Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Lukasz Koltuniak:Vişegrad Ukrayna Krizini Atlatabilecek mi ?
25 Ekim 2014 Cumartesi Saat 20:00
 
1 Ekim 2014
 
Łukasz Kołtuniak :Jagiellonian Üniversitesi’nde hukuk doktoru adayı.Vişegrad Grubu ve Orta Avrupa işbirliği üzerine araştırmalar yapıyor
 
Vaclav Havel ve diğer Orta Avrupalı liderler Vişegrad Grubu’nu kurduklarında işbirliğinin temel faktörlerinden biri potansiyel Rusya tehlikesiydi. Ne var ki Rusya’nın yayılmacı emellerinin gerçeğe dönüştüğü günümüzde Ukrayna’yı açıkça destekleyen tek bölge ülkesinin Polonya olduğu görülüyor. Peki Slovakya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti neden farklı davranıyor ? Kesin olan o ki, Ukrayna’daki savaş 1989 yılından bu yana Vişegrad devletleri arasındaki ilişkilerde en ciddi krize sebep oldu.
 
 
 
Macaristan
 
Macaristan hükümeti Ukrayna krizi boyunca tarafsız kalmaktan çok Rusya-yanlısı bir tutum sergiledi. Macaristan’ın bu tutumunun iki nedeni var. Birincisi, Rusya’nın Macaristan’daki büyük yatırımları. Viktor Orban liderliğindeki hükümet son on yılda ülke ekonomisini zayıflatan ciddi ekonomik krizi aşmanın yollarını arıyor. Orban zayıf bir Avrupa’nın sorundan kurtulmak için doğru reçete olmadığını fark etmiş bulunuyor. Macaristan bu yüzden Çin ve diğer Avrupa-dışı ülkelerle ekonomik işbirliğini genişletmeye ve iyi ilişkiler geliştirmeye çalışıyor. Bununla birlikte, Macaristan ekonomisinin düzlüğe çıkma sürecinde Rusya’nın ayrı bir yeri var. Orban’ı eleştirenler Macaristan’ın enerji sektöründeki (özellikle nükleer) Rus yatırımlarının Budapeşte’yi Moskova’ya bağımlı hale getireceğini sıklıkla vurguluyorlar. Orban’ın Ukrayna konusundaki tutumu bu bağımlılığın çoktan gerçekleşmiş olabileceğini düşündürüyor.
 
Orban’ın Rusya’yı övmesinin başka bir sebebi ideolojik. Fidesz hükümeti liberal demokrasiye inanmıyor. Macaristan başbakanı kısa süre önce yaptığı açıklamada “Batılı” demokrasi modelinin artık verimli olmadığını dile getirdi. Rusya, Türkiye ve Çin ekonomik ve siyasal başarı örnekleri. AB’yi sert dille eleştiren Orban -yasakçı ve giderek otoriterleşen liderliği de dahil olmak üzere- dış ve iç politika uygulamaları için ideolojik gerekçeler bulmaya çalıştı. Orban diğer yandan Macaristan ekonomisine zarar verecek şekilde AB’ye karşı çıkmaktan kaçınıyor. Orban’ın Ukrayna kriziyle ilgili farklı bakış açısı Macaristan ekonomisi için sorun yaratmıyor.
 
 
Çek Cumhuriyeti
 
Komünizmin sona ermesinden bu yana Çek Cumhuriyeti’nin temel dış politika ilkesi insan haklarının savunulması oldu. Eski devlet başkanı Václav Havel inan hakları savunuculuğunu liderliğinin ana temalarından biri olarak tanımladı. Çek Cumhuriyeti -Küba’dan Kuzey Kore’ye kadar her komünist diktatörlüğe faal destek veren- eski Çekoslovakya’nın “karanlık yanını” silmeye uğraşıyordu.
 
