Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Vişegrad’ın “Hiçbir Şey Yapmama” Politikası
23 Eylül 2014 Salı Saat 21:56
 
Dariusz Kałan
 
16 Eylül 2014
 
Rusya’ya yaptırımlar uygulanmasına karşı en güçlü itirazlar Orta Avrupa’dan çıkıyor. Yaşanan tipik siyasal öngörüsüzlük Orta Avrupa ülkelerine ileride pahalıya mal olabilir.
 
Macaristan, Slovakya ve Çek Cumhuriyeti’nin liderlerinin son aylardaki açıklamalarına bakarak Rusya-Ukrayna çatışmasının ciddiyetini yeterince kavrayamadıklarını ve Orta Avrupa için bir tehdit olarak görmediklerini söyleyebiliriz. Macar lider Viktor Orbán Ukrayna’daki savaşta tarafsız konumda olduğunu ilan etti. Slovakya Başbakanı Robert Fico yaptırımları “gereksiz ve zararlı” olarak niteledi. Çek Cumhuriyeti Devlet Başkanı Miloš Zeman’a Ukrayna’da iç savaş yaşanıyor ; ülke Rusya’nın  işgali altında değil. Bölgenin yakın tarihi dikkate alındığında bu ılımlı açıklamalar pek çok insanı şaşırtabilir. Ne var ki bugün bölge ülkelerinin dış politikalarını belirleyen tarih değil, ekonomi.
 
Yakın zamana kadar Avrupa ve Rus ekonomilerinin “birbirine bağımlı” olduğuna inanılırdı. Dolayısıyla taraflar ilişkilerinde belirsizlik riskinden kaçınmak zorundalardı. Akılcı hesaplar çatışma tehdidini ortadan kaldırırdı. Çünkü iki taraf da zarar görürdü. Ancak Rusya’nın Ukrayna’yı işgali iki şey öğretti : birincisi, ortaklar her zaman akılcı davranmayabilir ; ikincisi, ekonomik bağlar mutlaka güvenlik garantisi anlamına gelmeyebilir.
 
Polonya dışındaki Vişegrad ülkeleriyle Rusya arasında son yıllarda yoğunlaşan ekonomik bağlar bu ülkelerin liderlerinin Rusya’yı eleştirme konusunda neden ihtiyatlı davrandıklarını açıklıyor. 2009 ile 2013 arasında Macaristan, Slovakya ve Çek Cumhuriyeti’nin Rusya’ya ihracatında ciddi artış gözlendi Çek Cumhuriyeti’nin ihracatı % 130 arttı. Rusya’nın AB mahreçli otomobillere ve otomotiv teknolojisine yaptırım uygulaması durumunda Macaristan, Slovakya ve Çek Cumhuriyeti büyük zarar görebilir. Çünkü bu ülkeler çok sayıda araba markasının üretim merkezi konumundalar. Otomotiv sanayinin Rusya’ya toplam ihracat içindeki payı % 80.
 
Ayrıca, Kremlin bölgeye karşı enerji silahını da kullanabilir. Orta Avrupa 2009 gaz krizinden bu yana enerji güvenliğini güçlendirmiş olsa da Rusya’dan tedarik edilen gazın hacmi değişmedi. Slovakya gaz ihtiyacını tamamen Rusya’dan karşılıyor. Macaristan ve Rus devlet şirketi Rosatom Paks’ta nükleer tesis kurmak için 2014 başında antlaşmaya vardılar. Sözleşme yasal ödeme aracı olmadan imzalandı. Bir yandan da Slovakya antlaşmanın şartlarını ve fiyatını Rusya ile yeniden müzakere ederek büyük bir indirim sağladı. Her iki antlaşma Rusya’nın Ukrayna’daki faaliyetlerinin yoğunlaştığı bir dönemde imzalandı. Bu durum Kırım’ın ilhak edilmesi ve Rusya’nın Donbas’a müdahalesi karşısında Macaristan ve Slovakya’nın minimal tepkilerinin sebebini açıklıyor. 
 
Enerji bağımlılığı ve ekonomik ilişkilere Macar, Slovak ve Çek iş dünyalarının Moskova yanlısı tutumları da eklenince bu üç ülke –ideolojik farklılıklarına ve değişik tarihsel deneyimlere rağmen- 
Rusya karşısında benzer bir strateji benimsediler. Macar, Slovak ve Çek siyasetçiler bir yandan Rusya’nın Ukrayna’daki hamlelerini kınarken diğer taraftan Rusya ile ilişkilerini sürdürmeye ve ekonomik bağlarını tehlikeye atacak AB kararlarına karşı çıkmaya çalışıyorlar.
 
Dariusz Kalan:Analizci-Polonya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü
 
Bu ülkelerin dış politikaları kararsızlık üzerinden statükonun muhafaza edilmesi olarak yorumlanabilir Başka bir ifadeyle “Vişegrad’ın hiçbir şey yapmama politikası” denebilir.
 
