Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bulat Halilov: Kafkas Folklorunda Sahne Sanatlarının Zararları ve Dağlı Patriotizmi
13 Aralık 2015 Pazar Saat 22:26

 

''Wored Recordings'' 2014 yılında bağımsız bir grup olarak Nalçik de kuruldu. Bu grup geleneksel folklor ve halk müzikleri üzerine kendini uzmanlaştırma peşinde. Şehir şehir geziyorlar, Kuzey Kafkasyanın köy ve kasabalarını dolaşarak  geleneksel  folklor üzerine çalışmalar yapıp, doğal ortamlarda kayıtlar gerçekleştiriyorlar.
 
Kurulduğundan beri 9 çalışmaları yayınlandı. Bunların arasında Çeçence Dargince Çerkezce ve Abhazca çalışmalar mevcut. Grubun çalışanlarının çoğunluğu profesyonelce daha önce çalışmamışlar. Grubun kurucusu Bulat Halilov, yuga.ru internet portalında üzerinde çalıştıkları konuları, folklordaki sorunları ve cebinde ki telefonun bile kendisini Çerkes olarak hissetmesine nasıl engel olamadığını anlattı bizlere.
 
Vincent Moon ve Bulat Halilov (Sağda)
 
- Neden Müzikal folklor üzerine çalışmaya karar verdiniz? Sizi bu çalışmalara iten, bölgeye etnografik olarak ilgi duymanız mıydı veya vatanseverlik duyguları mı yoksa müzikle olan bağlarınız mı?

Biz folklorla uğraşmaya başladığımızda doğrusu bu etkenlerin hiçbirisi yoktu bizim için. Bugüne kadar olan folklor alanındaki bilimsel yaklaşımlarda hoşumuza gitmiyordu. Özellikle etnografik olarak bir ilgimizin olduğunu da söyleyemeyiz.

Biz Hindistan  Nayz black metal müziklerinden hoşlanıyorduk. Ancak yeni şeyler denemek istedik ve bu yeni şeylerin bizden bir şeyler olmasını istedik. Kafkasyada Eksperimental müzik olmuş olsaydı belki buda bize yetebilecekti.  Ama maalesef yoktu. Bu yüzden birazda zamudin Guçev Ve Jıuv grubununda sayesinde Çerkes folkloruyla tanışmış olduk. Daha sonrada geniş boyutta Rusya’nın çeşitli bölgelerini dolaşıp çalışmalara başladık. Patriotizm hatta ulusal kimlik diyebileceğimiz şeyin belki Çerkes folkloruyla da ilgisi vardır. Tek bir Kafkasyalı deyimi bize yetmiyordu, Bu yüzden de Kafkasya’nın içinde ki folklorun çeşitliliği farklılığı  üzeride  çalışmalara başladık. Çünkü kültür planlamasında çeşitlilik önemli olmaktadır.

 

- Grubunuzu bize tanıtabilir misiniz? Grubun herhangi bir kurumsal yapısı var ,mı yoksa aynı şeyi düşünen insanların biraraya gelmesiyle oluşmuş bir yapımı sizinkisi?

''Wored Recordings'' grubu Bulat Halilov, Timur Kodzokov, Yeraslav Suzdaltsev ve Milan Halilov’dan oluşuyor. Grubumuzun ne bir ofisi ne bir çalışma saatleri personel vs gibi hiçbir kurumsal yapısı yoktur. Grup içinde çalışan herkes diğerine göre daha iyi olduğu alanda şeyi yapıyor.

Ben genel organizasyon halkla ilişkiler çalıştığımız bölgelerde gerekli kişilerle iletişim gibi konularda çalışıyorum. Birazda ses kaydı yapabiliyorum. Timur ses tekniği işlerini yürütüyor. Ekipmanları düzenliyor aldığı ses kayıtlarının temizlenmesi konusunda çalışır. Yeraslav bizim edebiyat düzenleyicimizdir. Benim yaptığım kayıt ve tekstler öncelikle onun kontrolünden geçer. Milana Albümlerin kapak tasarımlarını ve dizaynını yapar. Genel stilizasyonu oluşturur.

