yeniden birleşme" veya "yeniden katılma" fikirlerinin muhalifleri bunu tarih dışı olarak nitelemektedir. Tarihsel sürecin mutlaka doğru şekilde anlaşılması temeline dayanmayan bir bakış olsa da, milliyetçi hareket mensuplarının konuya bakışı bu şekildedir. Fikir aslında daha çok, Çerkesler'in bütün şekilde bu ülkenin büyük kısmını kapladığı, ve Ruslar'ın fethi ve Stalin'in bölgesel ayrımlarının birleşik bir ülke kurma sürecini engellediği gerçeğine dayanmaktadır. Aynı şey, hiçbir zaman birleşik bir yönetsel birim oluşturmayan Karaçay ve Balkar'lar için de geçerlidir. İşte bu yüzden her iki etnik grup da bölgeler arasında güncel bir yeniden toprak dağıtımı hareketini, gelecekteki sınırlarının değiştiriliyor olması olarak görmektedir. 14 Şubat 2009'da geniş Çerkes koalisyonu, Kabardey-Balkarya'nın da etkisi altında, 131. federal yasaya karşı Kabardeyler, Balkarlar ve Ruslar'ın yanı sıra İsrail, Polonya, Estonya, Ukrayna, Belarus, Ermeniler, Azeriler, Dağıstanlılar, Yunanlar, Tatarlar, Osetler, Ahıska Türkleri ve Koreliler'in diaspora örgütlerini de içeren 26 organizasyonun katılımıyla bir yuvarlak masa düzenledi.
[4] Ç.N. Think tank: Araştırma merkezi, düşünce kuruluşu
Bütün katılımcılar 131. Federal yasaya tavırları yönünde tamamen uzlaşıyor olsalar da, hareket kısa sürede bölündü. Bölen çizgi ise, aktivistlerin bu hareketin yönetsel arka planına karşı yaklaşımlarıydı. 4 Nisan 2009'da hareket 131. Federal yasaya karşı bir forum organize etti. Forumdan da hemen sonra hareket iki bölüme ayrıldı. 7 örgüt kültür odaklı Kabardey-Balkarya Çerkes Sosyal Örgütleri Koordinasyon Konseyi'ni kurdu. Yeni örgüt Kabardey-Balkarya Cumhurbaşkanı'nın yönetsel desteğini almıştı. Ardından Kabardey'in Sesi adlı kendi gazetesini yayımlamaya başladı. DÇB'nin yeni başkanı olarak da başkanlık danışmanı Kanşobi Ajahov'un seçilme sürecini başlatarak, DÇB'yi de tekrar canlandırdı.
Diğer dört örgüt de Nalçik'te egemenlikçi bir organizasyon olan Xase'yi kurmak üzere birleştiler. Bu yeni grubun belirli bir başkanı olmamakla beraber, kurucu grubu eşit şekilde temsil etmekteydiler. Bir Rus petrol şirketi olan Rosneft'in bölgesel kısmının başındaki Valeri Kardanov bu grubun idari destekçisi oldu. 2010 yılında cumhuriyetin lideri olan Başkan Kanoko Arsen'in bir sonraki atamasında onun rakibi olarak görülüyordu. Maykop ve Sohum'daki iki Adıge Xase desteğini yeni egemenlikçi harekete verdiler.Yeni kültür odaklı ve egemenlikçi kollar bir süre birlikte çalıştılar. 17 Kasım 2010'da egemenlikçiler Kabardey-Balkarya Cumhurbaşkanının görevinden istifasını talep eden bir beyanatta bulundukları müşterek bir toplantı organize ettiler. Bu da iki hareketin son ayrışmasına sebep oldu ve Nalçik'teki egemenlikçi Xase, idari destekçisinden bir araçsal hedef edindi: Cumhurbaşkanı Kanoko Arsen'e karşı durmak. Daha sonra ise hareketin liderleri Çeş Ruslan ve İbrahim Yağan tanımlanmayan kişilerce acımasızca dövüldüler.
Tamamlanmayan Kollar ve Dört Temel Faktörün Çerkes Hareketlerinin Gelişmesi için Önemi
Daha sonra 17 Nisan 2011 tarihinde, egemenlikçi Çerkes aktivistlerin Türk anayasasında Çerkesler'in kendilerini kendi etnik adlarıyla tanımlamalarına izin verecek şekilde bir kanun değişikliği talep etmeleriyle, benzer bir bölünme Türkiye'de de meydana geldi. Egemenlikçiler Türkiye'deki 58 Çerkes örgütünün birliği olan KAFFED tarafından desteklenmediler. KAFFED (Kafkas Dernekleri Federasyonu) Rusya'daki Çerkes kültür odaklılar ve uzlaşmacılarla yakın biçimde çalışan kültür odaklı bir örgüttür. Egemenlikçi örgütler (Çerkesya Yurtseverleri, Kafkasya Forumu, Samsun Birleşik Kafkasya Derneği ve diğerleri) kültür odaklılardan ayrıldılar ve Türkiye'de bir koalisyon kurmak üzere birkaç kez girişimde bulundular. Egemenlikçilerin birkaç aktif örgütleri ve güçlü de bir araçsal hedefleri vardı. Yine de Türkiye'deki egemenlikçiler yeni bir kol oluşturmayı başaramadılar, çünkü idari desteğe sahip değildiler ve Çerkesler'in üç stratejik hedefinden hiç birisine dair kendi yaklaşımlarına da sahip değildiler.
