Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
David Kramer:Rusya İçeriden Demokratikleşmek Zorunda
20 Aralık 2014 Cumartesi Saat 10:42
 
Denis Volkov, 1 Aralık 2014   
 
Tanınmış demokratik gelişme uzmanı David Kramer’in Freedom House başkanlık görevi sona erdi. Kramerşimdi McCain Uluslararası Liderlik Enstitüsü İnsan Hakları ve Özgürlük kıdemli müdürü. Kramer Freedom House başkanı olarak verdiği son söyleşilerden birinde Levada Center sosyoloğu Deniz Volkov ile Rusya’da demokrasinin şansı üzerine konuştu.
 
Denis Volkov: Freedom House raporlarına göre Rusya “özgür olmayan” bir ülke. Bu ne anlama geliyor ?
 
David Kramer: Raporumuz her ülkede hakların ve özgürlüklerin durumunu değerlendiriyor. Bunun için 23 farklı kıstas kulanıyoruz.Bunlar arasında özgür, adil ve yarışmacı seçimler; muhalif partilerin olması ; toplantı ve ifade özgürlüğü ; özgür basın ;yargı bağımsızlığı ;azınlıklara ve kadınlara ayrımcılık yapılmaması var. Son yıllarda Rusya’nın değerlendirme puanları düştü.“Kısmen özgür” sınıfından “özgür olmayan” sınıfına geriledi. On yıldan fazla süredir “özgür olmayan” kategorisinde. Değerlendirmemize göre Rusya Sovyetler Birliği’nin dağılmasından beri en kötü noktada.
 
DV: Değerlendirmeyi kim yapıyor ?
 
DK: Her ülke için bir uzmanımız var. Uzman bazen o ülke kökenli, bazen değil. Bu kişi raporu hazırlıyor ve söz konusu ülke için tavsiye niteliğinde değerlendirme yapıyor. Bu çalışma hem danışma grubu hem Freedom House ekibi tarafından inceleniyor. Değerlendirmelerin isabetli olması için çok titiz davranıyoruz.
 
DV: Değerlendirmeniz açısından Rusya’da hangi gelişmeleri önemli buluyorsunuz ?
 
DK: Hükümeti desteklemeyen insanların protesto etme, toplanma ve gösteri yapma imkanına bakıyoruz. STK’lara uygulanan muamele de çok önemli. Ayrıca medyanın çeşitliliğine, sansür derecelerine, öz-sansüre ve gazetecilere nasıl davranıldığını dikkate alıyoruz. Yasalar, başkanlık kararnameleri ve muhalefet partilerinin siyasal sürece katılımı gibi makro gelişmelere de dikkat ediyoruz. 2013 yılında Rusya’da STK’lara ve protesto gösterilerine ilişkin yasalar ve bunların uygulanması yoluyla sivil ve siyasal haklar ciddi biçimde kısıtlandı. Bunların bir kısmı 2012 yılına uzanıyor. Eylül 2014’de Moskova’da Ukrayna’daki savaşın protesto edilmesi değerlendirme açısından  önemli. Bununla birlikte derecelendirmemiz hükümete puan verme anlamına gelmiyor. Bir ülkede siyasal hakların ve sivil özgürlüklerin durumunu yansıtıyor. Ama hükümet politikaları doğal olarak derecelendirmemiz üzerinde büyük önem taşıyor.
 
 
David Kramer’e göre Batı 1990’larda Rusya’yı demokrasi olarak tanımlayarak hata yaptı.
 
DV: Freedom House derecelendirmesine göre Rusya hiç “özgür” olmadı diyorsunuz …
 
DK: Doğru.Hiçbir zaman “özgür” kategorisinde olmadı. 1990’larda bir süre için “kısmen özgür” kategorisinde yer aldı ve Putin döneminde “özgür olmayan” sınıfına geri döndü. Sanırım 2004 yılıydı. Önemli olaylardan biri Mihail Hodorkovski’nin tutuklanmasıydı. Ama 2000’den itibaren başka şeyler de vardı. İşadamları Vladimir Gusinski ve Boris Berezovski’ye ait ulusal televizyon kanallarına el konuldu. Çeçenya’daki savaş da önemliydi. Görüldüğü gibi farklı değişkenler var.
 
