Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Polonyalı Aydınlardan Çağrı : Danzig’den Donetsk’e
03 Eylül 2014 Çarşamba Saat 17:36
 
 
The Economist, 1 Eylül 2014
 
Polonyalı aydınlara göre İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıcından YETMİŞ BEŞ yıl sonra Batı bir kere daha saldırganlığa boyun eğiyor. Gazeta Wyborcza (Polonya), La Libre Belgique (Belçika), Die Welt (Almanya), Le Monde (Fransa)günlük gazeteleri ve Ukrayna medyasında yayınlanan metin Avrupa’ya geçmişin hatalarını tekrarlamama çağrısı yapıyor. 
 
 
İmzacıların isimleri şöyle: Władysław Bartoszewski, Jacek Dehnel, İnga İwasiów, İgnacy Karpowicz, Wojciech Kuczok, Dorota Masłowska, Zbigniew Mentzel, Tomasz Różycki, Janusz Rudnicki, Piotr Sommer, Andrzej Stasiuk, Ziemowit Szczerek, Olga Tokarczuk, Eugeniusz Tkaczyszyn-Dycki, Magdalena Tulli, Agata Tuszyńska, Szczepan Twardoch, Andrzej Wajda, Kazimierz Wóycicki, Krystyna Zachwatowicz.
 
''Danzig için niye ölelim?- Bu cümle Batı Avrupa’nın 75 yıl önce başlayan savaşa dönük tavrının simgesi idi. Fransa ve Britanya’nın hoşnut etme politikasıyla cesaretlenenen Nazi diktatörü Avusturya’yı istila, Südet bölgesini işgal etti ve nihayet Çekoslovakya’yı ezdi. Sovyet-Alman paktının imzalanmasının ardından,1 Eylül 1939’da Serbest Şehir Danzig’te silah sesleri duyulduğunda bile Batılı güçler sadece Tuhaf Savaş yürütecek kadar seferber olabildiler. Kendilerini kurtarmak için Danzig’in yok edilmesine göz yummaları Hitler’in cüretini artırmasına sebep oldu. Hitler daha sonra Varşova’yı, ardından bir başka Avrupa başkentini, Paris’i ele geçirdi ve kısa süre içinde Naziler Londra’ya bomba yağdırmaya başladılar. Ancak o zaman Müttefikler seslerini yükselttiler: “Bu sona ermeli! Bu savaşı kesin olarak kazanalım !”
 
Batı Avrupalılar saldırganlık karşısında bir daha aynı bencil ve ileriyi göremeyen tavrı takınmamalılar. Ne yazık ki son gelişmeler ve Ukrayna’da aniden yükselen gerilim 1939’daki durumu hatırlatıyor. Saldırgan bir devlet –Rusya – kendinden küçük komşusuna ait Kırım’ı ele geçiriyor. Devlet Başkanı Putin’in Ukrayna’nın doğusunda gizlice faaliyet gösteren ordusu ve istihbarat güçleri yerel halka korku salan ve işgal tehdidi savuran ayrılıkçıları destekliyor.
 
Bugünü 1939 yılından ayıran tek şey var : Batılı ortaklar saldırganın “insancıl yüzüne”aldanmaya devam ederken saldırgan birçok Batı Avrupalı siyasetçiyi ve işadamını kendi yanına çekmeyi başardı.  Bu lobi pekçok ülkenin Doğu Avrupa politikasını şekillendirmeyi becerdi. Bu politikasının baş ilkesi “Önce Rusya”, hatta “Sadece Rusya” idi. Şimdi paramparça oldu.Avrupa yeni ve gerçekçi bir Doğu politikasına acil ihtiyaç duyuyor.
 
Bu yüzden komşularımıza, Avrupa yurttaşlarına ve hükümetlerine çağrıda bulunuyoruz :
 
1. Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ve hükümeti Fransa’nın 1939 yılındaki pasif tavrından daha kötü bir adım atmak üzere. Önümüzdeki haftalarda, saldırgana yardım eden tek Avrupa ülkesi olarak, Putin’e yeni Mistral sınıfı amfibik saldırı gemileri satmayı planlıyorlar. Bu antlaşma 2010 yılında imzalandı ve o zamandan beri defalarca protesto edildi. Önceki Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy bu protestoları “Soğuk Savaş geride kaldı” gerekçesiyle göz ardı etti. Ukrayna’da Sıcak savaşın başlamasının ardından eski antlaşmanın hükmü kalmamış görünüyor. Bazı siyasetçiler Fransa’nın söz konusu iki gemiyi NATO veya AB’ye satmasını önerdiler. Cumhurbaşkanı Hollande düşüncesini kısa zamanda değiştirmezse Avrupalı yurttaşlar Fransız ürünlerini boykot kampanyası başlatacaklar. Fransa’nın temsil ettiği geleneğe sadık kalarak Avrupa’nın özgürlüğü fikrine saygı duyması gerekiyor !
 
