Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yayılmacılık : Rusya Dış Politikasının Özü
19 Ağustos 2014 Salı Saat 09:27
 
 
Volodymyr Valkov,12 Ağustos 2014 
 
Vladimir Putin'in Rusyası giderek daha yayılmacı oluyor. Kırım’ın ilhak edilmesi, Ukrayna’nın doğusuna Çarlık döneminde kullanılan Novorossiya (Yeni Rusya) adının verilmesi, Sovyet sembolizması ve mitolojisinin canlandırılması, Ukrayna’da terörizmin ve ayrılıkçılığın desteklenmesi, Moldova, Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’da donmuş çatışmaların kullanılması, baskıyla Avrasya Birliği’nin kurulması, Gazprom’un siyasal silah gibi kullanılması ve dış ülkelerde yaşayan Rusça konuşanların korunması hakkının uydurulması Rusya’nın saldırgan yayılmacılığının örnekleri.
 
Yayılmacılığın altını Amerikan karşıtlığı çiziyor. Rusya özellikle ABD ile Avrupalı ortaklarının arasını açma potansiyeli taşıyan konularla ilgileniyor. Bunlardan birisi Amerikan istihbarat faaliyetlerinin teşhir edilmesi. Küba’nın Sovyetler döneminden kalan borçlarının silinmesi, Putin’in Latin Amerika gezisi ve BRICS kalkınma bankasının kurulması, Suriye konusunda Amerika’nın pozisyonuna muhalefet etmek ve Rusya-Çin ilişkilerinin güçlendirilmesi gibi adımlarla Rusya ABD ile jeopolitik rekabeti sembolik olarak canlandırıyor.
 
Siyasal, sosyal ve ekonomik bakımdan Rusya hala geri bir ülke. Rusya’da siyaset eski komünistlerden ve KGB görevlilerinden oluşan bir şebekenin tekelinde. Rusya hala Sovyetler Birliği’nin ihtişamının ve İkinci Dünya Savaşı’ndaki zaferin mirasını yiyor. İnsan hayatı Rusya’da en ucuz ve en az önem verilen kaynaklar arasında yer alıyor. Rusya’da insan hakları yok. Rusya’da bütçe ve ihracat ağırlıklı olarak petrol ve gaz gelirlerinden oluşuyor. Bütçenin en önemli harcama kalemi silah üretimi. 
 
Rusya’nın geri kalmışlığına verilecek çok örnek var. Ama diğer yandan Rusya’nın yayılmacılığı  uluslararası sistemi tehdit ediyor. Ukrayna’da yaşananlar bunun en canlı örneği. MH17 sefer sayılı Malezya uçağının düşürülmesi Rusya’nın terörist grupları kurma, donatma ve kullanmada vahim hesap hataları yaptığını gösteriyor.
 
Rusya’nın yayılmacılığı demokrasinin kök salmasını engellemeyi hedefliyor ; özellikle başta Ukrayna olmak üzere eski Sovyet cumhuriyetlerinde. Rusya’nın mevcut yönetimi Ukrayna’yı kendi “orijinal” topraklarının parçası ve Ukraynalıları da Ruslarla tek halk kabul ediyor. Putin bu görüşü Nisan 2014’de bir televizyon programında ve başka vesilelerle dile getirdi.
 
Euro Meydan Rusya kukla medyası tarafından faşist bir darbe olarak karalanıyor. Rusya hükümeti Ukrayna’nın demokrasiye bağlılığını her fırsatta lekelemeye çalışıyor. Moskova tarafından düzenlenen Ukrayna karşıtı etkinliklerinin en rahatsız edici örneklerinden birisi Kırım’da 9 Ağustos günü açık havada sergilendi ; teatral olarak Ukrayna önce faşist güçlerce istila ediliyor, sonra şanlı Rus askerlerince kurtarılıyordu.
 
Meydan protestosu Ukrayna halkını demokratik bir gelecek için bir araya getirinceye kadar Rusya yayılmacılığını çok net olarak fark etmek mümkün değildi. Şimdi Ukrayna yeni bir hamle yapıyor ; Moskova’nın otoriter jeopolitik yörüngesinden çıkmaya, Sovyet döneminin yolsuzluğundan kurtulmaya ve demokrasisini inşa etmeye çalışıyor. Buna karşılık Rusya Ukrayna’nın demokratik dönüşümünün başarısızlığa uğraması için kaba kuvvet kullanıyor.
 