4 Nisan 2009'da yeni bir merkezci hareket olan Circassiada, bu makalenin yazarı ve Abhaz gönüllüleri Birliği Başkanı Alexei Bekshokov liderliğinde başladığında 131. Federal yasanın karşısındaki hareket de bir üçüncü parçaya da ayrılmış oldu. Onlar 2012 yılında Nalçik'te bir Çerkes Olimpiyat Oyunları düzenleme projesi önerisinde bulundular. Yazarlar Rusya, Türkiye, Ürdün, Suriye, Birleşik Devletler ve Büyük Britanya'da sunumlar yaptı ve Avrupa'nın en yüksek dağı Elbruz'a tırmandılar. Diasporada Jonty Yamisha (Birleşik Devletler), Metin Sönmez (Türkiye) ve Osama Lyibzu'nun (Suriye) temsilciliğinde Circassiada'ın şubeleri kuruldu. Hareket Yahudi Olimpiyatları (Maccabi) ve Pan-Ermeni Oyunları'nı örnek alıyordu. Fakat Circassiada ayrı bir kol yaratmayı başaramadı. Sochi Olimpiyatlarını kullanmak gibi bir araçsal hedefi olmasına ve güçlü bir proje organizasyonuna sahip olmasına rağmen, aynı Türkiye'deki egemenlikçiler gibi idari desteğe ve stratejik hedeflere ulaşma anlamında kendi yöntemlerine sahip değildiler.
Diğer bir merkezci organizasyon Avrupalı Çerkesler Federasyonu (EuroXase) Admiral Daşdemir'in liderliğinde 2006 yılından beri Brüksel'de varlığını sürdürmektedir. Avrupa Parlamentosu üyesi Cem Özdemir tarafından da güçlü bir idari desteğe sahiptir. Ancak araçsal amaçları olmaması ve stratejik hedefleri takip edebilmek için kendi yöntemlerini oluşturamamaları, aktif olmalarını ve ayrı bir kol oluşturmalarını engellemektedir.
Çerkessk'te yüksek mevkide bir Kremlin Bürokratı olan Nazir Khapsirokov ve ekonomik olarak güçlü Derev ailesinin desteğini alan egemenlikçi bir kol vardı, ancak onların da örgütlü bir birim ve stratejiden yoksundu. Çerkesya'nın Karaçay-Çerkesya'dan ayrılması ve bütün Çerkes bölgelerinin Rusya Federasyonu içinde tek bir Çerkes Cumhuriyeti olarak birleştirilmesi hakkında 2008 yılındaki meşhur bildirilerinin yayınlanmasını organize eden Çerkes Halk Meclislerini de kapsayan birçok egemenlikçi siyasi faaliyete bu bölgede önayak oldular. Yine de Çerkessk'teki egemenlikçi hareket hiçbir zaman ayrı bir kola dönüşemedi ve 2005-2009 yıllarında Maykop'taki, 2009'dan beri de Nalçik'teki egemenlikçi kolları takip etti. Çerkessk'teki hareketin çıkışı, Çerkes azınlığın siyaset ve iş dünyasında oldukça güçlü olan seçkinleriyle, daha zayıf Karaçaylı çoğunluk arasındaki çekişmeden kaynaklanmaktadır. Etkili Çerkes seçkinleri, cumhuriyetteki pozisyonlarından tatmin olmadıkları her zaman egemenlikçi bir hareketi devreye sokmaktadır. Fakat ayrı bir egemenlikçi hareketin gelişebilmesi için, Çerkes elitinin kendileri Kremlin'e çok fazla yakındır. Bu durum özellikle ilginçtir, çünkü idari destekçilerin araçsal amaçları, aslında daha çok stratejik bir amaca benzemektedir. Yine de, 2008 yılındaki bildirilerine rağmen, bu hareketin katılımcılarının bir birleşik Çerkes Cumhuriyeti'nin nasıl kurulacağı üzerine gerçekçi hiç bir planı bulunmamaktadır.
Karşıt gruplar birbirlerini stratejik hedefler için çalışmak yerine kendi idari destekçilerine hizmet etmek ile suçladıklarında, idari destek ve araçsal amaçlar hakkındaki mesele bizleri bu kolların "saflığı" üzerine yapılan popüler tartışmaya götürmektedir. Çerkes hareketinin yapısının analizi şunu göstermektedir ki, idari desteğe sahip olmak Çerkes ulusal çıkarlarına ihanetin bir göstergesi değil, aksine, hareket içerisinde ayrı bir kol oluşturabilme yolunda hayati bir gerekliliktir. Bu politik gerçekliği yanlış anlamak, teorik ve pratik seviyede yanıltıcı tartışmalara ve sonuçlara yol açmaktadır. Çerkes meselesinin Moskova'lı analistlerine göre, hareketin değişik merkezleri saf şekilde milliyetçi olarak kabul edilemezler, çünkü kendi idari destekçilerinin etkisi altındadırlar (Kazenin). Bu kolların araçsal amaçların çok ötesine ulaştığı ve stratejik hedeflerle ilgili ideolojik anlamlar kazandıkları açıktır. Cumhurbaşkanı Hazret Şovmen Adıgey'in statüsünü koruma yolunda Maykop'taki egemenlikçileri destekledi, fakat onlar aynı zamanda Avrupa Parlamentosu'na soykırımın tanınması için de başvurdular. Cumhurbaşkanı Kanoko Arsen 131. federal yasaya karşı bir hareket başlattı, fakat bu hareket ayrı ayrı amaçlara sahip oldu ve hatta bir kısmı kendisine bile karşı döndü. Modern Rus rejimini eleştirileriyle bilinen Jamestown Vakfı New Jersey'deki milliyetçilere destek verdi, fakat onlar Çerkes çıkarlarını takip ettiler.
Çerkes Hareketinin İcraatleri
Çerkes hareketi, birden çok idari destek merkezine ve ortak hedeflere ulaşmak için farklı yöntemlere sahiptir. 1989-2000 yıllarındaki ilk hareket süresince, DÇB'nin yapısı değişik kolları koordine etmek üzere geliştirilmişti, fakat 2005 yılından beri olan hareket bu yapıdan yoksun kalmıştır. 26 Aralık 2010 tarihinde 18 organizasyon Rusya Çerkes Sosyal Örgütleri Koordinasyon Konseyi'ni kurduğunda, bu hareketin bir kısmını koordine edebilme çabaları adına bir girişimde bulunulmuş oldu. Fakat hiç bir zaman aktif olamadılar.