2. Federal Almanya Cumhuriyeti’nin Rusya gazına bağımlılığının temelleri henüz 1982 yılında atıldı. Daha o zaman aralarında Czesław Miłosz ve Leszek Kołakowski’nin bulunduğu Polonyalı aydınlar Rusya gazını nakledecek yeni boru hatlarına “Avrupa’ya yapılacak şantajın araçları”oldukları gerekçesiyle karşı çıkmışlardı. Aynı uyarıyı Polonya’nın halef selef devlet başkanları Aleksander Kwaśniewski ve Lech Kaczyński de yaptılar. Buna karşılık -belki suçluluk duygusu sebebiyle belki de “Rusya ekonomik mucizesine” inandıkları ve kişisel çıkar sağlamak istedikleri için- Alman siyasetçiler Rusya makamlarıyla ilişkileri en üst düzeyde sürdürdüler. Böylece istemeden de olsa, Rusya’yı Doğu Avrupa’da Almanya’nın tek ortağı gibi gören talihsiz geleneğin temellerini attılar. Son yıllarda Rus devlet firmaları ve oligarklar Almanya ekonomisine iyice nüfuz ettiler ; futbol etkinliklerine sponsor olan enerji sektöründen turizm yatırımlarına uzanan geniş bir yelpazede faaller. Almanya siyasal bağımlılığa yol açan bu iç içeliği önlemek zorunda.
 
3. Tüm Avrupa yurttaşlarının ve her Avrupa ülkesinin Ukrayna’nın karşı karşıya olduğu tehdidi ortadan kaldıracak kampanyalara katılmaları gerekiyor. Ülkenin doğusundan ve Kırım’dan kaçan yüz binlerce mültecinin insani yardıma ihtiyacı var. Rusya’nın enerji tekeli Gazpromla imzalanan anlaşmalar yüzünden Ukrayna ekonomisi yıllarca kan kaybetti. Bu anlaşmalar Gazprom’un en yoksul müşterileri arasında yer alan Ukrayna’nın en yüksek fiyatı ödemesini ön görüyordu. Ukrayna ekonomisinin acil yardıma ihtiyacı var. Yeni ortaklara ve yeni yatırımlara gereksinme duyuyor. Ukrayna’nın –hepsi şahane ve hayat dolu- kültür, medya ve yurttaşlık girişimleri de ortaklıklara ve desteğe ihtiyaç duyuyor.
 
4. Yıllarca Avrupa Birliği Ukrayna’ya AB üyesi olamayacağı ve AB’den ancak sembolik yardım alabileceği mesajını verdi. AB üyeliğinin içi boş bir ikamesi olan Doğu Ortaklığı politikası çok az şey değiştirebildi. Ne var ki Ukraynalı demokratların sarsılmaz tavrı sayesinde süreç kendi ivmesini yarattı. Tarihte ilk defa bir ülkenin yurttaşları ellerinde Avrupa bayraklarıyla kurşunlara göğüslerini siper ediyordu. Avrupa hemen Ukraynalılarla dayanışma içine girmezse, bu 1789 Devrimi’nin değerleri olan özgürlük ve kardeşliğe artık inanmadığı anlamına gelecek.
 
Ukrayna’nın dışarıdan saldırı karşısında topraklarını ve yurttaşlarını savunma hakkı vardır. Ukrayna’nın bağımsız olduğu 1991 yılından bu yana hem Donetsk bölgesine hem de ülkenin geri kalanına barış egemendi : ne azınlık hakları ne de başka sebeplerle tek bir şiddet eylemi yaşanmıştı. Şiddet yanlısı güçleri serbest bırakan ve yeni bir saldırganlık türü sergileyen Vladimir Putin yüzünden Ukrayna iç savaş dönemindeki İspanya’ya benzedi ; Nazi Almanyası’nın desteklediği faşist birlikler cumhuriyete saldırmışlardı. Bugün Putin’e ‘geçit yok’ demeyen herkes Avrupa Birliği ve temsil ettiği değerleri yok sayıyor ve uluslararası düzenin yok edilmesine göz yumuyor.
 