 

-Tüm bu çalışmaların Finans kısmını nasıl hallediyorsunuz peki? Herhangi bir sponsordan yada fondan destek alıyormusunuz?

Finansal yönden sorunlarımız yok değil tabi ki. Elimizdeki imkanlarımızı daha çok gelecekte olabilecek değil mevcut olan yaşayan projelerde kullanıyoruz mecburen. Kırımda düzenmiş olan Müzik Forumu Tavriyada ödüle layık çalışmalar içinde seçildik. Verilecek ödülün miktarı henüz belli değil ama bu da çalışmalarımıza destek olacaktır. Biz yaptığımız çalışmaları ücretsiz olarak yayınlıyoruz. Kararımız hepte bu şekilde ücretsiz halka sunmak. Ancak bizi takip edenlerden bunun karşılığı olarak bir destek beklemiyor değiliz doğrusu.

 

- Okuyucularımıza çalışmalarınız hakkında paylaşmak istediğiniz şeyler var mı? Beraber çalıştığınız kişiler tanınan kişiler mi yoksa kendi içinizden yeni yıldızlar mı çıkarıyorsunuz?

Kafkasya geleneksel halk müziğinde dışarıdan hemen tanınıp bilinecek bütünsel bir yapı yoktur. Mesela Nogay folklorunda bilinen bir kişi, aynı Dağıstanın başka bir bölümünde tanınmamış olabilir. Yine sizlerin tanıdığınız  Zamudin Guçe Kazaklar tarafından bilinmeyen birisi olabiliyor. Bu gibi daha bir sürü örnek saymamız mümkündür. Yine diğer taraftan Çerkes folklorunda gayet ünlü bilinen bir kişi, folklorla ilgisi olmayan ilgi duymayan kişilerce bilinmiyor da olabilir.

Bu açıdan bakacak olursak kendi bölgesinde konusunda tanınan insanlarla çalışıyoruz tabi ki. Ama içimizden yıldız çıkarma gibi bir durumumuz yoktur. Kendi alanında çalışmak istediğimiz bilinen tanınmış insanlar var tabi ki. Mesela Zaur Nogaev. Çok yetenekli birisi kim bilir yakında onunla bir çalışma yapabiliriz. Bunlar gibi çalışmayı düşündüğümüz Darginli Nineler, Abhazyadaki Pontili Grekler gibi kendi bulundukları yerlerde tanınan ama sizin belkide ilk kez duyduğunuz kimselerdir.

 

- Çalışacağınız faydalanacağınız müzisyenleri kaynakları nasıl buluyorsunuz,bu çalışmalar sırasında ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

Biz çok farklı yerlerde çok farklı insanlarla ilişkiye geçip çalışmalar yapabiliyoruz. Bu kimseleri bazen eğer bir kurum altında çalışıyorsa oradan veya sosyal medyadan aldığımız bilgilerle gidip bulundukları yerlerde ziyaret ediyoruz. Eğer bu kimseyle kontakt için bir ön çalışma yapmamışsak bazen gittiğimiz yerlerde kimseyi bulamadığımız oluyor. Bazen daha önce bulunduğumuz bir yerde karşılaşmadığımız oysa orada bulunan kimseleri sonradan da öğrenebiliyoruz. Buna benzer başka sorunlarda olabiliyor.

Bazen konuştuğumuz sorduğumuz insanlar bizi tam anlamayıp bize ordaki sahne sanatçılarını tanıştırmak istiyorlar.  Gerçek folklorcularla sahne sanatçıları arasında ki farkı anlamıyorlar. Oluşturduğumuz yapımları biz üç dilde yapıyoruz. O eserin ana dilinde Rusça ve İngilizce ye çeviriyoruz. Bu yüzden albüm çalışmalarımız uzunca bir süre alabiliyor. Buda rastladığımız en başta sorunlardan birisidir.

