Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kuyeko Nalbiy: ШЫУ ЗАКЪУ- Tek Atlı
12 Aralık 2016 Pazartesi Saat 21:28
 
ШЫУ ЗАКЪУ
 
Сэ слъэгъугъэ шыу закъо
Жьым фэдагъар, жьыкоренэм
ШIункIым нэсмэ, къыщынэфэу
Тыгъэнэфым, къыщыушIункIэу
Зэкъэмацэу, зэщэбзащэу
Мачъэ, малъэ, чIылъэрлъэджэ
 
Сэ слъэгъугъэ шыузакъо
Нэшъум фэдэу, зидунайар
Зымлъэгъужьырэм яхьщырыгъ. 
Аунэплъэугъу пчыкIэ лыдым
ГъэшIэпстэури ыуджэгъугъэу
къысщыхъугъ. 
 
Ышэтагъэхащ ныбджэгъухэу,
ЧIыпIэкъиным укъизнэщтхэр
Тхьамфагъади, чIадзыжьыгъэу
АщцIыфгъа шIиылъэгъугъ
Ыуджэгъугъэу Дунайнэфыр
Зифэежьэп, ыгуичъыIэ
ЫIэмахэ, зи зэхихырэп
Зи зэхихырэп, зи ылъэгъурэп
 
ЧIыгур! маджэ ар,  мэлъаIо
Къызэгози, сырыразэу
СычIэфэнсэ уи гъочIэгъы..
Ау чIыкъатырдэгу-псыгоу
Шылъэм чIэкIычыжьэу чыжьэу
 
КъушъхьэкIэи мэафэчъагъар
ЖьырзэIибзэу, щэбзэдэкIэу
АукIэйкууми ар ыштагъэп
Псыри чэнджэу зэхэчъыгъ
Огуми пкIэнчъэу елъэIугъ
ЗэхэкIоти, зиIэтыгъ. 
 
Сэ слъэгъугъэ фэдэшыу
ЧIыгуи, огуи къыфэмежьэу
Амыштэжьэу псыми, кIэими
Абгынагъэу, егъэзыгъэу
Щымыщ пIонэу Дунай гъашIэм
Жьымхэтфэдэу, ар дыигъ .
 
...ЗэкIэм шыум ылъэгъугъ:
Лъэпкъ джэныкъор ныкъокIуасэу
Ащыпашъхьэ къыщынэфы
ШхомкIырыуи, шыузакъом
МэшIомакIэм фиузэнкIыгъ
ЗанкIэу хахьи, хэкIокIагъ...
Сэ слъэгъугъэ, мэшIот хъуабзэр
ГъашIэм фаблэу,зэкIэнагъ.
 
Къуекъо Налбый
 
***
 
TEK ATLI 
 
Gördüm ben tek atlıyı 
Rüzgâra benzerdi o, kar boran hatta 
Karanlıkta ışıyıp, kararan akşam güneşinden 
Bir bıçak ucu bazen, bir çılgın mızrak 
Sürükleyen, bütün bir halkı peşinden  
 
Ben gördüm tek atlıyı 
Kör gibiydi, dünyadan değil 
Görmeyenlere benzer 
Bakışı, şimşek çakışı yalnız 
Yaşamdan nefret etmiş, öyle sandım ben
 
 
 
Sınadı yoldaşlarını, zorda kim nedir? 
İlah olup, sonra terkedilmişleri gördü 
Hazzetmedi dünya halinden 
Artık istemiyor hiçbir şey, yüreği soğuk 
Göremiyor, çözemiyor,  bir şey gelmiyor elinden 
 
Toprağa sesleniyor o, yakarıyor 
Yarıl razıyım, sığarım küçük bir oyuğa 
Umurunda değil yeryüzünün, vurdumduymaz sağır 
Mahşerden kaçıp uzağa, çoook uzağa 
Uçurumlara yürüdü hüzünlü, ağır  
 
Rüzgârı yardı, mızrak gibi geçti 
Derin yamaçlar yenemedi onu 
Sığ sular yol verdi  
Boşuna yalvardı gökyüzüne 
Dağıldı önce bir, sonra durup diklendi 
 
Ben gördüm benzer atlılar 
Yerin göğün istemediği 
Suların almadığı uçurumları uçmuş 
Terkedilmiş, zor der içinde 
Dünyadan değilmiş de sanki 
Zemheride don tutmuş 
 
Bütün atlılar gördü  
Ulusun ateşi solmuş, kül olmuş  
Tek o farkına vardı bunun, ufkunda parladı 
Gem vurup atına süvari  
Ateş kalıntısına sürdü atını, kayboldu harladı  
 
Ben gördüm ateşi, kızıl kor bir taştan 
Yaşam ışığı tutuşmuş yine, bin bir umut sil baştan 
 
Kuyeko NALBİY 
 
 
Çeviri: Erhan HAPAE (Ragıp Mete’ye teşekkürlerimle) 
 
 
Cherkessia.net, 12 Aralık 2016
 
 

Bu haber toplam 5491 defa okundu.