DV: Freedom House raporları nasıl kullanılıyor ?Ölçümlerinizin amacı nedir ?
 
DK: “Dünyada Özgürlük” raporlarını 1972 yılından beri yayınlıyoruz. Bir ülkede hak ve özgürlüklerin gelişimini değerlendirmemiz için bize 40 yıllık veri sunuyor. Basın Özgürlüğü Araştırmasını 1980’den beri yapıyoruz. Raporlar kadar eski olmasa da karşılaştırma yapmamıza imkan verecek kadar uzun bir süreyi kapsıyor. Amerika da dahil olmak üzere hükümetler bulgularımızı ciddiye alıyor. Aralarında Amerika’nın da olduğu bazı hükümetler belli ülkelerin yardım almaya uygun olup olmadıklarını belirlemek için çalışmalarımızdan yararlanıyorlar. AB raporlarımıza büyük önem veriyor. Son dört yıl boyunca raporlarımızı Avrupa Parlamentosu’na sunduk. İsveç, Norveç, Hollanda ve Kanada gibi yardım veren ülkeler için bulgularımız çok önemli.
 
DV: Başka hangi uluslararası sıralamalara bakılmasını önerirsiniz ?
 
DK: “Dünyada Özgürlük” ve “Basın Özgürlüğü” raporlarını sadece biz yayınlıyoruz. Ayrıca internet özgürlüğü araştırmamız var. Ama henüz yeni. “Geçiş Sürecindeki Ülkeler” adlı çalışmayı da yayınlıyoruz. Böylece dört farklı rapor yayınlıyoruz. Uluslararası Şeffaflık örgütünün İndeks çalışması çok iyidir. İnsan Hakları İzleme örgütü raporlarını yayınlar. Örgütlerimizin her biri farklı türde raporlar yayınlar ve hepsi de değerlidir. Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nın İnsan Hakları Raporu da var. Bizim bulgularımızla bu raporlar arasında çok büyük farklara rastlamazsınız. Sadece biz ülkeleri “özgür”, “kısmen özgür” ve “özgür olmayan” kategorilerine ayırıyoruz. Bu yüzden bizi eleştirenler var. Dünyanın kolayca bu üç kategoriye ayrılamayacağını söylüyorlar. Dünyanın farklı bölgelerindeki meydan okumalara ancak böyle dikkat çekebiliyoruz.
 
DV: Rusya’yı genel sıralamada nereye yerleştirirsiniz ?
 
DK: Kuzey Kore, İran, Küba, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Türkmenistan’ın bulunduğu “kötünün kötüsü” kategorimiz var. Rusya henüz burada değil. Ama ne yazık ki bu yönde ilerliyor.
 
DV: Rusya’yı “özgür olmayan” kategorisine sabitleyen nedir ? Pozitif değişimi ne engelliyor ?
 
DK: Rusya’nın demokratik hgelişiminin önündeki en büyük engel mevcut rejimin ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmak istemesidir. Bunu özellikle Putin’in devlet başkanlığına geri döndüğü Mayıs 2012’den bu yana gözlemek mümkün. Baskılar o zaman arttı. Rejimin ayrıca çok çürümüş olduğunu söylemek zorundayım. Çürümüşlük ve otoriterlik genellikle atbaşı gider. Bu tip rejimler gerçek olsa da olmasa da her tehdide karşı harekete geçerler. Ama meşruiyet kazanmak için de yasalar çıkarırlar. Sorun Rusya parlamentosunun iki kanadı Duma ve Federasyon Konseyi’nin etkisiz olmaları. Rusya’da güçler ayrımı yok. STK’lar ve muhalifler üzerindeki baskı yüzünden güçlü bir sivil toplum mevcut değil. Rus halkının asıl bilgilenme kaynağı olan televizyon devletin kontrolü altında. Muhalefet zayıf. Tek sebep birleşememesi değil. Hükümet tarafından sindiriliyor olması da bir etken.
 