 

- Kafkasya da sahne sanatı hakkında neler söyleyebilirsiniz. Klişeleşmiş bir anlayışa göre bu sanatın geleneksel milli folklorun beslediğine dair bir anlayış mevcut. Gerçekte bu şekilde mi sizce?

Bana göre Kafkasyada sahne sanatı çok zararlı ve felekat bir şeydir. Bahsettiğiniz klişeleşmiş anlayış ise oldukça abartılmış bir söz. Evet bu sanatçılar bir iki eski parçalarda bazen çalabiliyorlar, ancak bunların bile sahnede çok kötü bir biçimde yorumlandığını görüyoruz. Sahne sanatı yaşanan gerçek folklorla paralel yaşamış olsaydı evet bu klişedeki söz doğru olabilirdi. Ancak böyle bir paralellik asla mevcut değil. Folklor maalesef gelişemiyor. Gelişmesi için onunla uğraşılması gerekiyor. Bugün yapılmaya çalışan, eskiden ortaya çıkmış melodileri veya parçaları zamana uydurma çabasından başka bir şey değildir. Buda o folklora verilecek en büyük zarardır.

 

- Genelde sahada kayıtlar yapıyorsunuz. Bunun sebebi otatntikliği sağlama çabasımıdır? Bu bağlamda stüdyo kayıtlarının folkloru öldürdüğünü mü düşünüyorsunuz?

Evet sahada çalışıyoruz. Yalnız biz sadece şarkı veya melodi kayıtları yapmıyoruz. Biz özgün olan her şeyi, her performansı, hatta bazen çalınan bir parçada yapılan hataları bile kaydediyoruz. Buda bize göre o projeyi daha özgün hale getiriyor. Folklor sonuçta yaşayan bir şeydir. Yaşanan neyse odur. Bunu bu şekilde anlayan maalesef oldukça az. Stüdyo kayıtları bu yüzden bizim yapımıza uymuyor. Stüdyo folklor için en olumsuz ortamdır diye düşünüyoruz.

 

- Wored Recording her ne kadar genel folklor alanınanda çalışsada, müzik grubu olarak Kafkasyada tanınıyor mu? Öncelikli amacınız kültürel kimlik ve patriotizmmi yoksa müzikal olarak bir fenımen yaratmak mı?

Popüler olduğunu söyleyemeyiz. Zaten folklor de önemli olan popülerlik değil kendini tanımlamaktır sadece. Bu iyi midir kötü müdür bilemiyorum. Ancak incelenmesi gereken bir konu.

 

- Geçenlerde Maykop metropol dergisinde bir yazı çıkmıştı. Bu yazıya göre “Kafkasya otantiğini Güney Kafkasya bölgesinde arayanlar acele etmek zorunda. Çünkü geleneksel kültürün beşiği kabul edilen Maykop şehri çevresi (Adıge köyleri) globelleşmenin etkisiyle kültürel erezyonun tehlikesi altında. Artık otantik Çerkes gecelerini I podların ışığı tahrip etmekte...” deniliyor. Buradaki görüşe katılıyormusunuz gerçekten otantik kültür ölmek üzere mi?

Bu yazıyı görmüştüm ve benim hiç hoşuma gitmemişti bu yazı. Metropol dergisindeki bu yazı aslında olayın vahimliği üzerine değil de alaycı tarafından bakıyor. Ciddi bir yazı değil.

Adıgey bölgesi folklor olarak çok zengin bir bölge olup, içinde bir çok Adıge kültürünün gerçeklerini yaşatıyor. Bu bölgede aylarca dolaşarak bir çok çalışmalar yapmak mümkün, ki zaten bir çok kişide folklor alanında bu bölgede çalışmalar yapıyor. Ayrıca bu çalışmaları yapanlar çalışmaları yapmak için değil, bu çalışmalar hayatlarının bir parçası ve yaşam şekli olduğu için folklorun içindeler. Ancak bu bölgede bulunup bu kişileri tanımıyorsanız, bu çalışmaları bilemez dolayısıyla da yaşatılmaya çalışılan folkloru da göremeyebilirsiniz.