 
Hiçkimse diyelim üç yıl sonra Rusya’yı kimin yöneteceğini bilmiyor. Kendi halkının çıkarlarını gözetmeyerek saldırgan politikalara yönelen bugünkü Rusya seçkinlerine yarın ne olacağını bilmiyoruz. Ama şunu biliyoruz : Rusya-Ukrayna çatışmasını “sıradan” gören herkes binlerce Ukraynalı ve Rus’un ölümünden, yüzbinlerce mülteciden ve Putin’in emperyalist güçlerinin yeni ülkelere saldırmasından sorumlu olacak.  Dün Danzig’di, bugün Donetsk : Avrupa’nın bir kere daha on yıllar boyunca kanayan yarayla yaşamasına seyirci kalamayız”.
 
 
 
Kaynak: http://www.economist.com/blogs/easternapproaches/2014/09/polands-intellectuals-appeal
 
 
Çeviri : Dr. Ömer Aytek Kurmel
 
 
Cherkessia.net, 3 Eylül 2014
 
 
 
****
 
Poland's intellectuals appeal: From Danzig to Donetsk 
 
The Economist, Sep 1st 2014
 
SEVENTY-FIVE years after the start of the second world war, the West seems to capitulate again to aggression, say Polish intellectuals. In an appeal, signed today, the anniversary of the start of the war, in Gdańsk (pictured in 1939, when it was called Danzig, just after the outbreak of the second world war), published in Gazeta Wyborcza, a Polish daily, La Libre Belgique, a Belgian daily, Die Welt, a German daily, Le Monde, a French daily, and Ukrainian media, they exhort Europe not to repeat the mistakes of the past. 
 
The signatories are: Władysław Bartoszewski, Jacek Dehnel, Inga Iwasiów, Ignacy Karpowicz, Wojciech Kuczok, Dorota Masłowska, Zbigniew Mentzel, Tomasz Różycki, Janusz Rudnicki, Piotr Sommer, Andrzej Stasiuk, Ziemowit Szczerek, Olga Tokarczuk, Eugeniusz Tkaczyszyn-Dycki, Magdalena Tulli, Agata Tuszyńska, Szczepan Twardoch, Andrzej Wajda, Kazimierz Wóycicki, Krystyna Zachwatowicz.
 
“Why die for Danzig? - this phrase has become symbolic of the attitude of Western Europe to the war that broke out 75 years ago. The French and British policy of appeasement emboldened the Nazi dictator to invade Austria, occupy the Sudetenland and finally crush Czechoslovakia without any serious consequences for Hitler and the Third Reich. Even when on September 1st, 1939, after the Soviet-German pact had been signed, shots resounded in the Free City of Danzig, the Western powers mustered up only enough courage to embark on the so-called phoney war. Their belief in being able to save their own skin by turning a blind eye on the destruction of Danzig emboldened Hitler to make the next act of aggression. After that he captured Warsaw, then another European capital, Paris, and not long after that the Nazis started dropping bombs on London. Only then the Allies cried out loud: “This must stop! Let’s win this war once and for all!”
 
West Europeans should never again espouse such selfish and short-sighted policy towards an aggressor. Sadly, current developments and the sudden rise in tension in Ukraine are reminiscent of the situation that existed in 1939. An aggressive state – Russia – takes over Crimea, a part of its smaller neighbour’s territory. President Putin’s army and special services operate in eastern Ukraine, often covertly, supporting separatist formations that terrorize the local population and openly threatening invasion. 
 
One thing is different now from the situation in 1939: while Western partners continued to believe in the aggressor’s “human face”, he was able in recent years to draw into the orbit of its interests many West European politicians and businessmen. The lobby thus created managed to influence the East European policy of many countries. The guiding principle of this policy has been “Russia First” or even “Russia and Nothing Else”. Now it has fallen into ruin. Europe urgently needs a new, realistic, Ostpolitik.
 
This is why we appeal to our neighbours, fellow citizens of Europe, and their governments:
 
1. French President François Hollande and his government are tempted to make a step that will be even worse than France’s passivity in 1939. In the coming weeks, as the only European country, they actually plan to help the aggressor by selling Putin’s Russia brand-new huge Mistral-class amphibious assault ships. France has teamed up with Russia on this issue in 2010 and already then the project triggered numerous protests. Previous French President Nicolas Sarkozy would as a rule dismiss them because, after all, “the Cold War was over." But now a Hot War has started in Ukraine and there is no reason why France should still want to implement the old agreement. Already several politicians suggested that it should sell the two ships to NATO or the EU. If President Hollande does not change his views soon, European citizens should force him to change them with a campaign boycotting French products. For in line with its great tradition France must remain true to the idea of European freedom!
 
