

“Bir ulus, hangi ulus olursa olsun, isterse en küçük bir ülkede yaşıyor olsun, kendi ülkesinde dilediği gibi yaşayabilmeli, hiç kimse o ulusun, o ulus insanlarının bağımsızlığına son verme ve müdahale etme hakkına sahip olmamalı”. Lazare Carnot

Doğru tutum öyle olmalı. Ancak dünya henüz o gibi değerler düzeyine ulaşabilmiş değil. Egemen sınıfların ideolojisi bu değerleri dışlayarak yayılıyor - kendi sınıf çıkarlarını her ne pahasına olursa olsun gerçekleştirmenin uğraşısında.
Bir gün değil, bir ay, bir yıl değil, iki, üç değil – iki büyük yüzyılın, XVIII – XIX yüzyılların tamamını kapsıyor Adıge ulusunun başına gelen büyük yıkımın, felâketin boyutu. Adıge ne gibi bir suç ya da günah işlemişti de, ulusa bu yıkım reva görülmüştü? Ulusumuzun geçmişine yüzümüzü çevirdiğimizde buna benzer çok sayıda üzücü soruyla karşılaşıyoruz. Gerçekler de öyle. Bugün, şükür, dağılıp gitmiş olsak bile, ulusun özü/ çekirdeği (temeli/ ĺaḉe) hâlen anayurdunda, komşu uluslarla birlikte, Büyük Rusya ülkesi içinde bağımsız devlet olduk, uzun yıllardan beri özlemini çektiğimiz ulusal devletimize kavuşmuş olduk, artık Adıge Cumhuriyeti gelişim süreci içinde. Ancak, sözünü ettiğimiz olaylar bu son dönemle sınırlı değil, ulusumuzun geleceğine ilişkin çok şeylerin çözümü de önde, çözüm bekliyor. Uzak geçmiş, bugün ve geleceğin üzerinde durur, araştırır ve öğrenirsek, işte o zaman daha iyi günlere doğru yol alabiliriz.
Adıgeler Kafkasya’nın en eski uluslarından biri, uzun tarihsel yaşam yolculukları süresince Adıgelerin kendi içlerinde de çok yönlü farklılıklar, özellikler oluşmuş durumda. Araştırmacılar 200 yıldan beri olup bitenleri öğrenmeye çalışıyorlar, ancak bu uzun tarihi dönemin siyasal olay ve gelişmelerini yeterince çözümleyebilmiş ya da aydınlatabilmiş değiller, bunu da belirtmeliyiz. Sorunun aydınlatılamamış olmasının sorumluluğunu biliminsanlarına, araştırmacılara yükleyemeyiz, asıl neden, asıl sorumluluk devletlerin dayattıkları ideolojilerden kaynaklanıyor.
Adıge ulusunun tarihi, kökü yeterince aydınlatılamamış olduğu için, Adıge düşünürleri, yazarları ve tarihçileri yüzlerini ister istemez uzak geçmişe çevirmek, o yolla gerçeğe ulaşmak istiyorlar. Aziz Meker’in yazdığı “Русские в Черкесии ” (Ruslar Çerkesya’da) (1760 – 1864) adlı kitap ulusumuzun tarih makarasına sarılı ince ipliklerden biri sayılabilir.
Sözünü ettiğimiz kitabın yazarı Türkiye Çerkes diasporasından yetişmiş, eğitimli ve seçkin kişilerden biri. Uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde onun ulusumuzun haklarını savunmak için büyük çalışmalarda bulunduğunu söylemek durumundayız.