Esas bu durum kötüye işarettir. Ben otantik kültürün tamamen yok olmakta olduğu fikrine katılmasam bile bazı folklorik ve kültürel motivlerin artık sonsuza kadar geri dönmeyecek şekilde kaybolduğu ancak halen daha bir çoklarının da yaşamakta olduğu fikrindeyim. Bu durum Kafkasya’nın başka bölgelerinde oransal olarak farklılık gösterebilmekde.

 

- Bir çok geleneksel kültürde müzisyenlik genel anlamda bir kavram. Bu kişi aynı zamanda hem yazar hem çalan kişi hem söyleyen kişi hatta bazende müzik aletlerini yapan kişide olabiliyor. Sizde bu durumlara rastladınızmı?

Evet tabiki. Bunlar bu bölgelerde Aşuglar, Aşıklar, Ceguakolar, cangarçiler gibi isimler alabiliyor. Bu konuda geleneksel kültür sosyal bir enstitü görevi yapıyor. Ancak bugün bu işimlerde bilinen kişiler artık unutulmaya yüz tutmuş durumda. Dağıstanda bunlara Aşugiler deniliyor. Ancak bu kişiler ne kadar geleneksel kültürel kaynak olarak değerlendirilir oda bir soru işaretidir. Aynı şekilde bu tür kişilere Kalmıkya’da Cangarçiler deniliyor. Ancak bugün kimlere Çangarçi denilebileceğini pek kimsede bilmiyor açıkçası. Çerkeslerdeki Ceguakolar diye anılan kişiler sanırım bugün yoktur ve geçtiğimi yy da kalmıştır bu deyim. Günümüz sanatçılarının ise, bu kişilerden farklı özellikteki kişiler olduğunu görmekteyiz. Bu sanatçılar bir birinden çok farklı motifler taşıyan müzik eserlerini çalıp söyleyebilmektedir.

 

- Sizin çalışmalar, yapmış olduğunuz folklor ve müzikal temalar ve motifler hakkında bilgi verebilirmisiniz.

Bunlar genelde tipik şeylerdir. Kafkasya da ana temanın düğünlere gündelik yaşama yönelik olduğunu görüyoruz. Bunun yanında Nart efsanelerine vurgu yapan kahramanlık öyküleri veya Çerkes-Rus savaşını hatırlatan özgürlük ve yaşam mücadelelerini görebiliyoruz. Kafkasya halkı kendi özgürlük mücadelelerinden bahsederken aynı bölgede Kazaklarda yine Dağlılarla olan zor mücadeleleri ve savaşları anlatan şarkılar söylüyorlar.

 

- Sen aynı zamanda bir Etnograf ve bilim adamı olduğundan bahsetmiştin. Kendi kendine sorduğunda Müzikal folklorun sosyal bir fonksiyonuda olduğunu söyleyebilirmisin peki? Toplumu eğitici bir fonksiyonu var mıdır müzikal folklorun, bazı geleneksel değerleri topluma geçirebiliyor mu? Yoksa sadece müzikal anlamda güzellikler mi veriyor topluma?

Geçmişte olsaydı belki bu şekilde topluma bir takım mesajlar verip etki ettiğini düşünebilirdik. O dönemde olsaydık işimiz kolaydı. Diktafonla dolaşıp kayıtlar yapıp yayınlayıp kalanıda toplumsal alandaki bilim adamlarına bırakabilirdik. Bugün ise durum böyle değil maalesef. Bu güne kadar bizim gibi çalışmalar yapanlarında konsepti bu şekildeydi. Ancak günümüz şartlarında bu çalışma tarzının yanlış olduğunu görüyoruz. Bu yüzden biz bu çalışmaları yaparken öncelikle teoriye girmeli onu anlamalıyız. Bu yüzden Timur ile beraber kendimizi daha çok eğitmeye çalışıyoruz. Bizde kendimizi sürekli olarak geliştiriyoruz bu yüzden.

