Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Anti-Amerikancılık, Irkçı Bir Kıskançlıktır
27 Kasım 2014 Perşembe Saat 19:51
Paul Johnson / 21 Temmuz 2003
 
 
Anti-Amerikancılık günümüz entelektüelleri üzerinde hüküm süren ırkçı bir hastalıktır. Fakat diğer bütün hastalıklar gibi bu hastalığın da altında yatan belirtilerin, aynı zamanda hastalığın sebepleri ile aynı olduğu, bir şikayetler topluluğu vardır;
 
 
Bunlardan birincisi, demokrasiye karşı itiraf edilmeyen bir küçümsemedir. Amerika Birleşik Devletleri dünyanın en başarılı demokrasisidir. Oy kullanma hakkına sahip olanlar 80.000’den fazla kamu görevlisini seçmektedirler, seçim kampanyalarını uzunluğu ve mükemmelliği, medyanın yaygınlığı ve neredeyse günlük olarak yayınlanan kamuoyu yoklaması sonuçları, yönetimin ve seçmenin uzun süre birbirinden ayrılmasının önüne geçmesini ve Washington’un genellikle kendi icraatlarında, kahır ekseriyete sahip  fikirleri yansıtmasını garanti altına almaktadır.
 
 
Bilhassa Avrupa’daki entelektüellerin özelliği, insanları hayata küstürmeleri, dünyadan nefret ettirmeleridir. Söz konusu entelektüeller, bir sistem olarak demokrasiye diz çökmeleri gerektiğini bilmektedirler. Onlar, bütün bir toplumun –özellikle bütün haklardan istifade eden 300.000.000 nüfusun- yanıltılabileceğini açık bir şekilde kabul edemezler. Fakat bu entelektüeller “bir adam-bir oy” kuralını da kalben kabul etmezler. Onlar,kendi özel alanlarında birbirleri ile beraber iseler, Kansas’dan bir çiftçinin, Pensilvanya’dan bir maden işçisinin ya da Michigan’dan bir otomobil tamircisinin, kendilerinin taşıdığı ölçüde sosyal ve ahlaki değerleri taşıyabilecekleri fikrini küçümseyerek reddederler. Gerçekten de, reddettikleri bu varsayıma uygun bir şekilde davranan herhangi bir kimse için, onların özel bir aşağılama sözcüğü vardır; “popülist”. Bir popülist, halkın vermiş olduğu kararı ve özellikle entelektüel uzlaşıya ters olsa dahi (örneğin ölüm cezası konusunda) kabul eden kimsedir. Entelektüellerin alaycı dilinde popülizm neredeyse faşizm kadar kötüdür, gerçekte popülizm, faşizme doğru bir adımdır. Bu nedenle,  medya etkisi ve menfaat grupları tarafından yönlendirildiği için Amerika Birleşik Devletleri’nin çok “eğitilmiş bir demokrasi” olmadığı fikri ileri sürülür.   
 
 
Gerçek olan husus şudur ki, Avrupa Kıt’ası üzerinde, çok az sayıda işleyen demokrasi deneyimi mevcuttur. İtalya ve Almanya sadece 1940’ların sonundan bu yana; İspanya 1960’lardan bu yana demokrasiye sahiptir. Fransa bir demokrasi değildir; hatalarının oylar tarafından değil; grevler, sokak kalkışmaları ve ablukalar  tarafından üstesinden gelindiği, bürokrasi ve parti elitleri tarafından işletilen bir cumhuriyettir. Fransız sisteminin unsurları Avrupa Birliği kanalıyla kabul ettirilmektedir, uzun zamandır başarılı demokrasi uygulamalarına sahip olan Danimarka ve İsveç gibi ülkelerde dahi durum böyledir. Fransız stili sahte bir demokraside, entelektüeller gerek devlet ve gerek sokak seviyesinde önemli bir etkiye sahiptirler. Ancak gerçek bir demokraside entelektüeller , kendi fikirlerinden daha fazla bir güce sahip değildirler.  
 
