Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Putin’in Avrupa’daki Aşırı-Sağ Hayranları Bu Ay Yapılacak Seçime Hazırlanıyorlar
25 Eylül 2014 Perşembe Saat 23:49

Andrew Foxall , 20 Mayıs 2014

Ukrayna krizinin başından beri Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Kiev makamlarını “faşist” ve “neo-Nazi” sıfatlarını kullanarak suçluyor. Moskova’nın dışişleri bakanı Sergey Lavrov kısa süre önce üye devletlerde yükselen ırkçılık sebebiyle Avrupa Birliği’ni kınadı. Oysa aşırılıkçı hissiyatı besleyen Ukrayna veya AB değil ; Rusya’nın kendisi. Avrupa’nın aşırı sağı yüzünü Moskova’ya dönüyor.

Tüm Avrupa’da aşırı sağ partiler Putin’in çaldığı müzikle dans ediyorlar. Mart ayında Kırım’da yapılan ve komediden öteye geçmeyen referandum sonrasında (“uluslararası gözlemciler” Rusya’nın desteklediği ve liderliğini Belçikalı bir neo-Nazi’nin yaptığı karanlık bir örgüte mensuptu) Alman aşırı sağ Neue Rechte hareketinin aşırılıkçı ve popülist üyelerinden oluşan bir heyet yarımadayı ziyaret etti ve seçimin Avrupa için model olduğunu söyledi. Bulgar neo-Nazi Ataka Partisi hükümetine Kırım’ın Rusya’y bağlanmasını “tanıma” çağrısı yaptı. Fransız Ulusal Cephe lideri Marine Le Pen’in sözcüsü “Kırım Ana Rusya’nın tarihsel olarak parçasıdır” sözleriyle Kremlin’in Kırım’ı ilhakını savundu.

PutinKırım’a müdahale ederek Soğuk Savaş’tan sonra kabul edilen sınırların gayrı meşru olduğu ve kendisini Rusya dışında yaşayan etnik Rusların ve Rusça konuşan halkların hamisi tayin ettiği mesajını verdi. Avrupa’daki aşırı sağ partiler Putin’in ajandasının kendi revizyonist milliyetçilikleriyle örtüştüğü görüşünde.

Putin’in Avrupa aşırı sağı açısından çekiciliği bununla sınırlı değil ; Rus otokratın emperyalist emelleri, ahlaki muhafazakarlığı ve askeri gücü de cazibesini artırıyor. Kremlin ABD ve AB’nin küresel rollerine meydan okurken küreselleşme karşıtı bir gündemi öne çıkarıyorlar (Rusya’nın bu sistemin kilit güçlerinden biri olması çelişki yaratıyor). Putin temelinde otoriterlik, milliyetçilik ve popülizmin olduğu bir sistem formüle ederek Avrupa’daki sağ kanat partilere ideolojik ve siyasal bir şablon sunuyor. Avrupa aşırı sağı Putin sayesinde kıtanın yeniden millileştirilmesinin zamanının nihayet geldiğini düşünüyor.

2000’li yılların ortasından beri Kremlin Avrupa aşırı sağıyla flört ediyor. Bunun karşılığında kıtanın sağcıları sadakat sözü verdiler. Doğu Avrupalı aşırılıkçı partiler 2008 yılında Rusya’nın Gürcistan’ı istilasını desteklerken Gürcü lider Mihail Saakaşvili’nin Amerikan yanlısı politikalarını özellikle eleştirdiler. Birleşik Krallığın yabancı düşmanı Britanya Ulusal Parti lideri Nick Griffin 2011 yılındaki hileli parlamento seçiminden sonra yaptığı açıklamada Rusya’nın “sağlam, şeffaf ve düzgün bir demokratik sisteme” sahip olduğunu söyledi. Geçen yıl İtalyan Ulusal Cephe örgütü eşcinselliğe karşı olduğu için Putin’i göklere çıkardı.

