Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ulrich Speck:Almanya-Polonya Çekişmesi AB’nin Rusya Ortak Politikasına Zarar Veriyor
15 Ocak 2016 Cuma Saat 20:01
13 Ocak 2016 
 
Transatlantic Academy (Washington, DC) kıdemli araştırmacısı Ulrich Speck ile söyleşi.
 
Söyleşiyi yapan: Wojciech Jakóbik (Jagiellonian Enstitüsü enerji analizcisi ve ekonomi portalı biznes alert.pl baş editörü)
 
 
WOJCIECH JAKÓBIK: Kuzey Akım-2 projesi Almanya’nın Rusya ile tekrar yakınlaşmak istediği ihtimalini düşündürüyor. Almanya’nın Rusya ile barışma siyasetinin mantığı nedir? 
 
ULRICH SPECK: Ukrayna krizi sürecinde Berlin Rusya stratejisini üç sütun üzerine inşa etti. Birincisi yaptırımlardı. Rusya’nın tutumu baskı uygulanarak değiştirilmek istendi. İkincisi diplomasiydi. Rusya’nın tutumu temas politikası yoluyla değiştirilmek istendi. Üçüncüsü Ukrayna’ya destekti. Ukrayna sınırlarını koruyabilen egemen bir devlet haline getirilmek istendi. 
 
Asıl amaç Avrupa barış düzeninin temeli olarak egemenlik ve toprak bütünlüğü ilkelerinin vurgulanmasıydı.
 
Bu strateji ilkesel olarak değişmedi. Almanya ağırlığını kullanarak AB üyelerinin Rusya’ya yaptırımların arkasında durmalarını sağladı. Minsk Antlaşmasına uyulmadığı sürece yaptırımların sürdürülmesi konusunda Almanya, AB ve ABD görüş birliği içindeler. 
 
Ne var ki – Ukrayna doğusundaki çatışmaların gerilemesi ve Suriye’de Rusya ile işbirliği yapılması için baskıların artması sürecinde – Moskova ile temas kurulmasını savunanlar güçlendi. Avrupa şahin ve güvercin ülkeler olarak bölünürken Almanya da kendi içinde iki kampa ayrıldı. 
 
Ukrayna’da sıcak çatışma sürerken şahinler avantajlıydı. Şiddetin azalması güvercinlere yarayacak. 
 
Almanya’nın Kremlin ile yakınlaşmak istediği biliniyor. Mesela şahinlere yakın duran Şansölye Angela Merkel Baltık Denizinde ikinci boru hattının yapılması planını, yani Kuzey Akım-2 projesini veto etmedi. 
 
Kuzey Akım-2 projesini başbakan yardımcılığı ve ekonomi bakanlığı görevlerini yürüten Sosyal Demokrat (SPD) koalisyon ortağı Sigmar Gabriel destekliyor. Almanya 2016 yılı AGİT dönem başkanlığı sürecinde Rusya ile gerilimi düşürmeye uğraşacak. Almanya’da gerek şahinler gerek güvercinler Rusya’daki rejimin sorunlu olduğu konusunda hemfikirler. Ama Rusya’nın saldırganlığı karşısında ne yapılması gerektiği hususunda farklı düşünüyorlar. 
 
Şahinler geri adım atılmamasını ve güç gösterilmesini savunuyorlar. Güvercinlere göre gerginliği azaltıp Rusya’yı ilişkiler ağına dahil etmenin yolu “saygı” göstermekten ve Batının rejim değişikliği istemediğini anlatmaktan geçiyor; Ukrayna krizinden önce yapıldığı gibi. 
 
SPD geleneksel olarak güvercinler kampına dahildir. Ostpolitik SPD tarihinin bir parçasıdır ve Sosyal Demokratlar bundan gurur duyarlar. Berlin Duvarının çökmesinde bu politikanın etkili olduğuna inanırlar. 1998-2005 yılları arasında Almanya Başbakanı olarak görev yapan Gerhard Schröder Kremlin denetimi altındaki Kuzey Akımı projesi yönetim kurulu başkanı olarak onbirinci yılını sürüyor. Putin ile yakınlığı onu SPD içinde istenmeyen adam yapmadı. Tam tersine son parti kurultayında bol alkış alan bir konuşma yaptı.
 
Ulrich Speck:Transatlantic Academy (Washington, DC) kıdemli araştırmacısı 
 
W.J: Almanya – Minsk Antlaşmasına uyulmasa bile – Rusya ile yakınlaşma politikasının yürüyeceğine inanıyor mu?
 