Ortak stratejik amaçlarına dayanan ideolojik birlikleri haricinde modern Çerkes kolları dağınık kaldı ve yapısal olarak merkeze sahip olmadılar. Tablo 2, stratejik ve taktik Çerkes meselelerine yaklaşımları açısından hareketin 5 kolu arasındaki farklılıkları ve benzerlikleri göstermektedir. Tablonun değerlendirme skalası, Çerkes hareketindeki değişik kolların temel pozisyonlarına ve aktiflik seviyelerine dayanmaktadır. Milliyetçiler bütün stratejik ve taktik hedefleri desteklemektedir ve en yüksek puanla (+4) hareketteki en aktif grup olarak değerlendirilmiştir. Egemenlikçiler stratejik hedeflerin tamamını, taktik hedeflerin de çoğunluğunu desteklemektedir (+3). Merkezciler stratejik hedeflerin tamamını, taktik hedeflerin ise bazılarını desteklemektedir (+2). Kültür odaklılar stratejik ve taktik hedeflerin bazılarını desteklemekte, bazılarına ise karşı çıkmaktadır (+1); uzlaşmacılar ise stratejik ve taktik hedeflerin bazılarını desteklemekte, çoğuna ise karşı çıkmaktadırlar (0).
Bu makale tamamıyla Çerkes hareketinin iç mantığına adanmıştır; çevresinde dönen dış faaliyetlere atıfta bulunmaktan özellikle kaçındık. Fakat Çerkes hareketi üzerinde en büyük etkiye Rusya'nın sahip olduğunu vurgulamak gerekmektedir. Çerkes hareketi üzerinde Rusya'nın etkisini anlamak açısından Tablo 2'deki iki bölüm özellikle önemlidir. Soçi karşıtı hareket bu kolların net şekilde farklı konumlandıkları tek konudur, bu da Kremlin'in net pozisyonundan etkilendikleri gerçeğiyle açıklanabilir. Bütün kollar 131. Federal yasaya karşı benzer (olumsuz) tavra sahiptir, çünkü bu Kremlin için ideolojik açıdan hiç bir değeri olmayan tek konudur. Çerkes hareketinin karşıt kolları arasındaki esas farklılıklar, harekette Rusya'nın rolüne karşı farklı yaklaşımlarından kaynaklanmadır. Uzlaşmacılar ve kültür odaklılar Çerkes sorununu Rusya içi bir problem olarak görmekteyken, merkezciler, egemenlikçiler ve milliyetçiler bunun uluslararası bir sorun olduğu iddiasındadırlar. Bu meseleye olan farklı yaklaşımlar çağdaş Çerkes hareketinde kutuplaşmaya neden oldu. Diasporadaki milliyetçiler 8 Nisan 2008'de Harvard Kennedy School'da düzenlenen Rusya ve Çerkesler: İç Mesele mi, Uluslararası Sorun mu? adlı bir konferansta bu meseleyi kavramsal seviyede gündeme getirdiler. Milliyetçi aktivistler Çerkes sorununun uluslararası bir sorun olduğu ve uluslararası hukukun konusu olduğunda ısrarcıydılar, çünkü Çerkes diasporası "tarihsel anavatanımıza, Çerkesya'ya, geri dönmekten mahrum bırakılmıştır" (Tlisova).
Milliyetçiler uluslararası kamuoyu tarafından soykırımın tanınması kavramını egemenlikçilerle paylaşıyor olsalar da, diğer konulara yaklaşımlarında farklılıklar vardır. 2014 Soçi Olimpiyatlarının koşulsuz şartsız iptalini talep etmektedirler ve bağımsız bir Çerkes devleti kurma amaçları vardır. Milliyetçiler, önceki egemenlikçi hareketin örneğini takip ederek, 4 Ekim 2007 'de Rus cumhurbaşkanı Vladimir Putin'e Soçi Olimpiyatlarını iptal etmesi ve Çerkes Soykırımını tanıması için başvuruda bulundular, fakat bir yanıt alamadılar. Aynı gün Birleşik Devletler ve Türkiye'deki milliyetçiler, New York ve İstanbul'daki Rus Konsoloslukları'nın önünde "Özgür Çerkesya Şimdi" sloganıyla gösteriler düzenlediler (Toktamış). Türkiye'deki Çerkes milliyetçiler 23 Temmuz 2007'de Soçi-Soykırım Toprağı 'nın Organizasyon Komitesini kurdu ve on iki örgüt Soçi Olimpiyatlarını iptal etmesi yönünde Uluslararası Olimpiyat Komitesi'ne (IOC) başvurdu.
19 Eylül 2007 'de, açıklanmayan bir olay gerçekleşti. Soçi'deki Rus gümrük örgütü, KAFFED Başkanı Cihan Candemir'i hiçbir açıklaması olmaksızın tutukladı ve beş gün boyunca gözaltında tuttu. Cihan Candemir gözaltında tutulduğu esnada da, Uluslararası Olimpiyat Komitesi Soçi Olimpiyatları'nın ekolojik ve sosyal sonuçlarını araştıracaklarına söz veren, ancak iptal edilmesi talebine doğrudan bir cevap vermekten kaçınan bir şekilde milliyetçileri yanıtladı ("IOC Reply"). Bu umursamaz cevabın ardından milliyetçiler 4 Ekim 2007'de İstanbul ve New York'daki Rus Konsoloslukları önünde Soçi olimpiyatları karşıtı gösteriler düzenledi (Zhemukhov, “The Circassian Dimension”).