Ne var ki iktidardaki Bohuslav Sobotka hükümeti bu geleneksel Çek politikasını değiştirdi ve üç kuşak insan haklarının bir arada savunulmasını öngören yeni bir doktrin geliştirdi. Sosyal ve ekonomik kazanımları içeren “üçüncü kuşak” insan haklarının savunulması, Rusya ve Çin gibi demokratik olmayan devletlerin politikalarının kabul edilmesi anlamına geliyor. Bu değişim Ukrayna krizinde kendini belli etti. Hem Sobotka hem solcu devlet başkanı Miloš Zeman Ukrayna’ya açık destek vermekten kaçındılar. Bu Kremlin’in tüm eylemlerinin desteklendiği anlamına gelmiyor ; Prag Kırım’ın ilhak edilmesini tanımadı ama Zeman and Sobotka AB’nin Rusya’ya uyguladığı yaptırımları sert bir dille eleştirdiler.
 
Çekler’in Ukrayna krizinde sergilediği tutumu belirleyen tek etken bu ülkenin yeni insan hakları doktrini değil. Prag ile Moskova arasında son beş yılda hızla güçlenen ekonomik ilişkiler daha belirleyici oldu. İnsan hakları önemini korusa bile “iş iştir”.
 
 
Slovakya
 
Slovakya Ukrayna krizinde Çeklerden daha kararsızdı ; Macarlara daha yakın bir tavır aldı. Ekonomik faktörler burada da kilit rol oynadı ; Slovakya enerji bakımından büyük ölçüde Rusya’ya bağımlı. Slovakya Başbakanı Robert Fico,Rusya’yı Ukrayna’daki politikalarından dolayı eleştirmemesinin ideolojik sebepleri olabileceğini gösterdi. Slovakya’daki iktidar partisi SMER sol eğilimli ve Fico demokratik olmayan rejimlere karşı alışılmadık biçimde hoşgörülü olduğu için eleştiriliyor. Fico ilk döneminde Libya’ya giderek Muammer Kaddafi’yi ziyaret etmişti. 2008 yılındaki Rus-Gürcü Savaşı’nda açıkça Rusya’dan yana tavır almıştı. Ne var ki bu defa Rusya yanlısı açıklamalar yapmaktan kaçındı. Yeni Slovakya Devlet Başkanı Andrej Kiska bu konuda Fico’dan farklı bir tutum içinde ; KiskaRusya’ya karşı sözünü esirgemiyor.
 
Rus emperyalizmiyle bunca kötü tecrübeleri olan devletlerin Ukrayna’yı desteklememeleri şaşırtıcı. Ukrayna krizi öncesinde Polonya hükümetinin de Rusya ile uzlaşma aradığını belirtmek gerekiyor. Ne var ki Kırım’ın ilhak edilmesiyle “Polonya’nın yenilenme politikası” sona erdi. Rusya şimdi Varşova için baş dış tehdit konumunda. Krizden önce Donald Tusk hükümeti öncülü Kanun ve Adalet Partisi liderliğindeki hükümet kadar Rusya karşıtı değildi. Ancak Rusya’nın Ukrayna’yı işgalibu pragmatik politikanın sona ermesine sebep oldu.
 
Diğer Vişegrad ülkeleri farklı bir strateji benimsediler. Slovakya, Çek Cumhuriyeti ve Macaristan en önemli şeyin Moskova ile ekonomik ilişkileri olduğunu gösterdiler. Bu politika verimli olabilir mi ? Henüz belli değil ama tarihe bakarak bazen idealist politikanın “işler tıkırında” yaklaşımından daha iyi sonuçlar verdiğini söyleyebiliriz.
 
 
Çeviri : Dr. Ömer Aytek Kurmel 
 
Cherkessia.net , 25 Ekim 2015
 
****
 
 
Can Visegrad Survive the Ukrainian Crisis?
 
 
01 October 2014
 
Łukasz Kołtuniak : PhD candidate at the Department of Law at the Jagiellonian University. His research interests focus on the Visegrad Group and cooperation in Central Europe.
 
When Václav Havel and other leaders of Central European states established the Visegrad Group, the potential Russian danger was one of the key factors for cooperation. However, now, when Russia’s imperial ambitions seem to be rather fact than danger, Poland is the only state in the region which supports Ukraine unambiguously. Why then has Slovakia, Hungary and the Czech Republic acted differently? One thing is certain – the war in Ukraine has caused the most dangerous crisis in relations between the Visegrad states since 1989.
 
