Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ukrayna’yı NATO’ya Almayın!
26 Eylül 2014 Cuma Saat 00:06

Josh Cohen, 18 Eylül 2014

Ukrayna Başbakanı ArseniyYatsenyuk ülkesinin NATO üyesi yapılması için çağrıda bulundu. Devlet Başkanı Petro PoroşenkoUkrayna’nın NATO üzerinden “özel statü” sahibi yapılması arzusunu daha önce dile getirmişti. Ancak ne NATO üyeliği ne de ittifakla imtiyazlı ortaklık Ukrayna için mümkün olabilir.

Neden mümkün olmayacağını anlamak için Batılı liderler önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Kırım’ın ilhakını ilan ettiği 18 Mart tarihli konuşmasını okumalılar. Ukrayna’nın NATO üyeliğinin önüne geçmek için Rusya’nın Kırım’ı kendisine bağladığını savunan Putin "Batı bize defalarca yalan söyledi. Bunlardan biri NATO’nun doğuya doğru genişlemesiydi …NATO hala bir askeri ittifak. Sivastopol’da NATO denizcileri tarafından karşılanmak istemiyorum” demişti.

Almanya Şansölyesi Angela Merkel Putin için “başka bir dünyada yaşıyor” demiş olsa bile Putin’in dünya görüşü Rusya’daki konsensüsü yansıtıyor. Reformcu Mihail Gorbaçev bile -2008 yılında Daily Telegraphgezetesine verdiği söyleşide- sitem dolu sözlerle "ABD Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından NATO’nun Almanya sınırlarının doğusuna geçmeyeceğine dair söz vermişti. Ama şimdi Orta ve Doğu Avrupa’nın yarısı ittifak üyesi. Verilen söze ne oldu ?" diye sormuştu.

Putin NATO’nun genişlemesi Rusya’ya verilen sözün tutulmaması anlamına geliyordu derken ne demek istiyordu ? Ukrayna’daki kırılgan ateşkes hassas bir dengede dururken, Batılı liderlerin kriz süresince Moskova’nın kararlarını belirleyen tarihsel bağlamı anlamaları gerekiyor.

Amerikalı, Sovyet ve Batı Alman liderler Moskova’da Şubat 1990’da yapılan toplantılarda Almanya’nın birleşmesinin ve NATO’nun geleceğinin koşullarını belirlediler. 9 Şubat günü Amerikan Dışişleri Bakanı James Baker Sovyet lideri Mihail Gorbaçev’e Almanya NATO’ya katılırsa “ittifakın doğuya doğru bir inç bile genişlemeyeceğini” söylemişti.

Gorbaçev anılarında “NATO bölgesinin” genişlemesini Sovyetlerin kabul etmeyeceğini söylediğini, Baker’ın “anlaştık” cevabı verdiğini yazmıştı. Aynı gün Almanya Dışişleri Bakanı Hans-DietrichGenscherSovyet mevkidaşıEduardŞevardnadze’ye "kesin olan bir şey var : NATOdoğuya doğru genişlemeyecek" demişti.

Batılıların NATO’nun genişlemeyeceğine dair sözlerini cebine koyan Gorbaçev Almanya’nın birleşmesine izin verdi. Gorbaçev’in Batılı muhataplarının yazılı olmayan sözüne razı olması halefleri için bir şanssızlıktı.

Gorbaçev’in Batılı liderlerle müzakereleri hukuken bağlayıcı bir belgeye dayanmıyordu ama ABD’nin 1987-1991 arasındaki Sovyetler Birliği büyükelçisi JackMatlock’a göre, Doğu Avrupa “özel olarak belirtilmiş olmasa bile Doğu Almanya için verilen güvenceler bir taahhütü içeriyordu”.

Buna rağmen NATO -Moskova’nın öfkeli itirazlarına karşın-1999’da Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya’yı üyeliğe kabul etti. 2004 yılında Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya ve Slovenya ittifaka katılmasıyla NATO Rusya’nın eşiğine dayandı. Rusya bir kere daha çileden çıktı.

2004 yılında yedi yeni üyenin kabul töreninden birkaç saat önce NATO’ya ait dört F-16 uçağının Litvanya’da konuşlandırılması ve bir keşif uçağının Rusya sınırına 75 mil uzaklıkta uçması işleri daha da zorlaştırdı. Rusya o zaman NATO’nun genişlemesine engel olamayacak kadar güçsüzdü. Tek yapabildiği nükleer ve güvenlik politikalarını gözden geçirmeme tehdidinde bulunmaktı. Hırvatistan ve Arnavutluk’un 2009 yılındaki üyeliğiyle Sovyetler Birliği’nin dağılmasından beri 12 yeni Doğu Avrupa ülkesi NATO’ya katılmış oldu.