Soçi-Soykırım Toprağı Organizasyon Komitesi, No Sochi 2014 Kampanyası'na dönüştü ve 30 milliyetçi örgütü birleştirip "Soçi Olimpiyatlarına Karşı Durmak için 14 Sebep" 'i de geliştirerek merkezini Birleşik Devletler'e taşıdı. Vancouver'daki 2010 Kış Olimpiyatları sırasındaki Soçi karşıtı gösteri milliyetçilerin dünyaya şu mesajı verdikleri en başarılı faaliyetlerinden biri oldu: "2014 oyunlarının planlandığı gibi Rusya'da yapılmasına izin verirseniz, ezilmiş atalarımızın mezarları üzerinde kayak yapmış olacaksınız" (Alexander). Bu kampanyanın faaliyetinin temeli, Soçi Olimpiyatları'nın Çerkesler'in geçmişlerini yeniden sahiplenmek için son şanslarını temsil etmesi ve eğer Olimpiyatlar devam ederse bu "halkımızı silecek, yapılan suçu silecek, çünkü bütün dünya Rusya'ya 'tamam' demiş, bütün dünya 'burada hiç bir şey olmadı ve biz de buraya gelecek ve milletler arasındaki barışı kutlayacağız' demiş" olacaktır (Alexander).
Milliyetçilerin Vancouver gösterileri aynı zamanda egemenlikçi, merkezci ve kültür odaklı hareketlere de 2014 Olimpiyatlarına Çerkes unsurlarının dahil edilmesi yönündeki taleplerinde yeni bir itici güç oldu. Tüm dünyadaki Çerkesler bu gösterilerden çok, Vancouver Oyunları'nın Kanadalı organizatörlerinin Kanada'nın "ilk milletler" adı verilen yerli halklarına saygı göstererek, olimpiyatın ideolojik temeline bağlılıklarını ortaya koymalarından etkilenmişti (Goble, “In Vancouver”).
DÇB'nin liderliğindeki kültür odaklı hareket Soçi Olimpiyatlarının organizatörlerine Çerkes unsurlarının da oyunlara dahil edilmesi yönünde bir çok kez başvurular düzenledi. 24 Mart 2010 tarihinde Adıgey Parlamentosu kültür odaklı bir pozisyondan konuşarak, Rus federal politikasını da alışılmadık şekilde eleştiriyle birlikte şunu belirtti: "Devlet ve sivil yapıların, Karadeniz sahilinin yerli halkı Çerkesler'in tarihini ve kültürünü mutlak şekilde yok saydığını büyük üzüntüyle gördük. Olimpiyat ateşinin Vancouver'dan Soçi'ye resmen geçişinde Çerkes unsurları tamamen göz ardı edilmiştir" ("Parliament Adygei"). Cevaben, Rus Olimpiyat Komitesi Soçi'de Çerkes unsurlarının da dahil edilmesi gerekliliğini kabul etti. Fakat milliyetçiler Çerkes parlamenterlerin bu pozisyonundan memnun değildi ve diasporadaki altı örgüt şu bildiriyi yayınladı: Devlet Konseyi Xase'nin Rus Olimpiyat Komitesi'ne Soçi'de planlanan 2014 Olimpiyatlarında Çerkes bileşenlerin de dahli konusundaki başvurularını ve Rus Olimpiyat Komitesi'nin bunu müteakip doğrulayıcı yanıtını büyük bir hayal kırıklığı ve öfkeyle öğrendik". Onların esas endişesi şuydu: "Rusya şimdi Olimpiyatlar için Adıgey'in resmi desteğini almıştır ve bunu uluslararası sahnedeki bütün başvurularımızı susturmak için kullanacaktır" ("Open Letter").
Türkiye'deki kültür odaklılar da pozisyonlarını değiştirdiler. 25 Ekim 2010 'da düzenlenen Çerkes Halk Meclisi'nde, geçmişte yaptıkları gibi Kafkasya'nın bütün sorunları yerine, özellikle Çerkes meselelerine konsantre olmaya karar verdiler. Türkiye'deki Çerkes örgütleri Türkiye'nin Pan-Kafkas örgütlenmesinden sıyrılarak ayrı bir hareket oluşturdular.
Buna zıt şekilde, uzlaşmacılar pozisyonlarını asla değiştirmediler. Uzlaşmacılar başlangıçta Olimpiyatların lehinde iki argüman kullanmaktaydı. Kabardey-Balkarya ve Adıgey cumhurbaşkanları üç önemli proje aracılığıyla cumhuriyetlerin Olimpiyatlara katılma şanslarının olması gerektiğini savunuyordu: Oyunların bir kısmına Elbrus (Kabardey-Balkarya) ve Lago-Naki (Adıgey)'de ev sahipliği yapmak ve Kuzey Kafkasya'nın toplam ekonomisini geliştirecek Soçi'deki diğer ekonomik projelere katılmak; turistlerin Karadeniz'de yüzüp daha sonra yarım günlük bir yol geçip Elbruz Dağı'nda kayak yapabileceği şekilde bölgeyi tek bir büyük Dağ-ve-Deniz Resort'una dönüştürecek bir yol inşa etmek; dünyaya Çerkesler'le ilgili bilgi yayabilmek için Soçi Olimpiyat sembollerine Çerkes unsurlarının da dahil edilmesi. Ancak Kremlin bu girişimlerin hiçbirisini takip etmedi; ve şimdi uzlaşmacılar, yaptıklarına karşı da hiçbir fayda elde edemeden, Soçi karşıtı Çerkes hareketine karşı durmak zorunda kaldılar.
Admiral Daşdemir başkanlığındaki Avrupalı Çerkesler Federasyonu merkezci hareketin klasik bir örneğini temsil etmektedir. Avrupa Parlamentosu üyesi Cem Özdemir (Yeşiller-Avrupa Özgür İttifakı) tarafından desteklenmedirler. Avrupa Parlamanetosu'nda 2006 yılından beri her sene, Çerkes hareketinin bütün kollarından temsilcilerin (uzlaşmacılar hariç) katılım gösterdiği Çerkes Günü düzenlemişlerdir. Diğer taraftan Çerkes sorunlarına yumuşak bir pozisyondan baktıkları gerekçesiyle Çerkes Günü'nün organizatörleri de suçlanarak, milliyetçiler ve egemenlikçiler tarafından muhalefet edilmiştir. Hareketin yüksek seviyede kutuplaşmış olması ve merkezin her iki taraftan da eleştirilmesi, güçlü bir merkezci hareketin gelişmesine engel olmuştur. "Merkezci vakum" çağdaş Çerkes hareketinin karakteristik özelliklerinden birisidir.