Kremlin Avrupa aşırı sağı içinde Macar Jobbik Partisi’yle en yakın ilişkilere sahip. Jobbik Doğu Avrupa’da en büyük, Macaristan’da üçüncü en büyük parti (ülkede geçen ay yapılan parlamento seçimlerinde oyların beşte birinden fazlasını aldı). Partinin taraftarları arasında Nazi sempatizanları ve Yahudi düşmanları var. Jobbik çok net olarak Rusya yanlısı : Macaristan’ın AB’ye sırtını dönmesini, Avrasya Gümrük Birliği’ne katılmasını ve AB’nin Rusya’ya enerji bağımlılığının sürmesini istiyor. Geçen yıl Jobbik lideri prestijli Moskova Devlet Üniversitesi’nde konuşma yaptı ve Duma üyeleriyle bir araya geldi. Partinin resmi sitesi ziyareti “ciddi bir açılım” ve “Rusya liderinin Jobbik’i ortak olarak görmesi” sözleriyle manşet yaptı.

Rusya’ya verdikleri destek karşılığında bu partilerin birçoğunun Kremlin’den mali yardım aldığı söyleniyor. Rusya’nın tek çıkarı propaganda tezlerinin Avrupa siyasal kurumlarında meşrulaşması değil. Ayrıca Rusya-yanlısı siyasetçilerin ve hükümetlerin iktidara gelmelerine yardım ederek Avrupa’yı istikrarsızlaştırıyor.

Bütün bunlar neden önemli ? 22-25 Mayıs arasında AB ülkelerinde Avrupa Parlamentosu seçimleri yapılacak. Mali krizin sürdüğü ve ana akım siyasetçilere güvenin sarsıldığı bir ortamda yapılan seçimlerde popülist ve aşırılıkçı partiler muhtemelen ciddi bir başarı elde edecekler. Bunlar arasında  Kremlinle sıkı bağları olan aşırı sağ partiler de var. Aşırı milliyetçi, Yahudi karşıtı ve yabancı düşmanı Bulgar Ataka Partisi seçim kampanyasına Moskova’dan start verdi.

Aşırı sağın Putin tutkusu yıllarca sadece parti üyeleri tarafından bilindi. Ama sağ partilerin ana akıma yaklaşmasıyla sır daha fazla saklanamaz hale geldi. Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi (UKIP) lideri Nigel Farage kısa süre önce yaptığı açıklamada en çok hayranlık duyduğu yabancı liderin Putin olduğunu söyledi ve Ukrayna’yı “istikrarsızlaştırdığı” için AB’yi suçladı. Farage düzenli olarak çıktığı Rus devlet kanalı RT’de (Russia Today—ç.n.) Putin’in propaganda tezlerini tekrarlıyor. UKIP göç, Avrupa entegrasyonu, siyasal elitlerin gerçeklerden kopuk olması ve ulusal kimliğin tehdit altında olduğunu görmezden gelmeleri gibi konularda aşırı sağla aynı seçmen kitlesine seslenmesine rağmen kıtadaki benzerlerinin beceremediği parlak bir üslup kullanıyor. Putin’in Avrupa politikası üzerinde artan etkisinden kaygı duyanlar için UKIP gibi cilalı partilerin yükselişi AB ülkelerindeki aşırı sağ partiler kadar tehlikeli.

Avrupalı seçmen uyanık olmalı : sağ kanada verilecek bir oy artık ana akım partilere tepki oyu anlamına gelmeyebilir. Putin’e verilen bir oy anlamına da gelebilir.

Not:Andrew Foxall Londra’da bulunan uluslararası ilişkiler düşünce kuruluşu Henry Jackson Cemiyeti bünyesindeki Rusya Çalışmaları Merkezi direktörüdür.

Çeviri : Dr. Ömer Aytek Kurmel

Cherkessia.net, 25 Eylül 2014-09-25

****

Putin Has Far-Right Admirers All Over Europe, and They're Up for Election This Month

Andrew Foxall , May 20, 2014

Since the beginning of the Ukraine crisis, Russian President Vladimir Putin has accused the authorities in Kiev of being “Fascists” and “neo-Nazis”. Moscow’s foreign minister, Sergei Lavrov, recently condemned the European Union for rising racist tendencies among its member states. In reality, it is Russia, and not Ukraine or the EU, that is nurturing extremist sentiments. It is to Moscow that Europe’s far-right is flocking.

