

Amjad M. Jaimoukha, Şubat 2014 Ürdün
Çerkes Meselesi yeni binyılın başından bu yana dünya kamuoyundan büyük ilgi görüyor. Bu hayırlı gelişmenin iki sebebi 2000’li yılların başında küresel dillere vakıf yeni bir Çerkes yazarlar ve aydınlar kuşağının doğması ve 2014 Kış Olimpiyat Oyunları’nın yapılacağı yer olarak 2007 yılında Soçi’nin belirlenmesidir. Bazı Çerkes grupların Soçi Olimpiyatlarına karşı yürüttükleri aktif kampanya ve 19. yüzyıldaki Çerkes Soykırımı’nın yeniden gündeme getirilmesi dünya çapında Çerkes Meselesi’ne yönelik farkındalığı artırdı.

Soçi Olimpiyatları kültürünü tanıtması için Çerkeslere altın fırsat sunuyor. Rus makamları kültürel program faslında Çerkeslerin yer alacağına söz verdiler.Bu “on beş dakikalık şöhret” Çerkes Meselesi’nin duyurulması açısından büyük önem taşıyacak. Bu aşamada artık beyhude bir çaba olan Olimpiyatı boykot çağrısı kabuk değiştirerek, Çerkes kültürünü ve Çerkesler ile ilgili sorunları tanıtmak için bilinçli bir çalışmaya dönüşmeli. Sesi çıkan ve etkili hitabet gücüne sahip Çerkesler gündeme damgalarını vurmak zorundalar.
Şapsığ Bölgesi ve Adigey Cumhuriyeti’nde yaşayan Çerkesler Soçi Kış Olimpiyatı’nın kültürel programında faal bir rol alacaklar. Olimpiyat, Adigey makamları ve kültür kurumları açısından kültürü tanıtmak ve Cumhuriyet için küresel farkındalık yaratmak bakımından hayati bir fırsat. Dolayısıyla Cumhuriyet bu mega etkinliğe tüm gücüyle hazırlık yapıyor. Adigeyli ve Şapsığ makamlar Çerkes kültürünü sporcular ve seyirciler için görünür kılacak ciddi bir program hazırladılar.
[Soçi Kış Olimpiyatları Çerkes Kültürü Bölümü ile ilgili olarak Çerkes Etüdleri Merkezi tarafından hazırlanmış raporu okumak için: http://circasvoices.blogspot.com/2014/01/report-on-circassian-component-of_3.html].
Bununla birlikte, Çerkes makamlarının programı sadece Rus dilinde sunacağı,dolayısıyla dünya kamuoyunu bilgilendirecek ve etkileyecek bir fırsatın kaçırtılacağı kaygısı hakim.Neyse ki başında olduğum Çerkes Etüdleri Merkezi kendi medya mecralarında Çerkes kültürü ile ilgili önemli miktarda materyali yayınlamış bulunuyor:
• “Çerkes Kültürü ve Folklorü” Facebook sayfası: [https://www.facebook.com/pages/Circassian-Culture-and-Folklore/192171867493752]
• “Çerkes Sesleri” : [circasvoices.blogspot.com]
• “Çerkes Halk Ozanları” Channel on YouTube : [http://www.youtube.com/user/CircassianMinstrels]
Dünyanın Çerkes Meselesi’ne artan ilgisine karşın, Çerkeslerin sorunlarıyla ilgili küresel farkındalık bir kaç sebepten dolayı istenen seviyede değil. Bunlar Çerkesya’daki akademisyenler ve aydınların dış dünyadan yalıtılmışlığı; Çerkesler’in kendilerine “Adiğe” demelerine rağmen Kabardey, Çerkes, Adigeyli, Şapsığ gibi resmi ayrımların sürmesi; dil bariyeri (Çerkesya’daki yayınların ağırlıklı olarak Rusça ve Çerkesçe olması, Batı Avrupa dillerine çok az yer verilmesi); Çerkes kültür ve folklorünün küresel öneminin takdir edilmemesi; Çerkesler’in kendilerini ulus olarak ilgilendiren hayati konulardaki şaşırtıcı çekingenliği ve kayıtsızlığı (Şapsığ ve Adıgey Çerkesleri şu anda bunun istisnalarıdır); Çerkesler’in arasına ayrılık tohumları ekmek ve Çerkes ulusunun meşru taleplerinin gerçekleşmesini engellemek için Rus Devleti’nin bitmek bilmez çabalarıdır.
Rus Devleti Çerkes halkının artan ulusal dayanışma ruhunun farkında ve bunu Kuzeybatı Kafkasya’daki hakimiyeti için potansiyel bir tehlike olarak görüyor.
Başta Avrupalılar olmak üzere uluslararası camianın Çerkeslere kulak vermesi, içinde bulundukları soyutlanmışlıktan kurtulmalarına yardımcı olması ve daha fazla destek vermesi gerekiyor. Buna karşılık Çerkesler de taleplerini içtenlikle ortaya koymak için azami çaba sarfetmeliler. Çerkes aktivistleri uluslarının karşı karşıya olduğu sorunları öncelik sırasına koymalı, çözüm için proaktif ve ortaklaşa bir yaklaşım sergilemeliler. Diplomasi diline vakıf hale gelmeliler.
Olimpiyatların ötesinde, Çerkesler için bir numaralı ulusal mesele modern bir bağımsız devletin kurulması yolunda birlik ve bütünlüğü gerçekleştirmeleridir. Ne var ki, bizzat Çerkesler bu hedefe sahip çıkmıyor ve ikinci derecede öneme sahip bir konu muamelesi yapıyorlar.
Çerkes dili ve kültürünün uzun vadede hayatta kalması Çerkesler’in kendi kaderlerinin efendisi haline gelmelerine, hızlanan Ruslaştırma ile tırmanan küreselleşme karşısında ulusal kültürlerinin korunması ve geliştirilmesi hedeflerine öncelik vermelerine bağlıdır. Çerkes kültür adamları uçurumun kenarına gelindiği gerçeğini kabul ediyorlar. Modern tarihin ilk sistematik soykırımı olan Çerkes Soykırımı korkunç bir trajedi idi ve Çerkesler bu gerçeğin evrensel ölçekte tanınacağı günü iple çekiyorlar. Ama bugün için en önemli mesele ulusal ruhun nasıl korunacağı sorunudur.
En yalın haliyle söylersek, "Dil ve kültür yoksa, ulus da yoktur!"
Not: Amjad M. Jaimoukha; Amman'da (Ürdün) Çerkes Etüdleri Merkezi (Centre for Circassian Studies) adlı kuruluşun direktörlüğü görevini yürütmektedir.
Kaynak: http://circasvoices.blogspot.com.tr/2014/02/the-sochi-olympics-circassian-genocide.html
Çeviri: Dr. Ömer Aytek Kurmel
19 Şubat 2014
Cherkessia.net
Aytek bey çevirinizi okuyunca aklıma ne geldi biliyormusunuz.Ortadoğudaki çerkes halkının sesi çok çıkmıyor.Bu konuda türkiye başı çekiyor gibi. Yani demem o ki üretimleri yok veya çok az. Ürdünde onca Çerkes var ama ben ilk defa görüyorum onlardan birinin yazısını.Birde seneler önce annesi çerkes olan ürdün prensi Alinin türkiye gezisi vardı yanılmıyorsam.
sayın Amjad Jaimoukhanın yazısına bakarsak dünyadanda çerkeslerin sorunlarındanda kopuk değiller.Çeviri için kendi adıma teşekkür ediyorum.