Merkezci hareket ise, 2014'e erişme sürecini davaları hakkında bilgi yaymak ve ilgiyi bu yöne çekebilmek için kullanmayı düşünerek, daha destekleyici bir bakış açısına sahipti. 2009 nisanında merkezciler Sufian Zhemukhov ve Aleksei Bekshokov Soçi Olimpiyatlarına bir karşılık olarak, dünyaya bölgenin yerli halklarını hatırlatmak amacıyla 2012 yılında bir Çerkes Olimpiyatları yapılmasını önerdiler. Yerli ve diasporadaki Çerkes topluluklarının bir çoğu Circassiada'a desteklerini ifade ettiler. Fakat bu da aynı zamanda merkezci vakumun başka bir örneği oldu. Milliyetçi örgütler "görev olarak neyin önemli olduğu konusunda -ki bu Soçi Olimpiyatlarına karşı durmaktır- Çerkes dünyasını dağıtacağı ve kafasını karıştıracağı" gerekçesiyle bu fikre karşı çıktılar ("Circassian Olympics"). Karşı taraftan ise, anavatan ve diasporadaki uzlaşmacılar ve kültür odaklılar fikri onayladılar, fakat Kremlin'in Nalçik'teki ayrı bir 2012 Çerkes Oyunları projesini desteklememesi sebebiyle bunu gerçekçilikten uzak buldular. Kurucularının da Circassiada'ın 2014 Soçi Olimpiyatları'nın kültürel programı içine katılmasını reddetmelerinin ardından proje desteğini kaybetti ve Rus yetkililer de onun yerine Karaçay-Çerkesya'da 2011 Kafkasya Oyunları'nı düzenlediler.
Soykırım meselesinde de ihtilaf oluştu. Çerkes hareketini oluşturan bütün kollar Rus-Çerkes Savaşı (1763-1864) esnasındaki trajik olayların aslında bir soykırım olduğu konusunda fikir birliğinde olsalar da, bakış açısında hala bazı farklılıklar vardır. Uzlaşmacılara göre günümüzdeki Rus-Çerkes ilişkilerini olumsuz yönde etkilememesi için bu soykırım kurcalanmaması gereken bir tarihtir. Kültür odaklılar Rusya'nın Çerkes Soykırımı'nı tanıması gerektiğini ve bunun Rusya'nın bir iç meselesi olduğunu iddia etmektedir. Merkezciler ve egemenlikçiler de Rusya'ya bu konuda başvuruda bulunulması konusuna katılmakla beraber, yabancı devletlere ve uluslararası kamuoyuna başvuranları da desteklemektedirler. Milliyetçiler ise Rusya'ya herhangi bir başvuruda bulunulmasının faydasızlığına inanarak, yabancı ülkelerle aktif şekilde angaje olmaktadır.
Çerkes, Rus ve Batılı entelektüeller arasında da konuyla ilgili birçok tartışma yaşanmaktadır. Çerkes Soykırımı'nın tanınmasına karşıt argümanlardan birisi Rusya'nın tazminat konularından korkmasıdır. Merkezciler, Çerkes tarafının herhangi bir parasal tazminat talebinden feragat etmesini, diasporanın geri dönüşünü ve Rusya Federasyonu içerisinde bir birleşik Çerkes Cumhuriyeti kurulmasını içeren bir çözüm önerisinde bulundu (Zhemukhov “Skating”). The New York Times bu projeyi Idea of the Day-Günün Düşüncesi bölümünde yayınladı (“Genocide and the 2014 Olympics”). Egemenlikçi Murat Berzeg ise Rus yazar Yakov Gordin ile yaptığı görüşmede farklı bir argüman geliştirdi; şöyle ki "Soçi Olimpiyatlarına 12 milyar dolar harcamaya hazır olduğuna göre, finansal konu Rusya'nın başa çıkamayacağı bir mesele değildir" (“Cherkesy”).
Soykırımın tanınmasına karşıt argümanlardan birisi de, bunun bir buçuk asır kadar önce gerçekleştiği, dolayısıyla da konuyu günümüzün bir problemi olarak tartışmanın uygun olmadığıdır. Buna cevaben diasporadaki milliyetçiler, soykırımın 1864'te sona ermediği ve halen devam ettiği, çünkü Rusya'nın sürülmüş Çerkesler'in anavatanlarına geri dönmelerine müsaade etmediğinden hareketle, "Sürmekte Olan Çerkes Soykırımı" düşüncesini geliştirdiler. Bu kavram milliyetçi hareketin karakteristik bir özelliğine dönüştü. Maykop ve Nalçik'teki egemenlikçiler de, Stalin'in Rusya Çerkesler'ini dört gruba topraklarını da altı gruba ayırmasını ve yine çağdaş Rusya'nın da Çerkes topraklarını farklı federal bölgelere bölmesini soykırımın bir devamı olarak gören bir fikir geliştirdiler.
6 Nisan 2008'de İsrail Parlamentosu Çerkes toplumunun talebini yerine getirdi ve 21 Mayıs'ı Çerkes Halkı'nın Anma ve Matem Günü olarak kabul etti.