U.S: Minsk Antlaşmasına ilişkin çok farklı görüşler var. Ben çatışmaları müzakere masasına taşıdığına inanıyorum. Antlaşma uygulanmaktan henüz çok uzak. Ukrayna’nın Rusya ile sınırını denetim altına alması da zaman alacak. Donbas yeni bir “donmuş çatışma” olacak gibi görünüyor. Burası Rusya’nın kullanabileceği bölgeler arasına girecek. 
 
“Rusya ile temas politikası Moskova’nın komşularına ve Batıya dönük tutumunu değiştirir mi?” sorusunu yanıtlamak oldukça zor.
 
Tecrit politikası riskli görünüyor. Ukrayna krizinin tepe noktasında şahin tavır alan NATO bile iletişim kanallarının mevcut olmamasından ve tırmanan gerginliğin kontrolden çıkma olasılığından rahatsızlık duymuştu.
 
Temas politikasının da riskleri var. Kremlin’e yanlış mesajlar verilmesine yol açabilir. Ukrayna’ya saldırmadan önce olduğu gibi post-Sovyet saha üzerinde hakimiyet konusunda Batının kendisi gibi düşündüğü izlenimine kapılabilir. Batının Rusya’nın meydan okumasına karşılık veremeyecek kadar zayıf ve bölünmüş olduğunu düşünebilir.
 
En iyisi ilkeli bir tavır almak, yani varsayımlara meydan vermeyecek şekilde doğru mesajı iletmektir. Batı gerektiğinde güç gösterirken mümkün olduğunda temas kurmalıdır.
 
 
W.J: Kuzey Akım-2 bu yakınlaşma politikasının ürünü mü, yoksa Alman-Rus karşılıklı bağımlılığının bir uzantısı mı? 
 
U.S:Birincisi, Kuzey Akım-2 hala proje aşamasındadır. Hayata geçirilinceye kadar birkaç defa AB’den onay almak zorundadır. İkincisi, ticari hesaplar Almanya’nın Rusya politikası üzerinde sanıldığı kadar belirleyici değildir. Nitekim Alman Sanayi Birliği gibi örgütler yaptırımlar konusunda şansölyeyi (Merkel—ç.n.) desteklediklerini defalarca dile getirdiler. Angela Merkel Kuzey Akım-2 için “ticari proje” ifadesini kullandı. Oysa sadece ticari olsaydı çok kolay iptal edilebilirdi.
 
Şansölye Kuzey Akım-2’den kaynaklanan jeopolitik sorunların farkında. Kremlin’e Almanya’nın siyasi mekanizması üzerinde etkili olabileceği izlenimini veriyor ki bu sıkıntılı bir mesaj. Güney Akım projesinin iptaline sebep olduğu için İtalya ve diğer AB ülkelerinde kızgınlık yaratıyor. Ukrayna ve Slovakya transit ülke olmaktan kaynaklanan avantajları yitiriyor. Almanya’nın Rusya ile eski özel ilişkisine döneceği imajı yaratarak AB ve ABD’de kaygıya sebep oluyor.
 
Bununla birlikte Kuzey Akım-2 boru hattı projesinin "uzlaşma yoluyla değişim " teziyle uyumlu bir yanı da var. Bu tez Doğu Politikasının (Ostpolitik) bir parçasıdır ve SPD cenahında canlılığını korumaktadır.
 
Schröder ve Steinmeier 2000’li yıllarda “uzlaşma yoluyla değişim” yaklaşımını güncellediler. En önemlisi, Ukrayna sebebiyle Rusya ile ilişkilerin bozulması bu tezin başarısızlığı olarak algılanmadı. Steinmeier’in "Modernizasyon Ortaklığı" konsepti bu tezin en yeni ürünüydü. 
 
Kuzey Akım-2 projesi de Rusya’yı ilişkiler ağının parçası yaparak değiştirme fikrinin bir parçasıdır. Enerji fiyatlarının düştüğü, Rusya ekonomisinin baskı altına girdiği ve Ukrayna krizinin yarı başarısız hale geldiği bir ortamda temas politikası yanlıları “uzlaşma yoluyla değişimi” yeniden denemek için uygun zamanın geldiğini düşünebilirler.
 
W.J:Almanya’nın yakınlaşma politikası ile Polonya ve Baltık ülkelerinin şahin yaklaşımı arasındaki çelişkinin üstesinden gelmek mümkün mü? 
 
