Karakter boyutu :
ADIGEY CUMHURİYETİ DEVLET BAŞKANI HAZRET ŞOVMEN'İN VEDA MESAJI

01 Aralık 2015 Salı Saat 21:59


Şevmen Hazret Mecid oğlu (Adıgece: Ŝevmen Hazret; Rusça: “ХазрéтМеджидовичСовмен”, Adıge Cumhuriyeti, Tahtamukay ilçesi, Afıpsıpe köyü, d. 1 Mayıs 1937), Adıge Cumhuriyeti’nin seçilmiş ikinci Devlet Başkanı (Prezident; 8 Şubat 2002 – 13 Ocak 2007). St. Petersburg Maden Enstitüsü’nden mezun oldu. 1961 yılında Kuzeydoğu Sibirya’daki Çukotka Özerk Okrugu’nda bir altın madeninde çalışmaya başladı.
Bu arada yine Sibirya’daki KarasnoyarskKray, MagadanOblast ve HabarovskKray’daki madenlerde çalıştı. 1981 yılında Çukotka’dakiPolyus Altın Madeni müdürü oldu. 8 Şubat 2002’de, ilk Devlet Başkanı Carıme Aslan’ın ardından, Adıge Cumhuriyeti Devlet Başkanı (Prezident) seçildi, görevini 13 Ocak 2007’de atanmış LışhaThakuşıne Aslan’a devretti.
Büyük bir servetin ve gelirin sahibi olarak Rusya Federasyonu’nun yoksul bir tarım yöresi olan Adıgey’i kalkındırmak için kolları sıvadı, kişisel servetini ortaya koydu, maddî yardımlarda bulundu. Doğduğu yer olan Afıpsıpe’ye tam teşekküllü bir hastane yaptırdı, okul kitaplarını bastırdı, hepsinin bedelini cebinden ödedi. Okulları ve daha birçok kurumu kendi parasıyla onarttı.
En önemli ve iz bırakan çalışması 2006 yılında okullarda iğreti okutulan Adıgece dersleri seçmeli ders olmaktan çıkarıp Adıge öğrenciler için zorunlu dersler arasına aldırmak oldu. Bunun için yasal bir düzenleme yapıldı, yeni bir statü kabul edildi. Böylece Adıge öğrencilere yönelmiş ve yoğunlaştırılmış olan Ruslaştırma (asimilasyon) politikasının önünü kesmek istedi. Ancak söz konusu Eğitim yasası bardağı taşıran son damla oldu, Slav dünyası ayağa kalktı, Adıgey’in lağvedilmesi istendi, Vladimir Putin’in Adıge Cumhuriyeti’nin KrasnodarKray’a eklenmesi için görevlendirdiği Dmitri Kozak ile çatıştı. Şevmen Hazret Adıge Cumhuriyeti’nin lağvedilmesi girişimine şiddetle karşı çıktı ve istifasını verdi.
Sonunda AdıgeyAdıgeleri de ayağa kalktılar, Adıge Halk Kongresi olağanüstü bir toplantı yaptı, Adıge halkının egemen bir ulus olduğunu, Adıge halkının iradesi dışında Adıge Cumhuriyeti’nin kaldırılmasına ilişkin olarak yapılacak bir referanduma Adıge etnik nüfusunun katılmayacağı kararını aldı (“Adıge Halk Kongresi Olağanüstü Toplantısı Kararıdır”).
Putin, Şevmen’in istifasını kabul etmedi, Adıgey’in Krasnodar Kray’la birleştirilmesi için bir anayasa değişikliği yapılması gerekeceğini, bunu düşünmediğini söyledi ve böylece tasfiye süreci sessizce gündemden düştü.
Adıgece dersleri, Adıge öğrenciler için zorunlu dersler arasına aldıran Eğitim yasası, yargı tarafından bu yasanın “bir insan hakları ihlâli ve ırk ayırımı” niteliğinde olduğu gerekçesiyle iptal ettirildi.
