


Sayın Necmettin Karaerkek,
Toplumlar içinde bulundukları koşullara göre değerlendirilmeli. Şapsığlar ve komşu topluluklar arkaik, güncellenmemiş demokratik yapıda birer toplum idiler- Abzah ve Natuhaylar da. Bu toplulukların bildiğimiz gibi Khase (Xase) denilen halk/ köylü meclisleri vardı ve bilebildiğimiz kadarıyla hiçbir yere bağlı değildiler. Ancak Abzahlar arasında bir değişim yaşanmış, Şamil ve naibi Muhammed Emin döneminde diğer Adıge demokratik topluluklarından uzaklaşma ve şeriata yönelme gibi bir durum görülmüş, Adıge birliği parçalanmıştı. Diğer Adıge toplulukları sınıflı bir yapıda idiler. Bjeduğ, Besleney, Ç'emguy, Kabardey, vs. Bu yarı feodal topluluklar meclisler eliyle değil beyleri (pşı) tarafından Adıge adetlerine göre yönetilirlerdi.
Kafkasya'da devletleşme oluşturacak düzeyde feodal gelişme Ermeniler ve Gürcüler arasında görülmüştür. Örneğin, Kartlı-Kaheti ve İmereti biçiminde iki Gürcü krallığı vardı. Yerel bir prenslik olan Abhazya İmereti Krallığı bünyesindeydi. Ayrıca Dağıstan'da da küçük yerel prenslikler vardı.
Adıgeler arasında prenslikler oluşmamıştı, feodalizm o düzeyde gelişmemişti. Örneğin köy topraklarının bir kısmı özgür köylülere (fekol) aitti, bu insanlar beye vergi verirdi ama beyin köyünden izin almadan başka bir köye göç edebilirdi. Serf/ toprak kölesi sınıf beye direkt bağlıydı, başka bir yere göç etme hakkına sahip değildi. Sadece kaçabilirdi, yakalandığında da cezalandırılırdı.
Özetle, Adıgeler arasında "serbest köy toplulukları" (Şapsığ, vb) ve "bey (pşı) köyleri" biçiminde iki ayrı sistem vardı. Şapsığ ve Natuhaylar gibi, Kabardey köy beyleri arasında da devletleşme eğilimleri görülmüş, ancak Kabardey beyleri modern, çağdaş bir devletleşme değil, serfleri sindirecek ve çoğaltacak despotik bir devletleşme amacı güdülmüştü. Başarılamadı, alt yapısı olmadığından her ikisi de başarılamazdı. 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda Kabardey beyleri Rusya'ya ilhaka pek bir ses çıkarmadılar. Bazı aykırı sesler olmadı değil. Bunlar istisna.
Kabardey tarihi objektif bir açıdan henüz yazılmamıştır kanısındayım.
Kabardey'i parça, Rusya için bütün kabul edersek, parça ile bütün ile örtüşmüştür diyebiliriz. Kabardey bey varlığı toparlanmış, yeniden geniş toprak, hayvan sürüleri ve serf (pşıl) sahibi olmuş , 90 yıldan çok varlığını sürdürmüştür. Dediğinizin tam aksine birçok Kabardey beyi 1860 yılında kölelerini ve taraftarlarını toplayıp Osmanlı topraklarına iskânlı göçmen olarak göç etmiştir. Sadece Kabardeyler değil, komşular, Çeçen ve Dağıstanlılar, Azeri ve Gürcüler de Rus idaresi ile sonunda uzlaştılar. Sadece Balkarlar (1827) ve Svanlar (1850'ler) Ruslara karşı direnmişlerdir.
Facebook hesabımda olan "Kırım Savaşı" adlı tez yazımda, General Kont Baryatinski'nin Çeçen ve Dağıstanlıları hangi taktiklerle Şamil'den ayırdığı noktası üzerinde kısaca durmuştum.
1859 yılında Karadeniz kıyısında yaşayan Şapsığlar ve diğer Adıge gurupları dışında şeriatçı Abzahlar ve diğer Adıge toplulukları Rus yönetimini benimsediler. 2 yıl sonra, 1861'de Abzahlar ile Ruslar arasında varılan Çar'a bağlılık yemini bozuldu. Baryatinski'nin yerine başkomutan olan General Kont Yevdokimov Abzahlara saldırdı. Çar II. Aleksandr tarafından yapılan uzlaşma, daha doğrusu Abzahları Kuban düzlüklerine yerleştirme çabaları sonuç vermedi. Çünkü Çar'ın Abzahlara ve Şapsığlara Maykop'un doğusunda gösterilen yerler su basan ve yer yer sıtma yatağı olan bir alandı. Örneğin, su basmayan Laba'nın doğusuna geçiş yasaktı, o yerler Kazak yerleşimine tahsis edilmişti.
Şapsığların ve müttefiklerinin diğerlerinden farkı, topraklarının tamamını yitirme sonucunu doğuracak bir Rus hükümet kararının alınmış olmasıydı. Diğer topluluklara-Bjeduğ, K'emguy, Kabardey ve böylelerine kendi topraklarını az çok bir kısmı bırakılıyordu. Şapsığ ve Abzahlara kendi toparklarından santim bir yer bırakılmıyordu. Bugünkü Maykop'tan Karadeniz'e, Karadeniz kıyısında da Kuban nehri ağzından şimdi Abhazya'da bulunan Bzıb nehri ağzına kadar olan bütün bir alandan Çerkes nüfus tamamıyla temizlendi. Tabii Şapsığlar demekle kastettiğimiz Şapsığ, Hak'uç, Natuhay, Abzah, Vıbıh, Ciget ve diğer kıyı topluluklarıdır. Bugün için, Karadeniz kıyısında bunlardan sadece
Şapsığlar bir etnik-yöresel birim olarak tanınıyor, dediğiniz gibi sadece onlar bir varlık gösterebildiler ve bir şekilde ata toprağında tutunmayı başardılar.
Kölelik konusuna gelince, 1815 Viyana Kongresi ile köle ticaretinin bütün bir dünyada yasaklanması kararı alındı. 1860'lara geldiğimizde, yani yarım asır gibi bir tarihsel kesit içinde kölelik tarihe karıştı. Ancak izleri sürmemiştir diyemeyiz, bir süre sürdü tabii. Konuya ırksal değil, sınıfsal ve siyasal açıdan yaklaşmak gerekir. Geçmişin bu acı sayfası için kimseyi aşağılamamak ve küçük görmemek gerekir.
Günümüzün anlayışı ırk, dil, din, sosyal sınıf farkı gözetmeksizin herkesi eşit görme anlayışıdır. Hedef eşitlikçi büyük bir dünya ailesine ulaşmaktır.
Kölelik toprak beylerinin ve tefecilerin borçlandırmaları yoluyla Kafkasya'da güç kazanmış bir kurumdu. O konuyu artık araştırmacılara, tarihçilere bıraksak, ileriye baksak daha iyi olur diyorum. Saygılar.
Yurdunu,Dilini,Kültürünü . Ormanlar'da saklanarak koruyan yeğane Çerkes Halkı : KIYI BOYU ŞAPSIĞLARI dır.O'nların dışında orada kalabilenler: Hırıstiyanlar,Rus yalakaları ve 1861 de ,Moskova'da Kölelik kaldırıldığı için.Özğür olan kölelerdir.Şapsığlar'ın etnik,kültürel değerlerini koruyalım.
30 Mart 2016 Çarşamba Saat 14:21