Sizinle bir sonraki olabilecek görüşmemizde şimdi bu konuda kabul ettiğimiz şeyleri o zaman belki de kabul etmeyeceğiz. Bununda normal olduğunu düşünüyorum. Genel işlevleri dışında folklor aslında birçok fonksiyonu da yerine getirebiliyor. Mesela bir parça dinliyorsunuz. Oradaki melodi hoşunuza gittiği için parçadaki sözleri bazen kendi anadilinizde de olsa anlamıyorsanız, hemen bunu öğrenmek iştiyorsunuz buda sizin dil olarak gelişiminize katkı sunuyor. Bunun gibi bir çok örnek vermek mümkündür.

 

-Müzik tarihine baktığımızda folklorun müziğe birçok kaynak oluşturduğunu görebiliyoruz. XX. yy da Bela Bartok, İgor Stravinski, Leoş Yaneçek gibi isimler çalışmalarıyla müziğe yeni bir nefes vermişlerdi. Bu gün bu açıdanbaktığımızda folklordan gene bu şekilde yeni akımlar bekleyebilir miyiz?

Bilemiyorum. Bugünkü yaşayan folklora ve günümüz müzik anlayışına baktığımızda bunun nasıl olabileceği konusunda ben çalışma yapmıyorum doğrusu. Buda başka bir araştırma ve çalışma alanıdır diye düşünüyorum. Biz folkloru, bu yönde potansiyel olup olmadığından daha çok olaya bir bütün olarak yaklaşıyoruz. Bu yüzdende üzerinde çalıştığımız parçaların geleneksel formatta kalmasından yanayız. Bu değişebilir korkusundan veya gelişimi frenleyeceğinden değil, bunu kaynak görerek günümüz formatına uyarlanmasından yana olanlar aslında geleneksel formattaki tadı anlamıyorlar diye düşünüyoruz.

 

-Bu şekilde çalışan folklorla uğraşanlardan kimleri tavsiye edebilirsiniz? Kimleri klasikleşmiş olarak görüyorsunuz?

İsim olarak değil ama proje olarak söyleyebileceğim The Sayat Nova Project, King Gong, yine mental olarak bizim kardeşimiz olan Mon Ami Vincent Moon

 

-Folklor dışında hangi müzikleri dinlersiniz? Mesela Maykopta bu tür şeylere ilgi duyanlar Jıuv'dan hoşlanırdı?

Modern müzige bizde ilk zamanlar ilgi duymadık değil. Ancak şimdi o kadar ilgilenmiyoruz. Bu gün genelde hoşlandıklarım müzikler olarak Colin Stetson, Effeeloong, Muhammed ve Portishead söyleyebilirim.

 

-Beat film festivalinde Tencereler ve Yıldızlar” filminde sen ve müzisyen Moa Pillar Kabartay ve Adıgey de bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Bu filmin sizin açısından hikayesini anlatabilirmisiniz?

Bizim Syg.ma portalı kurucusu olan Furkat Polvanzade ile bir dostuğumuz vardı.Bizim çalışmalarımıza ilgi duyuyordu. Beraber bir video kontakt yapma düşüncemiz vardı. Aynı düşünceyi onlar Stereotacticle beraber yapma konusunda anlaşmışlar ve bu filmi de onlar yaptılar. Bu filmin hikayesine göre Moskovalı Elektronik müzisyen olan Fedya Pereverzev bana misafirliğe geliyor. Bende onu Çerkes folklor sanatçılarını tanıtıyorum. Bundan sonrada Fedya bizim arkadaşlarla birlikte karma bir çalışma yapmaya çalışıyor. Hikaye bu şekildeydi.

 

-Elektronik müzikle folklor elementlerinin birleşmesi fikrine nasıl bakıyorsunuz peki? Aynı şeyi Moa Pillar yapmıştı. Birde internette <<Şıpkem yi Çalehar>> projesini izlemiştik. Hatta Şıpkhem yı calhehhar diye yanlış olarak bilinmekte?