DV: Rusya’nın herşeye rağmen demokrasi olma şansı var mı ?
DK: Bunu söylemek istemiyorum ama beş yıl önce daha iyimserdim. Kötümser olmamın bir sebebi halkın Batı ve Amerikan karşıtı propagandayı içselleştirmeye başlaması. Batı 1990’larda Rusya’yı demokrasi olarak tanımlayarak hata yaptı. Sovyetler Birliği’nden daha özgürdü ama demokrasi değildi. Pekçok Rus için 1990’lar yoksullaşma, birikimlerin kaybı, kaos ve zaafla özdeşleşmiş çok zor bir dönemdi. Biz Batılılar buna demokrasi dedik. Birçok Rus “demokrasi buysa istemiyoruz” dedi. 1990’larda Rusya’yı demokrasi olarak tanımlayarak demokrasiyi değersizleştirdik. Putin iktidarında halk “1990’lı yılları istemiyoruz. Yine kudretli devlet istiyoruz. Hükümetin güçlü, başkanın ayık ve genç olduğu zamanlara dönmek istiyoruz” diyordu. Demokratik gelişim potansiyelinin harcanmış olmasından kaygılıyım. Ama tamamen demiyorum. Putin’in gücünü de abartmak istemem. Ülkede açık ara en güçlü lider. Ama bu sene propaganda ve savaş sayesinde kazandığını popülaritenin sürdürülebilir olduğuna inanmıyorum. Bilhassa ekonominin durumu kötüye giderse.
 
DV: Uzun vadede Rusya’da demokratikleşmenin kaynakları ne olabilir ?
 
DK: Ülkenin içinden gelmek zorunda. Uluslararası toplum ancak sınırlı yardım yapabilir.Ruslar daha demokratik bir toplum istemeli. Ukrayna’da Kasım ayında durum böyleydi. Yolsuzluğun sona ermesini istediler. Daha fazla demokrasi, hukukun üstünlüğü, daha iyi yaşam standartları, Batı ile bütünleşme talep ettiler. Bunları günün birinde Rusya’da da göreceğiz. Ama tek gördüğümüz Batı’ya yönelik saldırı ; “Rusya geleneksel değerleri Batı eşcinsel haklarını ve evliliklerini temsil ediyor” söylemi egemen. Rusya Batı’nın yaptığı herşeyi benimsemeli demiyorum ama özgür yaşama arzusu evrenseldir. Sadece Batı’ya özgü değil.Özgür yaşama olanağından haberdar olsalar Kuzey Koreliler bile Kim Jung Un’un idaresi altında yaşamaktansa özgürlüğü tercih ederler. Kuzey Kore ile Rusya’yı karşılaştırmak istemiyorum ama devletin size karışmadığı özgür bir toplumda yaşamak evrensel bir taleptir. Bunun Rusya için de geçerli olduğunu düşünüyorum. Evet zaman alacak.2011 Arap hareketleri –ki çoğu iyi gitmiyor- bize istikrarlı görünen rejimlerin aniden istikrarsızlaşabildiğini öğretti. Bardağı taşıran damlanın ne olacağını asla bilemezsiniz. Rusya’da bir devrim beklemiyorum ama değişimi neyin tetikleyeceğinden de emin değiliz. Rusya için bu mümkün.
 
DV: Demokrasi size göre nedir ?
 