U.S:Yeni Polonya hükümeti ile Brüksel ve Berlin arasındaki mevcut gerilim ortak bir yaklaşımın önünde engel oluşturuyor. Almanya’nın doğu politikası bağlamında Polonya kilit ortak olmanın yanında AB içinde Fransa’dan sonra en önemli ortaktı. 
 
Ortak Rusya ve doğu politikası hem Berlin hem de Varşova’nın çıkarına olduğu için iki ülke ilişkilerini canlandırmak zorundalar. Eğer Almanya ve Polonya bir araya gelemezse Rusya’ya dönük ortak AB politikası geliştirilemez. Böyle bir durum Polonya, Almanya ve AB de dahil olmak üzere herkese zarar verir.
 
 
Çeviri: Dr. Ömer Aytek Kurmel
 
Cherkessia.net, 15 Ocak 2016
 
 
****
 
 
The German-Polish divisions hurt common EU policy towards Russia 
 
13 January 2016 
 
A conversation with Ulrich Speck, Senior Fellow at the Transatlantic Academy in Washington, DC. Interviewer: Wojciech Jakóbik
 
WOJCIECH JAKÓBIK: Having in mind Nord Stream 2, for example, seems like Germany wants to get closer with Russia again. What is the assumption standing behind Germany’s rapprochement policy towards Russia?
 
ULRICH SPECK: Since the outbreak of the Ukrainian conflict, Berlin has pursued a strategy towards Russia built on three pillars. First, sanctions, in an attempt to change Russian behavior by using pressure. Second, diplomacy, in order to change Russian behavior through engagement and third, support for Ukraine, in order to make it better equipped to function as a sovereign state capable of defending its borders. The overall goal was to reassert the principles of sovereignty and territorial integrity as the foundations of Europe's peace order.
 
This strategy has not changed in principle. Germany has used its weight to convince reluctant EU member countries to roll over sanctions into this month. Sanctions remain in place as long as the Minsk Agreements are not fulfilled; this is the official position shared by Germany, the EU and US. However, as the conflict in eastern Ukraine has receded and as pressure has mounted to work with Russia in Syria, those arguing for more engagement with Russia have become stronger. As Europe is split between more hawkish and more dovish countries regarding Russia, Germany is split as well into both camps. As long as there was open war in Ukraine, the hawkish camp was in a better position to build a majority behind its views - that Europe must push back against Russian aggression. The less violence there is, however, the easier it is for the dovish camp to regain influence. 
 
Germany is currently on the forefront of new efforts to engage with the Kremlin. Chancellor Angela Merkel, who leans more towards the hawkish view, has not vetoed plans to build a second pipeline in the Baltic Sea, Nord Stream 2. The latter has been pushed forward by vice-chancellor and minister for economics Sigmar Gabriel, the leader of Merkel's coalition partner the Social Democrats (SPD). Germany's OSCE presidency this year will also be devoted to attempts to reduce tensions with Russia. While both camps in Germany, hawks and doves, share the same analysis regarding the problematic character of Russia’s regime, they do differ when it comes to the response - how to deal with a more aggressive Russia.
 
For the more hawkish camp the key for dealing with Russia is to push back, enforce rules and demonstrate strength, while for the dovish camp the key is to bring Russia in from the cold, integrate it into a web of relations, show "respect" and try to communicate that the West is not seeking regime change in Russia - pretty much what was tried before the Ukrainian conflict. Traditionally, the SPD, which controls the Foreign Ministry, is rather in the dovish camp. The SPD has an Ostpolitik history which it is proud of and which it considers as crucial in having brought down the Berlin Wall. Gerhard Schröder, chancellor from 1998 to 2005, is in his 11th year as a chairman of the Kremlin-controlled Nord Stream AG’s board. His closeness to Putin has not made him a persona non grata in SPD; quite the opposite, Schröder gave a well-applauded speech at the last party convention.
 
Is Germany assuming that rapprochement with Russia works, even if the Minsk Agreements are not being followed? 
 
Regarding the Minsk Agreements’ merits, you can find different assessments. In my view, it helped bring the conflict form a military level to a diplomatic level. The agreement is far from being fulfilled, and there is a long way to restore Ukrainian control of its border with Russia. It looks as if the Donbas is going to become into another "frozen conflict", another region controlled by Russia against the will of the government of the country to whose territory it belongs to. Whether engagement with Russia works in the sense of changing Russian behavior towards its neighbors and the West is a difficult question.
 