Eskiden bizde bu konularda epey heveslenmiştik bir şeyler yapmaya. Bugün okadar ilgilenmiyoruz. Biz folkloru öncelikle folklor olarak dinlemeyi öğrenmeliyiz. Folklorda bir parça hoşunuza gidince hemen ondan başka bir şey yapma yorumlama fikri bizim hoşumuza gitmiyor açıkçası. Bu bağlamda bahsettiğiniz çalışma hoşumuza gitmedi diyebiliriz. Evet deneme müzikleride folklora bağlı bir çalışma olabilir. Ancak folkloru sağılacak bir inek olarak görmemeliyiz. Bu konularda şüphecilik ve dikkat benim için daha önemli bir şey.

 

-Antropolojik müziğin bende hayranlarındanım. Mesela Reflection’ un çalışması olan Buz sesleri, Balinaların Korosu gibi insan sesi olmayan yapımlara bayılıyorum. Yine Nasa projesi olan Voyager Recordings’ in çalışması olan Ay ve dünya, güneş sistemi elektronik titreşimler olarak veriliyor. Yine Yanik Doby ‘nin Çinli Kurbağaların Şarkısı çalışmasını da çok beğeniyorum. Bu tür çalışmalar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu tür temaları bende seviyorum. Bunları bana sevdiren Doby nin Chris Watson, Jacob Kierkegaard ve diğer ustaların çalışmalarıdır. Jacob ile bizde bir ara birlikte bir proje yapma konusunda görüşmüştük.Bu bizim Wored Recordings çalışmalarımızdan daha önceydi.Bu tip çalışmalar insan kaynaklı folklörden sonra en önemli çalışmalardır diye düşünüyorum.

 

-Müzikal folklorun yaşadığı doğal ortamlarla ilişkili olduğunu ve şimdi bu doğal ortamların en etkili olan ortamlar olduğunu görüyoruz. Ancak günümüz dünyası ise İş merkezleri ve Megapolislerden oluşmakta. Acaba folklorda da bu yeni koşullar mı kazanacak? Yada buna bağlı olarak Antropolojik folklor mu yaygınlaşacak. Fabrikaların senfonisi veya su borularının flüt sesleri gibi projelerimi ilerde görebileceğiz?

Bu tabi bizim folklordan ne anladığımıza bağlı. Eğer biz çevredeki ortamdan etkilenen folklordan bahsediyorsak sizin bu görüşünüz doğru olacaktır. Ancak biz daha başka malzemelerle çalışıyoruz. Kültürel geleneksel şeylerin sonucunu oluşturan motifler üzerinde çalışmaktayız.

Folklor aynı zamanda halkın çeşitli dönemlerde ki popüler konularını da anlatır aslında. İçinde kendi dilini saklar. Biz toplum olarak ancak bu temelden gelişebiliriz. Bu olay o bahsettiğiniz Megapolislerden veya I podlardan daha çok fazla yaşayacaktır tema olarak. Bunun illaki sahne sanatlarına yansıması da gerekmez. Mesela biz bazen Jiu dan arkadaşlarla bir masa etrafında buluşup sohbet edip şarkılar söyleyebiliyoruz. Cebimizdeki telefonlar, masadaki yöresel yemeklerin bile plastik kaplarda olması bizim Çerkes olduğumuzu hissetmemizi engellemiyor sonuç olarak!..

 

Kaynak: https://www.yuga.ru/articles/culture/7255.html

Röportaj: Denis Kurenov

 

Rusçadan Çeviri : Кушу Ф.

Cherkessia.net, 13 Aralık 2015


Bu haber toplam 3322 defa okundu.


Necmettin Karaerkek

"Wored" tamam da. "Recording" n'oluyor acep ? Gaberdeyler Adiyebze'yi sevmiyormu artık ?

14 Aralık 2015 Pazartesi Saat 13:03
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net