DK: Birkaç özelliği var.Biri liderleri özgürce seçebilmek ve onlardan hesap sorabilmek. Bununla birlikte seçimler demokrasideki tek etken değil. Bağımsız kurumlar olmalı ; bunlar yürütme, yasama ve yargıdır. Dinamik bir sivil toplum ve özgür medya da olmalı. Medya ile sivil toplum birlikte çalıştığında hükümetten hesap sorabilirler. Demek ki hesap sorabilme, hukukun üstünlüğü, bağımsız kurumlar, güçlü sivil toplum ve özgür basın her demokrasinin sahip olması gereken temel özellikler. Her ülke benzersizdir ve kendine özgü bir tarihi vardır. Ama bunlar bir demokraside gördüğümüz ortak özelliklerdir. Bir ülkenin yönetim modeli başkanlığa veya parlamenter sisteme dayanabilir. Hatta Norveç, İsveç, Hollanda ve İspanya gibi anayasal monarşi de olabilir. Ama hepsi demokratik gelişimin ortak özelliklerine sahiptir.
 
DV: Sonraki “Dünyada Özgürlük” raporu Ocak 2015’de yayınlanacak. Rusya’nın sıralamadaki yerinin ne olacağına ilişkin fikir yürütebilir misiniz ?
 
DK: Ocak 2014’den beri fazla düzelme görmedim. Radikal bir değişim olmadıkça durum daha da kötüye gidecek. Szie çok kısa bir hikaye anlatacağım. Kariyerime 1990 yılında Washington’da Carnegie Vakfı’nda başladım. Carnegie 1994 yılında Moskova Carnegie Merkezi’ni kurdu. Amaç Rusya ile Amerika’nın birbirlerini daha iyi anlamalarına yardımcı olmaktı. Buna inancım sonsuz. Putin yönetiminin amansız muarızı olarak görüldüğümü biliyorum ve öyleyim. Bunu saklamıyorum. Ama Rusya karşıtı değilim.Rusya ve Batı’nın iyi geçinmelerinin ve birlikte çalışmalarının çok önemli olduğuna inanıyorum. Ama sorun Kremlin’den kaynaklanıyorve tek kişiyle sınrlı değil. Sorun sistemde. Korkarım yarın iktidar değişse bile sistem uzun süre devam edecek. Batı ve Amerikan karşıtı duyguların yükselişi beni kaygılandırıyor çünkü ben kariyerime tam tersini gerçekleştirmek için başladım. Yani iki ülkenin, iki toplumun birbirini daha iyi anlaması ve daha fazla özgürlük. Umarım birgün bunu başarırız.
 
Kaynak : Modern Rusya Enstitüsü 
 
Çeviri : Dr. Ömer Aytek Kurmel 
 
Cherkessia.net, 20 Aralık 2014
 
 
*****
 
 
David Kramer “Democratization in Russia Has to Come Internally” 
Denis Volkov 
01 December 2014   
 
Prominent expert in democratic development David Kramer has recently finished his tenure as president of Freedom House and assumed the position of senior director for Human Rights and Freedom at the McCain Institute for International Leadership. In one of his last interviews as head of Freedom House, Kramer spoke with Levada Center sociologist Denis Volkov on the possibility of democracy in Russia.
 
Denis Volkov: According to Freedom House reports, Russia is considered to be a “not free” country. What does this actually mean?
 
David Kramer: Our report assesses the state of political rights and civil liberties in every country in the world. And we have twenty-three different criteria that we use to assess those rights and liberties. They include the ability to have free, fair, and competitive elections, the existence of opposition parties, the ability of people to assemble and speak out, a free press, an independent judiciary, non-discriminatory treatment of minorities and women. All of these are factors in our assessment of every country. When it comes to Russia, the scores have been declining for years now. And it went from “partly free” to “not free” and has been in the “not free” category for more than a decade. The situation in Russia, based on our assessment, is that it has reached probably its worst point since the fall of the Soviet Union.
 
DV: Who makes these assessments? 
 
DK: For every country, we have a specialist. Sometimes that person comes from the country; sometimes the person is from outside of the country. That person produces the narrative report and provides recommended ratings for the country. And then that narrative and those ratings are reviewed by an advisory group, as well as by Freedom House staff. We hold very vigorous and rigorous discussion about the ratings to make sure we all think that they are accurate and reflect the true situation on the ground.
 
