

Dmitri Trenin, 17/06/2014
Ukrayna’dan Güney ve Doğu Çin Denizleri’ne kadar uluslararası sistem, yeni bir denge ararken bile yeni bir türbülansa giriyor. Görünürde ABD ve Rusya, Ukrayna üzerinden birbirleriyle çatışıyorlar. Gerçekte ise, Soğuk Savaş sonrası düzenin temelleri yüzünden çatışıyorlar. Genişleyen Batı etkisini geriletmeye çalışan Rusya’ya revizyonist ve “yeniden dirilen” deniyor. Çin henüz ABD ile çatışmıyor, ama Çin-ABD ilişkisi de zorluklar yaşıyor. Çin güçlendikçe, kıyılarının doğu ve güneyindeki sularda çıkarlarını gündeme getiriyor ; bu yüzden ona “kendini hissettiren” deniyor. Rusya’nın Avrupalı komşuları gibi, Çin’in Asya’daki küçük komşuları da kaygılılar ve ABD’den kendilerini korumasını istiyorlar. Böylece Soğuk Savaş ittifakları yeniden canlanıyor ve yeni gayrı resmi ittifaklar doğuyor.

Bu arada, Çin ve Rusya yakınlaşmaya devam ediyorlar. Açıkça ittifak içinde değiller ve bir dizi konuda çıkarları çelişiyor, hatta çatışıyor. Ama ikisi de kurallarını ABD’nin koyduğu ve onun tek arabulucu olduğu küresel düzene meydan okuyor. Çin bunu Rusya’ya göre çok daha ince yöntemlerle yapsa bile, iki ülke de ABD’nin hakimiyeti altındaki sistem içinde yer almaya çalışmanın değmediğini anlamış görünüyor. İkinci Dünya Savaşı ertesinde Almanya ve Japonya kendilerine uluslararası sistem için yer bulmuş olsalar da, Çin ve Rusya kendi egemenlikleri ve stratejik bağımsızlıkları konusunda çok duyarlılar. Bu duyarlılık iki ülkenin yakınlaşması önünde bir zorluk olarak dursa bile, Çin ve Rusya’nın çıkarları uzun vadede yakın işbirliği içine gireceklerinin sinyallerini veriyor.

Dmitri Trenin: Carnegie Moscow Center Direktörü
2014 yılının ortası itibariyle, ABD’nin Çin ve Rusya ile ilişkileri – son 40 yıl içinde ilk defa – iki ülkenin ikili ilişkilerinden daha kötü bir noktada bulunuyor. Oluşmakta olan ve ABD’nin muhtemelen görmezden geldiği orantısız üçgen içinde Rusya bir faktör olarak ilgi görmezken, Çin her zamankinden daha büyük bir avantaja sahip bulunuyor. Çin bu konumu sayesinde daha fazla kaynağa erişebilecek ; ayrıca, kıyılarının güneyi ve doğusundaki meselelerle ilgilenirken kuzeydeki stratejik gerisi daha da güvenli hale gelecek. ABD’nin 1990’lı yıllardan beri Avrasya’da hakim güç olarak elinde tuttuğu benzersiz pozisyon artık tarihe karıştı. Pentagon’un geçen ay Kırgızistan’daki Manas hava üssünü sessizce terk etmesi bu dönemin sembolik kapanışıdır.
Kaynak: http://carnegie.ru/eurasiaoutlook/?fa=55915
Çeviri: Dr. Ömer Aytek Kurmel
Cherkessia.net, 2 Temmuz 2014
****
The Resurgent, the Assertive, and the Uncertain: Power Shift in Eurasia
Dmitri Trenin, 17/06/2014
From Ukraine to the South and East China Seas, the international system experiences new turbulence, even as it searches a new balance. Ostensibly, the United States and Russia are in a conflict over Ukraine. In reality, they are in a conflict over the fundamentals of the post-Cold War settlement. Russia, pushing back against expanding Western influence, is labeled revisionist and "resurgent." China is not yet in a conflict with the United States, but the Sino-U.S. relationship, too, is experiencing increasing strains. As its power grows, China advances its interests in the maritime zones east and south of its shores, for which it is termed "assertive." Worried, China's smaller neighbors in Asia, like Russia's in Europe, are flocking to seek U.S. protection, thus re-invigorating Cold War-era alliances and creating new informal ones.
Meanwhile, China and Russia continue to draw closer together. They are not in a clear alliance, and have a number of diverging, even partially colliding interests, but they both challenge the global order in which the United States is the norm-setter and the sole arbiter. The Chinese do this in a much subtler way than the Russians, but both appear to have come to the conclusion that working one's way into the U.S.-dominated system is not worth it. This may have worked for Germany and Japan in the aftermath of World War II, but China and Russia are adamant about their sovereignty and strategic independence. This, incidentally, imposes constraints on how close they themselves would wish to become, but China's and Russia's overriding interests point toward close long-term cooperation.
In mid-2014, for the first time in four decades, the U.S.'s relations with China and Russia are substantially worse than those two countries' bilateral relations. The lopsided triangle now being formed and probably ignored in Washington, where Russia is heavily discounted as a factor, has Beijing in a more advantageous position than ever before. This position would allow China access to more resources, and would make its strategic rear in the north even more secure as it deals with the issues south and east of its shores. The result is that the unique position that the United States has held since the 1990s as the dominant power in Eurasia is now history. Symbolically, the Pentagon's quiet departure last month from the Manas air base in Kyrgyzstan closes the book on that era.
Dmitri Trenin: is Director of the Carnegie Moscow Center
Çevirileriniz çerkes dünyasınıda ilgilendiren jeopolitik çerçeveyi tanımamıza faydalı oluyor. Ayrıca birbiriyle paralel konuları farklı bakışlardan sayfaya taşımanız tam isabet. Trenin'in şu makalesi ile Dempsey'in bir üstteki makalesi bir arada okunması gereken analizler. Ufuk açan çeviriler için site moderasyonuna ve sayın Aytek Kurmel'in emeklerine teşekkürler Çerkes ınternet yayıncılığında çıtayı yükselttiğiniz için.
04 Temmuz 2014 Cuma Saat 18:15