Ukrayna’nın Rusya’ya karşı direnişi post-Sovyet dönemin en şiddetli çatışmasına yol açtı ; can kaybı ve altyapının uğradığı zarar açısından 2008 Rusya-Gürcistan Savaşı’nı geride bıraktı. Bugün Rusya militarizmi en yüksek noktasına ulaştı. Putin'in toprak iddiaları, tarihin çarpıtılması, halklar arasında  nefretin kışkırtılması, savaş çığırtkanlığı, saldırgan askeri ve dış politika doktrinleri, demokrasi-, Avrupa- ve Amerikan-karşıtı söylem şunu gösteriyor : Putin’in diktatörlüğü Avrupa’nın karşı karşıya olduğu en büyük tehdittir.
 
Ukrayna’nın Rusya’nın saldırganlığına karşı direnişi demokratik değerlerin etkili biçimde yayıldığını gösteriyor. Demokrasi Polonya’da kök saldı ve şimdi Ukrayna’yı değiştiriyor. Demokratik ve Avrupalı hedefler Gürcistan ve Moldova’yı dönüştürüyor. Demokrasi dinamikleri er geç Rusya’ya da ulaşacak ; ama Putin rejiminde değil ve ancak Ukrayna demokrasisi başarılı olursa. 1990’lı yılların ekonomik felaketinden sonra Rusya halkı demokrasiye güvenmiyor. Putin bugüne kadar işte bu korkuyu suistimal etti ; “etkin yönetimin” bedeli olarak halkın özgürlüğünü çaldı.
 
Putin bireysel özgürlüklerin gaspedilmesinin karşılığı olarak asgari yaşam standardı ve “istikrar” sunuyor.  Rusya hükümeti toplumsal paranoyayı canlı tutmak için demokrasi korkusunu kurguluyor. Kremlin demokrasinin Rus devlet geleneğine ters olduğunu ve Rusya halkının ihtiyaçlarını karşılayamayacağını, ayrıca Ukrayna örneğini vurgulayarak zayıf bir devlette demokrasinin faşistleri iktidara getirebileceğini göstermeye çalışıyor. 
 
Volodymyr Valkov: İnsan hakları aktivisti, araştırmacı, siyaset analizcisi ve Amerikan Yahudi İnsan Hakları Ukrayna Bürosu (Lviv, Ukrayna) proje müdürü. Yüksek lisans eğitimini Uluslararası İlişkiler dalında Cenevre Uluslararası ve Kalkınma Çalışmaları Yüksek Lisans Enstitüsü’nde tamamladı.
Volodymyr Valkov: İnsan hakları aktivisti, araştırmacı, siyaset analizcisi ve
Amerikan Yahudi İnsan Hakları Ukrayna Bürosu (Lviv, Ukrayna) proje müdürü.
Yüksek lisans eğitimini Uluslararası İlişkiler dalında Cenevre Uluslararası ve
Kalkınma Çalışmaları Yüksek Lisans Enstitüsü’nde tamamladı. 
 
Demokrasi Rusların özdeşleşebilecekleri bir ülkede başarılı olmadıkça çürümüş Rusya seçkinleri yabancı düşmanlığını ve demokrasiden duyulan korkuyu körüklemek suretiyle halkı diktatörlüğü tercih etmeye zorlayabilirler. Rusya’nın yayılmacılığı ve otoriter değerleri karşısında Ukrayna’nın demokratikleşmesi en gerçekçi ve en uygulanabilir uzun vadeli stratejidir.
 
Batı’nın demokratik değerleri benimsemeye istekli eski Sovyet ülkelerine desteğini iki kat artırması gerekiyor. 70 yıllık Sovyet komünizmi ve 44 yıllık Soğuk Savaş 1991 yılında bir anda bitmedi. Çoğu Sovyet deneyimi yaşamamış Batılı ülkeler, aralarında Ukrayna’nın da olduğu eski Sovyet cumhuriyetlerinde bazı kesimlerin Sovyetler Birliği’ne benzer bir modelin ihyasını hala sabırsızlıkla beklediğini anlamak zorundalar. Putin Ukrayna’nın doğusunda bugün bu kesimleri kullanıyor.
 
