

Dmitri Trenin , 22 Ağustos 2014
Ukrayna krizi sürerken Kremlin yeni bir ulusal strateji benimsedi. Strateji son iki yıldır Rusya’da güçlenen trendleri yansıtıyor. Trendler bugün Rusya-Batı ilişkisinde yaşanan krizin ötesinde başta AB olmak üzere Rusya’nın komşuları açısından önem taşıyor.
Kremlin Rusya’nın geleceğini Avrupa’nın geri kalanının dışında görüyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından dile getirilen ve AB’de pek çok kişinin yüz vermediği Lizbon’dan Vladivostok’a uzanan Büyük Avrupa önerisinden kendi yaratıcısı da vazgeçti. Rusya ekonomisini geliştirirken, siyasal sistemini tahkim ederken ve güçlü bir silahlı kuvvetler inşa ederken kendi kaynaklarına dayanacak.
Rusya kendine yeterli bir kalkınma modeli benimsemeyecek ama küreselleşmenin nimetlerine de bel bağlamayacak. Son yaptırımlar Moskova’ya bu nimetlerin bir anda ortadan kaybolabileceğini öğretti. Rusya ithal ikameci sanayileşmeye yönelecek, yerli tarım üretimine ağırlık verecek ve mali özerkliği hedefleyecek.
Savunma sanayisi uzun süredir endüstriyel ve teknolojik yaratıcılığın asıl taşıyıcısı olarak görülüyor. Ne var ki asıl görevi Rusya’nın askeri modernleşmesini tamamlamak olacak. Bunu içeride ve dışarıda silahlı kuvvetlerin kapasitesini artırarak yapacak.
Batıyla restleşme –özellikle Rusya’ya uygulanan ekonomik yaptırımlar ve enformasyon savaşı- Rusya’da yurtsever duyguları güçlendirdi. Rusya’nın acil görevi toplumun ana gövdesini bu platform üzerinde bir araya getirmek ve ulusal birliği inşa etmek. Buna karşı çıkacak küçük bir kesime ajan muamelesi yapılacak.
Pozitif ulusal tahkim Kremlin’in geleneksel değerleri savunması sayesinde başarılacak. Bunların arasında devletin her şeyin üzerinde tutulması ; Ortodoks Kilisesi’nin öncülüğünde ahlaki ve ruhani rehberlik ; geleneksel ailenin kutsallığı ve ülkedeki farklı etnik grupların barış içinde bir arada yaşaması olacak.
Bu bağlamda Kırım hem ideolojik fay hatlarına rağmen Rusya’nın ulusal birliğinin simgesi hem de ülkenin rakiplerini püskürtmesine yarayan yeni keşfedilmiş kapasitesinin işareti. Kırım bir defa Rusya’ya bağlandıktan sonra hiçbir koşulda terk edilmeyecek. Nitekim yarımadadaki Rus askeri garnizonu güçlendiriliyor. Güçlerini Rusya sınırına yakın noktalara konuşlandıran NATO yeniden muhtemel rakip tanımlanıyor.
Rusya yeni dış politikasını uygularken kararlı ama sabırlı ve temkinli olacak. Moskova’nın Batı’ya uyguladığı tarımsal karşı yaptırımlar bazı Orta ve Doğu Avrupa ülkelerini hayli sarstı. Rusya bir yandan da ABD ve NATO ile ,özellikle Ukrayna’da, açıkça silahlı çatışmaya girmekten kaçınma siyasetine devam edecek.
Rusya Ukrayna’dan vazgeçmeyecek. Ama uzun vadede taktikleri ve stratejisi değişebilir ve değişecek. Ukrayna’da parlamento seçimleri ve kış yaklaştıkça Moskova dikkatini ülkenin doğusundaki silahlı isyandan siyasal ve ekonomik konulara kaydırabilir.