2. The Federal Republic of Germany began its journey of increasing dependence on Russian gas as early as around 1982. Already then Polish intellectuals including Czesław Miłosz and Leszek Kołakowski warned against building new pipelines to transport Russian gas and called them “instruments for future blackmail of Europe”. The same warnings came from two successive Polish presidents, Aleksander Kwaśniewski and Lech Kaczyński. But German politicians, whether because of the German guilt complex or because they believed in the “Russian economic miracle” and hoped to benefit from it personally, have held cooperation with the Russian authorities in very high esteem. And thus, perhaps unwittingly, they were perpetuating the unfortunate German tradition of treating Russia as their only partner in Eastern Europe. In recent years, companies belonging to the Russian state and its oligarchs have been putting down ever deeper roots in the German economy, from the energy sector through the world of football to the tourist industry. Germany should contain this kind of entanglement because it always leads to political dependence.
 
3. All European citizens and every European country should take part in campaigns aimed to help alleviate the threat hanging over Ukraine. Hundreds of thousands of refugees from the eastern regions of the country and Crimea are in need of humanitarian aid. The Ukrainian economy is bled out as a result of many years of damaging gas-supply contracts signed with the Russian monopolist, Gazprom, who ordered Ukraine - one of the least affluent buyers of its gas - to pay the highest price for it. The Ukrainian economy urgently needs help. It needs new partners and new investments. Ukrainian cultural, media and civic initiatives – truly fabulous and very much alive – also need partnerships and support. 
 
4. For many years the European Union has been giving Ukraine to understand that it will never become an EU member and that any support coming to it from the EU will be only symbolic. The Eastern Partnership policy of the European Union has changed little in this area as in practice it turned out to be only a meaningless substitute. Suddenly, however, the issue has gained its own momentum, thanks largely to the unwavering stand of the Ukrainian democrats. For the first time in history, citizens of a country were dying from bullets with the European flag in hand. If Europe does not act in solidarity with the Ukrainians now it will mean that it no longer believes in the values of the Revolution of 1789 – the values of freedom and brotherhood.
 
Ukraine has the right to defend its territory and its citizens against outside aggression, also with the use of the police and the military, and also in regions bordering Russia. Over there, in the Donetsk Region as well as across the country, peace has reigned since Ukraine became independent in 1991: there has not been a single violent conflict, either against the background of minority rights or otherwise. By unleashing the dogs of war and by testing a new kind of aggression Vladimir Putin has transformed Ukraine into a firing ground similar to Spain during the civil war, when fascist units, assisted by Nazi Germany, attacked the republic. Anyone who will not say 'no pasarán' to Putin today places the European Union and its presumed values in a position of ridicule and consents to the destruction of international order.
 
No one knows who will rule Russia, say three years from now. We do not know what will happen with the current Russian power elite which engages in rowdy politics inconsistent with the interests of its own people. But we know one thing: whoever follows today the policy of “business as usual” with respect to the Russian/Ukrainian conflict is turning a blind eye on successive thousands of Ukrainians and Russians dying, on successive hundreds of thousands of refugees and on attacks by Putin’s imperialist forces on successive countries. Yesterday it was Danzig, today it is Donetsk: we cannot allow a situation where Europe will be living again for many decades with an open and bleeding wound.”
 
 
 

Bu haber toplam 3256 defa okundu.


semih akgün

Önemli bir yorum-haber.
İyi bir çeviri.
Teşekkürler Aytek...

04 Eylül 2014 Perşembe Saat 11:55
Blenawo Erkan

Polonyalı imzacılar arasında film yönetmeni Andrzej Wajda var. Wajdanın babası Katyn katliamında öldürülen polonyalı subaylardan biridir.
Yanlış hatırlamıyorsam onunla ilgili birde film yapmıştı.
Sağlam metne imza atmış adamlar.

Polonyalı aydınlar film senaryosu benzeri derinlik yaratarak işe girişmişler kuru siyasi deklarasyon yerine.Nazi dönemine gönderme yaparak Rusyayı hizaya çağırdıkları bölüm etkileyici.

Çeviri seçimleri için Ç.N moderasyona bravo diyorum. sayın Kurmel emeklerinize sağlık.

03 Eylül 2014 Çarşamba Saat 23:47
hapi cevdet yıldız

Bu önemli yazıyı mükemmel bir Türkçeyle bize sunduğunuz için teşekkürler Sn. Kurmel.

03 Eylül 2014 Çarşamba Saat 21:20
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net