Slavlara ve yargıya göre zorunlu eğitim dili, Rusya Federasyonu tamamında sadece Rusça ile sınırlı olan bir haktı. Yerel diller, Rusça ile bir ve eşit tutulamazdı, bu diller ancak isteğe bağlı seçmeli dersler statüsünde olarak okullarda okutulabilirlerdi.
Sonunda, Tataristan dışındaki yerel cumhuriyetlerin hepsinde, atanmış başkanlar dönemi/ süreci geldi. Bu süreç içinde, Rusya ve Tataristan dışındaki cumhuriyet şeflerine “Baş” (“Łıŝhe/ ЛIышъхьэ/ Head/ Глава”) ünvanı verildi. Tataristan ise, Çeçenistan ile birlikte, ‘yeterli bulmayarak’ ‘RF Federasyon Sözleşmesi’ni imzalamamıştı, sonunda Rusya Federasyonu ile ‘eşit düzeyde’ ve ikili bir Federasyon Sözleşmesi imzaladı. Bu nedenle, Tataristan bazı ek yetkilere ve daha fazla “özerkliğe” sahip durumda. -Çeçenistan ise silâhlı müdahaleyle işgal altına alındı-. Diğer cumhuriyetler ise, kısmî bir itirazda bulunan Başkurdistan dışında, önlerine uzatılan Rusya Federasyonu Federasyon Sözleşmesi metnini itirazsız imzaladılar. Adıge cumhuriyetleri de o sessiz/ edilgen cumhuriyetler arasında yer almışlardı.
Son olarak ŞevmenHazret’in 2 milyar tutarında malvarlığına el konulduğu söyleniyor.
Adıgey Cumhuriyeti Devlet Başkanı Ŝevmen Hazret’in Veda Mesajı!
Saygıdeğer Adıgeyliler! Değerli hemşehrilerim.
Bundan 5 yıl önce, onurlandırarak beni Adıgey Cumhuriyeti Devlet Başkanlığına getirmiştiniz. Geçirdiğimiz bu beş yıl, yaşamımın en değerli bir zaman kesitini oluşturdu. İlk günden başlayarak halkımızın ve Cumhuriyetimizin iyiliği için elimden gelen her şeyi yapmaya çalıştım. Çok zor durumlarla da karşılaştım: Başarı sevinci yanında, başarısızlığı ve bana güvenen sizlere karşı yüklendiğim sorumluluk bilincini asla aklımdan çıkarmadım.
Burada çalışmalarımın bir bilançosunu sunmak gibi bir amacım da yok. Basın, arşivler, istatistiki belge ve bilgiler ortada ve her şey oralarda yazılı. Ben burada, daha çok, bazı temel hedeflere ulaşmadaki başarılarımızı ve karşılaştığımız zorlukları açıklamak istiyorum.
Bugünü iyi kavramak için dünü, göreve geldiğim 2002 yılı koşullarını anımsamak gerekir. O sıralar bütçemizin % 80’i merkezden alınan ve milyarları bulan borçlarla karşılanmaya çalışılıyordu. Tarımımız, neredeyse bütünüyle çökmüştü. Başlıca sanayi tesislerimiz de kapanmıştı, memur ve diğer çalışanlarımıza aylık ve ücretleri aylardan beri ödenemiyordu. Kaliteli kereste üretilen ormanlarımız, acımasızca yok ediliyor, yağmalanıyordu. Üretim hacmimiz durmadan daralıyordu.Üstüne üstlük, 2002’de ağır bir sel felaketini de yaşamıştık.
Öte yandan rüşvetin girmediği bir yer kalmamıştı. Organize suç örgütlerinin çatışmaları sonucu, daha baharında, 50’den çok evladımızı yitirmiştik.