Küresel ölçekte Moskova Amerikan hegemonyasını azaltmak için Batılı olmayan ülkelerle ittifaklar kurabilir. Çin en önemli aday. Çin’in nakit ve yatırımları karşılığında Rusya enerji ve gelişmiş askeri teknoloji verebilir. Moskova’nın diğer ülkeler yanında Hindistan, Brezilya, Arjantin, Mısır, İran, İsrail, Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne ilgisi artıyor.
Rusya Batılı olmayan ülkelerle güçlerini birleştirse bile, Amerika’nın hamlelerinin Rusya’nın çıkarlarına zarar vermediği Afganistan veya Irak gibi alanlarda Washington ile işbirliğine devam edecek. 11 Eylül sonrasının tersine, Moskova –İslamcı aşırılıkçılara hiç sempati duymamakla birlikte- Libya’dan Irak’a kadar bölgesel istikrarsızlığın kaynağı olarak Amerikan politikalarını gösterecek.
Rusya ulusal çıkarlarına hizmet etmediğine karar verdiği uluslararası antlaşmalar ve sözleşmelerden de çekilecek. Bu özellikle 1987 tarihli Amerikan-Sovyet Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler (INF) Antlaşması için geçerli. Antlaşma iki ülkenin orta menzilli füze sistemlerine sahip olmasını yasaklamış ama diğer ülkeleri serbest bırakmıştı. Rusya AİHM’den de çekilebilir : Moskova mahkemenin aşırı siyasallaştığını düşünüyor. Bu konuda kesin karar verilmese bile uyarılar yapıldı.
Moskova Avrupa’yı tamamen gözden çıkarmıyor ama tüm ilişkileri içinde en çok Avrupa ile bağları zayıfladı. Ruslar son altı ayda iki defa AB karşısında çok ciddi hayal kırıklığı yaşadılar. BirincisindeFransa, Almanya ve PolonyaKiev’de Viktor Yanukoviç ile Ukrayna muhalefeti arasında sağladığı 21 Şubat antlaşmasının arkasında durmadı. İkincisinde AB Amerika ile birlikte Malezya Havayolları uçağının düşürülmesinden sorumlu tuttukları Rusya’ya yaptırımlar uyguladı. Oysa iddiaları doğrulayacak kesin kanıtlar yoktu.
Kremlin AB üyesi ülkelerle münferit olarak ilişki kuracak. Çünkü Avrupa’nın birlik olması Moskova’ya karşı ABD ile dayanışması anlamına geliyor. Moskova da şunu biliyor : Avrupa Ukrayna’da şiddetin bitmesini Kiev’in askeri zafer kazanmasından daha çok istiyor. Rusya bir şeyin daha farkında : Bu yıl kış gelmeden Avrupalılar Ukrayna konusunda Rusya ile işbirliği yapmak istiyorlar. Bu antlaşmanın rekabetçi de olsa hayat dolu olacağı anlamına geliyor.
Dmitri Trenin: Direktör, Carnegie Moscow Center
Çeviri : Dr. Ömer Aytek Kurmel
Cherkessia.net, 1 Ekim 2014
****
Russia's New National Strategy
Dmitri Trenin, August 22, 2014
Amid the ongoing crisis over Ukraine, the Kremlin has adopted a new national strategy that crystallizes trends that have been gaining ground in Russia over the past two years. This development goes beyond the current crisis in Russian-Western relations and has important consequences for Russia’s neighbors, especially the EU.
Essentially, the Kremlin sees Russia’s future as separate from the rest of Europe’s. Russian President Vladimir Putin’s proposal for a Greater Europe stretching from Lisbon to Vladivostok, cold-shouldered by many in the EU, has now been finally withdrawn by its author. Instead, Russia will largely rely on its own resources as it seeks to develop its economy, consolidate its political system, and build a strong military.
Russia’s development model will not be autarkic, but neither will it rely too much on exploiting the fruits of globalization. Recent sanctions against it have taught Moscow that these fruits can suddenly grow sour. Instead, Russia will be in the business of import substitution industrialization, promoting domestic agricultural production, and seeking to create a measure of financial autonomy.
