Karakter boyutu :
Janek Lasocki:Euro Meydan Yeni Bir Portakal Devrimi Olmamalı

28 Kasım 2014 Cuma Saat 22:08

Janek Lasocki, 21 Kasım 2014
Bugün 21 Kasım. Hükümetin devrilmesine yol açan ve dış dünyanın dikkatini Ukrayna’ya çeken Euro Meydan gösterilerinin üzerinden tam bir yıl geçti. Bu sabah beş parti arasında koalisyon antlaşması imzalandı. Yeni hükümet reform yapma yetkisiyle önümüzde ay göreve başlayacak.

Devlet Başkanı Yanukoviç’in AB ile Ortaklık Antlaşması’nı imzalamayacağını açıklaması üzerine on iki ay önce eski gazeteci genç aktivist Mustafa Nayem Facebook üzerinden şu çağrıyı yaptı : “Haydi. Bu mesajı beğenmekle yetinmeyin. Bir şeyler başlatmaya hazır olduğunuzu yazın”. Halkı o akşam Kiev’in Bağımsızlık Meydanı’nda toplanmaya çağırdı. 50 kişilik kalabalık 1.000’in üzerine çıktı ve “Meydanı” terk etmediler. Önce çoğunlukla öğrencilerden oluşan grup toplumun her kesimini temsil eden binlerce kişilik bir topluluğa dönüştü. Kendiliğinden örgütlenme çok etkileyiciydi. Gönüllüler derme çatma bir sahne ve Facebook üzerinden yapılan yardım çağrılarına duyarsız kalmadılar. Yemek pişirmek, temizlik yapmak, odun getirmek, tweet atmak veya yayın yapmak için toplandılar. Doktorlar tıbbi birimler kurarken Afganistan Savaşı gazileri güvenlik noktaları oluşturdular. Yolsuzluk ve inançsızlığın pençesinde kıvranan ülkeye güven ve ortak mücadele ruhu egemen olmuştu.
O havayı etmiş biri olarak Kiev’deki Noel ağacının poster ve sloganlarla dolu tuvale dönüşmesini, Meydan’ın her yanında birbirine sarılmış AB ve Ukrayna bayraklarını, yorgun yüzlerdeki gülümsemeleri, yanan lastiklerden çıkan duman perdesini ve karlı zemin üzerinde Berkut (çevik kuvvet) kalkanlarının göstericilere meydan okuyan barikatini unutamam.
AB antlaşmasının tetiklediği ve “Euro Meydan” adını alan bu mekan çok daha fazlasını ifade eder hale geldi. Ukraynalılar “kötü yönetişim, rantçılık ve yolsuzluk üzerine inşa edilmiş siyasal sistemin kendisine” isyan ediyorlardı. Yanukoviç üç ay sonra Kiev’i terk ettiğinde yeni bir başlangıç fırsatı doğmuştu.
Ukrayna’nın Portakal Devrimi’nin üzerinden on yıl geçti. Duygular bugüne benziyordu. Yığınlar devlet başkanlığı seçimlerinin yenilenmesini istiyordu. Kazanacaklarından emindiler. Batıya göre bu –tıpkı önceki sene Gürcistan’daki “Gül Devrimi” gibi- bir başka renkli devrimdi. Yeni hükümetin verdiği sözleri tutmaması üzerine Portakal Devrimi’nin sevinci yerini hayal kırıklığına bıraktı. Yolsuzluk ve oligarşiyle mücadele edilmemiş ; siyasal, ekonomik ve enerji reformu çok zaman almıştı. Rusya’ya çok fazla taviz verilmişti. Koalisyon kendi içindeki amansız çekişme sonucunda çözüldü. Euro Meydan’ı farklı kılan ne ?
Birincisi, bu defa durum çok daha kötü. Çabuk hareket etmek gerekiyor. AB ve IMF müdahiller. Yeni yönetim müflis bir ekonomi devraldı ve halk bunun etkilerini hissediyor. Çok büyük dış yardım olmadan borçların ödenmesi olanaksız. Enflasyon çok yüksek. Bu yıl yarı değerini yitiren Grivna Bloomberg’e göre dünya üzerinde en kötü performansa sahip para birimi. Rusya’nın müdahalesi bu yıl içinde Ukrayna ürünlerinin yasaklanması ve siyasal partilerin etkilenmesinden Rus askerlerinin Kırım’ı ilhak etmesine ve Donbas’taki ayrılıkçı hareketin desteklenmesine dönüştü. Alt yapı, evler ve sanayi tahrip edildi. 4.000’den fazla insan hayatını kaybetti. En az bir milyon kişi evlerini terk etti. Can kaybı her gün artıyor. Avrupa’nın bu en yeni donmuş çatışmasının her an yeniden patlak vermesinden korkuluyor.
İkincisi, insanlar Portakal Devrimi’nden ders çıkardılar ; yeni yüzlerin siyasete girmesini ve reform talep ediyorlar. Birçok kişi reformların geç ve yetersiz kaldığını söylese de alınan mesafenin de farkındalar : tasfiye ve yolsuzlukla mücadele yasaları çıktı. İmzalanmış ve onaylanmış olan AB ile Ortaklık Antlaşması diğer reformlara yön veriyor. Sivil toplum değişimi siyasetçilere bırakmamaya kararlı. Yeni TV istasyonları ve reform-izleme örgütleri kuruldu. Yeni devlet başkanı ve yeni parlamenterler için iki seçim yapıldı. Parlamentoya seçilenler arasında ülkenin doğusunda savaşan gönüllü taburlarında görev yapmış olanlar, gazeteciler, aralarında Mustafa Nayem ve meslektaşlarının olduğu yurttaş hakları aktivistleri var.
Ukrayna’da son bir yıl içinde yapılanlar sebebiyle iyimser olmak lazım ama başarısızlık ihtimalini de gözden uzak tutmamak gerekiyor. Reform için kültürel değişim şart. Oysa Ukraynalılar buna hazır olmayabilir. Yolsuzlukla mücadele eden kurumlar bağımsız ve saygın olmalı. Koalisyon çözülmemeli, aynı zamanda doğudaki Ukraynalıları kucakladığını hissettirmeli, Avrupa Birliği siyasal ve mali taahhütlerinden geri adım atmamalı. Tüm bunlar savaş devam ederken yapılmalı. Önümüzdeki on iki ay geçirdiğimiz on iki ay kadar önemli.
Janek Lasocki:Savunuculuk Koordinatörü, Avrupa Dış İlişkiler Konseyi
Çeviri : Dr. Ömer Aytek Kurmel
Cherkessia.net, 28 Kasım 2014
******
Euro Maidan must not become another Orange Revolution
Janek Lasocki
21st November, 2014