Son 20 yıl içinde yaşananlar Amerikalılara kadim tarih gibi gelebilir. Ama tarihte defalarca Batı’dan istilaya uğramış olan Rusya için NATO genişlemesine ilişkin ihanete uğramışlık algısı Batı’ya güvenemeyeceğini öğretti.

Matlock"Putin’in aklından geçeni bilemem.Ama herhalde Küba’da Sovyet füzeleri Kennedy için neyse Ukrayna’nın NATO üyeliği de Putin için aynı şeydir” diyor.

Bu anlamda Batılı stratejistler Putin’in hamlelerini kolaylıkla anlayabilirler. Bazıları, Ukrayna’da demokrasinin yerleşmesinin Rusya’da “renkli devrimi” başlatması ihtimalinin Putin’in korkuttuğunu ve bu yüzden Kiev’in Batı’ya yönelmesini engellemek istediğini düşünüyor. Bu meseleyi basite indirgemek olur.

Kültürel, tarihsel, ekonomik ve askeri sebeplerle Ukrayna’nın statüsü Moskova’yı her zaman ilgilendirecek. Rusya Ukrayna’ya, Çin’in Tayvan’a baktığı gibi bakıyor. Ne Putin gibi otoriter milliyetçi ne de liberal bir Rus lider Ukrayna’nın Batı yörüngesine sokulmasına seyirci kalabilir.

Reel politiğin mantığı Ukrayna’nın uzun vadede güvenliği için tek çıkar yolun tarafsızlık olduğunu söylüyor. Nükleer savaşa yol açabilecek bir çatışma istemiyorlarsa Ukrayna’nın Batılı destekçileri yeni anayasaya tarafsızlık maddesini koyması için Kiev’e baskı yapmak zorundalar.

Batı ve Kiev Ukrayna’nın güvenliğiyle ilgili konularda Moskova’nın söz sahibi olmamasını isteyebilirler. Rusya’nın jeopolitik konumu ona zaten Ukrayna ile ilgili fiilen veto hakkı veriyor. Bu hak mevcut değilmiş gibi davranmanın anlamı yok.

Soğuk Savaş boyunca Finlandiya ve Avusturya’nın tarafsızlığı iyi sonuç verdi. Aynı şey Ukrayna için neden düşünülmesin ?Ukrayna’nın tarafsızlığı, Batı’nın Rusya’nın güvenlik çıkarlarına saygı duyduğuna ve 2014’ün yeni bir 1990 olmadığına dair Moskova’ya güçlü bir mesaj gönderecektir. 1990 yılının yaraları Moskova’nın Batıyla ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Ama 1990 yılından çıkarılacak dersler AB ve ABD’ye bugünkü krizi çözüme kavuşturmaları için yardımcı olabilir.

 

Josh Cohen: Eski Amerikan Dışişleri Bakanlığı proje memuru. Eski Sovyetler Birliği’nde ekonomik reform projelerini yönetti.Teknoloji firmasında çalışıyor ve dış politika yazıları yazıyor.

 

Çeviri : Dr. Ömer Aytek Kurmel

Cherkessia.net, 25 Eylül 2014

****

 

Don't Let Ukraine Into NATO!

 

By Josh Cohen, Sep. 18 2014

With Ukrainian Minister Arseniy Yatsenyuk calling for legislation that would allow Ukraine to join NATO, Ukrainian President Petro Poroshenko has already announced his desire to secure a "special status" for Ukraine vis-a-vis NATO. But neither NATO membership nor any other privileged association with the alliance should be an option for Ukraine.

To understand why this is the correct policy, Western leaders should start by reading Russian President Vladimir Putin's March 18 speech announcing the annexation of Crimea. Arguing that Russia was forced to annex Crimea to forestall the possibility of Ukraine joining NATO, Putin asserted that the West "had lied to us many times. This happened with NATO's expansion to the East. … NATO remains a military alliance. I do not want to be welcomed in Sevastopol by NATO sailors."

While German Chancellor Angela Merkel has described Putin as being "in another world," Putin's worldview represents the overwhelming consensus in Russia. In a 2008 interview in the Daily Telegraph, even reformer Mikhail Gorbachev bitterly proclaimed that the "U.S. had broken a promise that NATO wouldn't move beyond the boundaries of Germany after the Cold War, but now half of Central and Eastern Europe are members, so what happened to their promises?"