Isolation is a risky policy; even NATO, which overall sounded quite hawkish during the height of the Ukrainian conflict, had been worried about the lack of communication channels, therefore risking a potential escalation quickly getting out of control.  But engagement is risky as well, as it may send the wrong signals to the Kremlin. Russia may assume, as it apparently did before the attack on Ukraine, that the West is quietly in agreement with Moscow's view of the post-Soviet space as Russia's sphere of control. It may assume again that the West is weak, divided and unable to push back when challenged by Russia. The best path is engagement in a principled manner - sending the right messages and leaving no doubt about one's own views and positions. The West must do both, push back where necessary and engage where possible.
 
Is Nord Stream 2 a child of this engagement policy or just a continuation of policy/business German-Russian interdependence? 
 
First one must say that Nord Stream 2 is still a project. It has to go through a number of legal checks by the EU before it can be built.  Secondly, business is not as influential regarding Germany's Russia policy as many think and German business organizations (such as BDI, der Bund der Deutschen Industrie) have said again and again that they stand fully behind the chancellor regarding sanctions. Angela Merkel has said that Nord Stream 2 is a "commercial project", but if it were only commercial, it would have been easy for the chancellor to stop it.
 
The chancellor is well aware of Nord Stream 2’s geopolitical problems: the problematic message it sends to the Kremlin (about its perceived ability to influence internal German decisions); the anger it provokes in Italy and other EU countries (because the Commission has stopped South Stream); the considerable loss of fees that the end of transit of gas via Ukraine would mean for Ukraine and Slovakia; and the general unease in the EU and US about a project that sends the message that Germany is back on track with its old special relationship with Russia.
 
However, the Nord Stream 2 pipeline project is also in line with the idea of "change through rapprochement" (Wandel durch Annäherung), which is still very much alive in SPD-circles, as part of Ostpolitik. The breakdown in relations with Russia over Ukraine has not been perceived as a failure of this policy which was revitalised by Schröder and Steinmeier in the 2000s. Steinmeier’s "Partnership for Modernisation" was the last brainchild of this line of thinking. Nord Stream 2 therefore fits into the idea that Russia can be changed by integrating it into a dense web of relations. With oil and gas prices low, Russia under economic pressure and Ukraine at least a half-failure from a Russian point of view, advocates of engagement in Berlin may think the time is ripe to try "change through rapprochement" once again.
 
How could the difference between the German rapprochement and the more hawkish approach of Poland and the Baltic countries be overcome? 
 
The current tensions between the new Polish government on the one hand and Brussels and Berlin on the other are making it harder to come to a joint approach. In recent years Poland has become a key partner for Germany, the second most important partner in the EU after France, at least as far as Germany's eastern policy goes. Both Berlin and Warsaw should make it a priority to bring the relationship back on track, because both have a strong interest in having a joint approach towards Russia and the eastern neighbourhood. If Germany and Poland are divided, it is difficult to put a common EU policy towards Russia together. The lack of such a policy is damaging for everybody, including Poland, Germany and the EU as a whole.
 
Ulrich Speck is a Senior Fellow at the Transatlantic Academy in Washington, DC. His work is focused on German and EU foreign policy, the EU's relations with Eastern Europe and Russia, and transatlantic relations.
 
Wojciech Jakóbik is an energy analyst at Jagiellonian Institute and editor-in-chief of economic portal 
 
biznesalert.pl
 

Bu haber toplam 2761 defa okundu.


İlluminati

Manyak Stalin ile sapık Hitler aralarında delice işbirliği yaparak Alman Sovyet saldırmazlık paktını imzaladıktan sonra aç kurtlar gibi 1939 da Polonya'ya saldırdıklarında zavallı Leh ordusu 36 gün içinde havlu atmıştı.


Peki bu sözde savaşı kazanan hayvanlar ne yapmıştı?

Teslim olan ülkenin şairlerini, bilim adamlarını, fizikçilerini, felsefecilerini, hukukçularını tek tek seçip idam etmişlerdi. 3 milyon yahudi olmak üzere 5 milyon insanı gözlerini kırpmadan öldürdüler.

Polonyayı aralarında sandviç paylaşır gibi paylaştılar.

Alman diplomat Hans von Herwarth, o günleri şöyle hatırlıyor: "Bunun üzerine birlikte kadeh kaldırarak, Alman-Sovyet kardeşliği şerefine içtik ve ‘umarız yakında İngiliz ve Fransızlara da derslerini verirsiniz’ dedik.”

Speck'in röportajını bu arka planla okudum.

Teşekkürler SN. Kurmel.

30 Ocak 2016 Cumartesi Saat 18:49
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net