Aziz Meker (şimdi Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’nde bulunan) Biberd köyünde doğdu (- d. 1877- ö.1941-). Çerkessk kentinde ilkokula başladı. Ancak Mekerler aile olarak topluca Osmanlı ülkesine göç ettiler. Aziz, şanslı olmalı, eğitimini İstanbul’da tamamladı. Bilinçlendiği günden başlayarak ömrünü ulusların yaşam hakkını/ haklarını savunma konusuna adadı. En çok da, kendi Adıge ulusunun yıkıma uğraması, dağılması ve onun yeniden bir araya getirilmesi sorunuyla ilgilendi. A. Meker, yeni düşünce ve makaleler üretme dışında, bu büyük sorunu çözme amacıyla oluşturulmuş örgütlerde, komitelerde aktif görevler aldı ve çalıştı. Ancak “Atın başı geçtikten sonra kuyruğuna yapışma” (шышъхьэр зыблэкIыкIэ шыкIэм улъымыбэнэжь) Adıge sözünün de bir anlamı olmalı. Kopmuş olan ulus ipini yeniden bağlamak zorlaşmıştı artık, öncüler nereye koşsalar, nereye baş vursalar karşılıksız kalıyordu; Adıge ipi kopmuş, Adıge birliği parçalanmış ve dağılmıştı: Anayurtta kalanlar ve dış ülkelere düşmüş olanlar biçiminde. Bu büyük yıkım nereden gelmişti, nedeni neydi bunun?
Aziz Meker’in bu son soruya bir yanıt verdiği görüşündeyim.
Aziz Meker’in “Ruslar Çerkesya’da” adlı kitabının 2013 yılında yayınlanan Rusça çevirisi karşımda. Üzerinde James Bell’in çizdiği ve dalgalanan bayraklar taşıyan atlı birliklerin yer aldığı bir resim var. Yüzyıl süren Adıge-Rus Savaşı’nın görüntüleri bu resimden adeta fışkırıyor. İşte bu savaş yüzünden Adıge ulusu yıkıma uğramamış mı…
Kitabı Fransızcasından çeviren kişi Adıge Devlet Üniversitesi’nde dilbilimleri uzmanı, Kaplan kızı Prof. Dr. Bedaneko Susann’dır.Yayında yardımları dokunan kişiler arasında fizik-matematik uzmanı, Maykop Teknoloji Üniversitesi dekanı Dr. M. Bedaneko da var, Aziz Meker’in kitabını değerlendiren (analiz eden) kişi ise Tembot Қeraş Sosyal Bilimsel Araştırma Enstitüsü’nde müdür yardımcısı ve tarih bilimleri uzmanı Dr. A. Peneşu’dur.
Aziz Meker kitabında Çerkesya’nın dünya politikası içinde bir yerinin bulunduğunu söylüyor. Dönemin Rusya diplomasisinin niteliği, Adıge ulusunun kendi iç yapısı, özellikleri, Adıge iç ekonomisi, Rus devlet memurlarının, görevlilerinin tutumları, yetkileri; en sonunda da savaş. Adıgelerin göç ettirilmeleri, topraklarından çıkarılmaları Kararı. 1864 yılı haziran ayı. Umarsız bir dış göç, kaçış. Dönemin Rus hükümetinin tutumu. Rusya’nın Çerkesleri acımasız bir biçimde ülkesinden sürmesi süreci, ulusu haksız biçimde cezalandırma. Kısa bir özet. Bunların hepsini kitabında sunuyor.
Aziz Meker yaşamını ulusuna vakfetmiş biri, elinden gelen her şeyi özverili bir biçimde ulusu için yapmış, bu gerçeği kitabından anlıyoruz. Bu gibi süzülmüş çalışmalar, en çok da yüksek eğitim kurumlarında, meslek okullarında ve liselerde, özellikle de tarih dersi saatlerinde değerlendirilmelidir. Büyük küçük herkes geçmiş tarihimizi derinlemesine öğrenecek olursa, ulusal onur ve ulusa saygı anlayışı yeniden canlanacak, bireylerimiz arasında bilimsel anlayış, hoşgörü daha da güçlenecek, bu gibi kişilerin kendileri de daha da bir bilinçlenmiş olacaklar. “İki isen birsin, bir isen yoksun” (УтIумэуз, узымэ ущымыIэ папкI) demişler atalarımız. Birbirini korumak, kimseye boyun eğmemek için de sıkı bir dayanışma içine girmek gerekmez mi?!
Mamırıko Nuriyet
Adıge mak, 20 Mart 2014
Çeviri: Hapi Cevdet Yıldız