Evet, aradan geçen bu beş yıllık süre içinde, tüm sorunlarımızı çözdüğümüzü söyleyecek değilim. Rusya geneli düzelmemiş iken, bizim her şeyi düzeltmemiz beklenemezdi zaten. Böyle olmakla birlikte, Adıgeylihemşehrilerim, sürdürülen çalışmalarımız sonucu, yasallığa güven duymaya, adaletin üstün geleceğine ve suç örgütlerinin üstesinden gelinebileceğine yeniden inanmaya başladılar.
Evet, asıl sorun, insanları bütün bunlara, adaletin üstün geleceğine inandırma sorunuydu; çünkü, demokratik-etik değerler değişim sürecimiz içinde (1) iyice aşınmışlardı.
Daha ilk günden başlayarak, rüşvete, haraca ve organize suç örgütlerine karşı savaş açtık. Bürokratik engelleri kaldırdık ve girişimciler için güvenli bir çalışma ortamı yarattık. Ticaret ve ekonomik yatırımlar konusunda iş sahipleri ve örgütlerinin kararlara katılmalarını ve katkılarını sağladık.
Görevi kötüye kullanan kişilerin devletin mal varlıklarını yağmalamalarına göz yummayacağımızı herkese gösterdik. Sonunda sermaye (para) piyasasında bir düzelme sağladık ve başarılar elde ettik.
Ama tüm çabalarıma karşın, hedefe tam ulaşabildiğimi söyleyemem. Sanayi tesislerini yeniden verimli çalışır hale getirmek için çok uğraştım, elimden gelen her şeyi yaptım, yeni yeni yatırımlarda bulundum, ama bir türlü tesislerin mallarının çalınmasının ve hırsızlığın önüne geçemedim. Suçluları bir türlü bulamadık.
Üstesinden gelemediğim bu ve benzeri kemikleşmiş (süreğenleşmiş) hastalıklarımız moralimi bozuyordu. Daha doğrusu, sonunda yıldım ve politikayı bırakmayı kafama koydum. Adıgey Devlet Başkanı olarak beni desteklemesi gereken çoğu çalışma arkadaşlarımın ve yetkililerin, beni desteklemek yerine şaşkına döndüklerini ve beni olmayacak olan şeyi oldurmaya çalışan hayalperest biriymiş gibi görmeye başladıklarını da fark ediyordum.
Yine de, bu beş yıl içinde rüşvet ve haracı geriletmeyi, ekonomik durumu daha iyi bir noktaya götürmeyi, tarım ve sanayi alanında olumlu adımlar atmayı ve uzmanlaşma eğitimi veren yurttaşlık enstitüleri açmayı başardık.
Güney FederalOkrugu istatistik dairesi kaynaklarına dayanarak, ekonomimize ilişkin bazı verileri sizlere sunmak istiyorum. 2005 yılı verilerine göre, Güney Rusya’da, ekonomik anlamda en iyi performansı gösteren ve ilk sırayı alan yöre (federe birim, шъолъыр) Adıgey’dir. 2006’nın ilk 11 ayına ilişkin verilere göre, sınai ve tarımsal gelişme bakımından en ön sırada olan yer, yine Adıgey’dir. Tarıma yaptığımız büyük yatırımlar ve köylülere sağladığımız teknik olanaklar sayesinde bu başarıyı elde ettik. Çiftçilerimizin özgüveni günden güne arttı ve daha da artıyor. Kapanan sanayi tesislerimizi yeniden çalışır hale getirdik. Sanayi ürünlerimiz, RF pazarlarını aşıp dış ülkelere de ihraç edilmeye başlandı, bu da bizim için bir güven ve övünç kaynağı oldu.
2002’den bu yana ücret gelirleri ortalama 3-4 kat arttı, 4 bin yeni işyerimiz açıldı, son dört yıl içinde milli gelirimiz de iki kat arttı. 2002’den bu yana on binlerce evimize doğalgaz bağlandı, yüzlerce kilometre uzunluğunda doğalgaz boru hatları döşendi, en ücra köşelerdeki evlere bile bu hizmetler götürüldü.