Today, 21 November, marks a year since the start of the Euro Maidan demonstrations that brought about the fall of a government and brought Ukraine to the attention of the outside world. This morning a coalition agreement was finally signed between five parties and a government with a new mandate to reform will take office next month.
Twelve months ago a young journalist turned activist, Mustafa Nayem, took to Facebook after President Yanukovych announced he would not be signing an Association Agreement with the EU. “Come on guys,” he wrote, “let’s be serious, don’t just like this post. Write that you are ready and we can try to start something.” He called on people to gather that evening on Kyiv’s Independence Square, the "Maidan”, and a crowd of 50 quickly swelled to over 1,000. And they stayed. What began as mostly students became a community of thousands representing a cross section of society. The self-organisation was impressive. Volunteers answered calls for help from a makeshift stage and on Facebook. They came to cook or clean, to bring in wood, or to tweet and broadcast. Doctors organised medical stations and Afghan war veterans set up security posts. In a country beset by corruption and cynicism there was an incredible feeling of trust and common cause.
Having walked around at the time, it’s hard to forget the capital’s Christmas tree turned into a protest canvas with posters and slogans, the intertwined EU and Ukrainian flags which adorned every corner of the Maidan, the smiles on tired faces, the wall of smoke from burning tyres, and the imposing barricade of Berkut (riot police) behind their shields in the snow.
Sparked by an EU treaty and branded "Euro Maidan", it fast became a lot more. Ukrainians were revolting against “an entire political system [...] based on mis-governance, rent-seeking, and corruption”. When Yanukovych fled Kyiv three months later, it was an opportunity for a new start.
Today also marks ten years since the start of Ukraine’s Orange Revolution. It had the same feel with crowds descending upon and occupying the Maidan to demand a re-run of the presidential elections which they went on to win. For the West it had looked like another colour revolution following the “Rose Revolution” in Georgia the previous year. But the hopes of jubilant crowds of the Orange Revolution soon gave way to deep disappointment with the new government’s failure to do what it had promised. Corruption and the oligarchy were not tackled while political, economic, and energy reforms took too long. There were too many compromises with Russia and the coalition broke up in vicious infighting. So what makes Euro Maidan any different?
Firstly, this time the situation is a lot worse. It has prompted more urgent action and has kept the outside world involved in the form of the EU and IMF. The new authorities have inherited an economy that is almost bankrupt and people are feeling it. The enormous government debt is unpayable without massive outside help, inflation has rocketed, and Bloomberg has branded the Hryvnia, which has lost over half its value this year, as the world’s worst performing currency. This year Russian intervention has moved from banning Ukrainian products and influencing political parties to Russian soldiers annexing Crimea and supporting a separatist movement in Eastern Ukraine’s Donbas. Infrastructure, homes, and industry have been devastated, well over 4,000 people have died, and at least a million have been displaced. In what is arguably Europe’s newest frozen conflict, there are new casualties every day and many fear it could explode again at any moment.
Secondly, people have been determined to learn the lessons of the Orange Revolution and bring in new people and push for reform. Many have said reforms have been too little too slowly but there has been progress: a law on lustration has been passed, as has a comprehensive law on anti-corruption. The Association Agreement with the EU – now signed and ratified – gives direction to a host of other reforms. Civil society is determined not to leave change to the politicians and new TV stations have been set up and new reform-monitoring organisations founded. Two elections have been held for a new president and new MPs, among whom are members of volunteer battalions who fought in the East, journalists, and civic activists, including Mustafa Nayem and many of his colleagues.
Today should be a day of optimism in Ukraine after all that has happened in the past year but it is very far from certain that they can succeed. Reform will require culture change for which Ukrainians may not be ready. Anti-corruption institutions must be independent and credible, the coalition has to stay united and also ensure Ukrainians in the East feel included, and the European Union must stay actively engaged politically and financially. And all this must happen while a war is being fought. The next twelve months could be just as important as the last.
Advocacy co-ordinator
European Council on Foreign Relations
Bu haber toplam 2136 defa okundu.
Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.