What does Putin mean when he asserts that NATO expansion broke a promise to Russia? With Ukraine's delicate cease-fire hanging in the balance, it is imperative that Western leaders understand the historical context that has driven Moscow's decision-making during the crisis.

In a number of meetings in Moscow in February 1990, U.S., Soviet and West German leaders established the terms for German unification and the future of NATO. In conversations with Mikhail Gorbachev in Moscow on Feb. 9, U.S. Secretary of State James Baker told the Soviet leader that if Germany joined NATO, "there would be no extension of NATO's jurisdiction one inch to the East."

Gorbachev, according to his memoirs, replied that any expansion of the "zone of NATO" was not acceptable to the Soviets, a statement to which Gorbachev asserts that Baker assented and stated "we agree with that." That same day, German Foreign Minister Hans-Dietrich Genscher told Soviet Foreign Minister Eduard Shevardnadze that "one thing is certain: NATO will not expand to the East."

Armed with what he believed were firm Western commitments not to expand NATO, Gorbachev publicly gave his assent in principle to German reunification. Unfortunately for Gorbachev's successors, however, the former Soviet leader ended up settling for what was essentially a vague verbal understanding about NATO expansion with his Western counterparts.

But while nothing legally binding came out of Gorbachev's negotiations with Western leaders, Jack Matlock, U.S. ambassador to the Soviet Union from 1987 to 1991, has explained that while Eastern Europe was "not specifically mentioned, one could argue that a commitment was implicit in the assurances given regarding East Germany."

Nevertheless, despite Russia's belief that it had received a commitment from the West not to expand NATO, the alliance — over furious objections from Moscow — added the Czech Republic, Hungary and Poland into its fold in 1999. NATO then admitted Bulgaria, Estonia, Latvia, Lithuania, Romania, Slovakia and Slovenia to the alliance in 2004 — putting NATO on Russia's doorstep — and once again the Russians were incensed.

It didn't help that hours before the ceremony admitting the seven new members, four NATO F-16s were deployed to Lithuania while a reconnaissance aircraft flew 75 miles from the Russian border. At the time, though, Russia was too weak to prevent NATO's further expansion and was reduced to threatening to review its nuclear and security policies vis-a-vis NATO. With the admission of Croatia and Albania to NATO in 2009, 12 new countries in Eastern Europe had joined NATO since the breakup of the former Soviet Union.

Although events dating back two decades may seem like ancient history to Americans, to Russia — a country that has suffered numerous invasions from the West — the perceived betrayal regarding NATO expansion is a lesson that the West cannot be trusted.

"I can't read Putin's mind," Matlock said, "but my guess is that the possibility of NATO membership for Ukraine, for Putin, was something equivalent to Soviet missiles on Cuba for Kennedy."

In this context, Putin's actions should be easy for any Western strategist to understand. Although some have argued that Putin's primary motivation for preventing Kiev's reorientation to the West is the fear that Ukraine's democracy will lead to a "color revolution" in Russia, this understates the case.

For cultural, historical, economic and military reasons, Ukraine's status will always be a fundamental concern for Moscow. Russia looks at Ukraine in the same way that China looks at Taiwan, and no Russian leader — whether an authoritarian nationalist like Putin or a Western-style liberal — could afford to stand by and do nothing while watching the West bring Ukraine into its orbit.

Once this is understood, realpolitik dictates that the only viable solution for Ukraine's long-term security is neutrality. Unless the West is prepared to risk a conflict that could escalate to a nuclear exchange, Ukraine's Western patrons should push Kiev to enshrine a formal commitment to neutrality in a new Ukrainian constitution.

While the West and its clients in Kiev might object that Moscow should not be given a veto over Ukraine's security choices, Russia's geo-political status vis-a-vis Ukraine effectively does provide it such a veto, and there is no use in pretending it does not.

Neutrality worked quite well for both Finland and Austria during the Cold War, and there is no reason not to consider something similar for Ukraine. Doing so would send a powerful signal to Moscow that the West respects Russia's security interests, and that 2014 is not 1990 redux. The Russian wounds from 1990 may continue to impact the relationship between Moscow and the West, but events from that fateful year do offer EU and U.S. policymakers clear guidance for helping resolve the current crisis.

:

Josh Cohen: is a former U.S. State Department project office rinvolved in managing economic reform projects in the former Soviet Union. He currently works for a satellite technology company and contributesto a number of foreign policy-focused mediaoutlets.

 


Bu haber toplam 2914 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net