Kuzeyli (Temir)

Nazım Hikmet ve Mayakovski üzerine blog yazısı. Brandt Khudıj'ın yorumlarına ilave olur. K. Nalbiy ne Nazım'dan nede Mayakovski'den daha aşağı değildi bana göre. Hatta belkide yukarıdaydı. Arkasına hakim ideolojik sınıfın rüzgarını almadığı için onlardan daha zayıf değildir. Bunuda bilmeliyiz. Ayrıca Kuyeko Nalbiy'in türkçe çevirileri güzel ancak anadilden okuma yapanlar onun edebi kapasitesinin doruklarını görme fırsatını bulur. Okuma öğrenmek dili konuşabilenler için zor değil. Yazma demiyorum o epeyce çalışma gerektirir.

http://moskovanotlari.blogspot.com.tr/2015/05/turk-siirine-rus-katks-mayakovski.html

27 Aralık 2016 Salı Saat 13:35
Brandt Khudıj

Kube Nurhan ve Khanbolet'in açtığı parantezden devamla...

(Yorumlar çok hoşuma gitti doğrusu. Şiir konuşmayalı epey zaman olmuş hayatın gaileleri ile tökezleye tökezleye yaşar olmuşuz. Şiir umuttur. Hala şiirden konuşabilen insan varsa umut vardır)

Mayakovski zamanının yani devrimin şekillendirmeye başladığı Rus insanına hitap ediyordu bence Nurhan hanım. Nazım Hikmet'de halkın şairi olabilmiş ender şairlerdendir bana göre.

Nazım Hikmet Marksizme bağlanmaya başladığında Vladimir Mayakovski ve Klebnikov gibi Rus fütürist ve konstrüktivist akımlarının şairlerinden etkilenir.
N. Hikmet'in ilk Moskova macerasında iki şiir akımı öne çıkmıştı. Biri Mayakovski'nin öncülük ettiği fütürizm (gelecekcilik) Diğeri ise İlya Selvinski, Eduard Bagritski gibi şairlerin öncülük ettiği yapımcılık akımı. Nazım Hikmet daha Rusça bilmediği için bu akımlara biçimsel açıdan bakabiliyordu. Bir rastlantı sonucu Mayakovski ile tanışarak Gelecekçi akım şairlerine katıldı. O günleri şöyle anlatır:
“Bir gün Şura’yı görmek için odasına gittiğimde, baktım sesler taşıyor küçük odadan. Bütün seslerin üstüne çıkan görkemli bir ses ise hepsini bastırıyor. İçeri girdiğimde, bu görkemli sesin iriyarı geniş omuzlu, kafası usturayla tıraşlı bir adamın sesi olduğunu gördüm. Herkese sövüyormuş gibi geldi bana....”
“ Mayakovski daha o zamandan, Ekim Devrimi’nin şairi olarak dünya çapında ün kazanmıştı. Bense kimsenin tanımadığı, işin başlangıcında bir Türk şairi, bir KUTV öğrencisiydim. (...) Buna karşın hemen dost olduk onunla. Evi dostlarına açıktı her zaman ve ben sık sık giderdim oraya. Fakat çok zor anlıyorduk birbirimizi. O zamanlar Rusçam yetersizdi çünkü”

Nazım Hikmet çevresindekileri etkileme gücü çok yüksek olan bu ünlü şairin şiirlerini anlayamıyor, ama basamaklı dizeleri taklit ediyordu. Birlikte şiir okumayada gidiyorlardı.

'' Politeknik Müzesi salonunda Mayakovski’yle birlikte şiir okudum. Moskovolıların karşısına hemen hemen ilk çıkışımdı bu. Korkuyordum. Mayakovski, ‘Korkma Türk’, dedi, ‘fark etmez, anlayamayacaklar nasıl olsa’”

Nazım Hikmet artık Mayakovski gibi fütürist şair olduğuna inanıyordu. Fakat çok iyi Rusça bilen bir arkadaşı kendisini Gelecekçi saymasının yanlışlığından söz etti: O lirik bir şairdi ve fütürizmde bireyin iç dünyasına, psikolojiye yer verilmiyordu. Gene aynı arkadaşından Yapımcılık akımının lirizme karşı olmadığını öğrenince, Nazım Hikmet ülkedeki yeniden yapılanma savaşımını da çağrıştıran bu anlayışa yöneldi. Yapımcılarla birlikte ilk şiir okumaya çıktığında tepkiyle karşılaştığını, kafasına kitaplar atıldığını, Mayakovski’nin “Dönen Türk!” diye kınadığını söyler. Buna rağmen Mayakovski’yle arkadaşlıkları devam eder.

1941’de Bursa Cezaevi’nden Malatya Cezaevi’ndeki Kemal Tahir’e yazdığı mektubunda şöyle diyordu: “Mayakovski’nin 940 da neşredilen ve bir tek ciltte toplanan şiirleri elime geçti. Okuyorum. Sana bir itirafta bulunayım aramızda kalsın, Mayakovski’yle yeni tanışıyorum.”

K.Nalbiy, Mayakovski, Nazım Hikmet ne farkeder. Şiirsever dostlara selamlar.

21 Aralık 2016 Çarşamba Saat 22:19
Zaur (Jılahıstaneyli)

Şiir mükemmel!
Çerkescenin bütün gizleri var her kelimesinde. Çevirenlerin bize ulaştıranların yüreğine sağlık.

Thaşöğepsev nahıjher, nıbjeğuher

21 Aralık 2016 Çarşamba Saat 11:37
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net