DV: What events in Russia do you consider important to your assessments?
 
DK: We look at the ability of people who don’t support the government to protest, to assemble, to hold rallies. The treatment of non-governmental organizations is also very important. We also look at the diversity of media, degrees of censorship, self-censorship, the treatment of journalists. We also look at a whole series of developments that include legislative actions, presidential decrees, and the ability of opposition parties to participate in the political process. In 2013, [in Russia] there were serious legislative actions that restricted civil rights and political rights: legislation dealing with NGOs, protests, and the implementation of these legislations. Some of these go back to 2012 as well. [In 2014, we’ll consider] the September protest in Moscow against the war in Ukraine. But it is important to understand that our ratings are not a grade or report about the government. They reflect the overall state of political rights and civil liberties that exists in a country. But obviously, government policies have a huge impact on our ratings.
 
DV: So you’re saying that according to the Freedom House ratings, Russia was never “free”...
 
DK: Right! I don’t think it has ever been in the “free” category. It did make it to the “partly free” category for part of 1990s, and then it returned to “not free” under Putin. I think that [happened] in 2004. One of the big events—not the only one—was the arrest of Mikhail Khodorkovsky, but there were other things happening of course, starting in 2000. There was the takeover of the nationwide TV channels from [businessmen Vladimir] Gusinsky and [Boris] Berezovsky. The war in Chechnya was also a factor. So there are number of different variables.
DV: How are the Freedom House reports used? What is the purpose of your measurements?
 
DK: We have been producing the “Freedom in the World” reports since 1972. It gives us over four decades of data points that we can use to assess the development of political rights and civil liberties in a country. We have been doing our Press Freedom Survey since 1980, so it is not as old, but it is still a long period over which we can compare and contrast. Governments, including the U.S. government I think, take our findings seriously. Some governments, including the U.S. government, use our findings to determine the eligibility of certain countries for assistance, particularly the Millennium Challenge Corporation. The European Union attaches a lot of importance to our reports. The past four years we’ve presented our reports before the European Parliament, and they take our report very seriously. Donor countries like Sweden, Norway, the Netherlands, and Canada attach a lot of importance to what we find in our reports, because they determine their assistance eligibility in part on what we assess.
 
DV: What other international ratings would you recommend people look at? 
 
DK: We are the only one who does “Freedom in the World” and “Freedom of the Press” reports, and we have the survey on net freedom, which is more recent. We also produce the report called “Nations in Transit.” Thus, we produce four different reports. Transparency International does its Index, which is very good. Human Rights Watch produces their reports. Each of our organizations produces different kinds of reports, and each of them has value and importance. There is the State Department’s Human Rights Report as well. I don’t think you will find huge differences between our findings and the findings of these reports. But we are the only one that rates countries into these three categories of “free,” “partly free,” and “not free.” No one else does that. And there are people who criticize us for it. They say that the world cannot be easily rated into these three categories. I understand that. But is is a way for us to at least bring attention to some of the challenges we face in different parts of the world.
 
DV: Where do you place Russia relative to other countries? 
 
DK: We have the category called “the worst of the worst” that includes North Korea, Iran, Cuba, Saudi Arabia, Uzbekistan, and Turkmenistan. Russia is not in that category yet, but unfortunately, it is moving in that direction, rather than being on the border between “partly free” and “not free.”
 
DV: What keeps Russia in the “not free” category? What prevents positive change?
 