The defense industry has long been designated the prime vehicle of industrial and technological innovation. Its main mission, however, will be completing Russia’s military modernization by equipping the country’s armed forces with a wide range of usable instruments of power, both for home defense and force projection.
Confrontation with the West—especially over economic sanctions and information warfare against Russia—has given Russian patriotism a powerful boost. Now, Moscow’s task at hand is to consolidate the bulk of Russian society on the basis of this platform, thus cementing national unity. Those few who disagree would be putting themselves beyond the pale as foreign agents.
Positive national consolidation will be achieved through the Kremlin’s promotion of traditional values. These include the overriding importance of the state; moral and spiritual guidance provided by established religious organizations, with the Orthodox Church playing a salient role; the sanctity of the traditional family; and peaceful cohabitation of different ethnic groups throughout the country.
Crimea, in this context, is simultaneously a symbol of Russia’s national unity across ideological divides and a sign of the country’s newly discovered capacity to push back against its competitors. Once reintegrated into Russia, Crimea will not be abandoned under any circumstances. To make this absolutely clear, the Russian military garrison on the peninsula is being beefed up. NATO, which is now positioning its forces closer to the Russian border, is again designated as a likely adversary.
In pursuing its new foreign policy, Russia will be firm but patient and cautious. Moscow's agricultural countersanctions against the West have hit a number of Central and Eastern European countries hard. At the same time, Russia will continue to avoid an open armed conflict with the United States and NATO, particularly in Ukraine.
Russia should not be expected to give up on Ukraine, but it can and will change tactics and strategy in its long game there. Moscow may shift its attention from the insurgency in the east to more political issues, in view of Ukraine’s forthcoming parliamentary elections, and economic priorities, as winter approaches.
Globally, Moscow will be building alliances with non-Western countries to diminish U.S. hegemony. China stands out as a premier partner, with Russia supplying it with more energy and more advanced military technology, while seeking cash and investment in return. India, Brazil, Argentina, Egypt, Iran, Israel, Turkey, and the United Arab Emirates, among others, are also being eyed by Moscow with enhanced interest.
Russia is joining forces with the non-West, but it will not seek to undercut the United States in the areas where U.S. actions do not harm Russian interests, for example, in Afghanistan or Iraq. Unlike in the wake of 9/11, however, Moscow—while having no sympathy whatsoever for Islamist extremists—will point its finger at Washington’s policies as the root cause of regional instability from Libya to Iraq.
Russia will also feel free to withdraw from international treaties and agreements if it concludes that they no longer serve its national interests. In particular, this may apply to the 1987 U.S.-Soviet Intermediate-range Nuclear Forces (INF) Treaty, which banned both countries from having a whole class of missile systems, but left the rest of the world free to arm itself with them. Likewise, Russian participation in the European Court of Human Rights is in danger: Moscow considers the court to be too politicized. Neither decision has been taken yet, but warnings have been served.
Moscow is not completely ignoring Europe, but its European connection has been downgraded more severely than any other relationship. The Russians have been bitterly disappointed by the EU twice in the past six months. First, by France, Germany, and Poland failing to uphold the February 21 agreement they had brokered in Kiev between Viktor Yanukovych and the Ukrainian opposition. Second, by the EU aligning itself with the United States and imposing sectoral sanctions against Russia following the downing of Malaysia Airlines Flight 17, which both America and Europe blamed on Russia even in the absence of irrefutable evidence.
Given all this, the Kremlin will have even less reason than before to abstain from reaching out to individual EU member states: European unity today means Europe’s solidarity with the United States
against Moscow. At the same time, it knows that Europe wants an end to violence in Ukraine more than Kiev’s military victory there. It further understands that the Europeans would want some cooperation with the Russians on Ukraine, as early as this coming winter. This promises a lively relationship, even if a highly transactional and competitive one.
Dmitri Trenin: Director, Moscow Center