Across Europe, far-right parties are dancing to Putin’s tune. After March’s farcical referendum in Crimea—“international monitors” for which were primarily drawn from a shady Russia-backed organisation led by a Belgian neo-Nazi—a delegation of extremist and populist members of Germany’s far-right Neue Rechte movement visited the peninsula and praised the election as a model for Europe. Bulgaria’s neo-Nazi Ataka party has called on its government to “recognize” Crimea’s absorption into Russia. A spokesman for Marine Le Pen, leader of France’s National Front, defended the Kremlin’s annexation of Crimea by arguing that “historically, Crimea is part of Mother Russia.”

With his intervention in Crimea, Putin signaled that the borders established after the Cold War were illegitimate and appointed himself the protector of ethnic Russians and Russian speakers outside of his own country. Many of Europe’s right-wing extremist parties see this agenda as aligning perfectly with their own revisionist forms of nationalism.

Putin’s appeal to Europe’s far right is bigger than this, however: it is to do with the Russian strongman’s combination of imperialist ambition, moral conservatism, and military might. In challenging the global role of the U.S. and EU, the Kremlin is pursuing an anti-globalist agenda (albeit one in which Russia is firmly positioned as a key power). And in developing a political system in Russia characterized by authoritarianism, nationalism, and populism, Putin is providing an ideological and political template for right-wing parties throughout Europe. Through Putin, Europe’s far-right senses that its goal of re-nationalizing Europe is finally in sight.

Since the mid-2000s, the Kremlin has courted the European far right. The Continent’s rightists, in turn, have pledged allegiance. Extremist parties in Eastern Europe supported Russia’s invasion of Georgia in 2008, reserving special criticism for Georgian President Mikheil Saakashvili’s pro-American policies. Nick Griffin, the leader of the UK’s xenophobic British National Party, commended Russia for having “a robust, transparent and properly democratic system” after the rigged parliamentary elections in 2011. Last year, Italy’s Fronte Nazionale praised Putin for his opposition to homosexuality.

Of all of Europe’s far right, however, it is Hungary’s Jobbik party with which the Kremlin has the closest relationship. The largest right-wing party in Eastern Europe and the third-largest party in Hungary (it won over one-fifth of the vote in last month’s parliamentary elections), Jobbik counts Nazi sympathisers and anti-Semites amongst its supporters. Jobbik’s pro-Russia policies are clear: It wants Hungary to turn its back on the EU and join Putin’s Eurasian Customs Union, and it seeks to maintain the EU’s gas dependence on Russia. Last year, Jobbik’s leader spoke at the prestigious Moscow State University and met with members of the Duma. Jobbik’s website heralded the visit as “a major breakthrough” which made “clear that Russian leaders consider Jobbik as a partner.”

In exchange for their support, many of these parties are rumored to be funded by the Kremlin. For its part, however, Russia does not just gain from its propaganda being legitimized in European political institutions. It also furthers its geopolitical designs to destabilize Europe by seeing pro-Russian politicians and governments come to power on the Continent.

Why does this matter? Between May 22 and 25, voters across the EU will choose their representatives at the European Parliament. Amid the continuing financial crisis and failing public trust in mainstream politicians in Europe, the elections are likely to deliver considerable success for populist and extremist parties, including those on the far right who are closely aligned with the Kremlin. Bulgaria’s Ataka Party—with its ultranationalist, anti-Semitic, and xenophobic rhetoric—even launched its campaign for the elections in Moscow.

For years, the far right’s passion for Putin was known only to its own members. But as right wing parties increasingly wade into the mainstream, their secrets can’t remain hidden for long. Nigel Farage, leader of the United Kingdom Independence Party (UKIP), recently announced that Putin was the world leader he most admired, while also blaming the EU for “destabilizing” Ukraine. This is the same Farage who parrots Putin’s propaganda in his regular appearances on the state-owned television channel RT. While UKIP targets the same electorate as the far right—making key issues out of immigration, European integration, the perception that political elites are out of touch and threats to national identity—it does so with a polish that many of its Continental counterparts lack. The rise of competent far right parties such as UKIP poses the same threat as the rise of the EU’s rightist extremists for those concerned about Putin’s growing influence in European politics.

European voters should be aware: A vote for the right wing may no longer be a protest vote against mainstream parties. It may also be a vote for Putin.

Andrew Foxall is Director of the Russia Studies Centre at The Henry Jackson Society, a London-based international affairs think-tank.

 


Bu haber toplam 2485 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net