DK: I think that the biggest obstacle to Russia’s democratic development is the regime that is currently in power, which is determined to stay in power at any cost. To me, that is the biggest obstacle. And I think we have seen that particularly since Putin’s return to presidency in May 2012, because that’s when the crackdown really picked up speed and momentum. I would say, and I’m sorry to say this, that it’s also a very corrupt regime. And corruption and authoritarianism do tend to go together. The more corrupt a regime is, the more authoritarian it becomes, because it feels it should crack down against any threats, real or not. But it also uses legislative acts to lend it some legitimacy. The problem is that the Duma and Federation Council [two chambers of Russian Parliament] are rubberstamps of what the Kremlin wants. So you don’t have real separation of power in Russia; you don’t have strong civil society because of the pressure on non-governmental organizations and on critics of the government. You have a media with television really controlled by the state, and this is the main means by which Russians get their news and information. And the opposition is weak. It’s weak because of a failure to unite, but it’s also weak because it is under constant pressure and intimidation from the government.
 
DV: Do you still see any possibility for Russia to become a democracy?
 
DK: I hate to say this—I used to be more optimistic about the place even five years ago, than I am now. And part of what has made me more pessimistic is the anti-Western, anti-American propaganda that is starting to penetrate the people’s thinking. I think the West made a mistake in the 1990s in describing Russia as a democracy. It was freer than the Soviet Union was, but it wasn’t a democracy. And for many Russians, the 1990s were a very difficult period: economic dislocation, loss of savings, chaos, and weakness. And we in the West were describing this as a democracy. For many Russians, I think the attitude was, if this is democracy, we don’t want any more of it. And so we discredited the notion of democracy by prematurely describing Russia as a democracy in the ’90s. I think we have seen the reaction, under Putin, [of people saying] “We don’t want any of that time in the ’90s; we want to return to being a strong country; we want to return to a time when the government was strong, and the leader was sober and young in contrast to Yeltsin.” And I’m worried that a lot of the potential for democratic development has kind of been eliminated. Not completely—I do not want to exaggerate. I also don’t want to overstate the strength that Putin has over the country. He is the strongest leader in the country by far. But I’m not sure that the level of popularity we have seen this year, driven by propaganda and the campaign against Ukraine, is really sustainable. Particularly if the economy starts to deteriorate.
 
DV: In the long run, what can be the sources of democratization in Russia?
 
DK: It will have to come internally. The outside community can only help at the margins. We have to see Russians want a more democratic society. I would argue that that’s what we saw in Ukraine in November. They wanted corruption to end, more democracy, rule of law, better standards of living, integration with the West. I think eventually—and I hope that’s not naïve wishful thinking—we will see that in Russia one day. I don’t think that’s going to happen soon. But I do hope that we will see that. Instead, what we are seeing are attacks on the West: “Russia represents traditional values, and the West represents decadent values: gay rights, gay marriage, all these things.” I’m not saying Russia has to embrace everything the West is doing, but I do think that the desire to live in freedom is universal. It’s not Western. I think even people in North Korea, if they knew about the opportunity to live in freedom, would much rather be free than live under Kim [Jung Un]’s rule. I don’t want to compare North Korea to Russia, but I do think that at the end of the day, there is a universal desire to live in a free society with a government that leaves you alone. And I think that is possible in Russia. It will take time, and yet if we’ve learned nothing else from the Arab movements of 2011, most of which are not turning out very well, it is that these regimes are seemingly stable until suddenly they are not. You never quite know what the tipping point will be. I’m not predicting revolution in Russia, but we never know what it is that triggers a real push for change. But I do think that’s possible in Russia.
 
DV: What is democracy in your view?
DK: I think there are several features. One is the ability to freely elect leaders, and hold them accountable. But elections are not by any means the only factor in democracy. It includes independent institutions, so you have an executive branch, legislative branch, and judiciary. It also has to include a vibrant civil society, and a free media. Media are critical to a country’s democracy, because the media working together with civil society help hold the government accountable. So you need accountability, rule of law, independent institutions, a strong civil society, and a vibrant free press. Those are fundamental features of any democracy, and needn’t be modeled after the United States. Every country is unique and has its own history, but those are the common features that we see in democracy. You can have a presidential or parliamentary system—you can even have a constitutional monarchy like in Norway, Sweden, the Netherlands, and Spain. But still, they all have those common features of democratic development that are very important.
 