Rusya dış politikasının özü yayılmacılıkken, iç politikasının esası izolasyona dayanıyor. Rusya’da ifade özgürlüğünün yok edilmesinin son örneği Nisan 2014’de kabul edilen yasa ; buna göre 3.000’den fazla abonesi olan blogcular kendilerini kaydettirmek zorundalar. Rusya parlamentosunun Mayıs 2014‘de kabul ettiği başka bir yasaya göre Kırım’ın Ukrayna’ya ait olduğunu söyleyenler suç işlemiş sayılıyor. Putin rejimi sadece dışarıdan gelen değil, halkından gelen fikirleri ve eleştirileri de engellemek istiyor. Siyasal ve sivil hakların yasaklanması Rusya’nın sadece Batı ile değil, kendi içinde de savaş halinde olduğunu gösteriyor. Rusya-Ukrayna Savaşı silahlar yerine değerler üzerinden yapılıyor.
 
Rusya’nın Ukrayna’yı ele geçirmemesi ve Kırım’ın yasadışı ilhakının durdurulması için Avrupa ve Amerika’nın en sert yaptırımları uygulaması gerekiyor. 9 Ağustos’ta Rus askerleri eşliğinde ayrılıkçı teröristlere “insani yardım” yardım göndermesi Rusya’nın Ukrayna’nın doğusuınu işgal fikrinden vazgeçmediğini gösteriyor. 
 
12 Ağustos’ta 280 kamyondan oluşan yeni insani yardım girişimi Rus güçlerinin Ukrayna’ya girmesi için planlanmış bir kışkırtmadan başka bir şey değil. 
 
Eğer Rusya Ukrayna’yı yutmayı başarırsa ardından diğer eski Sovyet ülkeleri üzerinde hakimiyet kuracak, Avrupa haritasını değiştirmeye devam edecek, dünyadaki çatışma bölgelerini kaşıyacak ve terörizmi profesyonelleştirecek. 
 
Kaynak: http://www.neweasterneurope.eu/articles-and-commentary/1292-expansionism-the-core-of-russia-s-foreign-policy
 
Çeviri : Dr. Ömer Aytek Kurmel
 
Cherkessia.net, 18 Ağustos 2014
 
 
****
 
Expansionism: The Core of Russia's Foreign Policy 
 
Volodymyr Valkov,12 August 2014 
 
Vladimir Putin's Russia is becoming increasingly expansionist on the international arena. The annexation of Crimea, the naming of Ukraine's eastern regions as Novorossiya (New Russia) using tsarist terminology, revival of Soviet symbolism and mythology, the sponsorship of terrorism and separatism in Ukraine, the organisation of frozen conflicts in Moldova, Georgia, Armenia and Azerbaijan, coercive creation of the Eurasian Union, aggressive use of Gazprom as a political tool, and the formulation of a right to protect Russian speakers abroad – it is not hard to find examples of Russia's aggressive expansionism.
 
Russian expansionist foreign policy is clearly marked by anti-Americanism. Russia seems to be particularly interested in issues that have a high potential of breaking coalitions between the United States and its European partners. One of them is Russian facilitation of activities that expose American intelligence practices. Perhaps symbolically, Russia is reviving the direct geographical rivalry with the US as might be seen from the cancellation of Cuba's Soviet era debt, Putin's Latin American tour and the creation of the BRICS development bank, opposition to the US on Syria and repeated attempts at intensifying Russian-Chinese relations.
 
Russia is still a backward country in the political, social and economic aspects. Russian politics is run mostly by a network of former communists and ex-KGB officers. Russia continues to dwell on the glory of the Soviet Union, uncertain as it may be, and victory in the Second World War. Human capital is underestimated and human life in general is one of the cheapest, most undervalued resources in Russia. Human rights do not exist in Russia and Russia's budget and export consists mainly of oil and gas revenues. Most of the budget is spent on arms acquisition. 
 
The list of Russian backwardness continues, but at this point from what we have seen happening in Ukraine due to Russian actions compellingly indicates that Russian expansionism is a very dangerous development in the international system. The downing of Malaysian flight MH17 also demonstrates Russia's extremely poor judgment in creating, equipping and using terrorist groups for achieving dubious foreign policy objectives. 
 
Russian expansionism is directly opposed to the spread of democracy, especially in the former Soviet republics and even more so in Ukraine. Russian current leadership views Ukraine as part of its own “original” territory and considers Ukrainians as part of the same Russian people. This position was presented clearly by Putin during a state-organised live TV call-in show in April 2014 as well as on many other occasions. 
 
The EuroMaidan is now being vilified by the Russian puppet media as a fascist coup d’état. The Russian government is using every available opportunity to smear Ukraine's growing commitment to democracy. One of the most disturbing examples of such government-sponsored Ukraine bashing was performed at the open-air show in Crimea on August 9th, where Ukraine was theatrically portrayed to the audience as a having been overrun by fascist forces and later gloriously liberated by Russian troops.
 