Ağustos 2008'deki Rusya-Gürcistan savaşının ardından, Çerkes milliyetçi hareketi Jamestown Vakfı'nın da yardımlarıyla Gürcistan'a yaklaşımda bulundu. Bir gözlemci bu yöndeki olaylar silsilesini "Konferanslar Savaşı" olarak adlandıracaktı (Shmulevich). Mart 2010'da Jamestown Vakfı ve Tiflis'teki Ilia Devlet Üniversitesi Gürcistan'da 'Gizli Milletler, Sürmekte Olan Suçlar: Geçmiş ve Gelecek Arasında Çerkesler ve Kuzey Kafkasya Halkları' adında bir Konferans düzenledi. Konferansın sonunda Çerkes katılımcılar Gürcistan Parlamentosuna, on dokuzuncu yüzyılda Rusya tarafından Çerkesler'e uygulanan katliam ve sürgünün bir soykırım olarak tanınması yönünde başvuruda bulundular. Başvurularının temelinde Çerkes halkının bu suçların ve politikanın sonuçlarından hala mağdur olduğunu belirten "Sürmekte Olan Çerkes Soykırımı" kavramı yatmaktaydı. Jamestown Vakfı Washington DC ve Tiflis'te başka konferanslar da düzenledi.
Çerkes milliyetçileri 21 Mayıs 2010 tarihinde Birleşik Devletler, Almanya, Türkiye ve İsrail'deki Rus Konsoloslukları önünde gösteriler düzenledi. Geleneksel sloganlarını dile getirdiler: "Özgür Çerkesya Şimdi", "Çerkes Soykırımını Tanıyın" ve "2014 Soçi Olimpiyatlarını Durdurun".
Çerkes örgütleri ve aktivistleri Çerkes sorununun uluslararası sahneye çıkmasından ve Rus hükümetinin konuyu artık göz ardı edemeyecek olmasından memnundu. Fakat meselenin Tiflis'ten gündeme getirilmesine karşı tavırları açısından kendi içlerinde bölünmüşlerdi. Egemenlikçiler ve merkezciler soykırımın hangi ülke tarafından tanınırsa tanınsın bunu destekleyeceklerini belirterek Gürcistan Parlamentosuna yapılan başvuruyu desteklemiş, buna karşın uzlaşmacılar ve kültür odaklılar Tiflis konferansını basit şekilde Gürcü propagandası olarak görmüş ve Çerkes meselesinin Gürcistan'ın işi olmadığını ve sadece Rusya tarafından çözülmesi gerektiğini belirtmişlerdir.
28 Eylül 2010’da bir Çerkes delegasyonu Avrupa’lı kurumlarda davalarını savunmaları için Estonya Parlamentosu’na bir başvuruda bulundu. Bu fikrin sahibi, Tallinn ve Tartu Üniversiteleri’nde çalışmış ve Baltık bağımsızlığını ve Rus kuvvetlerinin önceden işgal ettiği topraklardan çekilmesini destekleyen çalışmalarından ötürü Estonya, Letonya ve Litvanya hükümetlerinden madalya almış Amerikalı analist Paul Goble’dı. (Goble, “Circassians”).
Çerkes Soykırımı’nın 147. Yıldönümünün arifesinde, Gürcistan Parlamentosu’nun bunu tanıyacağı bilinir hale gelmişti. Bu Çerkes hareketinde bir entrikaya sebep oldu. Milliyetçi örgütler (Ürdün Kafkasya Forumu ve Belçika, İsrail, Almanya ve Rusya Çerkes Kongreleri) Gürcistan Parlamentosu’na bir karar almaları yönünde teşvik edecek şekilde ayrı ayrı başvuruda bulundu. Öte yandan, Kültürelci DÇB ise Rusya Devlet Duma’sına bir “Çerkes Kültürünü ve Ulusunu Koruma ve Rehabilitasyon Programı” ile başvurdu (Chek).
20 Mayıs 2011’de Gürcistan Parlamentosu Çarlık Rusya’sının on dokuzuncu yüzyılda etnik Çerkesler'e uyguladığı katliam ve sürgün olaylarını soykırım olarak tanıyan oylamasını yaptı (Barry). Gürcistan Parlamentosu’nun kararı yasal olarak birinci ve ikinci hareketler esnasında geliştirilen benzer iki düşünceye dayanmaktaydı – Kabardey-Balkarya Parlamentosu’nun 1992 yılındaki kararı ve “sürmekte olan soykırım” kavramı.
Sonuç
Çerkes hareketi 1989'dan beri oldukça aktiftir. Üç stratejik hedefine ulaşabilme yolunda kayda değer bir çaba ve net bir ideoloji geliştirmiştir. Çerkes soykırımı Kabardey-Balkarya (1992), Adıgey (1996), Abhazya (1997) ve Gürcistan (2011) tarafından tanınmıştır. Çerkes topraklarının bölünmesinin üstesinden gelmek için çaba gösterilmiş ve Kabardey, Adıgey ve Çerkesya'nın Rusya Federasyonu içinde bir Çerkes Cumhuriyeti olarak birleştirilmesi amacıyla da önerilerde bulunulmuştur (2008). Çerkesler'in geri dönüşü 1990'larda başladı fakat sonra durdu. Fakat büyük Çerkes diasporasının bulunduğu ülkeler arasında kolay vize uygulamaları mevcuttur ve yakın zamanda da Rusya ile Türkiye arasında vizesiz geçiş uygulaması başlatılması sayesinde, tersine göç için kısıtlamalar sürüyor olsa da, Çerkes diasporasından milyonlarca kişi anavatanlarını ziyaret edebilmektedir.
2014 Olimpiyatlarının Çerkesya'nın son başkenti Soçi'de, Çerkes Soykırımının 150. yılında düzenlenecek olmasının üzerine gitmek -buna hem olumlu hem de olumsuz yaklaşanlar açısından- Çerkes hareketi için özellikle Gürcistan'ın Çerkes Soykırımı'nı tanımasının da ardından yeni olasılıklar doğurdu. Rusya Çerkes meselesinin üzerine eğilmek için gerekli yöntemleri henüz geliştirmedi ve 2012'deki cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından bunu yapması beklenebilir. Bazı Rus analistler Kremlin'in Çerkes sorununun en azından minör konularının ele alınmasını önermektedir (Markedonov).