DV: The next Freedom in the World report will be published in January 2015. Do you think you can speculate on Russia’s ratings?
 
DK: I haven’t seen much improvement from January 2014 to this point. So unless things change radically, I imagine we will continue to see deterioration, which I’m very sad about. I will tell you a very quick story. I began my career in Washington in 1990 in the Carnegie Endowment. And Carnegie set up the Moscow Carnegie Center in 1994. That was done to promote better understanding between Russia and United States. So I believe very deeply in that. I know I’m viewed as a strong and relentless critic of Putin’s government, and I am. I don’t deny that. But I am not anti-Russian. I think it is really important for Russia and the West to get along and work together. But I do think that the current problem is sitting in the Kremlin, and it is not just one individual. It is the system that exists there. I am worried that we will be living with that for quite a while, even if there is a change [of power] tomorrow. The Anti-Western and anti-American sentiment that is on the rise worries me greatly, because I started my career in Washington trying to do the opposite: to promote freedom and understanding between the two countries, the two societies. And I hope that we can return to that someday.
 
 
Source : Institute of Modern Russia
 

Bu haber toplam 2406 defa okundu.


hapi cevdet yıldız

Rusya demokratik dönüşümünü gerçekleştirememiş bir ülke.
1861'de klasik liberal bir demokratik reform yaptı, feodal sistemi tasfiye etti ama serf köylülere (kölelere) toprak vermedi, büyük toprak sahiplerini (eski feodal beyleri) korudu.

Türkiye aynı yıllarda Çerkes ve daha sonra Balkanlı göçmenlere toprak verdi. Türkiye'deki Macir ve Çerkes nüfusun nisbî refahı ve barışçı olması o temele dayanıyor. Aynı olanaktan yararlanmayan Orta Anadolu, Doğu Karadeniz gibi yöreler halkları içinde faşist oranı yüksek.
Rusya pek az köylüye (Çerkesya, Kazakistan, Sibirya ve Orta Asya'ya yerleşmek isteyenlere) toprak verdi. Ekonomik dengesizlik ve büyük boyutlu sömürü düzeninin elbette sert baskılarla sürdürülmesi mümkün olabilirdi. Sömürücü iktidar, gerici sınıflara dayandığı için iç kaynakları geliştirerek (toprak ve tarım reformları yaparak) değil, fütuhat yoluyla, yani yeni topraklar ele geçirerek, yani talan/ yağma ekonomisiyle varlığını sürdürmek istiyordu. Türkiye de benzeri şeyleri yaptı, Hıristiyan, Ermeni, Rum ve Süryani mülkünün yağmalanması, vs.

1917 devrimi ile Lenin iktidarı köylüye toprak dağıttı, bu da karşı tepkiye yol açtı, burjuva sınıfı ve büyük toprak sahipleri, Don ve Kuban Kazakları ayaklandılar, dış destek aldılar ve iç savaş başladı. Sovyetler savaşı kazandılar ama Lenin'i devrimden sapma (burjuvalaşma) olarak gören bir sol fanatik Lenin'e suikast yaptı.

İzleyen gaddar Stalin döneminde toprak köylünün elinden geri alındı, büyük bir bürokratik hegemonya kuruldu, İkinci Dünya Savaşı sonunda Çarlık döneminde olduğu gibi fütuhata yönelme oldu. Stalin, kurnaz Churchill'in oyununa geldi, sanayileşmemiş Doğu Avrupa toprakları üzerinde hegemonya kurdu, bunu bir başarı sandı, sonuç olarak rekabet edemez oldu. Brejnev'in Afganistan macerası ya da aptallığı işe tuz biber ekti. Utanç verici bir yenilgi yaşandı. Rus, bundan gereken dersi çıkarmamıştı.

1989-1990'larda Sovyet sistemi ekonomik ve siyasi kriz içine düşürüldü, hantal sistem çöktü. Manivela ABD ve uydusu Suudi Arabistan'ın elindeydi. Rusya'nın petrol geliri düşürüldü, aynısı yine uygulanıyor. Rusya kendi kazıdığı kuyuya düşmüş oldu. Rus kurnaz, diğerleri aptal ya...