 
İkinci olarak, Anti-Amerikancılık kültürel ırkçılığın bir işlevi, bir yansımasıdır. Avrupa elitlerinin büyük bir çoğunluğu, şaşırtıcı bir şekilde, Amerika Birleşik Devletleri tarihi ve kültürü hakkında çok az şey bilmektedirler ve onların Avrupa köklerinden ayrı bir varoluşa sahip olduklarını dahi inkar etmektedirler. Bir Avrupa federal devleti ya da birliği yaratma çabaları sırasında, Amerika Birleşik Devletleri’nin 1780’lerde yaratılması sürecinde Amerikalıların edindiği derslerin çalışıldığı herhangi bir aşama bulunmaması çok enteresandır. Her şeye rağmen Amerikan anayasası (münasip değişikliklerle) 200 yıldan daha fazla bir süreyi geçirmiştir ve Amerika Birleşik Devletleri bu anayasa çerçevesinde, dünya tarihindeki en zengin ve en güçlü ülke olarak gelişmiştir. Bu yüzden Avrupa elitlerinin, böyle başarılı bir süreçten bir şeyler öğrenmeye çalışmış olacaklarını düşünebilirsiniz. Ama asla; çok bilmiş fikre göre, medeni Avrupa’nın ergen Amerika’dan öğreneceği hiçbir şey yok. Bu avro-elitler için özellikle tiksindirici olan şey, anayasanın kurucuları tarafından, kamusal tartışma süreçleri, şehir toplantıları ve onay oyları yoluyla halkın yönetime dahil edilmesi için her çabayı sarfetmiş olmalarıdır ve bütün bunların Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştiği dönemde Avrupa’nın çok önemli bir bölümü hala antik yönetim şeklinin mutlak hükümranları tarafından yönetilmekteydi.  
 
 
Bu kültürel ırkçılık özellikle “cahil” olduğu varsayılan Başkan  George W. Bush ve onun fazlasıyla hevesli Texas geçmişine yöneltilmiştir. Avrupa entelijansiyası, Amerika hakkındaki fikrini çoğunlukla Hollywood, Dallas gibi televizyon köpükleri ve romanlardan edinmiştir. Bunların çok azı, üç ya da dört büyük şehir dışında Amerika deneyimine sahiptir. Orta Amerika keşfedilmemiş bir  bölgedir. Şu bir gerçektir ki, Amerika Birleşik Devletleri’nin, farklı halkların, bileşen parçalarından daha büyük olduğu insan yekününde kaynaşması için çok etkili  bir potayı ıspatlamış olması, Avrupa’da bir talihsizlik olarak görülmektedir, çünkü bu durum herhangi bir saflık içermeyen kültürel bir erime kabı üretmiş ve bu yüzden ticari güçlerin insafına kalmıştır.
 
 
Üçüncü olarak, Avrupa elitleri Amerikalıları, büyük şirketler tarafından kontrol edilen sistem içerisinde fonksiyonları itaatkar tüketiciler olan, kısmen uygarlaşmış bir yığın olarak görme eğilimindedirler. Amerika Birleşik Devletleri’nin ekonomik hayatındaki ve hayatın tüm diğer alanlarındaki rekabet görmezlikten gelinmektedir, çünkü Kıt’a Avrupası’nda yaşayanlar için rekabet, dikkatli bir kontrolün altında tutulan ve minimumu muhafaza eden bir şey gibidir. 
 
 
Amerikalılar yüksek materyalist tüketiciler olarak görülmesine rağmen, onlar aynı zamanda kendi manevi hazları, dini ayinlere katılma ve ahlaki tasavvura katkı için korkutulmuşlar ve horlanmışlardır. Avrupalılar Amerika Birleşik Devletleri’ne yönelttikleri kınamalarında, yeknesak olmak ve aynı zamanda pagan tarzında etik dışında bulunmak ve ahlaken istekli olmak yönlerinden bir tutarsızlık görmüyorlar.
 
 
Gerçek şudur ki, ortaya atılan herhangi bir suçlama, Eski Dünya entelijansiyası tarafından bilinçsiz bir şekilde kullanılmaktadır. Anti-Amerikancılık gerçekten akılsızca, çelişkili, ırkçı, çocukça, kendi bindiği dalı kesen cinsten ve aslında abuk sabuktur. Anti-Amerikancılık etkide bulunmaya dayanır, fakat ırkçılığın akıl dışı bir dürtüsüdür; Amerikan refahına, gücüne, başarısına ve kararlılığına karşı bir ırkçılıktır.  
 
 
 
Kaynak: http://www.forbes.com/global/2003/0721/017.html
 
 
Çeviren:Av.Dr.Murat YILDIRIM
 
 
 
 
Cherkessia.net, 27 Kasım 2014
 
 
 

Bu haber toplam 2888 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net