Esas soru, Rusya'nın yaklaşmakta olan 2014 Soçi Olimpiyatları hakkında, Çerkes meselesi konusunda ne gibi adımlar atacağı şeklinde ortada durmaktadır. Öte yandan Kremlin Çerkes meselesine karşı herhangi bir sert tedbir alamamaktadır, çünkü konu uluslararası bir sorun haline geldiği için, bunu yapmak Rusya'nın uluslararası kamuoyundaki şöhretine zarar verecek ve prestijli olimpiyat oyunlarını düzenliyor olmanın da anlamını baltalayacaktır. Kremlin diğer taraftan Çerkes sorununu olumlu şekilde de çözümleyememektedir, çünkü bu durum da onları Çerkes milliyetçiliğinden çok daha hızlı güç kazanmakta olan çok tehlikeli Rus milliyetçi hareketiyle doğrudan karşı karşıya getirecektir.
2014 Soçi Olimpiyatlarından önce önümüzdeki yıllarda Çerkes hareketi daha da gelişecektir. Soykırımın tanınmasının ardından kültür odaklıların Gürcistan karşıtı hiçbir bir protesto düzenlememiş oldukları gerçeği, Çerkes hareketi içerisindeki kutuplaşmayı durdurma ve bütün hareketi birleştirebilecek güçlü bir merkezci kol yaratma ihtimalini işaret etmektedir. Çerkes Soykırımı'nın tanınması aynı zamanda dikkat çekici bir olayla da çakıştı. O gün, 20 Mayıs 2011'de, Rusya'lı bir Çerkes dağcı Marina Mezova Everest Dağı'na tırmandı ve Çerkes bayrağını gezegenin en yüksek noktasına yükseltti. Milliyetçiler, egemenlikçi ve merkezcilerle de destekli şekilde soykırımın tanınması için yaptıkları başvuruda başarılı oldukları sırada, aynı gün, uzlaşmacılar ve kültür odaklılar bir Çerkes kadının Everest Dağı'da tırmanışına arka çıktılar.
Teşekkür
Faydalı söyleşileri için Charles King'e teşekkür etmek istiyorum. Uluslararası Eğitim Enstitüsü ve Geprge Washington Üniversitesi'nin Hayward Isham Avrasya Çalışmaları Cemiyeti finansal ve kurumsal destek vermiştir. Jonty Yamisha, Henry Hale, Cory Welt, Sasha Schmeman, Robert Orttung, Harris Milonas, Justin Caton, bu makalenin ilk versiyonunun Bişkek Kırgızistan'da sunulduğu (12-15 Haziran 2011) Orta Asya Amerikan Üniversitesi'ndeki PONARS Avrasya çalıştayının katılımcıları, anonim eleştirmenler ve editörler de dahil olmak üzere makalenin ilk taslaklarını okuyan ve geri dönüşlerini sağlayan herkese özel teşekkürlerimi sunuyorum.
Notlar:
1. Milliyetçi, egemenlikçi, merkezci, kültür odaklı ve uzlaşmacı terimleri makalenin ileriki bölümlerinde açıklanacaktır.
2. Adıge Xase (kelime anlamı Çerkes Meclisi) Rusya'nın ele geçirmesinden önce bir çok Çerkes yerleşim yerinde kanun koyucu bir kurumdu. Son zamanlarda Rusya ve diaspora topluluklarındaki birçok Çerkes Sivil Toplum Kuruluşu için ortak bir isim olmuştur. Adıge Cumhuriyeti Parlamentosu da aynı şekilde Xase olarak adlandırılmaktadır.
Kaynaklar
- Alexander, Andrea. “North Jersey Circassians ‘In Exile’ Launch Olympic Protest.” North Jersey, 8 Feb. 2010. Web. 15 Mar. 2012.
- Anderson, Benedict. Imagined Communities. London: Verso, 1983. Print.
- Barry, Ellen. “Georgia Says Russia Committed Genocide in 19th Century.” New York Times, 20 May 2011. Web. 15 Mar. 2012.
- Besleney, Zeynel A. “Circassian Nationalism and the Internet.” Open Democracy, 21 May 2010. Web. 15 Mar. 2012.
- Chek, Cicek. “Address to the Members of the Russian Duma.” Circassian World, 19 May 2011. Web. 15 Mar. 2012.
- Cherkesy Vystupayut Protiv Olympiady. Institute for War and Peace Reporting. 9 Oct. 2007.,http://iwpr.net/node/28372..
- “Circassian Olympics Legitimizing the Sochi Olympics.” Justice for North Caucasus, Jan. 2010. Web. 15 Mar. 2012.
- Derluguian, Georgi M. Bourdieu’s Secret Admirer in the Caucasus: A World-System Biography. Chicago: U of Chicago P, 2005. Print.
- Dogan, Setenay Nil. “From National Humiliation to Difference: The Image of the Circassian Beauty in the Discourses of Circassian Diaspora Nationalists.” New Perspectives on Turkey 42 (2007): 77–101. Print.
- Gellner, Ernest. Nations and Nationalism. Ithaca: Cornell University Press, 1983. Print. “Genocide and the 2014 Olympics.” Idea of the Day, New York Times, 14 June 2010. Web. 15 Mar. 2012.
- Goble, Paul. “Circassians Increase Efforts to Secure Recognition of 1864 Genocide.” Window on Eurasia, 11 Oct. 2010. Web. 15 Mar. 2012.
- Goble, Paul. “In Vancouver, Circassians Urge Shifting Venue for 2014 Games away from Sochi.” Moldova.org: Politicom, 15 Feb. 2010. Web. 15 Mar. 2012.
- Hansen, Lars Funch. “Renewed Circassian Mobilisation in the North Caucasus 20 Years after the Fall of the USSR.” Paper presented at ASN 2011 World Convention, New York, 14 Apr. 2011.
- Hobsbawm, Eric J. Nations and Nationalisms since 1780: Programme, Myth, Reality. Cambridge: Cambridge UP, 1990. Print.