 
Hungary
 
The Hungarian government is much more pro-Russian than indifferent during the Ukrainian crisis. There are two main factors that determine Hungary’s position. First is the deep level of Russian investment in Hungary. Viktor Orbán’s government is looking for the best way to overcome a serious economic crisis undermining the country’s economy over the last ten years. Orbán has realised that a weak Europe is not necessarily the best solution to this problem. This is why Hungary seeks to widen its economic cooperation and develop good relations with China and other non-European states. However, a special place in the process of a recovering Hungarian economy belongs to Russia. Orbán’s critics often raise a concern that Russian investments in Hungarian energy (nuclear, in particular) will led to Budapest’s dependence on Moscow. But this dependency may be already a reality, Orban’s attitude towards Ukraine demonstrates that.
 
Another reason why Orban praises Russia relates more to ideology. The Fidesz government has generally condemned liberal democracy. The Hungarian prime minister stated recently that the model of “Western” democracy is not efficient anymore. Russia, Turkey and China are examples of economic and political success. Orbán, who himself is a sharp critic of the EU, has tried to look for ideological justifications of his foreign and internal policies, including his more restrictive and increasingly authoritarian style of leadership. On the other hand, Orbán has avoided any actions against the EU which would hurt Hungary's economy. His different point of view on the Ukrainian crisis is not causing economic problems to Hungary, so it seems relatively safe for Orbán.
 
 
The Czech Republic
 
Since the end of communism, the Czech Republic’s foreign policy was primarily based on the promotion of human rights. Former president Václav Havel described the promotion of human rights as one of the main themes of his presidency. The Czech Republic tries thus to wipe away the “dark-side” of former Czechoslovakia, a state that vividly supported every communist dictatorship from Cuba to North Korea.
 
However, the current cabinet of Bohuslav Sobotka has modified the traditional Czech policy. This government established a new doctrine of supporting rights based on the promotion of all three generations of human rights. Thus, the promotion of the “third generation” of human rights, which are primarily social and economic rights, means an acceptance of policies of non-democratic states such as Russia or China. This modification was visible during the Ukrainian crisis. Both Sobotka and the left-wing president, Miloš Zeman, avoided clear support of Ukraine. It does not mean that Prague supports all of the Kremlin’s actions, they did not recognize the annexation of Crimea, but both Zeman and Sobotka strongly criticised the EU sanctions against Russia.
 
Nonetheless, the Czech attitude towards the Ukraine crisis is definitely not determined by its new human rights doctrine. It is rather an effect of strict economic links between Prague and Moscow, which have been rapidly developing over the last five years. Although human rights are still very important, “business is business”.
 
 
Slovakia
 
Slovakia’s attitude towards crisis was even more ambivalent than the Czech one, more similar to Hungary’s position. Economic factors are a key here again, as Slovakia’s energy industry is heavily dependent on Russia. Slovak Prime Minister Robert Fico has also demonstrated that his unwillingness to condemn Russian actions in Ukraine may be based on ideology. The Slovak ruling party SMER is a left-wing populist party and Fico has been criticised for having an unusual soft spot for non-democratic regimes. In his first term, he visited Muammar Qaddafi before his fall in Libya. In 2008, during the Russia-Georgia War, Fico came out in blunt support of Russia. This time, however, he avoided clear-cut pro-Russian statements. The position of the new Slovak president, Andrej Kiska, significantly differs in this matter from Fico’s; Kiska has been much more assertive towards Russia.
 
It is surprising that states which have had such negative experiences with Russian imperialism do not support Ukraine. We should note that until the Ukrainian crisis broke out, the Polish government was also involved in a process of reconciliation with Russia. However, the annexation of Crimea meant end of the “Polish reset” in relations between both states. To Warsaw, Russia is now a key threat when it comes to the international scene. Before the crisis, the Donald Tusk government had not been as anti-Russian when compared to the previous government formed by the Law and Justice (PiS), and it pursued a pragmatic policy with Russia. However, the Russian invasion in Ukraine ended this policy.
 
The other Visegrad countries have taken a different strategy. Slovakia, the Czech Republic and Hungary have shown that their economic relations with Moscow are most important. Will this policy turn out to be efficient? It is unclear yet, but history teaches us that sometimes an idealistic policy leads to a better result than the hard policy of “business as usual”.
 
 
 
 

Bu haber toplam 2905 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net