Rusya ile ekonomik ilişkileri sürdürmek kuşkusuz önemli. Barış ve istikrar dönemlerinde yurttaşların refahı ve ekonomik kalkınma için pragmatik bir yaklaşım gereklidir. Ne var ki ortaklardan birisinin komşusunu işgal ettiği ve istikrarsızlaştırdığı bir ortamda bir ülkenin dış politikasını sadece ekonomik çıkarlara dayandırması gerçeğin inkar edilmesi ve herşeyin eskisi gibi yolunda olduğu anlamına gelir.
 
Vişegrad ülkelerinin öngörüsüzlüğü uzun vadede, Rusya’nın AB otomobillerine uyguladığı ambargodan daha pahalıya mal olabilir.
 
 
Bu makalenin orijinali Nowa Europa Wschodnia sitesinde Lehçe yayınlandı. Bartosz Marcinkowski tarafından İngilizce’ye çevrildi.
 
 
 
 
 
Çeviri : Dr. Ömer Aytek Kurmel 
 
Cherkessia.net, 23 Eylül 2014
 
 
****
 
 
Visegrad’s Do-nothing Policy 
 
Dariusz Kałan, 16 September 2014
 
One of the strongest voices against imposing sanctions on Russia is located in Central Europe. It is a classic case of political short-sightedness which may be costly for Central European countries in the future.
 
Statements made by the leaders of Hungary, Slovakia and the Czech Republic in recent months can lead us to the conclusion that they do not appreciate the scale of the Russian-Ukrainian conflict and do not perceive it as a threat to the region of Central Europe. Hungary’s Viktor Orbán declared himself to be neutral towards the war in Ukraine. Slovakia’s prime minister, Robert Fico, described sanctions as “unnecessary and harmful” and Miloš Zeman, the Czech president, considers the situation in Ukraine to be a civil war, not a Russian invasion. Such temperate attitudes are surprising to many, especially considering the most recent history of the region. However, it is not history that shapes today’s foreign policies of these countries, but the economy.
 
Until recently, many believed that European and Russian economies are “connecting vessels”, so they will avoid the risk of unpredictability in their mutual relations. Certainly, it was thought, that rational calculation would eventually defuse the threat of any critical conflict since it simply would not pay off for any sides. But the Russian invasion of Ukraine taught us two things: firstly, partners may not always behave fully rationally; and secondly, economic links are not necessarily a security guarantee and may actually turn out to be more like a ball and chain.
 
Development of economic ties between the Visegrad states (other than Poland) in the recent years explains why their leaders are cautious when it comes to criticising Russia. Between 2009 and 2013, exports from Hungary, Slovakia and the Czech Republic to Russia increased significantly. The Czech Republic noted a 130 per cent growth in this field. In the case that Russia, for example, would imposes a ban on the import of cars and vehicle technology from the EU, Hungary, Slovakia and the Czech Republic, as large industrial hubs for many car brands and where the vehicle industry makes up 80 per cent of the general export to Russia, would face serious backlashes.
 
Of course, the Kremlin may always use its leverage of energy policy over the region. Even though Central Europe strengthened its energy security since the gas crisis in 2009, the volume of Russian gas supplies has not changed since then Slovakia imports all of its gas from Russia and Moscow can perfectly use this as a tool of political manipulation and pressure on Slovak decision makers. At the beginning of the year, Hungary and Rosatom (Russia’s state-owned nuclear energy company) signed a contract to build a nuclear power plant in Paks. The contract was signed without a legal tender. At the same time, Slovakia renegotiated the terms and price of its gas with Russia and received a big discount. Both agreements were signed during Russia’s intensified actions in Ukraine. This helps explain the minimal reactions of Hungary and Slovakia on the annexation of Crimea and the Russian intervention in Donbas.
 
Mostly thanks to energy dependence and economic relations, with support from Hungarian, Slovak and Czech business circles, all of these countries – in spite of ideological differences and various historical perspectives – adopted a similar strategy towards Russia. Politicians from Hungary, Slovakia and the Czech Republic often condemn Russian actions in Ukraine on the one hand, but on the other hand they try to maintain relations with Russia and counter EU political decisions that could endanger their close economic ties.
 
The foreign policies of these countries can be interpreted as aimed at maintaining the status quo through non-decisions. In other words, it may be called a “Visegrad do-nothing policy”.
 
Undoubtedly, keeping good economic relations with Russia is important. In the times of stability and peace, a pragmatic approach is highly desirable to secure economic growth and prosperity for citizens. However, by basing foreign policy solely on economic interests in a situation where one partner becomes an invader and destabiliser of a neighbouring state seems to be a denial of reality, pretending that all is just as it was before.
 
In the long term, such short-sightedness might be more costly for the Visegrad states than the Russian embargo on EU-produced cars.
 
 
This article was originally published in Polish by Nowa Europa Wschodnia. Translated by Bartosz Marcinkowski
 
 
Dariusz Kałan is an analyst with the Polish Institute of International Affairs. 
 
 

Bu haber toplam 2220 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net