- “IOC Reply to Circassian Organizations.” No Sochi 2014, 20 Sept. 2007. Web. 15 Mar. 2012. Kaya, Ayhan. “Political Participation Strategies of the Circassian Diaspora in Turkey.” Mediterranean Politics 9.2 (2004): 221–39. Print.
- Kazenin, Konstantin. “O neizvestnykh Riskakh Cherkesskogo ‘Separatizma’.” Regnum, June 7, 2010. Web. 15 Mar. 2012. ,http://www.regnum.ru/news/1291262.html.
- King, Charles. “Imagining Circassia: David Urquhart and the Making of North Caucasus Nationalism.” Russian Review 66.2 (2007): 238–55. Print.
- Khodarkovsky, Michael. “The Indigenous Elites and the Construction of Ethnic Identities in the North Caucasus.” Paper presented at Research and Identity: Non-Russian Peoples in the Russian Empire, 1800–1855, Kymenlaakso Summer University, Kouvola, Finland, 14–17 June 2006.
- Manning, Paul. “Just like England: On the Liberal Institutions of the Circassians.” Comparative Studies in Society and History 51.3 (2009): 590–618. Print.
- Markedonov, Sergey. “The Circassian Tool.” Circassian World, 20 May 2011. Web. 15 Mar. 2012.
- “Murat Berzegov, Leader of ‘Circassian Congress,’ Gets Political Asylum in the USA.” Caucasus Knot, 16 July 2010. Web. 15 Mar. 2012.
- “Open Letter to Circassian Members of the State Council – Khasa of the Adygeya Republic.” Kafkasya Forumu, 13 Nov. 2010. Web. 15 Mar. 2012.
- “Parlament Adygei Prinyal Obrashenie Po Uchastiyu Cherkesov V Sochi.” NatPress, 25 Mar. 2010. Web. 15 Mar. 2012. ,http://www.natpress.net/index.php?newsid=4439.
- Peter Fitzgerald. Caucasus Regions Map. Wikitravel. August 3, 2008. ,http://wikitravel.org/ shared/Image:Caucasus_regions_map.png..
- Polandov, Demis. “Virtual Circassia.” Prague Watchdog, 6 Jan. 2010. Web. 15 Mar. 2012. Renner, Karl. Staat und Nation. Vienna: Josef Dietl, 1899. Print.
- Resolution Of The Parliament Of Georgia On The Recognition Of Genocide Of Circassians By The Russian Empire. No 4701-Ic. May 20, 2011. ,http://www.parliament.ge/index.php?lang_id=ENG&sec_id=63&info_id=31806..
- Shami, Seteney. “Prehistories of Globalization: Circassian Identity in Motion.” Caucasus Paradigms: Anthropologies, Histories, and the Making of a World Area. Ed. Bruce Grant and Lale Ya[ltilde]ın-Heckmann. Berlin: Lit, 2007. 191–218. Print.
- Shmulevich, A. “Voina Konferentsii Ili Opyat’ Evrei Vinovaty.” 7Kanal, 19 Apr. 2010. Web. 15 Mar. 2012. ,http://www.7kanal.com/news.php3?id=274824.
- Thomas, Ned. The Welsh Extremist: Welsh Politics, Literature and Society. Talybont, Wales: Y Lolfa, 1973. Print.
- Tlisova, Fatima. “The Challenges of the Sochi Olympics and Russia’s Circassian Problem.”
- North Caucasus Analysis 8.33, 16 Aug. 2007. Web. 15 Mar. 2012.
- Tokhtamish, Katia. “Dozens March in New York City for Circassian Recognition & Issues.” Circassian World, 5 Oct. 2007. Web. 15 Mar. 2012.
- Zhemukhov, Sufian. “The Circassian Dimension of the 2014 Sochi Olympics.” PONARS Eurasia Policy Memo No. 65, Sept. 2009. Web. 15 Mar. 2012.
- Zhemukhov, Sufian. “Circassian World: Responses to the New Challenges.” PONARS Eurasia Policy Memo No. 54, Dec. 2008. Web. 15 Mar. 2012.
- Zhemukhov, Sufian. “Skating on Thin Ice in Sochi.” Open Democracy, 4 June 2010. Web. 15 Mar. 2012.
Kaynak: Sufian Zhemukhov (2012) The birth of modern Circassian nationalism, Nationalities Papers: The Journal of Nationalism and Ethnicity, 40:4, 503-524
Çeviri: Şaguj Orkun
Orkun eline sağlık öncelikle. Bastan sona ancak okuyabildim. Bir yerde Cerkesya Yurtseverlerini Kafkasya Forumu ve Samsun Birlesik Kafkasya Dernegiyle ayni konumda degerlendirmis.
Cerkesya Yurtseverlerinin anavatandaki milliyetcilerin belirledigi 3 stratejik hedefle herhangi bir ayriliklari yoktur.
Bunlar soykirimin taninmasi, anavatandaki bölünmus Cerkesya halkinin tek bir federal birimde birlestirilmeleri ve diaspora cerkeslerinin dönüs haklarinin taninmasi ki biz buna RF tarafindan destek ve tesvik edilmesinide ekledik.
Yazarla yanilmiyorsam 2012 yilindaki 21 Mayis yuruyusunde karsilasmistik. Umarim bilgi eksikligidir.
Bunun disinda ozellikle Turkiyedeki gelismeler oldukca yuzeysel degerlendirilmis. Anavatan daki takvimsel olaylarda ve isimler uzerindede eksiklikler var ama genel olarak ingilizce okuyan dış dünya icin faydali bir analiz.
Son zamanlarda okuduğum en detaylı makalelerden.Arşivledim. Sağolun Ç.N adminlerine ve çeviriyi yapan Şaguj Orkun beye selamlar.
07 Ocak 2014 Salı Saat 02:13Orkun, ellerine, gözlerine sağlık!
Güzel bir çeviri ve çok iyi bir seçim.
Doğrusu ya!
Epey uğraşıp, hata aradım, bulamadım.
Büyük emek vermişsin...