Çalışanlara aylık ve ücretleri vaktinde ödendi, öğretmenlerimizin gereksinmelerini karşıladık, bütün devlet borçlarını ödedik. Sosyal yardım ağını genişlettik, köylerimizde çalışanların her türlü temel gereksinmelerini karşıladık ve yoksulları destekledik. Toplumsal içerikli çalışmalara yoğunluk verdik. Eğitim ve sağlık emekçilerine, savaş gazilerine ve işçi emeklilerine sürekli yardımlarda bulunduk. Yeni okullar, hastane ve sağlık ocakları açtık, eskilerinin gerekli onarımlarını yaptık, bu yerleri araç ve gereçlerle donattık. Doğalgazı ve suyu bulunmayan tek bir ev bile bırakmadık. Ama bütün bunları, maalesef, göz boyamadan öte bir şey değil diyerek küçümseyenlerle de karşılaştık.
Değerli hemşehrilerim! Bütün bu girişimlerimi içimden gelerek ve isteyerek yaptım. Toplumun yaşam kalitesini yükseltmeyi ve bu doğrultuda elimden gelen her şeyi yapmayı bir mutluluk kaynağı olarak algılıyorum. Tanrı ömür verirse, bu doğrultudaki çalışmalarımı yine sürdüreceğim.
Bu arada şunları da belirtmeden geçemeyeceğim; tüm engellemelere karşın, büyük firmalar ve girişimciler Cumhuriyetimizde yatırımlar yapmaya başladılar, binlerce insanımıza çalışma olanağı sağlayacak yeni projeler, Adıgey’de şu an, uygulama aşamasındadır. İstatistiklerden de anlaşılacağı gibi binlerce kişi, kendi özel birikimleriyle özel otomobil sahibi olmakta ve bankalarda para biriktirebilmektedir. Bütün bunlar ekonomimizin geliştiğinin göstergeleridir. RF bütününde olduğu gibi, Adıgey’de de tüm sorunlarımızı çözdüğümüzü iddia edecek değilim. Bir çok kişi halen çok zor koşullar altında ayakta kalmaya çalışmakta, çok sayıda kişi de çok düşük ücretler karşılığı çalışmak çaresizliğini yaşamaktadır.
2002’de göreve geldiğim sıralarda bu tür sıkıntıları kısa sürede ve kolayca çözebileceğimizi sanıyordum. Çünkü kalifiye elemanımız çoktu, kaplıca ve dinlenme tesislerimiz geniş kapasiteli idi, sağlıklı bir doğal çevre ve iklimimiz, küçük bir bölgemiz ve eğitimli bir halkımız vardı; bütün bunları göz önüne aldığımızda, iyimser olmamamız için geçerli bir neden yoktu. Ama bir önemli şeyi hesaba katmamıştım: Bürokrasiyi. Bürokrasi, büyük ölçüde yozlaşmış, halktan kopmuş, saygınlığını (güveni) ve toplumsal değerlerini yitirmişti.
Bense bürokrasiyi ve bütün devlet görevlilerini kendim gibi görüyor, bana destek çıkacaklarını ve onlarla verimli bir çalışma sunabileceğimi sanıyordum. Ama çok yanılmışım: Herkesi kendim gibi görüp, “Yurdum için çalışmak istiyorum” diyenlere, deneme aşamasından geçirmeden, hemen kucak açma gibi bir hata işledim.
Kur’an, İncil ya da Adıgelik gibi değerleri çoktan yitirmiş olan bir sürü yozlaşmış (kişiliksiz) kişiyle baş başa kalmıştım. “Yalan söylemeyeceksin, insanların güvenini boşa çıkarmayacaksın, zor durumda olana yardım edeceksin, doğru ve düzgün bir insan olmalısın, insana insan gibi değer vermelisin”, derdi annemle babam her zaman için bana. Yaşamımı kendi evimizde, Uzak Kuzey’deki (2) gençlik yıllarımda, her yerde ve hep böyle geçirmiştim.