Until the Maidan protest that united most Ukrainians in their choice for a democratic future, Russian expansionism was not clearly visible. Now, as Ukraine is making another attempt to leave Moscow's authoritarian geopolitical orbit, overcome Soviet-era corruption and build democracy, Russia is desperate to use force in order to prevent a successful democratic transformation of Ukraine. 
 
Ukraine's resistance to Russia has led to the greatest conflict in the post-Soviet area, surpassing the fighting during the Russo-Georgian War of 2008 in terms of infrastructure damage and casualties. Today Russia's militarism has reached its highest level. Putin's territorial claims, distortion of history, incitement of inter-ethnic hatred, provocative preludes to war, invasive military and foreign policy doctrines, anti-democratic, anti-European and anti-American rhetoric all suggest the following: Putin's dictatorship is Europe's greatest threat.
 
Ukraine's resistance to Russia’s unprovoked aggression demonstrates that the dissemination and spread of democratic values works. Democracy has succeeded in Poland and it is now changing Ukraine. Democratic and European aspirations are transforming Georgia and Moldova. They will eventually work in Russia, but never under Putin's regime and only if Ukraine does not fail as a democracy. After the economic misery of the 1990s, the Russian people are distrustful of democracy. That is the fear that Putin has exploited so far to steal their liberties in return for his “effective management”.
 
Putin offers a minimum standard of living and “stability” in exchange for the curtailment of individual freedoms. Another national fear that the Russian government is manufacturing to intimidate the society is that of democracy itself. The Kremlin seeks to show that democracy is incompatible with the Russian tradition of government, incapable to meet the needs of the Russian people, and – citing the Ukrainian example – that democracy in a weak state can bring fascists to power.
 
Without a successful example of democracy in a country that most Russians can most easily relate to, the corrupt Russian ruling elite will continue to promote xenophobic and anti-democratic fears in the Russian society, enticing the people to accept dictatorship as a preferred model. The democratisation of Ukraine is the most pragmatic, realistic and affordable long-term strategy against Russia's expansionism and authoritarian values.
 
The West must double its support for the democratisation of the former Soviet countries that are showing their interest in such values. Almost 70 years of Soviet communism and 44 years of Cold War did not suddenly end in 1991. It must be clearly understood by the western countries, many of whom have little or no experience of the Soviet system, that some parts of the population in the former Soviet republics, including Ukraine, still feverishly hope for the restoration of some semblance of the Soviet Union. This is the section of population that is being used by Putin in eastern Ukraine in order to sustain his expansion.
 
While the core of Russia's foreign policy is expansionism, the essence of its internal policy is isolation. The most recent example of the disappearing freedom of expression in Russia is the law adopted in April 2014 that requires a registration of bloggers who have more than 3000 subscribers. Another law adopted by the Russian parliament in May 2014 prescribes criminal responsibility for saying that Crimea is a part of Ukraine. Clearly, Putin's regime is intent on blocking ideas and shutting down criticism not only from outside but also from its own people. The internal restriction of political and civil rights provides an important insight. It illustrates that Russia is not only at war with the West, but also at war with itself. And it also means that the Russian-Ukrainian War is not simply a war of military muscle, but a war of values.
 
The toughest European and American sanctions are absolutely justified and necessary to stop Russia from acquiring control over Ukraine, or parts of Ukraine, including the illegal annexation of Crimea, which must be reversed. The occupation of eastern parts of the Ukrainian territory is evidently on the Kremlin’s immediate agenda, as seen from the Russian earlier unaccomplished efforts on August 9th to send “humanitarian aid” escorted by Russian troops to the areas controlled by the Russia-sponsored terrorists and separatists.
 
The repeated attempt on August 12th to deliver humanitarian aid from Russia, which is said to consist of a convoy of 280 trucks, this time presumably cleared of any Russian military supervision and the process of its distribution is also highly likely to become a source of provocation with the potential to create a pretext for the deployment of Russian military forces in Ukraine.
 
If Russia succeeds in swallowing Ukraine, or any of its parts, by imposing its own vision of order, it will subsequently enable Russia to impose its decision-making authority over other post-Soviet states, continuing to change the map of Europe, inflaming conflict areas in other parts of the world and professionalising terrorism.

Bu haber toplam 2585 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net