Şimdi maalesef Putin iktidarı Çarlık ve Stalin politikalarını sürdürme peşinde. Kırım'ı ilhak etti, Ukrayna doğusunda istikrarsızlık yarattı, Polonya ve Baltık ülkelerini tehdit ediyor, ABD ile silahlanma yarışına kalkışıyor. Peki eline ne geçiyor? Bütün bunların getirisi ne? Faşist ruhları tatmin etme niyeti değilse. Bunlar Rusya ekonomisini büyütüyor, üretimi artırıyor mu? Rusya uygar dünyanın vazgeçtiği asimilasyon politikalarında da ısrar ediyor. Rusça dışındaki dillerde eğitimi göstermelik düzeylere düşürdü. Var mı yok mu Rus, Rusçuluk. Türkiye ve Bulgaristan bunu denedi. Peki, Rusçuluk Rusya halkının ekonomik ve sosyal sorunlarının çözümünde bir alternatif olabilir mi? Halkın midesini doyurur mu? Aynı politikayı sürdüren Türk politikacıları ya da Arap şefler başarılı olabildiler mi?..

Görünen köy kılavuz istemez demişler. Rusya iç reformunu gerçekleştirmez ve demokratik dönüşümünü başaramazsa küçülmeye devam edecek, dünyanın nefreti Rus halkı üzerinde toplanmaya devam edecektir. Kurtuluş Rus halkının demokrasi yönünde harekete geçmesine, korku duvarlarını aşmasına bağlı.
Şimdilik bu kadar.

30 Aralık 2014 Salı Saat 10:14
Caner K'UEK'UE

İçerisinde azınlık barındıran hiçbir ülke demokratik değildir ve asla da olamaz. Avrupa en medeni topraklar mesela dünyada öyle değil mi. daha dün camiler yakıldı ve faşist mitingle rdüzenlendi.. Rusya da aynı, Türkiye'de aynı.. ruslar kendilerinden olmayan kimseyi sevmiyor. hatta kendilerinden olan ukraynalıları bile sevmiyor. o derece faşizan bir salgının kucağındalar ki, nereye nasıl saldıracaklarını bilmiyorlar. Rusya asla ve asla içten demokratikleşmez bence. Çünkü müslüman ve farklı ırktan olan kafkas halklarını, , özbekleri , kırgızları ve türkmenleri asla asli unsur olarak ortak paydada değerlendirmiyorlar.
Soçi 'ye ilk gittiğimde 25 dakika içerisinde 3 kez polis çevirip kimlik sordu. Bu sadece ufak bir örnek. Mesela Anzor Ahohov u suçsuz yere tutsak ettiler ve bırakmıyorlar.

Buna Çerkes halkının ortak bi tepki koyamaması da çok üzücü. Rusyanın türkiyedeki ofisi olan kaf-fed neredeyse aslında biz de rusuz diyecek..
Bütün bu olgular bir araya geldiğinde Rusların kafataslarının içerisindeki örümcek ağları temizlenmedikçe ve kokuşmuş ırkçı davranışlar devam ettikçe demokratikleşme asla olmayacaktır.
Eğer demokratikleşecek bir rusya beklenirse dünyanın yokoluşuna kadar devam edecek bir bekleyiş olacaktır bu. HAK VERİLMEZ ALINIR.. Bu hak bireysel de olabilir toplumsal da.. Herkes hakkını ararsa eğer o zaman demokratikleşmeye doğru umutlu birkaç adım atılabilir diye düşünüyorum..

26 Aralık 2014 Cuma Saat 20:03
Necmettin Karaerkek

Giderken söylediklerini.Geldiklerinde görüp,neden düzeltmeye çalışmazlar. Bilinmez.

23 Aralık 2014 Salı Saat 23:47
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net