Sonunda, politikanın bana göre bir iş olmadığını gördüm, 2006 yılı Nisan ayında, görevi bırakmak istediğimi RF Devlet Başkanı’na ilettim. Ama görev süremi doldurmamı istedi, artık süremi doldurmuş olarak görevi bırakıyorum.Cumhuriyetimizin var olma uğraşısında daima bizi destekleyen, ekonomik ve toplumsal sorunlarımızın çözümünde yardımlarını esirgemeyen Vladimir Vladimiroviç Putin’e minnettarlığımı ve sonsuz teşekkürlerimi sunduğumu özellikle belirtmek isterim. 2002’deki sel felaketi ve sonrasında RF Devlet Başkanı’nın talimatları doğrultusunda, merkezi hükümet makamları ihtiyaçlarımızı hızla ve yeterince karşıladılar, sorunlarımızın çözümünde olumlu katkılarda bulundular.
Ama üzülerek belirtmek zorundayım ki, RF Devlet Başkanı’nın Güney Rusya özel temsilcisi (3) ile, tüm iyi niyetlerimize karşın, böylesine verimli bir çalışma olanağı sağlayamadık. Bölgemizi ilgilendiren politik projelere ilişkin kendileriyle bir türlü olumlu bir diyalog kuramadık.
Sözlerimi tamamlarken, 2002 yılında, güvenlerini benden esirgemeyenlerden, hâlâ bana güvenmeye devam edenlerden ve Adıgey’imizi daha güzel yarınlara taşımaya çalışanlardan memnun kaldığımı ve kalmaya devam edeceğimi özellikle belirtmek isterim. Üst yönetimimiz ve yerel yönetimlerimiz mensuplarından, benimle birlikte çalışan mesai arkadaşlarıma, bilgi ve becerilerini benimle paylaşan danışmanlarıma ve yardımlarını esirgemeyen herkese teşekkür ediyorum, Allah hepsinden razı olsun. Cumhuriyetimizin daha güzel yarınlara taşınması uğraşısında katkılarını esirgemeyen sivil toplum örgütlerimiz mensuplarına da teşekkürlerimi sunuyorum.
Halen Adıgey Cumhuriyeti’nin Devlet Başkanı olarak söylüyorum, benden sonra gelecek Başkanlarımın, kendilerine sağlam birsosyo-ekonomik ve finansal temel bırakıldığını görmelerini, başlatılmış olan projeleri tamamlayıp toplumumuzun yaşam düzeyini yükseltmelerini diliyorum.
Bir yeni yıla, bayram günleri ile birlikte gireceğiz, değerli hemşehrilerim, önümüzdeki 2007 Yeni yılında hepinize mutluluk içinde bir yaşam diliyorum!
Sağlık, mutluluk ve esenlik dolu bir yaşam sürdürmenizi, Adıgey Cumhuriyeti’nin de gelişimini sürdürmesini Tanrıdan diliyorum.
Size değer veren Adıgey Cumhuriyeti Devlet Başkanı ŜEVMEN Hazret (ШЪЭУМЭН Хьазрэт)
Adıge mak, 26 Aralık 2006
Çeviri: Hapi Cevdet Yıldız
Cherkessia.net, 01 Aralık 2015
(1) - Sovyetler sonrası geçiş dönemi çalkantıları kastediliyor.
(2) - Uzak Kuzey - Kuzeydoğu Sibirya, Çukotka Özerk Okrugu, Çukçilerin yaşadığı yer.
(3) - Putin’in Güney Federal Okrugu temsilcisi Dmitri Kozak kastediliyor.
Not. Mesaj’ın çevirisi kısaltılmış olarak “Jineps” gazetesinde yayınlanmıştı (Mart 2007, sayı 16 ). Bu metin, çevirinin tam ve güncellenmiş biçimidir. - hcy
Bu haber toplam 3304 defa okundu.
Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.